Paterson

Paterson

Yönetmen: Jim Jarmusch |
Yönetmen: Jim Jarmusch | Oyuncular: Adam Driver, Golshifteh Farahani, William Jackson Harper, Chasen Harmon, Barry Shabaka Henley, Rizwan Manji, Masatoshi Nagase, Kara Hayward, Jared Gilman, Cliff Smith, Sterling Jerins | Senaryo: Jim Jarmusch | 113 dakika | Drama, Komedi

| B- |


patersonHayran kitlesi daha mazbut ustaların yeni filmlerini gösterime soktuğu 2016 sinema yılında en son Only Lovers Left Alive isimli Ortadoğu’yu mesken etmiş vampir romantizmini izlediğimiz Jim Jarmusch, bu sefer de aşk mektubunu kaybolmaya yüz tutmuş bir edebiyat dalına, şiire yazıyor. Girls ile ciddi bir çıkış yakalayıp ardından da Star Wars’un yeni kötü karakteriyle hayran kitlesini genişleten Adam Driver’ın önderliğinde, biraz Inside Llewyn Davis’in tonunu hatırlatan bir film çıkmış ortaya. Paterson asıl mesleği otobüs şöförlüğü olan, eski metotlardan vazgeçmeyip teknolojiden olabildiğince uzak duran, ama tüm nadanlığına rağmen sahteliğiyle saç baş yolduran bir kadını eşi olarak seçmiş, dinlemeyi konuşmaya yeğleyen bir adamın etrafında dönüyor. Jarmusch yine olağanlık üzerinden yürüyüp günlük hayatın monotonluğu içerisinde karakterini tanıtmaya ve derine kazmaya çalışıyor. Öyle ki esas oğlanımızın hayatından anlatmayı seçtiği yedi günde yaşadığımız en heyecanlı olay otobüsün bozulması. Gerisi ise üzerine fazla oynanmış gimmicklerle bezeli. Sürekli yolunun keşiştiği çeşit çeşit ikizler, kasıtlı olarak hem seyirciyi hem de Paterson lakaplı şöförün sinirlerini bozmaya programlanmış mitoz bölünmedeki siyah beyaz hareler ve sahibinin boğulduğunu işaret eden kafiyesiz şiirlerle dolu bir kara defter. Ters giden minik hayatlardan anlatılmaya ve dinlenmeye değer öyküler çıkarmak Coenler’e mahsus demek istemiyorum; ama Paterson özellikle Llewyn Davis’i hatırlatan talihsizliğinin ve buhranının hissedildiği anlarda zayıf düşüyor. Amma velakin absürt bir rastlantıyla yaptığı finali Jarmusch’a duyduğumuz saygının sebebini hatırlatacak güçte. Benim şahsî tercihim sınırda yürüyen şiirleriyle birlikte Jarmusch’un bir aşk mektubu değil de, kendini ciddiye alan sanatçılarla dalga geçmesi olurdu. Karı koca arasındaki tezatların desibeli artırılsa yüzünü iyice komediye dönecek filmde nefes almak için Paterson’ın kendini bara atmasını beklemezdik. Unutmadan sorayım, Moonrise Kingdom çocuklarının büyümüş gotik halleri bir tek benim mi kalbimi fethetti?

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın