Takip et

Eleştiri

Wuthering Heights | Boşluğun Uğultusu

tarihinde yayınlandı.

Wuthering Heights

WUTHERING HEIGHTS (Uğultulu Tepeler) | Yönetmen: Emerald Fennell | Oyuncular: Margot Robbie, Jacob Elordi, Hong Chau, Owen Cooper, Charlotte Mellington, Vy Nguyen, Shazad Latif, Alison Oliver, Martin Clunes, Ewan Mitchell, Amy Morgan | Senaryo: Emerald Fennell (uyarlama), Emily Brontë (roman) | ABD, Birleşik Krallık | 136′ | Drama, Romantik

Wuthering HeightsOscar ödüllü bir senarist olduğunu hâlâ kabullenmekte zorlandığım, oyunculuktan gelme yönetmen Emerald Fennell, meseleyi sürekli yanlış yerinden kavrayan filmler yapmaktan vazgeçmiş görünmüyor. Medya okuryazarlığı neredeyse sıfır, hayata vanilya bir yerden bakan bir izleyiciyi kolaylıkla yanına çekebildiğinin farkında olduğu için, Hollywood’un kapitalist düzeninde, Wuthering Heights’ı bir kenara bırakırsak, Saltburn ve Promising Young Woman gibi sözde “orijinal” işlerle bu ölçekte rakamlara ulaşabilmesi, yarattığı etki büyük ölçüde tartışmadan ibaret olmasına rağmen takdire şayan. Ancak Fennell’le ilgili asıl problem, bu uydurma provokasyonu gerçek bir sanatsal tavır gibi paketlemesi ve hikâye anlatıcılığını manipülatif dönemeçlere yaslayarak kurnazlığını sürekli ele vermesi. Wuthering Heights’ın yazarı Emily Brontë’nin ikonik romanına el attığında kopan gürültünün sebebi de tam olarak bu. Fennell’ın, Baz Luhrmann’ın Moulin Rouge!’undan devşirdiği geçmişi modern ezgilerle yeniden paketleme fikri, romantik komedilerden ödünç alınmış yağmur altı yüzleşmeler ve Fifty Shades of Grey estetiğini andıran, BDSM’i birkaç deri aksesuara indirgeyen yüzeysel yaklaşımı birleşince ortaya çıkan şey, Brontë’yi mezarında ters döndürecek türden.

Wuthering Heights

Wuthering Heights’a bir film ya da gerçek anlamda bir uyarlama demek güç. Film değil; çünkü dışavurumcu “sanatını” sürrealizme göz kırpan dokunuşlarla kurarken anlatı kurma ihtiyacı hissetmeyen, yalnızca imge ve kışkırtmayla ayakta duran video klip estetiğine yaslanıyor. Uyarlama da değil; çünkü romanı, doksanlardan beri internet üzerinden erişilebilir olan yetişkin içeriklerin farkında olmayan bir kesimin vanilya arzularını dürtmek için yalnızca bir sıçrama tahtası seviyesine düşürüyor. Romanın ilk yarısına odaklanarak yeni bir yorum geliştirmek gibi bir derdi de yok. Daha çok bu kostümler ve bu renk paletiyle denemek istediği ana akım bir “ıslak fantezi”nin yolunun tesadüfen Wuthering Heights’tan geçtiği hissi baki filmde. Öte yandan herhangi bir edebiyat eserine dokunulmazlık atfettiğim sanılmasın. Bana göre her uyarlama, üretildiği çağın ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürülmeyi ya da metnin kodlarıyla özgün bir müdahale kurmayı hak eder.

Emerald Fennell, niyetini daha açılışta ele veriyor. Catherine ile Nelly’nin bir meydandaki infazı izlerken kameranın erekte bir penise odaklanması, filmin provokasyonla kurduğu ilişkinin özeti gibi. Aşk ve ölümün hayatlarımızı yönlendiren kuvvetler oluşunu, cinsel hazların kimliği bir anda yerinden edebilecek gücü üzerinden düşünmek kâğıt üzerinde ilginç bir fikir aslında. Nitekim Saltburn de buna yanaşmaya çalışıyordu, fakat sıkıntılı önermeleri yüzünden kendi tezini sabote ediyordu. Wuthering Heights’ta ise Fennell bu kez didaktik bir “mesaj” kurma hevesini frenlemiş görünüyor. Muhtemelen Promising Young Woman’ın problemli feminizmine yönelen eleştirilerin payı var bu tedirginliğinde. Ne var ki sonuç bu defa da pamuk şeker kadar hafif, neredeyse kişiliksiz bir boşluk. Afişinde bile ismi tırnak içine alan Fennell’ın, Heathcliff’i beyazlaştırıp metindeki ensestimsi gerilimi budarken bir tür denge kurduğunu sanması da cabası. Sanki yine metni gerçekten okumamış ve kendi estetik oyun alanından öteye bakmayı reddediyor gibi.

Wuthering Heights

Wuthering Heights’ın ahıra sığacak kadar küçük fetişlerle bezeli, yer yer istemeden komikleşen sevişme sahneleri, dekorla birlikte her kareyi sosyal medyada dolaşıma sokma hevesi taşıyan zorlama görsel fikirleri ve Emily Brontë’nin özünde ataerkiye meydan okuyan hikâyesini bir genç yetişkin romanı sığlığına indiren yaklaşımı bir yana, filmin en büyük zaafı iki başrol arasında en ufak bir kimya bulunmaması. Kendi kuşağının yeteneği en çok tartışmaya açık yıldızlarından biri olarak gördüğüm Margot Robbie ile hakkında hâlâ kesin bir hükme varamadığım Jacob Elordi arasında çekim namına hiçbir şey yok. Film, birbirinden haz etmeyen iki oyuncunun yalnızca proje gereği yan yana durduğu hissi veriyor. Elordi’nin talihsiz peruğu, Robbie’nin ten tonundan türetilmiş yastıklı duvarlar ve iPhone ışığıyla parlayan yüzler, bizi 18. yüzyıla götürmeye çalışan bu dünyanın yapaylığını daha da görünür kılıyor. Yanlış anlaşılmasın, Wuthering Heights kesinlikle kötücül bir film değil. Daha beteri, ortada gerçekten bir fikir ya da vizyon yok! Ama nefret edilmek istiyor; ben de bu isteğini geri çeviremiyorum.


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin