Takip et

Tahminler

98. Akademi Ödülleri: Son Tahminler

tarihinde yayınlandı.

Oscar Rehberi serisinde bir aydır bütün kategorilerin kurallarını anlatıyor ve yarışla ilgili de bir özet geçiyorum sizlere. Yer yer onlardan alıntı yaparak, yer yer de yarış güncellendiği için son durumu sizlere ulaştırarak artık tüm tahminlerimi toparlamanın vakti geldi. Benim Oscarlar’ı dijital olarak takip etmeye başladığımdan beri ilk kez her ödülün dağıtılıp, tamamen Oscar’a odaklandığımız son bir haftanın olduğu böyle bir yıl yaşıyoruz. O yüzden verilerimiz tam, son dakikada kafamızı karıştıracak bir gelişme de olmayacak. Hadi bakalım kısalar dahil 24 kategoride kazanan tahmini yapmaya buyrun:

EN İYİ FİLM

One Battle After Another

Kazanacak: One Battle After Another
Kazanabilir:
Sinners

Her sene olduğu gibi çekişmeli bir yarış olduğunu söyleyerek giremiyorum söze bu defa. Sinners’ın SAG (Oyuncular Birliği) gecesinde aldığı önemli desteğe rağmen One Battle After Another okyanusun her iki tarafını da işgal etti. The Social Network’ten bu yana böylesine bir sezon dominasyonuna şahit olmamıştık. BAFTA, Altın Küre, PGA, DGA, WGA, hatta César ve AACTA ile birlikte üç önemli eleştirmen grubu olan NSFC, NYFCC ve LAFCA da yarışın adını koyarak defteri kapattı. Elbette Akademi’nin profili bu ödül gruplarının hiçbirine birebir benzemiyor. Meslek birlikleri fazlasıyla Amerikan, BAFTA fazla beyaz, Altın Küre ise ölçek olarak oldukça küçük. Ancak One Battle After Another’ın zaferleri yalnızca belli gruplarla sınırlı kalmadı; Sinners’la karşılaştığı her yerde gücünü tekrar tekrar kanıtladı.

Bu yarışta iki önemli faktörü daha hesaba katmak gerek. Birincisi, Paul Thomas Anderson’a karşı sektörün neredeyse kolektif bir borç hissi taşıması. Magnolia, Boogie Nights, There Will Be Blood ve daha nice ikonik filmi kariyerine sığdıran PTA’in taç giyme törenini herkes uzun süredir bekliyor. Fırsat ayaklarına kadar gelmişken de bunu değerlendirmek istiyorlar. İkinci başlık ise Sinners’ın tuhaf bir şekilde daha “Amerikan” bulunması. Siyahların tarihine ve deneyimine mesafeli duran beyaz Avrupalı seçmenlerin sayısı az değil. Anderson’ın filminden çok daha politik bir içeriğe sahip olmasına rağmen, tür sineması olarak görülmesi nedeniyle kimi çevrelerce hafife alındığı da kesin. Tabii ki burada küçük de olsa bir sürpriz ihtimali her zaman mevcut. Neticede sıralamalı oylama sistemi bize Moonlight gibi bir kazanan da verdi. Ama şu an bunu destekleyecek bir veri yok elimizde. İbreler One Battle After Another‘ı gösteriyor.


EN İYİ YÖNETMEN

One Battle After Another

Kazanacak: Paul Thomas Anderson (One Battle After Another)
Kazanabilir:
Ryan Coogler (Sinners)

Burada da yarış aylardır tek bir ismi işaret ediyor: Paul Thomas Anderson. Bu yıl adaylık sayısını 14’e çıkaran, Amerikan sinemasının doksanlardan bu yana mucize çocuğu, bugün ise artık veteran anlatıcısı sayılan Anderson için âdeta bir taç giyme töreni izleyeceğiz. Sadece uyarlama senaryoda değil, bu kategoride de ödülün sahibi olmaya çok yakın. En İyi Film dalında dahi bir sürpriz yaşanma ihtimaline inanıyorum da yönetmenlikte tüm branşlardaki üyelerin Anderson’dan yana oy kullanacağına inancım tam. Sinners tam da oylama döneminde müthiş bir momentum yakalamış olmasına rağmen Ryan Coogler’ın kariyerinin henüz erken sayılabilecek bir aşamasında olması bile birçok seçmenin elinin Anderson’a gitmesi için yeterli bir sebep olabilir. Üstelik Coogler’a verilmesi beklenen En İyi Özgün Senaryo ödülünü de bir anlamda sus payı, hatta önümüzdeki yıllarda er ya da geç gelebilecek bir En İyi Yönetmen zaferinin ön hazırlığı gibi okumak mümkün.


EN İYİ ERKEK OYUNCU

Sinners

Kazanacak: Michael B. Jordan (Sinners)
Kazanabilir:
Timothée Chalamet (Marty Supreme)

Timothée Chalamet’nin opera ve baleyi “ölmüş sanat dalları” olarak andığı talihsiz röportajıyla sosyal medya çalkalandığı için tepkilerden ötürü kaybedecek diye düşünenler var elbette. Ama bu saçmalık tam da oylamanın kapandığı gün gerçekleşti. Chalamet yine de kaybedecek bence. Sadece bu yüzden değil. Birincisi Marty Supreme, tıpkı Aralık ayında gösterime giren ve aşırı Amerikan kaldığı için uluslararası kurumlarda ödül anlamında karşılık bulamayan American Hustle misali çok hızlı parlayıp sönmüş gibi duruyor. Bunun ardında elbette yönetmeni Josh Safdie’nin setinde göz yumduğu iğrençliklerle ilgili iddiaların da payı var. Sezon boyunca da endüstriden ciddi bir destek alamadı. Altın Küre ve Critics’ Choice gibi gazeteci/eleştirmen bazlı gruplarda adı zarftan çıkmış olsa da, BAFTA ve SAG’de aynı gücü gösteremedi.

Elimizdeki diğer önemli verilerden ilki, Britanya’da çok iyi gişe rakamları elde etmiş olmasına rağmen Marty Supreme‘in BAFTA’da sıfır çekmesi ve üstüne Chalamet’nin ödülü Robert Aramayo’ya (I Swear) kaptırması. Öyle ki bu tabloya bakınca oylamada ikinci sırada yer aldığını bile iddia etmek güç. İkinci veri ise SAG’de kaybetmesi değil, ödülü kazanan Michael B. Jordan’ın salondan aldığı müthiş pozitif reaksiyon. Chalamet zaten geçen yıl SAG’i kazanıp oldukça akılda kalan bir konuşma yaptığı için SAG’den yine bir zafer çıkarması beklenmiyordu. Jordan bu noktada tahmin edilebilir bir seçenekti. Ama sadece ödülü kazanmakla kalmayıp bütün salonu ayağa kaldırması dikkat çekici. Yılın en büyük iki filminden birinde yer alması, ana akım sinema açısından oldukça değerli bir performans sergilemesi ve kariyerini siyah bir aktör olarak Hollywood’da karşılaştığı tüm bariyerlere rağmen ince eleyip sık dokuyarak inşa etmesi nedeniyle Oscar gecesinde ödülün Michael B. Jordan’a gitmesini bekliyorum.


EN İYİ KADIN OYUNCU

Kazanacak: Jessie Buckley (Hamnet)
Kazanabilir:

24 kategorinin 23’ünde “belki bir sürpriz olur” diye düşünmek mümkün; ama burada öyle bir ihtimal hiç yok. Dalın favorisi o kadar net ki, alternatif bir senaryo kurmak bile anlamsız. Her ne kadar Sinners ve One Battle After Another kadar güçlü bir ödül performansı sergileyememiş olsa da Hamnet’i yarışın üçüncü filmi olarak konumlandırmak yanlış olmaz sanıyorum. Son haftalarda Jessie Buckley hakkında “kedi sevmiyor” gibi saçma muhabbetlerden tutun da The Bride’daki performansının Norbit seviyesinde olduğu gibi tuhaf eleştirilere kadar pek çok şey de konuşuldu. Ama tüm bu gürültüye rağmen Buckley favori pozisyonunu hiç terk etmedi.


EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU

Kazanacak: Sean Penn (One Battle After Another)
Kazanabilir:
Stellan Skarsgård (Sentimental Value)

Sezonun en başında, yalnızca One Battle After Another’ı izlediğimiz günlerde ne söylediğimizi hatırlıyor musunuz? Sean Penn’in erken favori olduğunu, büyük ihtimalle Oscar’ı da alacağını; fakat oyunculuğunun dışında kalan epey sorunlu personası yüzünden üçüncü Oscar’ın ne kadar yersiz olacağını konuşmuştuk. Hatta O Podcast’te Paul Thomas Anderson’a “Bu rolü neden Sean Penn’e verdin?” diye sitem ettiğimi, açıkçası kimi koysa zaten Oscar alacak bir rol olduğunu söylediğimi de hatırlıyorum. Ancak Aralık ayıyla birlikte dağıtılmaya başlayan yerel eleştirmen birlikleri ödülleri dikkatimizi epey dağıttı. Benicio del Toro’nun topladığı ödüller, demek ki Penn’in önüne geçebilecek bir performans var yorumunu yapmamıza sebep oldu.

Televizyonda yayınlanan ödüllere geçtiğimizde ise açılışın Critics Choice’da Jacob Elordi ile yapılması hepimizi afallattı. Bunu da kategoride net bir favori olmamasının sonucu olarak yorumladık. Oylar bölünmüş, Elordi gibi bir isme fırsat doğmuştu. Ardından kağıt üzerinde favori gördüğümüz Stellan Skarsgård’ın Altın Küre’yi alması biraz olsun içimizi rahatlattı. SAG’e aday edilmemesini çok da büyütmedik. Nasıl olsa BAFTA’nın Avrupalı refleksiyle Skarsgård’ı seçeceğini düşündük. Peki sonunda ne oldu? Sean Penn, kariyerinin ilk BAFTA’sını aldı. Eleştirmenlerden endüstriye geçtiğimiz noktada hem BAFTA’nın hem de SAG’in Sean Penn’i seçmiş olması aslında bir şeyi netleştiriyor. Bizler oyuncuların performansı ile personasını ayrı tutamasak da sektörün pek umurunda değil. Penn ne kadar yorucu ve problemli bir figür olursa olsun, oyunculuğu üzerinden üçüncü Oscar’ı vermekten çekinmeyeceklerini söylüyorlar kısaca.

Bu süreçte Penn’in neredeyse hiç röportaj vermemesi, Altın Küre dışında hiçbir yere teşrif etmemesi de bence stratejik ve doğru bir tercih oldu. Kendisinden neden bu kadar nefret edildiğini hatırlatacak tek bir açıklamaya bile alan açılmadı. Elbette Skarsgård umutlarımız tamamen tükenmiş değil; sektörün çok sevdiği bir isim ve ilk adaylığını almış olması onun adına önemli bir avantaj. Ama Sentimental Value‘nun kazanan oylaması döneminde bütün momentumu bitti. Bununla birlikte En İyi Film ödülünü alacak yapımın bir oyunculuk Oscar’ı alması şart ve One Battle After Another bu ihtiyacı yardımcı erkek oyuncu dalında giderecek gibi. Bakıyorum, en son oyuncularından biri Oscar almadan En İyi Film ödülüne konuşan son yapım Parasite olmuş, ki hiçbir aktörü aday değildi. Ondan önceki son örnek de Spotlight. Ama onun da bir toplu performans işi olduğu savunulabilir.


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU

Weapons

Kazanacak: Amy Madigan (Weapons)
Kazanabilir:
Wunmi Mosaku (Sinners)

Herkesin ecel terleri döktüğü kategoriye geldik. Amy Madigan, Critics’ Choice zaferiyle açtı sezonu. Ardından Teyana Taylor, Altın Küre’de ipi göğüsledi. Wunmi Mosaku, anavatanında BAFTA’yı kaptı. Tüm bunların ardından Amy Madigan, SAG ile bir önemli ödül daha götürdü evine. Burada dikkat etmemiz gereken iki konu var. Birincisi, kimin hangi rakiplere karşı galip geldiği. İkincisi ise hangilerinin sektör, hangilerinin gazeteci/eleştirmen ödülü olduğuna dikkat edilmesi. Üçünün de aday edildiği iki yerde de (SAG ve Critics’ Choice) Amy Madigan’ın kazanmış olması açıkçası beni tahminlerimin zirvesine Aunt Gladys’i koymaya itiyor. Madigan’ın dezavantajına olan tek mesele, Weapons’ın sadece bu dalda yarışıyor olması. Bununla birlikte en büyük iki rakibinin de genel yarışın iki favori filminden performanslar çıkarıyor olması. Ancak Taylor ve Mosaku’nun anlatıları ve tabii hitap ettikleri demografinin aynı olması neticesinde oylarının bölünmesi Madigan’ı bir adım öne çıkarıyor gibi görünüyor.

Wunmi Mosaku’nun kazandığı BAFTA’yı elbette Britanyalı olmasıyla bağdaştırmak mümkün. Fakat Britanya Akademisi’nin siyah oyunculara karşı tutunduğu tavır (Düşünün, Denzel Washington’a hâlâ ödül vermediler!) bu zaferi de anlamlı kılıyor. Üstelik Avrupalı izleyici üzerinde One Battle After Another kadar etkisi olmayan Sinners gibi bir filmin BAFTA’da yardımcı kadın oyuncu dahil hatırı sayılır zaferler elde etmiş olması çok önemli bir nokta. Altın Küre’ye özel bir tercihmiş gibi duran Teyana Taylor’ı ise Sean Penn’e ödül vereceklerini düşündüğüm için üçüncü sıraya itiyorum. Filmin performanslarını taçlandırma konusundaki ihtiyaçları orada giderilecek gibi. Yine de büyük bir risk aldığımın farkındayım. Madigan’ın olası zaferi bütün istatistikleri yerle bir edecek.


EN İYİ ÖZGÜN SENARYO

Kazanacak: Sinners
Kazanabilir:

Bu sene senaryo dallarında iki ayrı uzun analiz yapmaya pek gerek yok. En İyi Film yarışındaki büyük rekabet, Sinners ile One Battle After Another’ın farklı kategorilere bölünmesi sayesinde burada her iki yapımı da ödüllendirme fırsatını yaratıyor. En büyük iki kategoride biri diğerini saf dışı bıraksa bile kaybeden tarafın senaryo dalında teselli bulması kuvvetle muhtemel. Ryan Coogler’ın ilk Oscar’ı şimdiden hayırlı uğurlu olsun.


EN İYİ UYARLAMA SENARYO

Kazanacak: One Battle After Another
Kazanabilir:

Rüzgar tamamen tersine dönüp En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında mucizevi bir şekilde Sinners galip gelse dahi Paul Thomas Anderson da geceden ödülle ayrılacak. En İyi Uyarlama Senaryo Oscar’ıyla birlikte 14’te sıfırlık istatistiğini de değiştirecek böylece. Tüm salonun ayakta alkışlamasına hazır olun.


EN İYİ KASTİNG

Sinners

Kazanacak: Sinners
Kazanabilir:
One Battle After Another

Bu yıl ilk kez verilecek En İyi Kasting ödülü için geçmiş bir veri olmadığı için elimizde, AMPAS’ın nasıl bir refleksle oy kullanacağını tabii ki de bilmiyoruz. Kasting direktörlerinin çalışma sürecini inceleyebilirler, direkt tanıdıkları isme yönelebilirler. Ya da tıpkı SAG’de olduğu gibi, tüm kadronun genel performansına bakarak oy kullanabilirler. Ben referans noktası olarak, kasting direktörlerinin meslek ödülleri olan Artios Ödülleri’ni aldım. Sinners ile aday edilen Francine Maisler’ın 62 adaylık ve 17 ödülle nasıl bir efsane olduğunu görmek tahmin yapmak için yeterli geldi. Pek çok dalda çarpıştığı One Battle After Another en büyük rakibi tabii. Yalnız sadece branş üyeleri oy kullansaydı, bu dal için özellikle çaba sarf eden The Secret Agent‘ın adının zarftan çıktığını görebilirdik.


EN İYİ KURGU

Kazanacak: One Battle After Another
Kazanabilir:
Sinners

BAFTA’nın da F1 gibi daha “gösterişli” bir kurguyu ödüllendirmek yerine One Battle After Another’ı seçmesi ve F1’in ACE (Amerikan Sinema Editörleri) Ödülleri’nde Sinners’a kaybetmesiyle birlikte buradaki yarış da nihayete erdi. Mehmet Açar’ın kurguyu alan büyük ödülü de alır savını haklı çıkaran bir gece yaşayacağız yani. Yalnızca o nefes kesen yol sekansı bile One Battle After Another‘ın ipi göğüslemesi için yeterli olacaktır. Diğer yanda müzikal ritminin sağladığı akış avantajıyla Sinners da var ama pek ihtimal vermiyorum. Eğer kazanırsa gecenin bütün akışı değişir.


One Battle After Another

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

Kazanacak: One Battle After Another
Kazanabilir:
Sinners

Bu kategorinin tarihinde ilk kez bir kadın kazananı olması fikrine kendimizi çok alıştırmıştık. Ama sektörün tüm bileşenleri bir araya gelip hayır dedi bu ihtimale. Önce BAFTA, ardından BSC (Britanya Görüntü Yönetmenleri Birliği) ve son olarak da ASC (Amerikan Görüntü Yönetmenleri Birliği), One Battle After Another‘daki işçiliğiyle Michael Bauman’ı taçlandırdı. Sinners ve Autumn Durald Arkapaw, yalnızca eleştirmenlerin seçimi olarak geride kaldı. Endüstri başka bir adayı işaret ediyor. Bir de Bauman, Paul Thomas Anderson’la The Master’dan beri kurduğu yaratıcı ortaklık sayesinde endüstride saygın bir isim sayılır. Bu da, Arkapaw’ın çalışmasını bir tık karanlık bulanlar için bir artı daha yazıyor OBAA‘in hânesine.


EN İYİ PRODÜKSİYON TASARIMI

Frankenstein

Kazanacak: Frankenstein
Kazanabilir:
Sinners

Çok isterdim başka bir ihtimalin gerçek olmasını ama Frankenstein ne yazık ki favori. Endüstri tarafında tasarım ödüllerini bir bir toplayarak filmin hiç unutulmadığını da ispat etti bize. Keşke Sinners‘ın gücü Frankenstein‘ı devirmek için yeterli olsa. Zaman zaman bu kategorilerde En İyi Film yarışında iddiası olan yapımların öne çıktığını görebiliyoruz aslında. Ama anlatısındaki bütün esprisi tasarımı olan bir yapımla yarışıyor.


EN İYİ KOSTÜM TASARIMI

Frankenstein

Kazanacak: Frankenstein
Kazanabilir:
Sinners

Frankenstein‘ın hanesine bir ödül daha yazabiliriz. Film çekmeyip set tasarlasa daha memnun olacağımız Guillermo del Toro’nun sıkıcılar sıkıcısı Frankenstein‘ı kostüm dalında da kimselere bırakmayacak gibi ödülü. Açıkçası adaylar içerisinde de en gösterişli olanı Kate Hawley’nin tasarladığı kostümler. O yüzden yine lafı uzatmadan, tahmini yapıp geçiyorum.


EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK

sinners

Kazanacak: Sinners
Kazanabilir:

Burada da mutlak bir favorimiz var: Sinners. Bütün anlatısı müzik etrafında şekillenen filmin sezon boyunca ciddi bir rakibi çıkmadı. Bence güçlü bir yıl yaşıyor kategori. Belki Sinners bu kadar müzik odaklı olmasa farklı bir sonuç da görebilirdik; ama Ludwig Göransson’ın Ryan Coogler’la olan iş birliği hayranlık uyandırıcı. İzlediğimiz günden beri albümü döndürerek dinliyoruz. Seneye de Göransson’ın Christopher Nolan imzalı Odyssey ile bir Oscar daha alma ihimali olduğunu ekleyeyim.


EN İYİ ÖZGÜN ŞARKI

Kazanacak: “Golden”, KPop Demon Hunters
Kazanabilir:
“I Lied to You”, Sinners

Burada yine iki güçlü aday arasında ciddi bir çekişme var denilebilir. 16 adaylıkla rekor kıran Sinners’ın en unutulmaz sahnesine eşlik eden “I Lied to You”, hâlâ sürpriz yapma potansiyelini koruyor. Muhtemelen törendeki performansı da efsanevi olacak ve kazanamayınca homurdanacağız. Ama KPop Demon Hunters’ın listeleri altüst eden, üstüne bir de Grammy’de Yılın Şarkısı’na aday gösterilen “Golden”ını durdurmak pek kolay değil zaten. Filmin ekibinin sezon boyunca gördüğü yoğun ilgi, özellikle Hollywood’daki genç kuşak ebeveynlerin EJAE başta olmak üzere yaratıcı ekibe gösterdiği destek, tahmin yaparken risk almayı zorlaştırıyor.


EN İYİ MAKYAJ & SAÇ TASARIMI

Frankenstein

Kazanacak: Frankenstein
Kazanabilir:
Sinners

Teknik dallarda yarışan yapımların aynı zamanda En İyi Film adayı olması büyük avantaj. Bu da Frankenstein ve Sinners‘ı rakiplerinden bir adım öne çıkarıyor. Sinners ekibinde Ken Diaz gibi bir usta yer aldığı için, bu yıl oy pusulalarında artizanların isimlerinin de görünecek olması beni biraz ümitlendirmekte. Ama diğer tasarım dallarında da söylediğim gibi Frankenstein, endüstriden ciddi bir destek gördü bu tip kategorilerde. Sinners‘daki makyaj çalışmasını yeteri kadar gösterişli bulmayabilirler. Bir de Jacob Elordi’nin adaylığında bu makyaj meselesinin de büyük bir katkısı olduğu unutulmamalı.


EN İYİ SES

Kazanacak: F1
Kazanabilir:
Sinners

Beş adayın beşinin de kazanmasının beni şaşırtmayacağı dallardan biri En İyi Ses. Sirāt tamamen ses tasarımı etrafında şekillenen bir yapım. One Battle After Another, En İyi Film yarışının gözdesi olmasının avantajıyla burada. Frankenstein, MPSE (Motion Picture Sound Editors) Ödülleri’nde önemli bir sürpriz yaptı. Sinners, yine MPSE’de müzik kategorisini kazandı ve tabii müzikal etkisi sebebiyle ses miksajından yana avantajlı sayılıyor. Ama F1, hem BAFTA’yı kaptı hem de CAS’den (Cinema Audio Society) ödülle döndü. Burada daha önce galip gelen “gürültülü” filmler profiline de cuk oturuyor.


EN İYİ GÖRSEL EFEKT

Avatar: Fire and Ash

Kazanacak: Avatar: Fire & Ash
Kazanabilir:
Sinners

Son 10 yılda En İyi Film adayları arasından burada da yer bulup ödülü kaybeden tek örnek 2015’teki sürprizdi. Ex Machina, hem The Revenant’ı hem Mad Max: Fury Road’u geride bırakmıştı. Bu tablo, F1 ve Sinners’ın kağıt üzerinde avantajlı göründüğünü düşündürebilir. Ancak Avatar serisini ayrı bir yere koymak gerekiyor. En İyi Film kategorisine girmese bile sektöre yön veren, teknolojiyi ileri taşıyan bir üretim pratiğinden söz ediyoruz. İlk iki filmle zaten bu dalda Oscar kazanmış olması nedeniyle AMPAS üyelerinin James Cameron’a “borçlu” hissetmeyeceği doğru; fakat rakiplerin hiçbirinde ya böylesine baskın bir teknik başarı ya da Ex Machina’daki gibi küçük bütçeden devrim çıkaran bir anlatı yok. Bu yüzden Avatar’ın adaylığını zafere çevireceği kanaatindeyim.


EN İYİ ULUSLARARASI FİLM

Sentimental Value

Kazanacak: Sentimental Value
Kazanabilir:
The Secret Agent

98. Akademi Ödülleri’nin En İyi Uluslararası Film kategorisinde dikkat çekici bir ilk yaşanıyor. Beş filmden dördü diğer dallarda da adaylık çıkarmayı başardı. Bu durum Akademi’nin üye profilindeki dönüşümün en somut göstergelerinden biri. İçlerinde Sentimental Value’nun En İyi Film adaylığı da bulunması, onu kağıt üzerinde bir adım öne çıkarıyor elbette. “Geçen sene de Emilia Pérez için aynısı söyleniyordu ama I’m Still Here kazandı.” diyenler olacaktır; ancak koşullar pek benzer değil. Hatırı sayılır bir destek tabanına sahip The Secret Agent’ın sürpriz yapabileceğine inananların da, Sentimental Value’nun aleyhine işleyen bir skandalın ortada olmadığını hatırlaması gerek. Geçen yılki rezalet bambaşka bir seviyedeydi. The Secret Agent‘ın I’m Still Here kadar “genel izleyici” filmi olduğundan da pek emin değilim. Bununla birlikte Sentimental Value‘nun bir anlamda sektörün içinden bir hikâye olması da avantajına.


EN İYİ ANİMASYON

Kazanacak: KPop Demon Hunters
Kazanabilir:
Zootopia 2

Geçen yıl Flow’un yarattığı sürpriz yükselişi hatırlatan, bağımsız bir yapımın sessiz sedasız ivme kazanıp ödüle uzandığı bir senaryoyla karşı karşıya değiliz ne yazık ki. KPop Demon Hunters, Netflix’in en büyük hitlerinden biri olmasının ötesinde kültürel bir fenomene dönüştü. Ödül sezonunun neredeyse tüm duraklarında Hollywood yıldızları filmin genç sesleriyle poz veriyor. “Peki Zootopia 2’nin hiç mi şansı yok?” diyenler de olacaktır. Bence burada Toy Story serisi dışında hiçbir devam filminin bu ödülü kazanamadığını hatırlamak gerek.


EN İYİ BELGESEL

The Perfect Neighbor

Kazanacak: The Perfect Neighbor
Kazanabilir:
The Alabama Solution

Yerel eleştirmen birliklerinden topladığı 31 ödülle rakiplerinin önüne geçen ve sezon boyunca neredeyse tüm büyük belgesel ödüllerinde boy göstererek Oscar beşlisine girme eşiğini rahatlıkla aşan The Perfect Neighbor açık ara favori konumunda. Amerika’nın mevcut politik iklimini yönlendiren faşist atmosferi doğrudan sloganlaştırmadan, polis vücut kamerası görüntülerinden kurduğu yapı sayesinde evrensel bir yankı yarattı. Yine de ölçüsüz polis şiddetini ve ırksal eşitsizliği odağına alan The Alabama Solution’ı ve BAFTA’dan ödülle dönen, Rusya’daki otoriter rejimi merkezine almış Mr. Nobody Against Putin’i atlamıyorum. The Perfect Neighbor çoğumuza bu dalı son yıllarda kazanmış filmlerden hiçbirini anımsatmadığı için bu temkinli hâlimiz.


EN İYİ KISA FİLM

Kazanacak: The Singers
Kazanabilir:
Jane Austen’s Period Drama

Netflix’in satın aldığı The Singers, erişilebilirliği sayesinde bahislerin doğal lideri gibi duruyor. Ama A Friend of Dorothy’nin sakarin tonu, bu kategorinin geçmişte sıkça yaptığı basit seçimleri hatırlattığı için onu da göz ardı etmek zor. Ben aslında geçen yılın kazananı I’m Not a Robot’la akraba tondaki Jane Austen’s Period Drama’nın da sürpriz yapabileceğini düşünüyorum. Ama kısalarda risk alıp da üzülmekten çok yoruldum artık.


EN İYİ KISA ANİMASYON

Kazanacak: The Three Sisters
Kazanabilir:
Retirement Plan

Kısa filmde almadığım riski kısa animasyonda aldım. Yola çıkarken Forevergreen’i bu dalın “sürekli aday olup asla ödül alamayan” stüdyo işlerinden biri olarak, The Girl Who Cried Pearls’ü ise Akademi için fazla karanlık bularak eledim. Bu kategoride Akademi genelde iki uçtan birine yöneliyor: Ya son derece yalın bir konsept filme ya da seçkinin en “yetişkin dostu” işine. Bu denklemde Butterfly, hem animasyon tekniği hem de meselesinin sinsice işleyen duygusal manipülasyonu sayesinde güçlü bir aday gibi görünüyor. Retirement Plan’i de tamamen gözden çıkarmış değilim. Sonuçta her yaşa hitap eden bir “hayaller tüneli”. Ama O Podcast’in geçen haftaki bölümünde Emre’yi de gaza getirdiğim gibi The Three Sisters diyeceğim yanılma pahasına. Adaylığı sürprizdi, bence ödülü de sürpriz olacak.


EN İYİ KISA BELGESEL

All the Empty Rooms

Kazanacak: All the Empty Rooms
Kazanabilir:
The Devil Is Busy

Üç kısa kategori içinde en net sonucun burada yaşanacağını düşünüyorum. All the Empty Rooms, ABD için her daim “zamanlı” sayılabilecek bir meseleye dokunduğu için açık favori. Armed Only with a Camera’nın sindirmesi zor ama güçlü meselesi de ciddi oy toplayacaktır. Son haftalarda ise The Devil Is Busy’nin adını da çok duyar oldum. Ama Geeta Gandbhir, zaten uzun metrajlı belgesel dalında The Perfect Neighbor ile ödül alacağı için herhalde burada es geçilir.


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Bu gece Disney+'ta buluşuyoruz! - Oscar Boy

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin