69. Altın Küre Ödülleri’nin ardından…

69. Altın Küre Ödülleri’nin ardından…

Michelle Williams ve Busy Philipps

Bir ödül töreni daha sona erdi ve Critics Choice ile Altın Küre’nin olduğu bu hafta pek çok şeyin kesinleştiği sezona yeni bir soluk getirdi. Ben durumdan pek memnun değilim. Çünkü bu yılın en büyük esprisi her şeyin belirsiz olmasıydı. Büyük ödüller açıklanmaya başlayınca tüm o gizemin kaybolacağının farkındaydım ama yine de birkaç büyük farklılık bekliyordum Critics Choice ile Altın Küre arasında. Scorsese ya da Streep o farklılıklardan değil ne yazık ki.

Tahminlerimde çok büyük oranlar yakalamasam da doğru bilemediğim her dalda, alternatif olarak gösterdiklerim galip geldi. The Descendants‘ı sadece Altın Küre için fazla buluyordum, yanılmışım. Geçen seneki The Social Network gecesinden sonra bunu tahmin etmem gerekirdi.

Önce şovdan bahsedelim tabi biraz… Pek de eğlenceli bir şov yoktu ne yazık ki. Ricky Gervais geçtiğimiz senelerde olduğu kadar komik olamadı. Bir de bunun üzerine tüm tahmin edilebilir zaferler ardı arkasına sıralanınca iyice çekilmez bir hale dönüştü. Gerçi TV dallarında klasik olarak Türk seyircisinde bir Breaking Bad, bir Game of Thrones beklentisi oluyor ama ne Kelsey Grammer ne de Homeland sürpriz oldu bana. Özellikle Grammer‘ın zaferine çok sevindim. Boss televizyondaki en işlerden biri olmasının yanı sıra Grammer‘ın performansı da şu an televizyondaki tüm aktörlerden kat kat üstün. Boss‘ı izlemeden bana Cranston‘ı savunmayın kısacası. Bilmem anlatabildim mi?

Tabi bir de bu geceden öğrendiklerim var kendi adıma. Geçtiğimiz senelerde de live blogging yapıyordum ama bu yıl bilgisayarda Twitter’ı da açıp iyice interaktif bir hale getirdim geceyi. Bir daha Twitter açıkken tören izler miyim? Asla. Meltem Cumbul‘un törendeki varlığından tutun da istediği kazanmayınca küçük çocuklara dönen eleştirmenlere kadar her türlü anlamsız yorum vardı. Keşke ödül törenlerinden zevk almayı bilebilsek. İstediğimiz kazanmadığında bile “Benim tercihim X kişiydi.” deyip kenara çekilebilsek. İşte sanıyorum o zaman sezon hepimiz için daha zevkli bir hal alacak.

Gelelim Altın Küre zaferlerinin ifade ettiklerine? Hiçbir şey! Ne Scorsese daha iddialı, ne The Artist‘in yönetmen ödülünü kaybetmesi önemli, ne de Streep Oscar’ı kesin alacak. Çünkü bu Altın Küre! Sırf sahneye çıkarmak için Madonna‘ya ödül veren bir grup. TV kategorilerinde inanılmaz iyi seçimler yapıyor olabilirler ama film kategorilerinde de bir o kadar yıldız düşkünü hepsi. Tabiki de benzerlikler olabilir, ama mesela The Descendants meslek birliklerinden tek bir ödül almadan Oscar’a koşması diye bir durum yok. O yüzden sakin olun derim. Havaya girmenin hiç zamanı değil. SAG, DGA ve PGA verilmeden büyük cümleler kurmamayı bakın derim ben. Kazananları tekrardan hatırlamak isteyenlere gelsin şimdilik aşağıdaki liste. Hadi bakalım.

FİLM
En İyi Film (Drama):
The Descendants
En İyi Film (Müzikal / Komedi): The Artist
En İyi Yönetmen: Martin Scorsese, Hugo
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): George Clooney, The Descendants
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Meryl Streep, The Iron Lady
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal / Komedi): Jean Dujardin, The Artist
En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal / Komedi): Michelle Williams, My Week with Marilyn
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer, Beginners
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Octavia Spencer, The Help
En İyi Senaryo: Midnight in Paris; Woody Allen
En İyi Özgün Müzik: The Artist; Ludovic Bource
En İyi Özgün Şarkı: “Masterpiece”; W.E.
Yabancı Dilde En İyi Film: A Separation (İran)
En İyi Animasyon: The Adventures of Tintin

TV
En İyi Dizi (Drama):
Homeland
En İyi Dizi (Komedi): Modern Family
En İyi Mini Dizi / TV Filmi: Downton Abbey
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Kelsey Grammer, Boss
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Claire Danes, Homeland
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi): Matt LeBlanc, Episodes
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi): Laura Dern, Enlightened
En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi / TV Filmi): Idris Elba, Luther
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi / TV Filmi): Kate Winslet, Mildred Pierce
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Peter Dinklage, Game of Thrones
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jessica Lange, American Horror Story

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

21 Yorum

  1. Emel

    Descendants filmini izleyememiş olmaktan dolayı ödülünün haklı bir zafer olduğundan bir türlü emin olamasam da Hugo nun Oscarda daha fazla şansı olduğunu düşünüyorum…Yönetmen açısından benim tercihim M. Scorsese ama onunda oscarda M. Hazanavicius a karşı kaybetme olasılığı yüksek gibi..Hele ki altın kürenin son yıllarda yönetmen ve film açısından oscarla tamamen zıt gittiğini düşünürsek, M. Hazanavicius ödülü garantiler bile diyebiliriz..
    M. Streep i seviyor olmama rağmen ödülü alması beni o kadar da sevindirmedi…R. Mara nın atak yapıp ödülü alacağına bile daha çok inancım vardı…Geri kalan ödüllerde ise adaylar yerlerini zaten garantilemişti..Başkası alsa şaşırırdım..

    Yanıt
  2. Özgür

    The Descendants’ı henüz izlememiş biri olarak olumsuz tepki vermenizi anlamış değilim. belki güzel bir filmdir ve hakketmiştir. belki bir Babel, bir Atonement’tir. Malum Oscar ayıpları bunlar.. Açıkçası daha filmi izlemeden film hakkında olumsuz değerlendirme yapmamak gerekir düşüncesindeyim. Sırf eleştirmen birlikleri The Artist’i ödüle boğmuşlar diye Altın Küre de ona ödül verecek değil ya.

    En çok hayal kırıklığına uğradığım kategori Midnight in Paris’in ödül alması oldu. Üstelik çok kaliteli rakipleri olmasına rağmen. Hiç yakıştıramadım!

    En iyi Erkek oyuncu ödülünü herkes bekliyordu ama tabi daha Clooney’nin performansını görmedik. Tüm erkek oyuncu performanslarını görmeden feryat etmemek gerek. Pitt de çok iyiydi. Ama belki Cloony daha çok hakketmiştir. Leo da tamamen görmezden geliniyor. İsmi nerdeyse hiç telafuz edilmiyor. Geçen sene Colin Firth’ü göklere çıkarmıştım ama 127 Saat’teki o olağanstü James Franco performasını görünce ne kadar erken konuştuğumun farkına vardım! Kesinlikle filmi tek başına ve olağanüstü bir şekilde götürmüştü. Oscar onun hakkıydı.

    En iyi kadın oyncu Streep oldu. istiyormudum? hayır. Ama bekliyordum. Tek rakibi Viola Davis’ti. M.Williams’ın diğer kategoride yer alması işini çok kolaylaştırdı tabiki. Sonuçta taa başından beri bu üç isim ön plana çıkıyordu. sürpriz olmadı yani.

    Animasyonda aşırı şaşırdım. Tabi bir de Senaryo ödülünde. Diğerleri en azından tahmin edilebilir, ismi ön plana çıkan ödüllerdi.

    Bırakalım Oscar the king speech’leri, Golden Globe the social network’ları ön plana çıkarsın. Her ikisinin de hataları oluyor. Sadece bir örnek vercem yeterli: ikisi de geçen sene Shutter İsland gibi yılın en iyi filmlerinden birini görmezden geldi. Hiç bir kategoride adaylık bile alamadı. Yine ikisi de o olağanüstü zeka ürünü ve o derece özgün senaryo ödülünü İnception vermedi. İkisi adına da çok büyük ayıplar bunlar. daha bir sürü örnek verebilirim, uzatmayalım. Ama hiç değilse Golden Globe C. Nolan’ın zekasına hakaret edip en iyi yönetmen dalında adaylık vermeme saygısızlığı göstermedi.

    Yanıt
  3. onur

    Bende yukarıdaki arkadaş gibi hiç birimizin The Descendants’ı izlememesine rağmen buradaki birçok kişinin filme olumsuz bakmasını anlayamıyorum.Alexander Payne kötü film yapmaz bence.Şimdiye kadar izlediklerimde kötü çıkan olmadı.Zaten adam öyle her yılda film yapan birisi değil.Az ya da öz yapıyor.Yani bu yüzden The Descendants Oscar’ı alamaz diyemeyeceğimiz gibi alır da diyemeyiz.Yalnız yönetmen ödülünün Scorsese’ye gitmesine sevindim.Hazanivicus ilk darbesini aldı.Şimdi DGA’yı beklemek gerekiyor.O ödül kime giderse Oscar’ı da o alır.Brad Pitt’i unutun bence.Film oldukça iyi ama oyunculuk çok sıradan.O filmle Oscar alması hayal olurdu zaten.Clooney önce SAG’ı sonra Oscar’ı alır.Kadın oyuncu ise hala karışık.Bence Streep Oscar’ı da alacak ama Davis SAG’ı alabilir.Buna karşın Streep de BAFTA’yı alabilir.Yani tahmini güç bir dal.Ama ben Streep diyorum şu anda.Yardımcı oyuncular Oscar’ı garantiledi.Senaryolarda ise Midnight in Paris sanırım özgün senaryoyu alacak.Uyarlamayı ben The Descendants’ın alacağını düşünüyorum inatla.

    Yanıt
    1. Umur Çağın Taş

      Yalnız ben yanlış anlaşıldım galiba. The Descendants hakkında iyi ya da kötü bir şey söylemiyorum. Sadece tek bir Altın Küre zaferiyle herhangi bir film yerini garantileyemez demeye çalışıyorum. Bu The Descendants da olabilir, Hugo da, The Help de. Beğenip beğenmememle alakası yok, ki izlemedim zaten filmi. Beğendim ya da beğenmedim de diyemem.

      Yanıt
    2. onur

      Yok ben size özel söylemedim zaten.Pekçok kişi filmi izlemediğinden(buna ben de dahil) filmin nasıl çıkacağını kestiremiyor.Ve ödül şansını pek hesaplamıyor.Alexander Payne başta Sideways olmak üzere About Schmidt,Election gibi çok çok iyi filmler yapmıştır.Bu film de kötü değildir kanaatimce.Weinsteins Company bu yıl o kadar lobi yapmasaydı, yılın tartışmasız galibi The Descendents olurdu sanırım.Çünkü Sideways de veremedikleri bir Oscar var.

      Yanıt
  4. Erşah

    Altın Küre’ler hiçbir zaman Oscar’a ölçü olmadı. Ancak DGA’dan zaferle ayrılan yönetmen en iyi filmi garantiler. Yıllardır böyle, hiç şaşmadı.

    Breaking Bad konusuna benim de anti-parantez açmam gerekir sanırım. Alttan alttan itham edilen “fanboy”lardan birisiyim 🙂 Neyse, Boss gibi siyasi yapımların, tek karakter üzerinden kurulan dizilerin oralara gelmesi, ödül alması çok normal. Ancak bir karakter dizisi olarak kalır kanımca. En azından Breaking Bad’in en iyi drama dalında adaylığı bekleniyordu, balon Mad Men’in olmadığı bir yılda. Ama kimse şunu da unutmasın, bir dizi veya film ne kadar az ödül alırsa o kadar kült ve başarılı olur. Titanik ve Lost diyerek defterimi kapatıyorum.

    Homeland’i izlemeyi düşünüyorum, sanırım Amerika’nın İslam paranoyasına giydiriyor. Yoksa Hurt Locker gibi faşist bir politika mı güdüyor ? Tam bilmiyorum. Ama açıkçası sevindim, Breaking Bad’den sonra bu sezonun en yüksek eleştirmen puanına sahip dizisi.

    Filmlere gelecek olursam -ki sanki herkes okuyacakmış havasına girdim birden, blog yazarı bile okumaz belki :)- Descandants’ı bir türlü izleyemedik, deli olacağım. Hani Payne’in hiçbir filmini izlemedim, ama çok övülen bir yönetmen. Hakediyor sanırım en iyi filmi. Ama Scorsese’nin ödül aldığı bir gecede Hugo’ya en iyi drama ödülünün gitmemesi tam bir hakarettir. Bence nokta.

    Meryl Streep ve Tintin dışında şaşırtan birşey olmadı. Kişisel favorim Woody Allen senaryo ödülünü kazandı. Aaron Sorkin onun önünde kaybetmenin onur olduğunu söylemiş. Tabi Woody Allen bir Billy Wilder değil, hayranlarına da duyurayım.

    Yanıt
    1. onur

      Bence o zaman hemen Election ve About Schmidt’ten başla en son da Sideways’i izle.O zaman Payne’in ne kadar iyi işler yaptığını görürsün.Amerikan bağımsız sinemasının ayakta durmasını sağlayan isimlerden birisi bana göre.

      Yanıt
  5. TigerBlood

    Ödüller bu sene benim çok hoşuma gitti,yani her sene izlerim ama ilk kez tüm ödüller içime sindi gibi.

    Özellikle tv kısmında Homeland galibiyetine acayip sevindim,ki aylardır dizinin hastasıyım,Claire Danes için ise acayip sevindim.

    Bryan Cranston ödül alamasa bile muhteşem bir oyuncu,onu o törende görmek bile bana yetti.

    Ve Sinema…

    Aylardır diyorum oscar’ı The Artist The Descandants ikilisinden biri alacak diye,ödüller de öyle paylaşıldı.

    The Descendants daha izleyemedik,ama fragmanı,görüntüleri çok çekici geliyor.Ödül alması da değerini artırdı.

    2 sene önce The Hurt Locker,geçen sene The King Speech ödülü aldı,yani güzel filmler kabul ediyorum ama bir yandan da insanı sıkan filmler,bir kere izleyip bir daha izlemeyi deneyemeceğimiz filmler.
    Yani The Descandants gibi aile üzerine yoğunlaşmış güzel bir filmin ödülü götürmesi hiç fena olmaz, ama olur da The Artist alırsa da niye o da demem açıkcası.

    Yanıt
  6. Erşah

    Tavsiyen üzerine Boss’un pilot bölümünü izledim ve hüsrana uğradım. Klasik siyasi entrikalar ve hastalıklı bir başkan üzerinden piyasa yapmaya çalışan bir dizi gibi. Sanırım 2. bölümünü izleyemem. Ayrıca tek bir monolog dışında dizide Grammer’ın düzgün performansı da yok. Ne diyorsun, diğer bölümler daha iyiyse izlemeyi düşünüyorum. Yoksa başka diziye geçeceğim, en azından Breaking Bad çıkana kadar.

    Yanıt
  7. TigerBlood

    Boss daha izlemedim,izleyeceğim o yüzden yorum yapmam doğru olmaz.

    Ama Kelsey Grammer – Bryan Cranston tartışması yapılırken Cranston’ın yerin altına çekilmesini de kabul edemem.Belki bu sene ödülü alamadı,daha iyi bir rakibi vardı tamam ama yıllardır haksızlık yapılıyor.Aynısı Breaking Bad için de geçerli,Mad Men’den çok daha iyi bir dizi,ki bunu da Mad Men hayranı biri olarak söylüyorum.

    Söylediğim gibi tv ödülleri güzeldi,hele hele favori dizim Homeland ödül alınca havalara uçtum.Zaten 11.inci bölüm yayınlanır yayınlanmaz buraya yazmıştım Claire bu bölümle ödülü evine şimdiden götürdü diye,sürpriz de olmadı.

    The Descandants’ı daha izleyemedik ama filme şimdiden çok ısınmış gibiyim,yani beklentim büyük,fragmanının,müziklerinin insanın içini ısıtan bir yönü var,tam benim sevdiğim tarzda bir film olacak gibime geliyor,umarım yanılmam

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.