The Casual Vacancy

The Casual Vacancy

1
Abigail Lawrie ve Bryce Sanders

2000’li yılların başında eğer hala çocukluğunuzu kaybetmemiş, henüz hayal aleminde geçirdiğiniz zaman günde ortalama 12 saatin altına düşmemişse Harry Potter evrenine tanıklık etmişsinizdir. Çoğumuz önce kitaplarını okudu, küçük bir kalabalık da kitaplardan evvel filmlerini hazmetti. Ama er ya da geç, bir şekilde J.K. Rowling’in sihirli dünyasıyla tanışma şerefine eriştik. Harry, Ron ve Hermione hayatımızın birer parçası oldu. Karanlık Sanatlara Karşı Savunma’dan çıkıp Snape’in İksir dersine koşturduk. Malfoy’a sinirlenip, Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen’in kötülüklerine hep beraber direndik. Tabii her güzel şeyin sonu olduğu gibi, Harry Potter ve yoldaşlarıyla da vedalaşmak zorunda kaldık. Hogwarts’a çağrılma hayallerimizi geride bıraktık. Her kitapla perçinlenen Rowling hayranlığımız beklemeye alındı. Derken edebiyat tarihinde en çok satan yazar olma ünvanını taşıyan Rowling, Harry Potter’la uzaktan yakından alakası olmayan yeni bir kitap sundu önümüze: The Casual Vacancy. Kitapla ilgili yorumla havada uçuşurken BBC ve HBO ortaklığında bir mini dizi yapılacağı açıklandı The Casual Vacancy’den. Ve bugün de Sezon Günlükleri‘ni bu uyarlamaya ayıracağız.

Ben J.K. Rowling’in dünyasına ve kalemine hayran olmama rağmen neden bilmem kitabı almak için acele etmedim. O yüzden bu satırların kitabı okumamış birinin elinden çıktığını bilmeniz gerek. Hikaye hayali bir İngiliz kasabasında, Pigford’da geçiyor. Diziyi izledikten sonra bu pastoral güzelliğe aşık olacaklar için de ufak bir reklam yapayım: The Casual Vacancy’nin büyük bir kısmı Gloucestershire’a bağlı küçük köylerde ve kasabalarda çekilmiş. Eğer gitmek istiyorsanız Londra’da Paddington’dan bir trene atlayıp 3 saatlik yolculuğa katlanmanız gerekiyor. Tekrardan konumuza dönecek olursak… The Casual Vacancy, Birleşik Krallık’ın kırsal bölgelerinde hala devam etmekte olan sosyal meselelere parmak basmayı hedefleyen ve bunu da hayatları birbirine bağlı pek çok karakter üzerinden yapmaya çalışan bir film. Fakirlikten kendi burnunun ucundan başka yeri görmeyen burjuvaziye, uyuşturucudan tek tehlikesi pornografi olmayan internete, istismardan ırkçılığa kadar pek çok yaraya parmak basıyor. Bunları büyük bir ustalıkla mı yapıyor? Hayır. Fakat konusuna şöyle bir göz attığınızda daha dağınık bir öyküyle karşılaşacağınızı düşünmenize rağmen The Casual Vacancy attığı her virgülün ardından doğru bir cümle kurarak yoluna devam ediyor.

Michael Gambon’ ve Julia McKenzie
Michael Gambon’ ve Julia McKenzie

İngiliz televizyonlarına az çok hakimseniz kadrodaki pek çok isim zaten tanıdık gelecektir. Biricik Dumbledore’umuz Michael Gambon ekipteki en ünlü isim. Hep ufak rollerde karşımıza çıkan Rory Kinnear da The Casual Vacancy’nin kilit karakteri Barry’yi canlandırıyor. Agatha Christie’s Marple dizisiyle eski şöhretli günlerine geri dönen Julia McKenzie, aklınıza gelebilecek her türlü İngiliz yapımı Oscar filminde illa ki karşınıza çıkan Simon McBurney gibi deneyimli isimlerin yanı sıra dizinin en büyük kozu olan Abigail Lawrie gibi genç isimler de var. In the Flesh’den Emily Bevan, Line of Duty’den Keeley Hawes ve bu yıl Pride’da bize George Mackay’in annesi olarak saç boş yoldurtan Monica Dolan’a da rastlamanız mümkün. Kısaca kadronun göz kamaştırdığını ve dizinin en büyük kozunun birbirinden yetenekli oyuncuları olduğunu söylemem yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

Peki çok da iyi eleştiriler almayan The Casual Vacancy notları nereden kaybediyor? Ben burada diziden çok suçu Rowling’e atmayı tercih edeceğim. Çünkü hikaye parmak basmak istediği toplumsal sorunları bir bir ziyaret ederken seyircisini gereğinden fazla karakterle oyalamaya başlıyor. Bu arada başlangıçtan da ufakça bahsedelim isterseniz… Pagford kasabasının saygın ve sevilen yüzlerinden biri olan Barry Fairbrother aniden ölünce belediye meclisindeki koltuğu boşalır. Bu elim olayın yaraları sarılmadan, hatta Barry’nin cenazesi kalkmadan kendi amaçları için meclisteki yeri doldurmak isteyen üç aday çıkar. Birisi Barry’nin oyunu kaybettikleri için eşinin baskısıyla yarıştaki yerini alır. Birisi mecliste yer alan anne ve babasının zoruyla, eşiyle arasının bozulması pahasına adaylığını koyar. Birisi ise ölen kardeşinden nefret ettiği için onun bulunduğu konuma göz dikmiştir. Sonrası da tam bir curcuna zaten.

Joe Hurst ve Simona Brown
Joe Hurst ve Simona Brown

Tek tük şikayetlerime rağmen BBC imzalı mini diziyi büyük bir zevkle takip ettim ben. İngiltere’deki yayın hayatı sonlanmış durumda. Ay sonunda HBO’da Amerikan izleyicisi ile buluşacak. Oradan gelen tepkilere göre de bu sene oldukça boş gözüken Emmy’deki mini dizi / TV filmi yarışına nasıl bir katılımda bulunacağına dair tahmin yaparız diye düşünüyorum. Rowling’i Harry Potter için sevenler büyük ihtimalle bu hikayenin ondan çıktığına inanmayacaktır. Ama Rowling’i sade ve sadece Rowling olduğu için sevenler şikayet etmez diye umuyorum. Evet, belki ortada sihir ve olağanüstü bir okul yok. Lakin yine karakteri bol, ivmesi düşmeyen, oldukça enerjik bir hikayeyle karşı karşıyasınız. Son sahnelere doğru ufaktan gözyaşı döktürmesi bile mümkün. İzleyenlerin yorumlarını merakla bekliyor olacağım!

En İyi Bölüm: Episode 2 (Bölüm 2)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Abigail Lawrie (Krystal Weedon)
Sezon Notu: B+

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın