A Bigger Splash

A Bigger Splash

Yönetmen: Luca Guadagnino |
Yönetmen: Luca Guadagnino | Oyuncular: Tilda Swinton, Matthias Schoenaerts, Ralph Fiennes, Dakota Johnson, Lily McMenamy, Aurore Clément, Elena Bucci, Corrado Guzzanti | Senaryo: David Kajganich (uyarlama), Alain Page (hikaye) | 124 dakika | Drama

| A- |


A Bigger SplashI Am Love’ın sille atmakla kalmayıp suratımızda bıraktığı devasa şaplak izi Luca Guadagnino’nun şiddetine bağımlı dayak fetişistlerine dönmemize sebep oldu. Yapmacık İtalyan sinemasının benim adıma tek kayda değer temsilcisi olan haşmetbahapları, artçıları devam eden 2009 tarihli filminden uzun bir süre sonra yine yanı başına Tilda Swinton’ı alıp yeni bir maceraya yelken açmış. La Piscine ismindeki Fransız filminin gevşek bir uyarlaması olan A Bigger Splash, Guadagnino’nun hayran kaldığımız başyapıtına öykünerek türler arası cambazlık yapıyor. Yalnız bu sefer egzantrik ana karakterlerinin romantizm seanslarından ziyade yılların yıprattığı, hırslandırdığı, deneyimleriyle törpülenen dört insan manzarası izliyoruz. Geçirdiği ses ameliyatı sonrası ağzını açtığında ancak yavru aslan sesi çıkarabilen bir rock star, eski ve çılgın aşığı, emanet edildiği intihara meyilli yeni çekici etten aksesuarı ve insanların çaresiz kalmasından keyif alan toy bir kızcağız. İtalya’nın yalandan çok yılanı olan bir kasabasında eski defterleri çok da açmadan hesaplaşmaya giren, kelimeleri tasarruflu kullanarak birbirini yaralayan ortak mazili bireylerin hayatından bir haftayı geçmeyen bir kesit izliyoruz. Ama herkes Guadagnino’nun sinemasına yakışacak biçimde gizemli ve beklenmeyen eylemlere gebe. Tabii filmin sözde doruk noktasından sonra uçurumlara kollarını açıp bırakmasıyla sorun yaşamasını da anlayabiliyorum. Ama bu bazı yerleri aceleye getirilmiş gibi duran, kimi zaman Swinton ve Fiennes’ın gözüpek performans seçimleriyle yorgun düşen kusurlu film, küçük çocuklar için yapılmış bir doğumgünü partisi sonrası dört bir yana saçılmış yemek artıkları, kirli bulaşıkları ve çiğnenmiş konfetileriyle güzel. İlgi isteyen duygusal patlamaları bile zayıf geçen 2016 yılında Guadagnino’nun büzüğünü kurtarmaya yetiyor.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Robyn

    Bende sizin gibi bu filmi severek izledim . A- vermenizden sevdiginiz anlasiliyor, yani oyle dusunuyorum 😀 . evet ya bazi yerler aceley getirilmisti. Ama genel olarak film guzeldi, bahsettiginiz diger filmi ise bilmiyorum. Dakota ya ozellikle bayildim. O sari saclar ve 17 yas ona cok yakismisti, konu olsun oyunculuk olsun insana duyguyu aktarma olsun keyifli saatler yasatiyordu. Bence kesinlikle izlenmeli!!!

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.