Skins – 6. Sezon

Skins – 6. Sezon

Rich (Alexander Arnold)

(Okuduğunuz yazı diziyle ilgili SPOILER içermektedir!!!!)

Yabancı dizi izlemeye başladığım ilk zamanlardan beri her daim hayatımda bir adet gençlik dizisi oldu yayınlandığı güne göre hayatımı programladığım. Önce Dawson’s Creek‘in o acı jeneriğiyle başladık. Ardından hala etkisini kaybetmemiş The O.C. geldi. Derken birkaç sene evvel Gossip Girl‘e bulaştık ki onun etkisi çok çabuk geçti. Skins‘e ise kimin zoruyla başladım bilmiyorum ama sanırım şimdiye kadar ekranlarda gördüğümüz en sahici gençlik dizisi. Uyuşturucu ve seksin bu kadar merkezde olması mı samimi yapıyor bu diziyi? Alakası yok. Sadece diziyi izleyen her gencin en azından bir karakterle yaşadıklarının örtüşmüş olduğunu düşünüyorum. Tabi bir de yukarıda saydığım diziler gibi büyük aşklar, büyük mutlulukların değil de dibe batışların, yanlış seçimlerin ağırlıkta olması Skins‘i bu kadar çekici kılan. 6 sezondur heyecanını hiç kaybetmemiş, en sıkıcı bölümünde bile seyircinin gönlünü fethetmiş, belki de televizyonun en unutulmayacak işlerinden. Alamadığı ödüllerin, eleştirmenlerden görmediği hürmetin hiç bir önemi yok. Skins zaten istediği kitleye ulaşmış durumda. Gerisi yalan.

Diziyi bilmeyenler için isterseniz kısaca bahsedelim. Skins her iki sezonda bir tüm kadrosunu değiştiriyor. İlk iki sezonda Nicolas Hoult‘un başını çektiği bir ekip izlemiştik. Sonra 3. ve 4. sezonda Kaya Scodelario‘ya aşık olmamıza sebep olan bölümler karşımıza çıktı. 5. ve şimdi bahsedeğimiz 6. sezonda ise The Golden Compass ile tanınan Dakota Blue Richards‘ın yer aldığı bir grup genci seyrettik. Bu arada unutmadan söyleyeyim Slumdog Millionaire‘in yıldızı Dev Patel ünlü olmadan evvel bu dizinin ilk iki sezonunda oynuyordu. Skins‘in bu garip senaryo seçiminin yanı sıra bir de her bölümün başka bir karakter üzerine odaklanması durumu var. Cnbc-e’nin takipçileri iyi bilir eskiden de As If adındaki televizyon dizisinde vardı bu her bölümde başka karakter meselesi. Bir bakıma As If‘e Skins‘in atası diyebiliriz.

Luke (Joe Cole) ve Franky (Dakota Blue Richards)

Gelelim 3. jenerasyonun yer aldığı 6. sezona… Benim henüz beğenmediğim bir sezon olmadığı için Skins hakkında ne kadar objektif olabileceğimden şüpheliyim. Tabi yine de bugüne kadar izlediğimiz en zayıf sezonlardan biri olduğunun farkındayım. Hemen konuşalım 6. sezonda neler olduğunu. Hikaye Fas’daki tatilde başladı. Matty (Sebastian De Souza) ve Franky’nin (Dakota Blue Richards) ilişkisi iyice sarpa sarmışken ikisinin de bir şekilde sebep olduğu bir trafik kazası gerçekleşti. Bu kazada dizinin sevilen karakterlerinden Grace’i (Jessica Sula) kaybettik. Grace’in ölümüyle de geçtiğimiz sezon evliliğin kıyısından döndüğü büyük aşkı Rich (Alexander Arnold) tarifi mümkün olmayan bir bunalımın içerisinde buldu kendini. Öyle ki sezonun ikinci bölümünde Rich’i hayalleriyle boğuşurken izledik.

Ardından Liv’in (Laya Lewis) hayatına Alex (Sam Jackson) adında yepyeni bir karakter girdi. Her sezon en az bir homoseksüel karakterle hikayeyi hareketlendirmeye bayılan senaristler üçüncü jenerasyondaki boşluğu Alex ile doldurmuş oldu. Fas’da Franky’nin hayatına giren ve Grace’in ölümünde parmağı olan Luke (Joe Cole) da Skins‘in bu yılki sürpriz karakterlerinden bir diğeri. Tüm bu kargaşanın arasında Mini (Freya Mavor) ile Alo (Will Merrick) beraber oldu. Ardından Mini hiç beklenmedik bir şekilde hamile kaldı ve yine beklenmedik bir şekilde Alo’ya aşık oldu. Annesiyle de problemler yaşamakta olan Mini yıllardır görmediği babasının yanına yerleşti, fakat babası şaşırtmadı ve yine onu terk etti. Sezonun asıl sürprizi ise hiç kuşkusuz Nick’den (Sean Teale) geldi. Kardeşinin sevgilisi Franky’ye aşık olan Nick özellikle Skins‘in erkek izleyicisine hitap eden bölümüyle bu yılın en güzel gelişmesine imza attı.

Nick (Sean Teale)

Dediğim gibi Sean Teale‘ın bölümü hiç kuşkusuz bu sezonun en iyilerinden biriydi. Aynı şekilde Mini’nin anlatıldığı bölüm de oldukça başarılıydı diye düşünüyorum. Benim tek üzüldüğüm şey Nick’in bu kadar malzemesi varken olayın sadece Franky boyutunun anlatılmasıydı. Ondan arta kalan zamanlarda da dizinin başından beri bir türlü alışamadığım Matty’nin mücadelesine yer verildi. Tabi Skins‘de hiçbir şeyin istediğimiz gibi gitmemesine alıştığımdan yorum yapmanın alemi de yok. Grace ile Rich ne güzel dedik, Grace öldü. Sonunda Mini ve Alo bir araya gelecek dedik, Alo’nun kendisinden oldukça küçük bir kızla beraber olması başına bela açtı. Nick’in aşkını izlemek istedik, bu sefer de Franky’nin dengesiz ruh halleri ortaya çıktı. Söylendiğimi bakmayın. Zaten Skins‘de sevdiğim şey bu. Gerçek olamayacak kadar mükemmel şeyleri anında yok ediyorlar ya da geciktiriyorlar.

Tabi şu an acımız büyük. Skins her sezon maksimum 10 bölüm oynayan bir dizi ve Ocak aylarında ekranlara dönüyor. 2. sezondaki Şubat başlangıcı haricinde bir istisna olmadı. Üstelik dizinin yapımcıları yedinci sezonda Skins‘in sona ereceğini açıkladılar. Güzel haber ise yedinci sezonda tüm jenerasyonların karakterlerinin bir araya gelecek olması. 6 bölüm olarak planlanan yedinci sezonda kimler yer alacak henüz bilmiyoruz. Ama istek yapabiliyorsak eğer ben eskilerden Cassie, Anwar, Tony, Effy, Pandora, Cook ve Naomi’yi görmeyi çok isterim.

Skins‘i özleyeceğimiz kesin. Yedinci sezonun son sezon olması sebebiyle şimdiden yas tutmaya başladım zaten. Gerçi bitse de bu Bristol’lı gençlerden kolay kolay kopabileceğimi zannetmiyorum. Tabi gelecekte bir filmle karşımıza çıkma planları olduğunu duyduğumdan beri daha uzunca bir süre bu beraberliğin süreceğini bilmek de rahatlatıyor. Daha ne diyeyim? Herkese hitap etmese de bence izlenmesi gereken ve kolay kolay zihnimizden kazınmayacak bir dizi Skins. Kendi kulvarının da en iyisi. Umarım izlemenize sebep olacak kadar reklamını yapabilmişimdir.

En İyi Bölüm: Nick (Bölüm 6)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Sean Teale (Nick Levan)
Sezon Notu: A-

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. shifty

    teenage hipster dizisi 😀 ilk jenerasyonu eğlenerek izlemiştim de sonra hiç içimden gelmedi. müzikleri inanılmaz güzeldir yalnız. bu arada gördüğün en sahici dizi olması yorumu çok garip olmuş. uyuşturucunun ve seksin dibine vurduğunu farzediyorum. ayrıca karakterler günlük hayatlarında da oldukça abzürttür.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.