Lion

Lion

Yönetmen: Garth Davis | Oyuncular: Dev Patel, Sunny Pawar, Rooney Mara, Nicole Kidman, David Wenham, Abhishek Bharate, Divian Ladwa, Keshav Jadhav, Priyanka Bose, Deepti Naval, Tannishtha Chatterjee, Nawazuddin Siddiqui, Benjamin Rigby, Riddhi Sen, Rita Boy, Pallavi Sharda, Sachin Joab, Arka Das, Emilie Cocquerel | Senaryo: Luke Davies (uyarlama), Saroo Brierley, Larry Buttrose (biyografi) | 118 dakika | Drama

| C+ | 


Bu yıl ırksal çeşitlilik hasbihâlinin üzerine denk gelen Lion, Weinstein’in stüdyosunu iflasın eşiğinden aldı. Hem bu kilit rolü, hem de 6 dalda Oscar adayı olmasını göz önünde bulundurunca çocuk yaşta evlatlık alınıp Avustralya’ya giden Hint genç adamın 25 yıl sonra gerçek ailesini arama öyküsü merak edilmiyor değil. Top of the Lake haricinde özgeçmişinde bildik bir prodüksiyona rastlayamadığımız Garth Davis tarafından yönetilmiş. İçeriksel farklılıkları inkar edilemez, ama yapısal anlamda geçen senenin Room’uyla benzer bir özrü var Lion’ın. Yaşanmış, gerçek olaylardan tertiplenerek inşa edilen senaryonun ölçeği çok büyütmediği ilk yarı, Saroo’nun kaybolması ve yeni ailesine ulaşana kadarki süreç, bastığı toprakları ayrımlı açılardan kameraya almayı tercih eden görüntü yönetmeni Greig Fraser sayesinde müessir bir tavırı sahiplenmiş. Yalnız ne zaman ki Saroo büyüyüp Dev Patel’e dönüşüyor, Nicole Kidman’ın ilkeli anne karakteri yıllarla aşınmak yerine sivriliyor ve bir de üzerine Rooney Mara’nın parmağının ucuyla gönülsüz oynadığı rolü ekleniyor; işte o noktada Lion gözyaşlarını nişan almış basmakalıp bir gövde gösterisine bırakıyor yerini. Neyse ki filmi Oscar adayları açıklanmadan evvel izlememişiz de “Mı acaba?”ların tesirinde kalmamışız. Çünkü evlatlıkların biyolojik ailelerini arama sürecini tüm cephelerden değerlendirme altına almak yerine üstünkörü tespitleriyle bitap düşürüyor seyircisini bu film. Gözlerden damlacıklar akmaya başladığında da Sia’nın pürneşe şarkısıyla kontrasta doyuruyor, bünyeyi aptallaştırıyor. Biraz kitabına göre, kuralsızlığa ant içtiği anlarda ise uyumsuzlukla vals yapıyor sanki. Gönül bu ne yaptığını, nasıl etkili olacağını bilen sinematografi ile göz pınarlarımıza acı biber süren müziklerin daha yetkin bir kaleme ulaşmasını istiyor, ama ne mümkün. Kısmetimizde ağlattığı kadar doyurmayan bir hicran pornosu varmış.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

1 Yorum

  1. Robyn

    Acikcasi yorumunuza hayran kaldim. Beni birakin aglatmayi dogru duzgun duygulanamadim bile. Rooney dediginiz gibi cok gonulsuzdu. Dev’i de zaten ben sevemedim. Bence biraz duygu somurusu sizin deyiminizle “hicran pornosu” olmus. Ortalamanin altindaydi. Elinize saglik.

    Yanıt

Bir Cevap Yazın