Takip et

Eleştiri

Kiss of the Spider Woman: Camp’in Eşiğinde Bir Müzikal

tarihinde yayınlandı.

Kiss of the Spider Woman

KISS OF THE SPIDER WOMAN (Örümcek Kadının Öpücüğü) | Yönetmen: Bill Condon | Oyuncular: Tonatiuh, Diego Luna, Jennifer Lopez, Bruno Bichir, Josefina Scaglione, Aline Mayagoitia, Tony Dovolani | Senaryo: Bill Condon (uyarlama), Terrence McNally, John Kander, Fred Ebb (müzikal), Manuel Puig (roman) | ABD, Meksika | 129′ | Drama, Müzikal

Kiss of the Spider WomanManuel Puig’in yetmişlerde yazdığı, 1985’teki sinema uyarlamasıyla William Hurt’e Oscar kazandıran romanı Kiss of the Spider Woman (Örümcek Kadının Öpücüğü), doksanlarda bu kez müzikal formunda Broadway’e taşınmış, sahnenin efsanelerinden Chita Rivera’ya da ikinci Tony’sini getirmişti. Şimdi ise roman ikinci kez ama müzikal ilk kez beyazperdeye uyarlanıyor Chicago’nun yazarı, Dreamgirls’ün yönetmeni Bill Condon tarafından. Baskı rejiminin çözülme dönemindeki Arjantin’de geçen hikâyede devrimci Valentín Arregui (Diego Luna) ile kamusal alanda başka bir erkekle “uygunsuz” yakalandığı için tutuklanan Luis Molina (Tonatiuh) aynı hücreyi paylaşır. Valentín okumalarına odaklanabilmek için sessizlik isterken, hayatı sahne gibi yaşayan yeni oda arkadaşı Luis’in çenesi hiç durmaz, sonunda izlediği bir müzikal filmi sahne sahne anlatmasına razı eder. Hapishane müdürüyle yaptığı muhbirlik anlaşması sayesinde kendi tahliyesini hızlandırmaya çalışan Luis, sinemanın altın çağının unutulmaz yüzü Ingrid Luna’ya (Jennifer Lopez) duyduğu takıntıyla ballandıra ballandıra anlattığı filmin başrollerine hem kendisini hem de Valentín’i yerleştirir.

Öncelikle, zamanının çok ötesinde bir romanı baz aldığımızı not ederek başlamak gerek. Bir yanda, üçüncü dünya diktatörlüklerinin değişmez demir yumruğuna başkaldıran, bu uğurda her şeyi göze alan bir devrimcinin, tüm o sefaletin içinde bile davası uğruna dimdik kalma çabası var. Yoldaşları birer birer işkence odalarına çekilip hiç edilirken, Valentín bildiklerini söylememek için acıya teslim olmayı göze alıyor. Öte yanda ise Luis’nin ruh hâlini belirleyen, çok sevdiği ama onu hayatında yalnızca ilgisi için tutan adama duyduğu aşkın ötesine geçen, beden disforisinin ve buna bağlı bir cinsiyet uyumlama arzusunun izi mevcut. Puig, Luis’nin iç dünyasını tam da bu çatışma üzerinden kuruyor. Yalnız 1985’te Héctor Babenco’nun çektiği film bu temalara ihtimamla yaklaşsa da Condon’ın sinemaya uyarladığı bu müzikalin tahmin edilebileceği üzere, her şeyi ikincilleştirip, dramayı sıkabildiği yerlerde mesai harcamaya yöneldiğini söylememe gerek yoktur sanıyorum.

Kiss of the Spider Woman

Bu bir savunma yazısı olmasa da, mukayeseye girişmeden önce müzikal türünü anlamanın önem taşıdığını düşünüyorum. Çünkü bu yapımlar, en dolambaçlı ve hazmı en zor meseleleri bile sözle müziğin birleştiği o hafiflikte anlatabilme meziyetine sahip. Bu uğurda materyalin yontulması, hele ki Kiss of the Spider Woman gibi fantezi ile kurmacanın iç içe geçtiği bir yapıda sivri köşelerin zımparalanması kaçınılmaz hâle gelebiliyor. Dolayısıyla Tonatiuh’nun William Hurt’ü aratmayacak ölçüde güçlü performansıyla tüm deneyimsizliğine rağmen sırtında taşıdığı bu filmi, sanki birebir sadık bir uyarlamaymış gibi değerlendirmek hem yararsız hem de isabetsiz olur. Üstelik Condon’ın, sahne müzikalindeki her ana serpiştirilen müzikal numaralarını yalnızca film setine ve Jennifer Lopez’in karakterine odaklı tutma tercihi, bu durmaksızın farklı medyumlara adapte edilen hikâyeyi daha berrak, daha takip edilebilir bir noktaya taşıdığı için artı puanı da hak ediyor.

Jennifer Lopez’in bir kez daha müzikle sinemanın buluştuğu yerde nasıl böylesine güçlü bir varlık gösterebildiğini kanıtladığı Kiss of the Spider Woman’ın temel sıkıntısı, “camp” olma konusundaki dizginleri. Condon’ın, filmi daha kolay pazarlanabilir kılmak adına pedaldan ayağını çektiğini sezmemek imkânsız. Zaten yapısı gereği bir tarafta tahmin edilebilir ve neredeyse hiç ivme kazanmayan bir öykü anlatan film, sinemanın o büyülü yıllarına ışınlandığında, referans verdiği klasiklerin estetiğini birebir anımsattığında nefes alıyor. MGM logosunu gördüğünüz anda iyi bir müzikal izleyip technicolor’ın göz kamaştırıcılığına, stereo kayıtların tatlı zenginliğine teslim olacağınızı nasıl bilirsiniz ya… Kiss of the Spider Woman da tam o hissiyata bir saygı duruşu niteliğinde işliyor. Lopez’in mübalağayı çok iyi kaldıran performansıyla birleşen abartılı renk paleti ilmek ilmek örülen campy bir ritim yakalamış olsa da bu ton bütün filme yayılmıyor ne yazık ki. Belki bunu başarabilse çarşafların gerildiği, tuvaletin ulu orta yapıldığı hücrede de materyalden çalan kasıtlı sadeleştirme bu kadar rahatsız etmezdi bizleri.

Kiss of the Spider Woman

Kiss of the Spider Woman’ın bu tonal dengesizliğine ek olarak şarkılarının da zayıf kaldığını belirtmem gerek. Meselem prodüksiyon ya da sahneleniş değil. Asıl sorun, birbirinden basit ifadelerle örülü, derinlikten yoksun sözlerde. Broadway cilasına da MGM özentiliğine de açık bir izleyici olsam da, her ikisinin de kendini zarafetle ifade edebilme becerisinden  mahrum olması göze batıyor. Bu da muhtemelen müzikalin doksanlarda sahneye taşınmasının bir sonucu. Temsiliyet kavramının henüz emeklediği bir dönemde hikâyenin gizli yıldızını karton bir yıldız gibi resmetmesine çok da şaşmamak lazım. Belki sahne versiyonunda hücredeki numaralar daha nüanslıdır, kim bilir. Yine de tüm bu kuir dokunuşlar beni tavlamaya yetti açıkçası. Üstelik iki mahkûm arasındaki yakınlaşmayı hızlıca geçmeyen ilk Kiss of the Spider Woman uyarlaması olması da yabana atılmayacak bir detay. Kırk küsur yıl sonra Valentín ile Luis’in yalnızlıklarını nihayet tutkuyla öpüşüp sevişerek paylaştı ya, bu da yeter bana.


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin