Takip et

Dizi Eleştirisi

Heartstopper Forever | Yaşayamadığımız Gençliğe Veda

tarihinde yayınlandı.

Heartstopper Forever

Heartstopper Forever | Yönetmen: Wash Westmoreland | Oyuncular: Kit Connor, Joe Locke, William Gao, Yasmin Finney, Corinna Brown, Kizzy Edgell, Tobie Donovan, Jenny Walser, Rhea Norwood, Leila Khan, Fisayo Akinade, Nima Taleghani, Jack Barton, Darragh Hand, Anna Maxwell Martin, Eddie Marsan, Derek Jacobi | Senaryo: Alice Oseman | 114′ | Netflix

Heartstopper ForeverKalabalığa karışmak için bir başkası olmak zorunda kalmanın ne olduğunu yaşamayan anlayamaz. Bu duvarı yıkmanın jenerasyonel ve çevresel sayısız faktöre bağlı olması, insanın yeni yetmeyken de yetişkinken de açılma eyleminin farklı biçimlerdeki tekrarlarıyla ömür boyu uğraşmak zorunda kalmasını gökkuşağının altından geçmeyene anlatarak izah etmek de mümkün değil. Bir de bunun üzerine saklanmanın getirdiği alışkanlıkların hayatın tamamına sirayet eden kapkaranlık yan etkileri var ki, yeri geliyor aynı klandan olan dostunuza bile açıklayamıyorsunuz. Ancak ışık süzmelerine doğru koşar adım ilerlediğimiz bu puslu havada bazen Heartstopper gibi mucizevi bir şey çıkıp, kim olursanız olun sizi doğru şekilde eğiterek zihninizi açabiliyor. Kuir olan için, yaşına bağlı olarak ya bir hatıra defteri ya da yaşayamadığı hayatın müzesi; heteronormatif düzenin esirleri içinse ebeveynliğin, dostluğun ve müttefikliğin el kitabı niteliğindeki bu şahane dizi, biliyorsunuz ki uyarlandığı Alice Oseman çizgi romanı Türkiye’de muzır neşriyat ilan edilince Netflix Türkiye tarafından neredeyse hiç tanıtılmadı. Ama onların birbirinden kötü reklam kampanyaları, şuursuzluğuyla huzursuz eden partileri, ayakta durmasına hâlâ çok şaşırdığım ajanslarının vizyonsuzluğu olmadan da kulaktan kulağa büyüyen bir sevgi sayesinde ve tabii internet çağının dünyanın bütün kapılarını aralamasının da katkısıyla, bu renkli buluşmamıza hiç gecikmiyoruz.

Charlie (Joe Locke), Nick (Kit Connor) ve varlığıyla bizi büyüleyen bütün arkadaşları hiç şüphesiz hepimizin hayatına bir yerlerden temas ediyor. Kimimiz kendimizi onlarla özdeşleştirip yaşadığımız hislerin çok daha ideal bir dünyada nasıl tezahür ettiğine bakıyoruz. Kimimiz ise bambaşka türden bir ergenlik yaşamaya mecbur bırakıldığımız yılları hatırlayıp iç çekiyoruz. Acısıyla balını aynı anda sunuyor Heartstopper. Sizi kucaklanmaya ihtiyaç duyduğunuzu bile bilmediğiniz yerlerden sarıyor, pamuk çuvalı gibi hafifletiyor. Öte yandan derinlere gömdüğünüz yaraları da usul usul kaşıyor. Yarattığı acı, herkesin hayatında bir kez yaşayacağının garanti olmadığı bir aşka özenmekten doğmuyor ama. Asıl can yakan, o aşkı yaşayabilme ihtimalinin bile korkusuzca var olabildiği bir dünyaya duyduğumuz yeri doldurulamaz açlık. Hikâyenin bunu lise çağındaki karakterler üzerinden anlatmasına rağmen benim gibi yaşını almış izleyicisini bile sarsabilmesi de, tam o yıllarda tatmamız gereken duyguları ertelemek zorunda kalmanın hüznünden kaynaklı elbette. Bu sebeple de tamamen merkezdeki çiftimize odaklanarak kapanış yapan film formundaki final, sadık seyircisine hemen her anlamda aradığı karşılığı veriyor.

Heartstopper Forever

Temsiliyetin hakkını belki de hiç olmadığı kadar geniş bir yelpazeden veren Heartstopper, 2022’de Netflix’te başlayan yolculuğunu Nick ve Charlie’ye son bir zorluk daha biçerek noktalıyor. Yeme bozuklukları sebebiyle mental anlamda zorlu bir süreçten geçen Charlie’nin, en az kimliğini açıklaması kadar sancılı geçen atak döneminin ardından bu kez yalnızca bize değil, birbirlerine de veda etmek zorunda kaldıkları bir yol ayrımındayız. Aralarındaki bir yıllık yaş farkı nedeniyle Nick’in mezun olup üniversiteye gidecek olması, ikilinin önüne yepyeni bir sınav çıkarıyor. Hem yetişkinliğe adım atmaktan çekinen hem de Charlie ile kol kola atlattıkları hastane aylarının ardından hiçbir şeye yetemediğini düşünen Nick, kendini derin bir çıkmazın içinde buluyor. Bu kez karanlık, bir önceki sezondaki kadar ürkütücü değil; ama ilk kez deneyimledikleri yolların getirdiği belirsizlik ve kaygıyla mücadele etmeleri gerekiyor. İlişkilerinde bugüne kadar her engeli el ele aşan çift için Oseman, finale birlikte çözemeyeceklerini düşündükleri tek sorunu koyuyor: Ayrılık.

Heartstopper‘ın alametifarikası, bu karakterleri bize sahiplendirebilmesinde yatıyor malum. Coğrafya, yaş ya da kültür fark etmeksizin deneyimin ortaklığından bağlıyız Nick ile Charlie’ye. Dolayısıyla onlar uzaklaştığı anda seyirci olarak bizim de kalbimiz kırılıyor. Peri masalından çıkmış gibi hissettiren ama hakikatinin büyüsüyle başımızı döndüren bağlarının kopmasına dayanamayıp gözyaşlarımıza sarılıyoruz. Elbette bunun ilk aşka dair kişisel deneyimlerimize dokunan bir tarafı da var. Onları lise yıllarında okullarındaki zorbalara göğüs gerip renklerini saklamayanlar için güvenli bir alan yaratırken izliyor; aslında kimimizin çok daha geç yaşlarda yaşayabildiği, kimimizin ise hiç tadamadığı bir ilişkinin iyileşmesini bekliyoruz. Yine o kadar insani yerlerden kuruyor ki hem hasarını hem de tamirini Heartstopper, gönderilemeyen mesajlarda, belki uyuşuruz da derdimizi unuturuz diye karıştığımız kalabalıklarda hep o tanıdık duygulara rastlıyoruz. Alıştığımız gibi çok içeriden vuruyor Heartstopper. Neredeyse monotonlaşan tonunun içinde bile sahici olanı bulup ona sımsıkı tutunuyor.

Heartstopper Forever

Tüm sezonları ve uğruna akıttığım gözyaşlarının henüz kurumadığı final filmini bir bütün olarak düşündüğümde, bana yaşattığı tüm duygular için müteşekkirim bu sakarini fazla kaçmış dünyaya. Her yükü sırtına alarak doğruyu göstermekten hiç yılmayan ve didaktik vasıfları bir hayli yüksek bu proje, hele ki heteroseksüellerin her türlü toz pembe hayalini yıllarca perdeye ve ekrana taşıdığı bu dünyada sırayı bize de getirdiği için, çok kıymetli. Bizi dalgasıyla ıslatan, rüzgârıyla hafifleten duyguların her biri yeri doldurulamayacak değerde. Kendimi çok zorlarsam, bir tek Nick ile Charlie’ye odaklanmasının tüm yan karakterlere haksızlık ettiğini söyleyebilirdim belki. Ancak lisede başlamış bir aşkın sonsuza dek sürmeyeceğini bilen ve bu masala ihtiyaç duyduğu gerçeklik duygusunu veren tavırla, hayatın farklı yerlere savuracağı bu arkadaş grubunun kalben bir, ama fiziken birbirinden uzak kalacağını ima etmesi de hiç sırıtmıyor. Seyircisinin ve karakterlerinin yaşını gözeterek cinsellikle arasına koyduğu mesafeyi bırakıp, hormonların yön verdiği bu son virajda seksin de aşıklarımızın hayatına doğal biçimde değmesine izin vermesinden, Ortodoks fikirlerini geride bıraktığı bir veda yapmasından da çok memun kaldığımı söylemem gerek. Zaten tüm bu mücadelemiz, isteyen istediğini sevsin, isteyen istediğiyle sevişsin diye değil mi?


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin