Eleştiri
Michael | Popun Tartışmalı Hayaleti

Michael | Yönetmen: Antoine Fuqua | Oyuncular: Jaafar Jackson, Colman Domingo, Nia Long, Miles Teller, Juliano Valdi, KeiLyn Durrel Jones, Laura Harrier, Joseph David-Jones, Rhyan Hill, Jamal R. Henderson, Tre Horton, Jessica Sula, Mike Myers, Kendrick Sampson, Larenz Tate, Liv Symone, Deon Cole | Senaryo: John Logan | ABD, Kanada | 147′ | Biyografi, Drama, Müzik
Nereden baktığımın tam olarak anlaşılabilmesi için, önümüzdeki ödül sezonunda bize eşlik etmesini beklediğimiz Michael’ı konuşmadan evvel Michael Jackson’la kurduğum ilişkiyi açmam gerekiyor sanırım. Sinemadan önce hayatımın önemli bir kısmını kaplayan müzikle ilişkim doksanlarda Türkiye’de yayın yapan MTV ve VH1, ardından bu kalabalığa katılan Dream ile Number 1 sayesinde epey zenginleşti. BBC’nin Top of the Pops yayınını yakalayabilmek için daha ilkokul yıllarımdayken gösterdiğim üstün çaba, beni koyu bir Spice Girls hayranına dönüştürdü. Bununla yetinmeyip dönemin neredeyse tüm popüler müzisyenlerinin kasetlerini alabilmek için de elime geçen her fırsatı değerlendirdim. Ne var ki Michael Jackson, pop müziğe yadsınamaz bir biçimde yön verdiği o dönemde bile çocuk aklımın radarına girmedi. Çünkü benim gözümde beyaz geçerliliğine ulaşabilmek için burnunu yaptıran, cildini kim bilir nelerle beyazlatan, maymunlarla ve küçük çocuklarla ürkütücü pozlar veren, türlü kılıkların ardına saklanan bir figürdü. Hayranı olduğum yıldızların aksine fazla hesaplı, fazla gizemli ve bir o kadar da tekinsiz görünüyordu. Kostümlerinin ve dans şovlarının ardına gizlenen Jackson’ı büyüdükten sonra da hakkında öğrendiklerim nedeniyle hiçbir zaman çalma listeme dahil etme ihtiyacı hissetmedim. Bu yüzden ölümünün ardından karalar bağlamamı gerektirecek bir durum olmadığı gibi, Mustafa Uslu tandanslı biyografisinin varlığı da bende en ufak bir heyecan yaratmadı.
Antoine Fuqua imzalı ve tarikat üyesi gibi davranan hayranlarının dil uzattırmadığı Michael’ın yaratıcı özgürlüğe sahip bir proje olduğunu söylemek güç. Janet Jackson başta olmak üzere bazı kardeşlerinin anlatıya dahil olmak istemediği, Michael Jackson’ın pedofilik eğilimlerini, hasta ve yardıma muhtaç çocuklarla vakit geçiren iyi niyetli bir adam imajına sığınarak kamufle etmeye çalıştığı, buna ek olarak silik mevcudiyetini Miles Teller gibi bir oyuncuya emanet eden avukatı John Branca’ya da anlamsız ölçüde alan açtığı düşünüldüğünde, yapımın mirası yöneten hukuk ekibinin gözetiminde şekillendiği hissi kaçınılmaz. Jackson’ın istismar ettiği çocuklardan biriyle ilgili hâlâ devam eden dava nedeniyle filmin vizyon tarihinin ertelenmesi ve final bölümünün yeniden kurgulanması da, yalanlarla örülü bu kalede dolarlarını sayan avukatların projedeki etkisini açıkça doğruluyor. Benim asıl anlamlandıramadığım ise politik bilincin böylesine geliştiği, bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolaylaştığı bir çağda Michael Jackson gibi bu denli tartışmalı bir figürü neden yeniden dolaşıma sokma ihtiyacı duydukları. Görünen o ki Jackson mirasının sahipleri için para musluğu yavaş yavaş kapanmaya başlamış.
Michael Jackson’ın kimliğini ve kirli tarihini bir kenara bırakıp filmi yalnızca sineması üzerinden değerlendirmeye çalışacak olursam da değişen pek bir şey yok. Michael, aslında Bohemian Rhapsody‘nin başımıza ördüğü çorabın yeni bir uzantısı. Freddie Mercury’yi kuir kimliğinden arındırıp neredeyse kutsallaştıran o filmin tüm pespayeliğine rağmen gişede yakaladığı başarı, belli ki stüdyolara müzisyen biyografilerinin altın madeni olduğunu düşündürdü. Bu gidişle bir süre daha bu furyaya mahkûm olacağız. Ne yazık ki bunun bedeli yalnızca Bruce Springsteen, Whitney Houston ya da Amy Winehouse gibi kendinden başkasına zarar vermemiş müzisyenler hakkında çekilen baştan savma biyografiler değil. Aynı zamanda Michael Jackson gibi dokunduğu hayatlarda derin yaralar bırakmış bir figürün şişirilmiş mirasının cilalanıp yeniden pazarlanmasının da önünü açıyor. Üstelik filmin sinemasal zemini de en az etik yaklaşımı kadar sorunlu. Lifetime ya da Hallmark yapımı bir televizyon filmi hissi veren duygusal yapının üzerine kurduğu bütün çatışmalar utanç verici derecede sığ. Jackson’ın bütün günahlarına bir günah keçisi ararken yarattığı karikatür baba figürünü böylesine kaba çizgilerle resmetmek yerine, kendi bedeniyle ve kimliğiyle barışamayan, Peter Pan takıntısı insanın tüylerini ürperten bu figürü çözümleyen daha cesur bir bakış geliştirebilselerdi keşke. Onun yerine kare kare her performansı, her klibi yeniden canlandırdıkları, YouTube’da derin bir dalış yapıp tüketilebilecek şeylerin albümünü yapmayı tercih etmişler.
Öte yandan bütün bunların karşısında, siyah kültürünün en önemli yapıtaşlarından biri hâline gelmiş Michael Jackson’ın, zaten itibarsızlaştırılmak için sürekli fırsat kollanan bir topluluğun simgesi olması nedeniyle dokunulmazlaştırılması da tamamen şaşırtıcı değil. Müziğini sevip sevmemekten bağımsız olarak, endüstride kendini konumlama biçimi ve açtığı kapılarla yalnızca örnek olmakla kalmayıp oyunun kurallarını değiştiren Beyoncé’den, eşdeğer yeteneğe sahip olmasına rağmen beyaz aktrislerle aynı zenginlikte bir kariyer inşa etme fırsatını bulamadığını sık sık dile getiren Viola Davis’e kadar siyah sanatçıların karşılaştığı engelleri yok saymak mümkün değil. Bu yüzden şöhreti okyanusları aşmış, buna rağmen kendi kimliğiyle kurduğu problemli ilişkiye karşın topluluk için tarihsel bir sembole dönüşmüş pop yıldızlarını sahiplenmeleri de bu ikiliği kaçınılmaz kılıyor. Bence ödül sezonunda bunun yansımalarını da sıkça göreceğiz. O.J. Simpson’ın eline eldiven sığmadı diye beraat ettiren Amerikan adalet sisteminin Michael Jackson hakkında açılan davayı da mahkûmiyetle sonuçlandırmamasını referans alarak kimi siyah hikâye anlatıcıları, filmi sahiplenmeye özel bir çaba gösterecek. Bu da Jackson’ı canlandıran yeğeni Jaafar Jackson’ın, filmin açık ara en güçlü tarafı olan performansıyla önemli adaylıklar elde etmesini mümkün kılacak. Umuyorum bu rüzgâr, Colman Domingo’nun kariyerindeki en kötü işçiliğin de önünü açmaz.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















