Breaking Fast

Breaking Fast

Yönetmen & Senaryo: Mike Mosallam | Oyuncular: Haaz Sleiman, Michael Cassidy, Amin El Gamal, Patrick Sabongui, Christopher J. Hanke, Rula Gardenier, Veronica Cartwright, Aline Elasmar, Rob Warner, Doug Locke, Diane Sellers, Brian Dare | 92 dakika | Komedi, Drama, Romantik

Normal şartlar altında kısaca yazıp geçeceğim seviyede bir ilgi gösterdiğim için Breaking Fast’i uzun “yorum” kısmına almam sizi şaşırtmış olabilir. Ama “New year, gayer me!” sloganıyla yola çıktığım 2021’de kuir içerikli yapımları ben beğeneyim ya da beğenmeyeyim, bir şekilde gücümün yettiğince mümkün olan en yüksek görünürlüğe ulaştırmak için mücadele edeceğim artık blog sayfalarında. Bir gay Ramazan filmi olma amacıyla yola çıkan Breaking Fast’i bu formatta konuk almam da bu yüzden. Hemen konumuza geleyim… Kağıt üzerinde fikren pek enteresan bulduğum bu yapımı tam da Türkiye gibi faşist felsefesine sıkı sıkıya bağlı bir ülkede LGBTIQ+’ın sapkın ilan edildiği ve hatta varlığının hiçe sayıldığı bir dönemde izlemek pek anlamlı oldu. Sözde muhaliflerin bile satır aralarına sakladığı, bizim bile göremediğimiz desteklerinin yalnız bırakışı sağolsun, asırlardır “Türkiye’nin gerçeği” diye varlığına alıştırıldığımız ve bir türlü azalarak tükenememiş sağ kalabalıkla boynuzlarımızı çarpıştırıp alev çıkarırken oturup Breaking Fast izlemek beni mahallenin saçını tarayan keyif düşkünü yapıyor sanırım. Ancak o keyif molasında yönetmen/senarist Mike Mosallam ve saz arkadaşlarının yapmaya çalıştığı her neyse, işlemediği kanaatine vardım çok üzgünüm. 2015 tarihli bir kısadan hareketle uzun metraja çevrilen yapım dini değerlerine sıkı sıkıya bağlı ana karakterini sevmeyecek olana onun inançlarını sorgulayan bir takım arkadaşlar, “hoşgörü” satan beyaz bir adam ve heteroseksüel evliliği tek çıkış yolu olarak gören bir eski sevgili hediye ediyor. Kiminle empati kuracağınız size bırakılsa da inanç bazlı kalabalıklara yakın değilseniz bu yüzleri çok çabuk tanımanız imkansız. Bunların hepsinin Türkiye ve benzeri ülkelerde tezahürleri bulunan eşcinseller olduğu su götürmez bir gerçek tabii. Fakat İslamofobik olmak istemez iken böylesine sakat, iki zıt renk arasında bir orta yol bulabilirizci iyi niyetine ben pek kanamadım açıkçası. Bu belki din fikrine tamamen karşı olmam, belki de filmin kendini ifade etmeye yetecek kadar cümle dile getirememesindendir bilemiyorum. Nitekim kendi dini bayramlarının etrafına kuir bir hikâye inşa eden Happiest Season’a temelinden karşı çıkmamıştım. Bu da benim iki yüzlülüğümü suratıma vuruyor olsa gerek. Gerçi burada Müslüman kimliğe gelene kadar sorun edilecek çokça oyuncu, performans ve reji seçimi de mevcut. Ticari kaygıyla çekilen sayısız yapıma öykünürken o mübalağalı tepkileri, kendi öyküsünü ille de bir travma olarak tanımlamak isteyen karakterlerini doğru insanlara emanet etmemiş. Dolayısıyla zaten basit eşcinsel filmi klişelerini teker teker ziyaret eden içler acısı senaryonun üstüne bu hiçbir kontekst içerisinde değer etmeyecek oyunculukları da yerleştirince elimiz kolumuz bağlanıyor. Basit diyelim, çok idealist diyelim, geri kafalı diyelim, heteronormatif diyelim, daha önce hiç örneği olmadı diyelim ve üstüne gitmeyelim. Bizim de asırlardır deneyip yanılan cishetler ve çoğunluktaki pek çok kalabalık gibi batırmaya hakkımız var ne de olsa, değil mi?

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.