2016’nın En İyi 20 Kadın Oyuncu Performansı

2016’nın En İyi 20 Kadın Oyuncu Performansı

2016’ya zincir vedalarım devam ediyor. Bugünün başlığı 2016’nın En İyi 20 Kadın Oyuncu Performansı. Önceki senelerden farklı olarak aktrisleri beğenime göre sıraya dizip Oscar Boy Ödülü’nün sahibini açık etmek yerine başrol, yardımcı oyuncu fark etmeksizin soyadlarının alfabetik düzenine göre konumlandırdım. Oscar adayı olmayı başarmış 10 kadın oyuncudan sadece 2’sini görmek sizi şaşırtacak biliyorum; ama artık böyle.

TARANEH ALIDOOSTI
The Salesman
Farhadi’nin filminde övülecek yegane performans Cannes ‘dan ödülle dönen Shahab Hosseini değil. Hengamenin tam ortasında, tüm kırılma noktalarına girizgah yapan cömert bir oyunculuk daha var Taraneh Alidoosti imzalı. Gözleriyle değil, sırtıyla oynuyor sanki.

NINA ARIANDA
Florence Foster Jenkins

Tam anlamıyla berbat bir filmde seyirciye can simidi oluyor Nina Arianda. Florence Foster Jenkins’in hesapçı, formülcü, alışılmışa ev araba yatırmış tavrının ortasında filmin mizahi yanını tıraşlayıp sivriltiyor, boğulan izleyiciye nefes aldırıyor. Her nüansı dahiyane.

LUCY BOYNTON
Sing Street

Ekonomik oynamanın kitabını yeniden yazan Lucy Boynton’ın oyunculuğu star yaratan dedikleri cinsten. Kırılgan gülüşlerinin, gözlerindeki buğunun arkasında tonlarca hikaye saklı. Umarım yeni başlayan kariyeri uzun yıllar başarıyla devam eder.

MACKENZIE DAVIS
Always Shine

Benden başka kimsenin beğenmediği bir filmden dört başı mamur bir performans. Mackenzie Davis bugüne kadar onu gördüğümüz tüm küçük rolleri fragman gibi kullanmış meğer. Ana sermaye bu minik David Lynch mektubunda saklı.

KRISHA FAIRCHILD
Krisha

Maaile bir araya gelip film çekiliyor, ortaya da benzersiz bir performans çıkıyor. Bu ne bolluk? Bu ne rahatlık? Krisha Fairchild’ın varlığı bu ilk filmin bel kemiği. Kafasındaki şeytanları açığa çıkardığı her an unutulmayacak ayırtılarla dolu.

SALLY FIELD
Hello, My Name Is Doris
Sally Field’ı kucaklayıp bağrımıza basmak istediğimiz filmler listesinde ilk sırayı her gelen filmiyle yenilerken Doris bugüne kadar izlediğimiz her Field karakterini unutturacak bir şey yaptı ve zirveye yerleşti. Senenin başından beri aklımda, gitmiyor.

SALMA HAYEK
Sausage Party

Seslendirme namına 2015’te zengin bir yıl geçirince 2016’dan da umutlanmıştım ama şu harika Salma Hayek ayrıntısı haricinde pek bir şey çıkmadı. Sausage Party’nin ne kadar başarılı cast seçimleri yaptığının en iyi örneği huzurlarınızda.

TARAJI P. HENSON
Hidden Figures

Oscar’a oynayan filmlerde ağzımıza burnumuza boşalmayan her oyuncuyu baş tacı etmek boynumun borcu. Bugüne kadar mesafeli yaklaştığım Henson’ın abartısı kotalı mevcudiyeti Hidden Figures’un en büyük şansı denilebilir.

huppert

ISABELLE HUPPERT
Elle

Böyle bir Tanrıça’nın kariyerindeki en önemli yıla şahitlik edebildiğimiz için kendimi şanslı addediyorum. Elle o büyük çıkışın Oscarlık yarısı. Oyunbaz, selek, imrendiren, büyük bir yorum. Döne döne tekrar ziyaret edileceklerden.

ISABELLE HUPPERT
Things to Come

Elle’deki varlığı yetmezmiş gibi tek başına otobüs sahnesiyle bile sürükleyip uzak diyarlara götürecek bir başka başarım daha. İnanın, entelektüel manevraları bol Things to Come’ı da bu denli güçlü yapabilen Huppert’in virgülleri, noktaları.

SANDRA HÜLLER
Toni Erdmann

Feci derecede yorucu bir film deneyiminde talih kuşu olup kafamıza konuyor Hüller. Koparamadığı fırtınaları sanki uza duyumla yaşatıyor karşısındakine. Adını iyi ki de öğrendik, üç mizanseni iki buçuk saate uzatan filmi iyi ki de izledik diyorum.

GILLIAN JACOBS
Don’t Think Twice

Sadece Community’den ibaret değilmiş demek ki Gillian Jacobs’ın hareket alanı. Aza tamah edip çok olandan korkan nesli tükenmiş bir grubu en saf haliyle temsil ediyor. Komedinin içerisinde kanatarak yaralamak da büyük meziyet.

SASHA LANE
American Honey

Yeni bir yüz, yeni bir isim daha. Yılın sinema olayı diye etiketlediğim American Honey’nin başına buyruk, inatçı, kaprisli, dalgalı yıldızı. O arabanın camından beraber çıkarsak da kafamızı, en samimi hâlimizle şarkılara eşlik etsek.

ABBEY LEE
The Neon Demon

Filmin olmak istediği her şey bu karakterin içerisinde gizli aslında. Sığ, düz mantık, güzel, alımlı ve bir o kadar da özgüvensiz. Abbey Lee sıfırı küstüren formuyla, göz yiyecek caniliğiyle, kara cehaletiyle yılın kötüsü / villain‘ı.

MELANIE LYNSKEY
The Intervention

Bugüne kadar sevip de pekiyi veremediğimiz Melanie Lynskey, Togetherness’ın üstüne şimdi de böyle doyurucu bir karakter eklemiş. Ne istediğini bilmemek bir kadına bu kadar mı yakışır? Duygularını dışarı vurduğu her an dünyalara bedel.

RUTH NEGGA
Loving

İyi ki de Oscar’a aday oldu. İyi ki de Annette Bening’in, Amy Adams’ın -sözde – hakkını yedi. Böyle içine içine akıtıyor sanki Negga gamını, derdini. Oscar klibi olmaya çok uzak sahneler zincirinin bütünü eşsiz bir gerçeklik yaratıyor.

SUSAN SARANDON
The Meddler

Hadi bir dakikalığına Susan Sarandon’ın Clinton, Trump’dan daha kötü bir seçenek dediğini unutalım ve kariyerinin muhtemelen en iyisini, The Meddler’daki performansını kutlayalım, hatta kutsayalım. İzlemeyenler iş başına!

HAILEE STEINFELD
The Edge of Seventeen

True Grit’de verdiği ben büyük bir aktris olacağım sinyallerini destekleyecek donemiz yoktu elimizde derken The Edge of Seventeen geldi. Büyüme filmlerinin en taze formatında Steinfeld komedinin tadına varıyor, doyuruyor.

KIM TAE-RI
The Handmaiden

Bu filmdeki her performans birbirinden değerli ama Kim Tae-Ri’nin fethi benim gönlümde daha büyük bir yer kaplamakta. Kırılgana zaafımdandır belki ama The Handmaiden’a hayranlığımın da en büyük kaynağı kendisi aynı zamanda.

VALERIA BRUNI TEDESCHI
Like Crazy

Sanki Valeria Bruni Tedeschi oyunculuğa başladığı günden beri bu karakterin önüne gelmesini beklemiş gibi. Tamam, İtalyanlar’a her rol yeni bir mecnun denemesi; fakat buradaki sınırsız azgınlığın lezzeti bir başka.

Azıcık ucundan: Rebecca Hall (Christine), Oulaya Amamra (Divines), Kim Min-hee (The Handmaiden), Margaret Bowman (Hell or High Water), Caitlin FitzGerald (Always Shine), Micaela Ramazzotti (Like Crazy), Oona Airola (The Happiest Day in the Life of Olli Maki), Laura Dern (Certain Women)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın