Dünya üzerinde, seyreden herkesin ama istisnasız herkesin beğendiği bir film var mı? Yok. Bir oyunculuk performansı? O da yok. O halde dünya üzerinde herkesin beğeneceği, ‘Helal olsun, çok isabetli olmuş.’ diyeceği bir ödül (veya adaylık) listesi de olmadı, olamaz, olamayacak. Adı Oscar da olsa, SİYAD da olsa bu değişmez. O yüzden rahat olun, keyfini çıkaramıyorsanız (ki şart değil) başınızı çevirin. Samimi tavsiyemdir.

– Uygar Şirin

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. vordven

    Uygar Şirin’in zaman zaman bu tip temiz çıkışları oluyor. Haklı..

    Yalnız şu var; bu tip aday listeleri oluşturulurken, sinema dışındaki çeşitli sebeplerle bazı filmler yüceltilirken, bazı filmlerin hakkı yeniyor. Elbette her iyi filmi listeye alamazlar ama kesinlikle ve kesinlikle daha ince eleyip sık dokumaları gerekli.

    Oscar’ı geride bıraktık, üzerine konuşmak yersiz olacaktır ama bu yıl aday listesine dahil edilen ‘War Horse ya da ‘Extremely Loud and Incredibly Close’ gibi filmler, Uygar Şirin’in bahsettiği ‘keyfi’ kaçırabiliyor.

    İyi bir seyirci izlediği filmle kaçınılmaz bir bağ kurar. Onu sahiplenir. Bu yüzden kendisine göre yanlış olan tercihlere karşı keyfinin kaçması da normal bir durumdur aslında. Yukarıda bahsettiğim iki filmden çok daha fazla hak etmiş olmasına rağmen, ‘Drive’ filmi Oscar’a aday olamadı. Peki ne değişti ? Hiçbir şey. Ama işte o bahsettiğim sinema dışındaki sebepler yüzünden bu tip başarıların göz ardı edilmesi film ekibi kadar filme değer biçmiş seyirciyi de üzüyor.

    Yanıt
  2. özgür

    vordven’in dediğine kesinlikle katılıyorum ve şunu eklemek lazım: Eleştirmen ödülleri, birlik ödülleri veya herhangi bir festival ödülünün çeşitli sinema dışındaki etkilerden etkilenmesi misal reklam kampanyalarından, siyasi çekişmelerden, kayırma politikalarından .. vs gibi durumlardan fazlasıyla etkilenebilir. Ama eğer biz Oscar’dan bahsediyorsak radikal bir karar olmamalı. Hak eden hak ettiğini almalı, alamıyorsa da iyi bir rakibe kaptırmalı bu hakkını. Madem ki Oscar, ”dünyanın en prestijli ödül töreni” vasfını kullanıyor,bu büyük şerefe nail oluyor, o zaman adam gibi karar vermek de Akademi’nin boynunun borcu olmalı.. Umarım anlatabildim anlatmaya çalıştığımı..

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.