Altın Rapor
Altın Rapor: Oscar’a Doğru (12 – 18 Ocak)
Ödül sezonunda artık nabız yoklama evresi bitti. Taraflar belli, bloklar saf tuttu, sürpriz ihtimalleri ise hızla daralan bir alana sıkışıyor. Avrupa Film Akademisi’nin Sentimental Value çıkışı, meslek birliklerinden gelen temkinli ama yön gösterici işaretler, eleştirmenlerin Sinners etrafında kurduğu neredeyse yekpare cephe ve Oscar adaylarına sayılı günler kala artan kulis gürültüsü… Altın Rapor’da bu hafta, tahmin yapmaktan çok yarışı okuyabileceğimiz gelişmeler var. Kim nerede güçleniyor, kim yavaş yavaş oyundan düşüyor, hepsi burada!

Oscar adaylarına sayılı gün kaldı
Ve nihayet vakit geldi! 98. Akademi Ödülleri’nin adayları, 22 Ocak Perşembe günü canlı yayında açıklanacak. Sunuculuğu Oscar adayı Danielle Brooks ile Emmy adayı Lewis Pullman üstlenecek. Adaylar, Akademi’nin Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Salonu’ndan duyurulacak. Basın toplantısı Oscar.com, Oscars.org, TikTok, Instagram ve YouTube üzerinden izlenebilecek. Canlı yayın TSİ 16.30’da başlayacak ve iki bölüm hâlinde gerçekleşecek. İlk olarak 16.30’da kısa animasyon, kısa film, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı, özgün müzik, özgün senaryo, yardımcı erkek oyuncu, yardımcı kadın oyuncu ve uyarlama senaryo adaylarını öğreneceğiz. 16.41’de ise animasyon, belgesel, film, erkek oyuncu, görüntü yönetimi, görsel efekt, kadın oyuncu, kasting, kısa belgesel, kurgu, özgün şarkı, prodüksiyon tasarımı, ses, uluslararası film ve yönetmen adayları duyurulacak. Hazır mıyız?

Avrupa Film Akademisi tarafını belli etti
Geçtiğimiz haftayı Avrupa Film Ödülleri’nin Sentimental Value sevdasıyla kapattık. Akademi içindeki Avrupalı oy blokunun hangi yapımdan yana duracağını açıkça gösteren bir gece yaşandı. Sentimental Value, toplamda 6 ödülle gecenin tartışmasız galibi oldu: En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senarist ve En İyi Özgün Müzik. Gecenin bir diğer kazananı ise Sirāt oldu. Kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı ve ses tasarımı dallarında 5 ödül toplayarak teknik kategorilerdeki gücünü perçinledi. AMPAS’ın ve sektörün Jafar Panahi’yi baş tacı edeceğini düşünmemizi zaten zorlaştıran gelişmelerin ardından, burada da sıfır çekmesi tahminlerde iyice geri plana itilmesine neden oluyor. Belli ki yarışın uluslararası ayağında Sentimental Value’nun adı artık şaka kaldırmıyor. Ayrıca Sirāt’ın, kısa liste performansının üzerine bu Avrupa zaferlerini de ekleyerek, En İyi Film yarışında çok daha ciddiye alınması gerektiğini düşünenler arasındayım.

Meslek derneklerinde haftanın özeti
Bu hafta, açıkçası çok da kıymet atfetmediğimiz meslek birliklerinin adaylarını duyurması nedeniyle hepsini ayrı ayrı başlıklar altında toplamayı tercih etmedim. GMS (Müzik Süpervizörleri Birliği) zaten Oscar’da birebir karşılığı olan bir kategori değil. Sinners’ın burada birden fazla adaylık çıkarmasını doğal karşılamanın ötesine geçemedik. Britanya görüntü yönetmenlerinin oluşturduğu BSC ise Hamnet’i dışarıda bırakanlar kervanına katıldı. Frankenstein, Marty Supreme, One Battle After Another ve Sinners cephesindeki istikrarlı tablo burada da aynen devam ediyor. Görsel efekt alanında yılın en iyilerini ödüllendiren VES’in (Visual Effects Society) aday listesi de büyük sürprizler barındırmıyor. Avatar: Fire and Ash, tam 10 adaylıkla listenin zirvesinde. The Lost Bus ve Superman ise 4’er adaylıkla onu takip ediyor. Sanki alacakları Oscar adaylığının ön gösterimini izliyoruz. Ses tarafında ise MPSE (Golden Reel) adayları açıklandı. Buradaki en büyük şok, Avatar: Fire and Ash’in aday edilmemesi oldu. Buna karşılık F1: The Movie, Frankenstein ve One Battle After Another, beklenen adaylıklarını hânesine yazdırdı.

Eleştirmen gruplarında geçen hafta
Neyse ki artık yerel eleştirmen gruplarını da bir nebze aşmış durumdayız. NAACP Image, GALECA, OFTA ve ICS gibi daha geniş yankı uyandıran bağımsız eleştirmenlerden de haberler geliyor. Ocak ayının sonuna yaklaşırken bu grupların büyük çoğunluğu zaten sırasını savmış olacak. Hafanın gelişmelerini kısaca hatırlamak gerekirse:
- ICS (International Cinephile Society) pek özgün bir aday listesi çıkardı.
- Üyeleri arasında bulunduğum OFTA’dan (Online Film & Televizyon Birliği), Sinners’a 23 adaylık çıktı.
- Utah sezona renk katarak En İyi Film ödülünü Sorry, Baby’e verdi.
- Chicago bağımsız eleştirmenleri Windie Ödülleri’ni dağıttı.
- LGBTİ+ sinema yazarları, film ödüllerinin adaylarını belirledi.
- Denver eleştirmenlerinin aday listesi ezberleri bozmadı.
- Paris eleştirmenlerinden iki ödül sezonunu birleştiren bir tablo çıktı.
- Hawaii eleştirmenlerinin seçimleri Oscar kokuyor.
- Sinners’ın serisi Kuzey Dakota’da devam ediyor.
- Kuzey Carolina eleştirmenlerinden Sinners’a rekor sayıda adaylık geldi.
- NAACP Image Ödülleri’nin adayları belli oldu.
- Online sinema eleştirmenleri (OFCS) adaylarını duyurdu.
- Music City eleştirmenleri, Sinners’a 12 ödül verdi.

BAFTA’nın yükselen yıldızları
27 Ocak’ta tüm adaylarını öğreneceğimiz BAFTA’dan, halk oylamasıyla belirlenen yegâne kategori olan Yükselen Yıldız adayları geldi. Geçmişte David Jonsson, Emma Mackey, Tom Holland, Jack O’Connell, Will Poulter, Tom Hardy, Kristen Stewart, Eva Green ve James McAvoy gibi isimlerin kazandığı bu ödül için bu yıl da fazlasıyla güçlü bir beşli yarışıyor. I Swear ile BIFA kazanan Robert Aramayo, Sinners’ın yıldızı Miles Caton, One Battle After Another kadrosunun parlayan yüzü Chase Infiniti, ben hariç kimsenin izlemediği Lurker’da döktüren Archie Madekwe ve Lollipop adlı bağımsız yapımla dikkat çeken Posy Sterling bu yılın adayları. Halk oylamasının genellikle listedeki Britanyalı isme yöneldiğini düşünürsek, Robert Aramayo bu senenin galibi olabilir gibi duruyor.

Ufak bir reklam arası
Normalde tekil yazılarımın reklamını pek yapmam; ancak her ikisi de önizlemeler sayesinde Oscar Boy sayfalarına taşındığı için bu kez anmak istedim. İlki, HBO Max’te dün gece başlayan A Knight of the Seven Kingdoms. Altı bölümlük sezonu hızlıca hüpletip yazıya döktüm. House of the Dragon’ın yarattığı hayal kırıklığından sonra, Game of Thrones evreninden bir yapımın beni bu kadar içine çekmesini açıkçası beklemiyordum. Bana da sürpriz oldu. Diğer yazı ise Oscar’ın kısa listesine kalan uluslararası filmler ve belgesellerin bir kısmını kapsıyor. 13 yapımı bütün gevezeliğimle masaya yatırdığım bu özel dosyaya, sağ olsunlar, filmlerin yönetmenleri, yapımcıları ve dağıtım şirketleri screener göndererek katkıda bulundu. Şimdiden herhangi bir festivalimize uğrama ihtimallerini düşünerek, gözünüze çarpanları kenara not almanızı rica ediyorum.

Bir de Oksijen reklamı
Oksijen Gazetesi’ndeki yazarlık maceram tam gaz sürüyor. Industry’nin ikinci sezonu vesilesiyle dizinin yaratıcıları Mickey Down ve Konrad Kay’e ilaveten oyuncular Myha’la, Marisa Abela, Ken Leung, Sagar Radia, Miriam Petche, Kit Harington ve Max Minghella ile bir araya geldim. Gazetede yer almayan ufak notları da buraya bırakayım: Kit Bey’in sesini duyacağım diye kendimi paraladım. Dizinin yaratıcıları ise aslında 6 dakikayı bulan upuzun bir yanıt verdi, tek başına ayrı bir yazı olacak kadar çok şey paylaştılar.
O Podcast’te Oscar tahmini vakti
Perşembe gününden önce yapılacaklar listenizin başına, elbette O Podcast’in yeni bölümünü eklemenizi öneriyorum. Seda ile son Oscar tahminlerimizi yaptık. Ana kategorileri uzun uzun konuştuk, sürpriz ihtimallerini masaya yatırdık ve peçeteye birkaç “olsa ne güzel olur” adaylığı yazıp AMPAS’a doğru üfledik. Bizi Spotify, Apple Podcasts ve YouTube Music üzerinden dinleyebileceğinizi artık biliyorsunuz. Abone olmayı da unutmuyorsunuz tabii.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.





















Altuğ
19 Ocak 2026 at 17:06
‘Ayrıca Sirāt’ın, kısa liste performansının üzerine bu Avrupa zaferlerini de ekleyerek, En İyi Film yarışında çok daha ciddiye alınması gerektiğini düşünenler arasındayım.’
Kesinlikle katılıyorum. Dilerim En İyi Film adaylığını alır Sirât, çok hakediyor çünkü. Hatta şu anda adaylık açıklamasıyla ilgili en çok heyecan duyduğum konu o. İzlemediğim birkaç film var (Hamnet, Marty Supreme, The Secret Agent gibi) ama şu anda bence sezonun en iyisi. Altın Palmiye de hakkıymış bence.