Wine Country

Wine Country

Yönetmen: Amy Poehler | Oyuncular: Rachel Dratch, Ana Gasteyer, Amy Poehler, Maya Rudolph, Paula Pell, Emily Spivey, Cherry Jones, Maya Erskine, Jason Schwartzman, Tina Fey, Jay Larson, Liz Cackowski, Greg Poehler, Sunita Mani, Brené Brown | Senaryo: Emily Spivey, Liz Cackowski | 103 dakika | Komedi

Düzenli aralıklarla Saturday Night Live övdüğüm Oscar Boy sayfalarında güçlü kadın figürlerin peşinden dünyanın diğer ucuna gitmeye hazır kalabalığın Game of Thrones’u, Star Wars’u, Lord of the Rings’i sayılabilecek Wine Country’i konuşmaya geldi sıra. Sevmelere doyamadığımız Amy Poehler’ın yönetip oynadığı bu harika projede Maya Rudolph, Ana Gasteyer, Rachel Dratch, Tina Fey gibi tanıdığımız yüzler yer almakta. Ama bundan da önemlisi Debbie Downer, Gilly gibi efsanevi skeçlerin yazarı Paula Pell’in A.P. Bio’nun ardından tam anlamıyla yüzünü seyirciye tanıttığı ve Wine Country’nin senaristleri, yine SNL’in yazar odasından geçmiş Emily Spivey ve Liz Cackowski’nin de boy gösterdiği, tadından yenmez bir dost toplantısı var karşımızda. Gerçek karakterlerinden minik parçaları oynadıkları rollere hediye ettikleri, Rachel Dratch ve Ana Gasteyer’ın 50. yaş kutlamalarından esinlenilerek senaryolaştırılmış öykü arkadaşlıkları çok eskiye dayanan bir grup kadının kutlama sebebiyle şarap cenneti Napa’ya yaptığı seyahatin etrafında dönüyor. Hayatlarında belirli yaşlara ve konumlara ulaşmış kadınlarımız kendi problemleri içerisinde tek başına boğulurken, bu tatil sayesinde tekrardan paylaşmayı, paylaştıkça çoğalmayı ve tabii yol filmlerinin olmazsa olmazı denilebilecek “büyüme” eyleminin de bir türünü gösteriyor. Gülmek, güldürmek elbette bâki. Fakat bunun haricinde yaş almanın keyfini çıkarmak, her yaşı olduğu gibi yaşayıp kucaklamak da var Wine Country’nin tarifinde. Bambaşka cephelerde irili ufaklı savaşlar veren kadınlarının kimliğini tarot falı baktırırken, milenyallerin ağırlıkta olduğu bir sanat galerisinde dolanırken, şarap bağlarında yolunu kaybetmişken açık ediyor. Çok mu devrimsel bir keşif mevcut? Hayır. Ancak her yaşa eşit muameleyi göstermeyen bir stüdyo sistemiyle haşır neşir olduğumuz için asırlardır, geçen yılları sadece ölüme bir adım daha yaklaşmak olarak almayan ve hayatın önüne koyduklarıyla koşullara göre mücadele eden “gerçek” kadınlar izlemeye hasret kalmışız. En azından ben böyle hissettim. Tabii ne yazık ki dilediğimiz kadar günlük güneşlik değil her şey Wine Country’de. Perde arkasında ne olduğunu tam kestiremediğimiz Saturday Night Live’da tohumları atılmış bağların yansımasını büyük bir keyifle izlemiş olsak da filmin komedideki vasıfları iş dramaya geldiğinde biraz zayıf kalıyor. Sanki parçaları birbirine tutturmak konusunda ciddi bir problem yaşanmış ve altı ana karakterine yeterli miktarda büyüme alanı ayrılmamış gibi. Evet, Gasteyer ile Pell’in tüm boyutlarını görüyor, Poehler ile Rudolph’u anlamak için zorluyoruz. Ancak Dratch ve Spivey’i tanıyabilene aşk olsun Buna rağmen şikayet ederken bile yarım ağız konuşuyorum çünkü bu ekibi bir arada izlememizin üzerinden 15 yıl geçmiş ve bu açlık nostaljiyle manipüle edilmeye yetiyor. Varsın şarap şişelerinin arasında biz de sarhoş olup her şeyi olduğundan daha iyi, daha özel hatırlayalım, ne var yani? Ellinci yaşını geçmiş ya da yaklaşmış, SNL’den mezun yarım düzine kadının arz-ı endam eylediği kaç film daha çıkacak ki karşımıza zaten?
Fesat Mukayese: Wine Country > Grown Ups

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.