Living with Yourself (1. Sezon)

Living with Yourself (1. Sezon)

Yaratıcı: Timothy Greenberg | Oyuncular: Paul Rudd, Aisling Bea, Alia Shawkat, Desmin Borges, Karen Pittman, Zoe Chao, Jon Glaser, Emily Young, Eden Malyn, Ginger Gonzoga, Gabrielle Reid, Gene Jones, Zach Cherry, Tom Brady | 30 dakika | Netflix

Uslanmaz bir Paul Rudd hayranı olarak sevmelere doyamadığım aktör Netflix’i 8 bölümle de olsa ziyaret ettiği için öncelikle ne kadar mutlu olduğumu belirtmem gerekiyor sanırım. Ellili yaşlarına yaklaşan komedi oyuncularına çok da iyi davranmamakta çünkü endüstri. Ve Rudd, son beş senesinin büyük bir kısmını Marvel’ın kanatları altında geçirdiği için vaktini adam akıllı ayırabileceği bir televizyon projesiyle de kutsamadı kariyerini, tanıdığımız oyun arkadaşları teker teker arz-ı endam ederken ekranda. Neyse efendim geç olsun güç olmasınlar kontenjanında Living with Yourself ile alacağımızı aldık bir şekilde. Bütün dizi izleme alışkanlıklarımızı değiştiren streaming servisinin tüket unut yapımları gibi bir iş çıkarmış ortaya Jon Stewart’ın Daily Show’unda çalışmış Timothy Greenberg beyefendi. Orta yaş krizinin geç otuzlar ile erken kırklar arasına konuşlandığı bugünden evliliğinin, kariyerinin, özetle sorumluluklarının altında ezilmiş bir esas adam mevcut. Canının tak ettiği noktada iş arkadaşlarından biri (Onu da You’re the Worst ile tanıdığımız Desmin Borges oynuyor!), Miles adındaki ana karakterimizi mutlu son vaat eden özel bir servis ile tanıştırıyor. Her şeyden habersiz Miles 50 bin dolarına mal olan ufak macerasının sonunda optimumu olarak karşısına dikilmiş klonuyla, bir hata yüzünden sağ kaldığı için aynı hayatı paylaşmaya mecbur bırakılıyor. Öykü de bu mükemmel ve bedbaht temsillerin ortaklaşa kullandıkları kimlikleri üzerinden binbir türlü safsatayla dolu. İş yerinde başarıdan başarıya koşan klona karşı buhranlardan buhran beğenen gerçek Miles evde pinekleyip senaryosunu yazıyor falan da filan… Kağıt üzerinde ilgi çekici bir konu olduğuna şüphe yok. Hayatta ikinci bir şansa sahip olmak üzerine neredeyse taze sayılabilecek bir bakış açısıyla yola çıkıyor. Ancak keşfedebileceği, ayak basılmamış araziler var iken Miles’ın tepesinde ahlak bekçisi gibi bekliyor tekst. Yapmasına izin verdiği hatalar hep uyduruk. Tek amacı finaldeki sözde ifşasına kadar tansiyonu ayakta tutabilmek ve mutlak sonda da seyircisine çok kirlenmemiş bir, hatta iki Miles sunabilmesi. Mübalağadan hiçbir zaman kaçınmadığı mimik setiyle Paul Rudd diziyi sırtında taşımak adına üstün bir çaba gösterse de sıra dışı bir konseptmiş gibi davranıp en tahmin edilebilir fikirlerden koleksiyon yapılınca Living with Yourself’e dair söyleyecek pek bir şey kalmıyor tabii. Yalnız üretimde gelinen bu “Her şey için çok mu geç kaldık?” sorgulamasının bilhassa komedi kanadında fazlaca yüz bulmasını ilgiyle takip ediyorum, onu ekleyeyim. Öncelikle 10 sene öncesine kadar yüzüne bakılmayan yaş aralığından bir grup yetenekli ismi karşımıza çıkardıkları için ve tabii varoluşumuzun merdivensiz bırakıldığımız dipsiz kuyularında bol bol egzersiz yapıldığı için. Ama Russian Doll misali, ki onun bile orijinalliği tartışmalara açık, yeni bir perspektifi yok dört saatlik Paul Rudd şenliğinin.
MVP: Paul Rudd (Miles Elliot)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.