Takip et

Eleştiri

Wake Up Dead Man: Batan Geminin Malları

tarihinde yayınlandı.

Wake Up Dead Man

WAKE UP DEAD MAN: A KNIVES OUT MYSTERY (Bıçaklar Çekildi: Ölü Adamın Uyanışı) | Yönetmen & Senaryo: Rian Johnson | Oyuncular: Daniel Craig, Josh O’Connor, Glenn Close, Josh Brolin, Mila Kunis, Jeremy Renner, Kerry Washington, Andrew Scott, Cailee Spaeny, Daryl McCormack, Thomas Haden Church, Jeffrey Wright, Annie Hamilton, James Faulkner, Bridget Everett | ABD | 144′ | Drama, Komedi, Suç, Gizem, Gerilim

Wake Up Dead ManLooper ve Breaking Bad’in meşhur “Ozymandias” bölümünü aynı takvim yılına sığdırarak adını hafızalarımıza kazıyan Rian Johnson, 2019’dan beri vaktinin neredeyse tamamını, atası Agatha Christie sayılabilecek cinayet–gizem serisi Knives Out’a ayırıyor. Televizyon tarafında da aynı janrdaki Poker Face ile kaslarını çalıştıran Johnson, Netflix bünyesinde Benoit Blanc’ın maceralarının üçüncü filmini yayınladı. Bu defa Ana de Armas ve Janelle Monáe’den boşalan koltuğa Josh O’Connor oturuyor. MAGA ile bitap düşmüş Amerika’nın sanrılı dinî liderlerinden birinin canını okuyan bir cemaate götürüyor bizi, boksörlük sonrası rahipliğe soyunan O’Connor sayesinde. Gittiği kilisenin sansasyonel monsenyörü garip bir cinayete kurban gidince de, kilisenin hem manipüle edip hem de aşağılamaya bağışıklık kazandırdığı bu küçük kasabanın sakinleri kendilerini Benoit Blanc’ın kıskacında buluyor. Knives Out serisinden alışıldık üzere, kötünün yanında iyinin bile kendinden şüphe ettiği bir ruh hâline teslim olmuş esas karakterimizin suçluluk duygusuna bir noktada biz de inanıyor, Johnson’ın bu kez kulağını tersten gösteriyor olabileceğini sanıyoruz. Ancak iki buçuk saati bulan süresi boyunca ne kadar dolandırırsa dolandırsın, artık ezberlediğimiz iskelet hikâyenin dönemeçlerine riayet ederek yapıyor manevralarını yine.

Johnson’ın çok farklı bir ekosistemde çalıştığı söylenemez aslında. Önceki iki filme kıyasla ölçüsüz bir varlığa sahip bir adam yok sahada; ancak kapitalist düzenin koruyup kolladığı sağın ABD’ye son 10, hatta 20 yılda verdiği zararın boyutunu yeniden ölçebiliyor. Yeniden doğmak isteyeni engelleyen, kendi cehennemini kendi yaratan tarafta hep paranın köleleştirdiği karakterler var. Fakat bu kez inanç, manzaraya bambaşka bir katman eklemiş. Tekerlekli sandalyeye mahkûm çellisti, liberallere yaranamayan yazarı, Trump yanlısı “oğlu” ile kaderine razı gelmiş avukatı, alkolizmin pençesinde hayatı ıskalayan doktoru, Tanrı’ya en yakın hisseden kilise hizmetlisi ile renkli karakter skalasını genişletiyor. Ama hiçbiri, din adamlığı yapan O’Connor ve tabii Josh Brolin kadar keyif vermiyor açıkçası. Hatta yalnızca açılış ve finalde gördüğümüz Jeffrey Wright’ın bile, sırf bu vasfı sayesinde, bu defa figüran muamelesi gören pek çok ünlü oyuncunun izini sildiğini söylemek mümkün. Knives Out her daim tek bir karaktere daha fazla odaklanan bir seri olsa da bu kez o tek karakterin, Benoit Blanc’tan bile daha büyük yer kapladığı bir durum söz konusu.

Wake Up Dead Man

Kendi jenerasyonunun açık ara en iyilerinden biri olduğu yönündeki kabulü God’s Own Country zamanında çoktan yapmıştık, ancak Josh O’Connor’a yeteneklerini sergilemesi için geniş alan tanıyan bu yapımın, ilk kez o “iyi yazılmış polisiye roman” hissini kaybettiğini söylemek mümkün. Çünkü bu defa, Benoit Blanc olmadan da çözülebilecek bir cinayeti izliyoruz. Mesele, vakanın detaylarının çabucak anlaşılması değil; Blanc’ın sihirli dokunuşuna ihtiyaç duyulmadan da hikâyenin ilerleyebilmesi ve dolayısıyla Knives Out evrenine bağlılık hissinin zayıflaması. Tiplemelerden birkaçının kayırıldığı, bazılarının ise burada yerinin bile olmadığı anlaşıldığı anda büyü hızla dağılıyor zaten. Cinayeti çözerken tüm kadronun bir kez daha şüpheliler havuzunda olacağı varsayımımız boşa çıkıyor ve Johnson, ilk yarım saatin sonunda çemberi epey daraltıyor. Aslında bu tür hikâyelerde her karakteri bir şüpheyle ziyaret etme mantığından vazgeçilmesi yenilik sayılabilir; fakat bu tercih, bariz şekilde materyali fazla özgürleştirmiş. Mila Kunis’in bir türlü oynayamadığı polis gibi, dedektifimizin kendisi de bu kez gereksiz kalıyor.

Sağ partilerin hatalarına karşın halk tarafından bir kez daha iktidara getirildiği her ülkede olduğu gibi, ABD’de de şu an ikinci dönemin başına mahsus karamsarlık ve bununla birlikte ancak alay ederek ayakta kalabilen bir paranoya hâkim. Rian Johnson’ın da içini dökmek için, Ari Aster’ın Eddington’ına çok uzak olmayan bir yerden böyle bir araç seçmesi bu yüzden anlaşılır. Zira bütün seri zaten Trump Amerikası’nın gölgesinde doğmuş bir bütün. İlk film, atalarının atasına kadar Cumhuriyetçi bir klanda geçen miras kavgasından besleniyordu. İkincisi, bir tür Elon Musk pastişi teknoloji milyarderine dokunuyordu. Üçüncüsü ise yeniden güç kazanan inanç tacirlerinin çarpık ilişkilerle işlettiği, ticarethaneden bozma inlerine dalıyor. Ama bütün bu gürültünün sonunda söyleyecek yeni bir söz ediyor mu? Hayır. Sığ sularda kuş gözlemciliği diyelim biz buna. Üstelik ilk iki film kadar iyi görünmüyor, süresini verimli kullanmıyor ve Daniel Craig’in yer yer Kevin Spacey’i andıran performansı da fazlasıyla dikkat dağıtıyor.

Wake Up Dead Man

Dinin ne olup ne olmadığı üzerine fikir üretmek, özellikle de dünyaya çok daha bütüncül bir vitrin sunmaya takıntılı inançların içinden geldiğinde, kulak kesilmeyi seviyorum. Nefreti besleyen faşist felsefeler ne kadar eleştirilse az zaten. Yalnız, modernitenin yanına eklediği bilgeliği överken kakofonide biraz yolunu kaybettiğini de itiraf etmem lazım Rian Johnson’ın. İnsandan nefret ettiği kadar insanı sevince herhâlde kafa böyle karışıyor. En azından daha düzgün bir gelecek istemesi ve motivasyonlarının iyiliği, Johnson’ı affetmeyi mümkün kılıyor tabii. Bu uğurda kaç tane daha Knives Out yapar, kaç sezon daha Poker Face çeker bilmiyorum. Yorgun düşmesek de, belki de artık kendi Poirot’sunu yaratmaya çalışmak yerine, her yerde bir Poirot olabileceği fikrine yoğunlaşmalı. Çünkü bu safi hümanizm, Wake Up Dead Man gibi çobana ihtiyaç duymayan sürüleri otlatma hatasına düşürüyor onu.


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin