2013’ün En İyi 50 Filmi: #1 – 10

2013’ün En İyi 50 Filmi: #1 – 10

Ve geldik 2013’ün En İyi 50 Filmi listesinde ilk 10’a. Zaten Oscar Boy & Readers’ Choice kapsamında sırasız da olsa hangi filmlerin zirveye oynadığını bir şekilde paylaşmış oldum. Şimdi geriye sade ve sadece sıralaması kaldı. Listenin 11’den 50’ye kadar olan kısmını görmek isteyenler yazının en altındaki linkleri inceleyebilirler. Biz yine işin eğlenceli gevezelik kısmına geçelim. İşte bana göre yılın Top 10’u:

#10: INSIDE LLEWYN DAVIS

Yönetmen: Joel & Ethan Coen

Neden izlemeliydiniz?

  • Coen Kardeşler’in şiirden hallice, su gibi akan senaryoları için. Barton Fink, Fargo, Blood Simple ve No Country for Old Men gibi başyapıtları sinemaya armağan etmiş bir ikiliden zaten kötü bir şey beklediğimiz yok; ama her seferinde de hedefi tam onikiden vurmaları hayranlık uyandırıyor.
  • Filmdeki olağanüstü performanslar için. Hem oyunculuk, hem de solistlikte harikalar yaratan Oscar Isaac favorimiz tabii. Yılın en iyi kadrolarından biri.
  • “Five Hundred Miles”ı canlı canlı dinlemek için. Evet, herkes “Please, Mr. Kennedy”yi epey eğlenerek dinliyor; fakat benim favorim Justin Timberlake ile Carey Mulligan’ın dinlendirici sesinden dinlediğimiz Peter, Paul and Mary parçası

#9: FRANCES HA

Yönetmen: Noah Baumbauch

Neden izlemeliydiniz?

  • Greta Gerwig için. Yine muhteşem bir kadın oyuncu daha! 2013’ün aktrisler açısından ne kadar zengin geçtiğini tekrar tekrar hatırlatmama gerek yoktur diye umuyorum. Gerwig’de bu zenginlikte öne çıkan isimlerden sadece biri.
  • 20’li yaşlarınızda olduğunuz için. O geçiş evresini iyi ya da kötü bir şekilde yaşayan herkesin izlemesi gerekiyor Frances Ha’yı. Ne bir genç, ne de bir yetişkin olabildiğiniz tarifi mümkün olmayan, zor ara…
  • Frances ile en yakın arkadaşı Sophie arasındaki o mesafeli telefon görüşmesini izlemek için. Bir benzeri Girls’de Hannah ile Marnie arasında olmuştu. Neden bu “yakın ama uzak” dakikalar beni bu kadar derinden sarsıyor acaba?

#8: THE PAST (Le passe)

Yönetmen: Asghar Farhadi

Neden izlemeliydiniz?

  • Farhadi’nin ustalığına bir kez daha şahitlik etmek için. Yaşayan en iyi yönetmenlerden ve en iyi senaristlerden biri olduğuna inandığım Farhadi, A Separation’dan sonra bir kez daha işinde mükemmeliyete oynuyor.
  • Elyes Aguis isimli genç yetenekle tanışmak için. Pauline Burlet’i de unutmayalım. Adlarını daha sık duymak istediğimiz iki genç oyuncu adayımız var artık.
  • Final sahnesi için. İlk olarak Ekim ayında izledim; ama hala etkisini atlatamadım. Ajitasyon olmadan insanı hüngür hüngür ağlatabilecek kadar sert bir kapanış.

#7: NEBRASKA

Yönetmen: Alexander Payne

Neden izlemeliydiniz?

  • Alexander Payne’in neden Amerikan bağımsız sinemasının en iyisi olduğunu hatırlamak için. Evet, The Descendants’da ufak bir hayal kırıklığına uğramış olabiliriz. Fakat Payne, Election ve Sideways’e kardeş getirmiş.
  • June Squibb’in Lupita Nyong’o ve Jennifer Lawrence’dan Oscar’ı neden çalması gerektiğini görmek için. Makul olalım. Squibb’in harika oyunculuğu karşısında, bu iki kadının adını dahi anmak çok yersiz değil mi?
  • Mark Orton’ın müzikleri için. Filmin için yapılmamış olması umrumda değil! Bu senenin en iyi müzikleri Nebraska’da, o kadar.

#6: BLUE IS THE WARMEST COLOR (La vie d’Adele)

Yönetmen: Abdellatif Kechiche

Neden izlemeliydiniz?

  • Adele Exarchopoulos’dan büyülenen binlerce erkeğe katılmak için. Yalan söylememe gerek yok, Margot Robbie de aklımı başımdan almayı başardı; fakat Adele’in tek başına dans ettiği “I Follow Rivers” sahnesi bile yetiyor. Kusursuz oyunculuğu da cabası.
  • Tüm yıl boyunca herkesin konuştuğu, toplamda yarım saati bulan, yapay cinsel organlı sevişme sahneleri için. Evet, bu bir sebep olmamalı; ama Blue Is the Warmest Color’ı bir kişiyle dahi bunun sayesinde tanıştıracaksak ben ucuz reklam yapmaya hazırım.
  • Abdellatif Kechiche’nin kuskusdan sonraki yeni takıntısıyla tanışmak için. Domates soslu makarna!

#5: BEFORE MIDNIGHT

Yönetmen: Richard Linklater

Neden izlemeliydiniz?

  • Celine ve Jesse’yi özlediğiniz için. Before Sunrise ve Before Sunset’i izleyip de Before Midnight’dan zevk almayanlar oldukça az. O yüzden çiftimizin randevularına eşlik etmek isteyenler pişman olmayacaktır.
  • Sözde mutlu, ama özünde acı finali için. İlişkilerle ilgili bu kadar doğru saptamaları bir arada görmek her zaman mümkün olmuyor. Before Midnight’ın senaryosu o kadar usta işi ki, her türlü yorumlanabilecek finali daha da değerleniyor.
  • Yunanistan’dan manzaralar görmek için. Ne yazık ki ilk iki filmde olduğu kadar gezemiyorsunuz şehri. Ama arka fonda ülkenin beyaz ve mavi renkleri kendini hissettiriyor.

#4: GRAVITY

Yönetmen: Alfonso Cuaron

Neden izlemeliydiniz?

  • En az 5 dalda Oscar alacağı için. 5 diyorum ki beklenti olmasın. Eğer bu sayı 7, hatta 8’i görürse hiç şaşırmam.
  • Alfonso Cuaron’un devrim niteliğindeki yönetmenliği için. Bu kadar görsel efekt merkezli bir filmde bile varlığını hissettirebilmeyi başarmış. Nefesinin kesilmesini isteyenleri Bullock ve Cuaron’lu 90 dakikaya davet ediyorum.
  • Teknolojinin geldiği son noktayı görebilmek için. Öyle bir film ki Gravity, henüz istedikleri teknikler geliştirilmediği için prodüksiyon sürecini uzatıp bir de bunun üzerine bizzat kendileri istedikleri teknolojinin yaratım sürecine dahil olmuşlar. Daha ben ne diyeyim?

#3: 12 YEARS A SLAVE

Yönetmen: Steve McQueen

Neden izlemeliydiniz?

  • En İyi Film ödülünü kucaklamaya hazırlanan dört dörtlük bir yapım izlemek için. Filmin erkenden favoriye dönüştüğünü görenler McQueen’i ve kusursuzluğa yakın bir noktada gezinen 12 Years a Slave’i kötülemeye çalışıyorlar; ama umursamayın. Kendiniz izleyip, kararınızı siz verin.
  • Bundan böyle adını sıkça duyacağımız Lupita Nyong’o ile daha ilk filminde tanışmak için. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını alan ikinci siyahi aktris olursa hiç şaşırmam.
  • Her şeyden önemlisi, kaliteli film izlemek istediğiniz için. Beğenin ya da beğenmeyin, 12 Years a Slave her aşamasındaki emeğini belli eden kalbur üstü bir proje. Amerikalılar’ın Avrupa’daki soykırıma bu kadar ilgi gösterirken, kendi tarihlerindeki hikayeleri anlatmak için gecikmeleri de ayrı bir mesele.

#2: THE WOLF OF WALL STREET

Yönetmen: Martin Scorsese

Neden izlemeliydiniz?

  • Martin Scorsese’nin hala Goodfellas ve Taxi Driver kalitesinde filmler yapabildiğini görebilmek için. Hugo’nun yaşattığı hayal kırıklığından sonra Scorsese’yi kucaklamaya o kadar ihtiyacım vardı ki, The Wolf of Wall Street ilaç gibi geldi.
  • Leonardo DiCaprio’nun adını her yazıda tekrarlıyor olsam da, Leo için. Ben bayılarak izledim performansını. Gilbert Grape’den bu yana yaptığı en iyi şey olduğunu düşünüyorum.
  • Ünlü “quaalude” sahnesi için. Sadece tek sahneyi izlemeniz yeterli olmayacak gerçi. Uçaktaki olaylara ve Belfort’un evindeki partiye de bir göz atın derim. Teknede geçirdikleri her an da epey keyifliydi. İzleyin işte, başından sonuna tekrar tekrar izleyin.

#1: HER

Yönetmen: Spike Jonze

Neden izlemeliydiniz?

  • Yılın en iyi filmi olduğu için. Ben izlerken büyülendim, düşündükçe daha da hayran kaldım. Oscar’da özgün müzik kategorisi haricinde favori olduğu tek bir dal yok ne yazık ki. Ama Her’ün mükemmeliğinin Akademi tarafından onaylanmaya ihtiyacı yok.
  • Spike Jonze’un yeni (artık yeniliği kaldı mı emin değilim) jenerasyondaki en iyi yönetmen olduğunu görmek için. Being John Malkovich, Adaptation, Where the Wild Things Are ve şimdi de Her. Bu başarı bir tesadüf değil.
  • Joaquin Phoenix’in Oscar’a aday olamamasına hayret etmek için. Michael Fassbender (12 Years a Slave) ile birlikte, beni en çok etkileyenlerden biri oldu Phoenix bu yıl. Aday olmasından geçtim, direkt ödülü alması gerek bence; ama işte Akademi bu. Bazen yaptıklarına anlam vermek çok güç oluyor.

***

2013′ün En İyileri
En İyi 50 Film: #11-20#21-30 | #31-40 | #41-50
En İyi 20 Kadın Oyuncu Performansı | En İyi 20 Erkek Oyuncu Performansı

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

0 Yorum

  1. Serhan YASAR

    The Wolf of Wall Street ve Di Caprio haric begenilerimizin bu denli ortusmesi cok sasirtti ve mutlu etti beni. Ozellikle Inside Lwelyn Davis ve 500 Miles konusunda bana tercuman olmusunuz. Bir de bana gore yonetmen her ne kadar kendisini tekrar etse dahi The Past in gecen senenin en iyisi oldugunu dusunuyorum. Bagimsiz olarak sadece filmi degerlendirdigimde bu sonuca variyorum. Bu kadar siradan ve olagan bir konudan bu denli guzel bir dram gerilimi yaratmak hakikaten buyuk ustalik isi. Hayran kaldim. En kisa surede Francis Ha ve Blue is the Warmest Colour u da izleyecegim.

    Yanıt

Bir Cevap Yazın