Captain Fantastic

Captain Fantastic

Yönetmen: Matt Ross
Yönetmen: Matt Ross | Oyuncular: Viggo Mortensen, George Mackay, Samantha Isler, Annalise Basso, Nicholas Hamilton, Shree Crooks, Charlie Shotwell, Kathryn Hahn, Trin Miller, Steve Zahn, Elijah Stevenson, Teddy Van Ee, Erin Moriarty, Miss Pyle, Frank Langella, Ann Dowd | Senaryo: Matt Ross | 118 dakika | Komedi, Drama

| B- |


captain_fantasticBu sene sanıyorum ilk kez iyi fikirlerini erkenden çarçur eden filmlerden bu kadar rahatsız oldum. Filmekimi yazılarımda ufak bir gezintiye çıkarsanız hangileriyle sıkıntı yaşadığımı görebilirsiniz; ama biz şimdi Viggo Mortensen’ın Oscar kampanyasıyla sezonda adını duyurması beklenen Captain Fantastic filminden bahsedeceğiz. Çocuklarını kapitalist dünyadan, obez Amerikalılar’dan, yozlaşmış eğitim sisteminden ve hatta medeniyetten uzakta yetiştiren bir baba karısının anî vefatıyla bugüne kadar dış dünyaya çektiği sınırı bir süreliğine kaldırıp, yarım düzine evladıyla eşinin ailesi tarafından yapılacak cenaze töreninin yolunu tutuyor. Buraya kadar her şey harika. İçerisinden çıkacak espriler, vahşi doğada her şeyi kendi halletmeyi öğrenmiş çocukların düşeceği durumlar, Noam Chomsky’nin doğumgününde birbirine sanki Noel imiş (malum onların peygamberi de Chomsky) gibi hediye alma ritüelleri üzerinden yapılacak manevralar heyecan uyandırıyor. Oyuncu ekibi de özenle seçilmiş. Çocuklardan biri bile baştan savma bir performansla göze batmadığı gibi Viggo Mortensen uzun zaman sonra ilk kez dört başı mamur bir karaktere başarıyla can vermiş. Ama… Captain Fantastic’in son çeyrekte yüzünü ana akıma çevirme, tembelce yazılmış bir twist üzerinden hikayesine dramatik bir katman ekleme hevesi fazlasıyla Amerikan. Clash yazımda Ortadoğulular’a “romantik” dediğim için eleştirildim, ama buyursun o beyefendi şimdi de Amerikalılar’a “ucuz” dememi izlesin. İşin garibi filmin arkasında senaristlerden ziyade pazarlama bölümünün sözünün geçtiği büyük bir stüdyo da yok. Madem öyle, ana karakterin 20 yılda tüm idealleriyle kurduğu bu hayat düzeni nasıl oluyor da saniyede başına yıkılıyor, anlayan bana da anlatsın. Henüz George Mackay’in karakterine uygun görülen final, filmin bittikten sonra The Descendants finalinin video klipli versiyonuyla bir kez daha bitme hevesini de unutabilmiş değilim. İlk yarıdaki tüm marifetlerini unutturacak kadar vasat seçimler yapılmış hikaye yazımında. Ne diyelim, klişeler denizine yeni bir film daha açılmış, yelkenler fora!

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

5 Yorum

  1. Tarık KILIÇ

    En nihayetinde herkes sistemin kölesi, kapitalist düzenin bir parçası olur. Bu noktada film bence gayet gerçekçi davranmış. Ayrıca o kararı vermesinde etkin olan faktörler de var. En azından ben böyle düşünmek istiyorum 🙂

    Yanıt
      1. Tarık KILIÇ

        Ama filmin sonunda kısmen de olsa kendilerine özgü bir habitat yarattıklarını düşünüyorum ben. İki hayatın da ortası gibi bir şey olmuş. Şahsen filmi çok ama çok beğendiğim için toz konduramıyorum hiç bir şeyine 🙂

        Yanıt
          1. Tarık KILIÇ

            Son çeyrek konusunda eleştiren çok kişi var o yüzden seni anlıyorum. 🙂 Arrival yazını da merakla bekliyorum bu arada.

Bir Cevap Yazın