Yılbaşı Gecesi

Yılbaşı Gecesi

Yılbaşı Gecesi
Yönetmen: Ozan Açıktan | Oyuncular: Alican Yücesoy, Alina Boz, Ayta Sözeri, Boran Kuzum, Büşra Pekin, Cengiz Bozkurt, Derya Karadaş, Emir Benderlioğlu, Fatih Artman, Gülse Birsel, İrem Sak, Kubilay Tunçer, Nazmi Sinan Mıhçı, Serkan Keskin, Şebnem Bozoklu, Zeynep Güngör | Senaryo: Gülse Birsel | Türkiye | 142′ | Komedi

Önce streaming platformları, ardından da pandeminin etkisiyle tüketim alışkanlıklarımız bütünüyle değişti ve bundan en fazla etkilenen de sinema salonları oldu biliyorsunuz ki. Okyanusun diğer tarafında bu konuyla alakalı bambaşka tartışmalar yaşanırken, bizde koşulların olgunlaşamadığı bir sektör bulunduğu için en çok izlenen türlerden komedinin önde gelen hikâye anlatıcıları, soluğu Türkiye pazarına giren platformlarda aldı. Cem Yılmaz, Netflix’in kollarına koştu. Yeni yükselen isimlerden Feyyaz Yiğit, Acun Ilıcalı’yla el sıkıştı. Şahan Gökbakar, Ata Demirer ve Gülse Birsel’in içerisinde bulunduğu, BKM’yle arası iyi kalabalık ise soluğu Disney’de aldı. Salonların batışı sürecinde katalizör görevi gören sinema yasasına imza atmışlar için de bir konfor alanı sağladı bu platformlar. Eskisi gibi dolmayan salonlardan mütevellit gişe beklentisi denklemden tamamen kalktı ve Şahan’lı, Cem Yılmaz’lı, Yılmaz Erdoğan’lı o korkunç “İmzamızı attık.” fotoğrafının izlerini silmek için bir fırsat oluştu hatta. Tüm bu fırtına içerisinde beyler günah çıkartıyor ama rüştünü televizyona yaptığı ikonik dizilerle ispatlamış ve yakın tarihte Aile Arasında ile tek bir medyuma hapsolmayı da reddetmiş Gülse Birsel’in sorumlu olduğu bir durum yok tabii. Ancak yine Ozan Açıktan’la çalıştığı Yılbaşı Gecesi‘nde, bir platforma sabitleniyor olmanın katkısı olarak ticari kaygıların gölgesi kalkmış ortadan. Birsel, kreatif özgürlüğün ona verdiği yetkiye dayanarak şakalarını kısık ateşte kaynattığı, eslere sahip bir curcuna sahneye koymuş bu kez.

Pandeminin orta yerinde, yeni yıla girecekken sokağa çıkma yasağının konmasıyla yaptıkları parti hazırlıkları kursağında kalan yüksek gelirli bir aileyle açılıyor Yılbaşı Gecesi. Şebnem Bozoklu’nun canlandırdığı evin annesi harcadığı emeklere yanarken, evin babası Fatih Artman ve eski dostu, aynı zamanda da komşusu Kubilay Tunçer’in ortaya attığı fikirle hazırlıklar boşa gitmesin diye site sakinleri davet ediliyor. Kızları Alina Boz’un gözüne kestirdiği Boran Kuzum ve Serkan Keskin ile Büşra Pekin’den oluşan mafya ailesi, divaların divası Ayta Sözeri, yanlarında çalıştıkları ev sahipleri Amerika’ya göç edince onların kimliğiyle bu partiye katılmaya kalkışan Cengiz Bozkurt ve yanında sürüklediği eşi Derya Karadaş, başı kapalı eşi İrem Sak ile davete icap eden Alican Bozkurt derken ev yine bir Türkiye mozaiğine dönüşüyor, aksilikler de kaçınılmaz oluyor tabii. Yalnız bu mozaik, Gülse Birsel’in filmografisinde bir yere oturabilen bir mozaik değil.

Sınıfın büyük rol oynadığı Yeşilçam klasiklerine aşk duyan ve bunu da kaleminde gizlemeye kalkışmayan Birsel, ötekileştirilmemize yol açan farklılıklarımızdan mühim bir “ilişki kurulabilirlik” sağdı bugüne kadar. Kandaşlığın can sıktığı Avrupa Yakası ve Yalan Dünya’dan seçilmiş ailenin ehemmiyetine dair kuir pozitif mesajlar saçtığı Aile Arasında’ya kadar, bütün başkalıklarımıza karşın en nihayetinde aynı coğrafyada yaşayan insanlar olduğumuzu hatırlattı her daim. Köşe yazılarından derlediği kitapları da okuduğum için, Birsel’i halktan biri diye tanımlama aymazlığına girişmem elbette. Kaldı ki kendisi de ayrıcalıklarının farkında bir güldürü ustası bana kalırsa. Ve tüm bunlarla birlikte metropol hayatını çok iyi biliyor, bu koca şehre yolu düşenlere değil, yolu düşenlerle güldüğümüz bir mizah üretiyor. Dolayısıyla kapısını kapattığında sahip olduğu standartlardan bağımsız, komedi malzemesi yapacak kadar iyi tanıdığını düşünüyorum İstanbul’u ve içerisindeki kalabalığı.

Peki neden bir garip bu defa bu mozaik? Yılbaşı Gecesi hangi hassas kasımıza baskı yaptı da hep bir ağızdan aynı tatmin olmamış tepkiyi veriyoruz? Türkiye liberalliğinin son 20 yılda geldiği yerin özeti var çünkü karşımızda. Progresif olana hasret bir coğrafyada eylemsizliği benimseyen bu kitle, kendi huzurları bozulmadan sınıf, dil, din, ırk, yönelim bizi ayırmasın diye çabalarken aradaki makas çok büyüdü bu sürede. Şehirlerini ele geçiren lümpenler kadar beyaz Türkler’e de tepkili Birsel’in hitap ettiği kitle artık. Ve Yılbaşı Gecesi, lafı uzunca bir süre dolandırdığı, her esprisi için gözle görülür bir şekilde soluklandığı kakafonisinin ardından “Bize biraz fazla yüklenmiyor musunuz?”u pek de kibarca dile getirmeyen bir beyaz Türk ile sonlanıyor. Yatak odasındaki çekmecede 50 bin euro saklayan, yılbaşı süslerine servet harcayan, bu lüks sitede sözde ideal bir hayat süren ailenin babacığının içinden askerliğini komando olarak yapmış, şehire ayak uydurunca Anadolu kaplanı tavırlarını sineye çekmiş biri çıkıyor ve kükrüyor. Öfkesi kime sorusunun cevabı ise üstüne düşününce bir hayli can sıkıcı.

Teker teker performansları da konuşabilirdik tabii. Fatih Artman artık mübalağada yeni bir çığır açtı. İrem Sak, belli ki ilhamı Tuğçe Kazaz’dan almış. Derya Karadaş kaşını kaldırsa güldürebilecek bir mizah ustası, Gülse Birsel’in de kendi oyunculuk tarihindeki muhtemelen en iyi performansı. Şebnem Bozoklu yer aldığı her yapımda “nötr” karakter olma işini çok iyi kotarıyor. Cumhuriyet tarihinin en iyi oyuncusu Kubilay Tunçer, “rakı seven kadın” Büşra Pekin, büyük kastların ustaları Serkan Keskin ile Cengiz Bozkurt, say say bitmez… Boran Kuzum da cennetten bu ülkeye düşmüş bir melek, beyaz perde için yaratılmış bir yüz, izlemeye doyamadığımız bir tanrı. Alina Boz’un Z jenerasyonu tiplemesi de keza, Cici’nin Şevval Balkan’ıyla birlikte ele alınıp uzun uzun konuşulmalı da… İşte daha büyük sorular olduğundan bunlara sıra gelmiyor. Sağı ihya olurken solu deliren, orta sınıfın tamamen silinip fakirleştirildiği bir ülkede dibi tutmuş bir liberalliğin güldürmesi imkânsız artık. Ne kimseyi kırmadan doğruyu söylemek isteyen modern anne bizim gerçeğimiz, ne de uyuşturucuyla ilişkisini allaha sığınarak sonlandıran kapalı kadın bu dekatın konusu. Sınıf kini körüklemek istiyorsa, Birsel çok başarılı bir iş çıkarmış. Ama iş sinemaysa, komediyse, Yeşilçam’dan miras olanları bugüne uyarlamaksa bu defa hedefi fena ıskalamış.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

2 Yorum

  1. Fahir köklü

    Kesinlikle beğenmedim ilk 7 dakikadan sonra kapattım oysa gülse birsel yazmış. Nasıl böyle kötü olabilir?? Ne bir yalan dünya , ne bir jet sosyete ne bir avrupa yakası.. hiç birinin yanına yaklaşamamış..

    Yanıt

Bir Cevap Yazın