Kısa Eleştiri
Üç Film Birden | How to Make a Killing, Send Help ve Mercy
İki aydır kapısından geçmediğim Üç Film Birden köşesinde, yine uzun uzun konuşmaya değmeyeceğini düşündüğüm filmleri birer paragrafta pataklayıp evlerine yolluyorum. Net bir çerçevesi olmasa da, yılın ilk yarısında vizyon görmüş gişe umutlusu üç yapım diyebiliriz bugünkü seçkiye. Bizde bugün sinemalara uğrayan How to Make a Killing, Sam Raimi’nin varlığını her karesinde hissettirdiği Send Help ve Chris Pratt’li yapay zekâ aklayıcısı Mercy ile birkaç kulak çınlatacağız. Hazırsanız başlayalım…
HOW TO MAKE A KILLING | Glen Powell Deneyi Yine Tutmadı

Nasıl Katil Olunur | Yönetmen: John Patton Ford | Oyuncular: Glen Powell, Margaret Qualley, Jessica Henwick, Bill Camp, Zach Woods, Topher Grace, Ed Harris | Senaryo: John Patton Ford (uyarlama), Roy Horniman (roman) | Birleşik Krallık, Fransa | 105′ | Komedi, Drama, Gerilim
Para kazandıran bir yıldız olsun diye Hollywood’un epey çaba sarf ettiği Glen Powell’ın olduramadığı yapımlardan bir diğeri How to Make a Killing. 2022 tarihli Emily the Criminal ile meramını anladığımız John Patton Ford’ın yazıp yönettiği yapımda, aşırı zengin ailesi tarafından dışlanmış dul bir kadının oğlu olarak gözünü herkes ölürse üstüne konacağı mirasa diken bir adamın, bu uğurda hiç tanışmadığı akrabalarını birer birer öldürmesi konu ediliyor. 1949 tarihli klasik Kind Hearts and Coronets’in de baz aldığı romandan hareketle esas oğlanımız Becket türlü yollarla elini kana bulayıp bir şekilde paçayı kurtarırken, daha evvel kapitalizmin açtığı uçuruma dair kayda değer bir şeyler söyleyebilmiş Ford’un da Amerika’daki post-Trump sınıf ayrımına bir yerlerden bakabileceğini umut ediyoruz. Ne yazık ki How to Make a Killing’in herhangi bir meseleyi dişleyesi yok. Hatta öyle ki Glen Powell’ın olmayan star karizması haricinde bir aracı kullanmaya da niyeti yok. Sırtını tek bir etkene yasladığı için, hiç umursamadığımız bir karakterin peşi sıra iki saat boyunca oyalanıyoruz yalnızca. Halbuki gözünü tam olarak ona ait olmayana dikmiş, Amerikan Rüyası eşantiyonu açgözlülükten sağılabilecek çok daha esaslı bir manzara var ama elini sürmeye yeltenmiyor bile. Ford’un filmi onun yerine olabildiğince apolitik, karaktersiz ve sıradan.
SEND HELP | Raimi Usulü Survivor

Yardım Çağrısı | Yönetmen: Sam Raimi | Oyuncular: Rachel McAdams, Dylan O’Brien, Edyll Ismail, Dennis Haysbert, Xavier Samuel | Senaryo: Damian Shannon, Mark Swift | ABD | 113′ | Korku, Gerilim, Macera
Alternatifsizlikten tüketilmesini iyi televizyonculuk sanan kötü yapımcı, sunucu ve ne yazık ki ünlü Acun Ilıcalı’nın ayakları altında ezdiği Survivor formatının özü, şu aralar ABD’de 50. sezonuna ulaşmış bir fenomen. Bu külliyatın modern hikâyelere olan katkısı da yadsınamaz. Bu kapıyı şimdi de grotesk korkunun vazgeçilmez adresi Sam Raimi aralıyor. Çalıştığı şirkette bir kadın, hem de sözde “göze hitap etmeyen” bir kadın olmasının ceremesini hakkı teslim edilmeyerek çeken Linda’nın (Rachel McAdams), yeni patronu Bradley (Dylan O’Brien) ile çıktığı iş gezisinde uçakları düşüyor ve bir adada mahsur kalıyorlar. Survivor’a düşkün, hatta katılmak için seçmelere video yollayan Linda hızlıca bu hayatta kalma mücadelesinin hakkından gelirken, Bradley ise hayatı boyunca hiçbir şeyi kendi yapmamış olmasının bedelini becereksizliğiyle ödüyor ve hiç sevmediği Linda’nın eline bakmaya başlıyor. Yabani domuzların yarattığı terörden zorlayıcı hava koşullarına, bir Sam Raimi filmi olduğunu her virajda hatırlatan Send Help, tamamen cinsiyetlerin ve ayrıcalıklı olanla ayrıcalıklar için savaşmak zorunda olanın mücadelesi üzerine. Seyircisinden kontağı kapatıp eğlenmesini istediği için de ucuzlaşmaktan ve iki başrolünün şeytan tüyünden yararlanmaktan hiç çekinmiyor. Kafayı yormadan tüketilebilecek bir çerezlik.
MERCY | Yapay Zekânın Yalakaları

Merhamet Yok | Yönetmen: Timur Bekmambetov | Oyuncular: Chris Pratt, Rebecca Ferguson, Kali Reis, Annabelle Wallis, Chris Sullivan, Kylie Rogers, Kenneth Choi | Senaryo: Marco van Belle | ABD | 100′ | Gerilim, Bilimkurgu, Drama
Anna Faris’ten olan çocuğunu “sağlıklı” evlatları arasında saymadığı gün defterden sildiğimiz oksijen israfı Chris Pratt, tahammülfersa filmlerle dolu filmografisine bir yeni halka daha ekliyor Mercy ile. Yüksek dozda kullanımını zekâ geriliği olarak gördüğüm yapay zekâ meselesine, son 30 yılın aksiyon/gerilim filmlerinden aparma formüllerle yaklaşıyor film. 2029’da, artık sosyal adaletsizliğin parçalara böldüğü bir Los Angeles’a bakıyoruz. YZ’nin ellerine bırakılmış bir adalet sistemine su taşıyan dedektif/polisimiz, karısını öldürmekle suçlanarak elektrikli sandalyeye oturtuluyor. Suçsuzluğunu ispat etmek için elinde kısıtlı zamanı ama sonsuz kaynakları var. Neyse… Tüm bu aptallığın öte tarafında mesai arkadaşları, aile dostları, kayınpederi, kızı ve alkolikliğin hayatına soktuğu sponsoruyla birlikte, birbiri ardına asla mantık içermeyen olaylar zincirini izlemeye koyuluyoruz. Takvimlerde sadece üç sene sonrasını işaret eden teknolojisine Chris Pratt haricinde kim inanmıştır bilmiyorum ama bu rezalete ortaklık eden bir tek kendisi değil. Rebecca Ferguson hanımefendi de kusurlu olduğunu göstererek eli zayıflatılmaya çalışılan yapay zekâ olarak çıkıyor karşımıza. Yalnız tüm bu pespayeliği mide bulandırıcı bir yerde bitiriyor Mercy. YZ eleştireceğim derken insanlarla eşitleyerek, her iki tarafın da hatalar yapabildiğini söylüyor. Kötü değil, çok kötü. Bir de üstüne kötücül! Filmin bileşenlerine katkıda bulunmuş herkes adına utanıyor insan.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















