But Perşembe: Açık İlişkiler Vardır

But Perşembe: Açık İlişkiler Vardır

Sessiz sedasız geldim Looking’in ikinci sezon finaline. Önümüzdeki hafta filmi de izleyip kapanışı yapacağım artık. Televizyon efsanelerini elden geçirme yılı ilan ettiğim 2021’in kalan kısmında da kendime başka maceralar arayacağım; ama ne ile muhattap olsam henüz karar verebilmiş değilim. Neyse ikizler damarım illa ki duş alırken bir şeylerle atar ve ben de gelen ilhamla bulurum yeni bir başlık. Biz şimdi üzerimden dozer gibi geçen ikinci sezonun son bölümleriyle ilgilenelim.

Dom’un Doris ile olan münakaşasını anlamlandırabilene aşk olsun. Buradan bir katarsis sağabilmek, Dom’u da hikâyesiz bırakmadık diyebilmek namına yapılmış kavgadan hiçbir şey anlamadım ben. Şimdi Doris’in paragöz akrabası yüzünden Dom’a sözünü verdiği para eline geçmedi diye borcun altına girmiş beyimizin anlık şirazesini kaybetmesi, bu asırlık dostluğu (abart Umur) sekteye uğrattı ve hatta yıktı, öyle mi? Kimse kusura bakmasın da ben bunu yemedim. Paranın parazit yaptığı arkadaşlıklarda parçalanmalardan haberimiz olsa da buradaki hırgürün yapaylığı pek canımı sıktı ve hemen ilgisizleştim ben. İki kadim dostu tekrar bir araya getirip San Francisco manzarası eşliğinde servis edilen neydik ne oldukları daha az umursayacağımı hayal bile edemezdim. Sen soy Dom’u, gerisini bize bırak diye yine daddylere daddylere… Of neyse.

Kevin ile Patrick’in yepyeni bir yola baş koymaları sebebiyle dizi bütün karakterlerine figüran gibi davranıyor zaten. Agustin özelinde de zaten adı konmamış bir durgunluk hakim. Seyircisini PrEP konusunda eğitmeye çalışan yapım, Agustin’in karşısına geçtiğimiz sezon sonunda onu şutlayan sevgilisi de çıkartılıp yeni sevdiceği Eddie karşısında bir sınav verdi. Bu aralar Sex and the City tükettiğim için bu konunun üzerine fazla düşünür oldum. Eski sevgililerimizi ne zaman aşarız? Onlar hakkında herhangi bir şey hissetmeyi bıraktığımızda mı? Yani hâlâ nefret ediyor olmak, hâlâ seviyor olmak kadar tehlikeli mi mesela? Bir taraftan da iyi ya da kötü bir duygu besliyor olmak yaşadığımız şeyi ete kemiğe büründürdüğünden, gerçekliğini kanıtladığından mühim midir? Kafamızda deli sorular…

Agustin için işler daha da karmaşık. Garip bir şekilde eski sevgilisinin yargı makinesinden hâllice, dile dökülmüş ayrılma metninden kendine cümleler seçip başka bir Agustin olmaya evrildi. Bir tarafından bunu kendi için mi yapıyor diye düşünüyorum, diğer taraftan da sevgiye layık olabilmek için mi. Yani neticede bu düşüncelere üstüne yansıtan da toksik bir birey. Bilhassa sanata sırtını dönmesi kısmında bu tavrını olumlamak üzere tutunacağım bir dal bulamıyorum kendime. Hiç kimse için değmez be Agustin. Seni besleyen bir uğraşı ne anısı olursa olsun elin oğlu için rafa kaldırmaya DEĞMEZ.

Gelelim ana menüye… Patrick ile Kevin cephesinde çok çok önemli bir dönemece girdik artık. Kevin, Jon’dan ayrıldı, ilişkileri yeni bir aşamaya geçti ve Kevin’ın yeni bir yere taşınmasıyla birlikte taze başlangıçların da kurdelesi kesildi. Ancak… Evvelinde kendisini yargılayan kız kardeşi ve altmışından sonra başka bir kadına dönüşen annesiyle bir süre görüşmek zorunda kaldı Pattyciğimiz. Burada da canını sıkan sırlar döküldü önüne. Babasıyla annesinin evliliğini içeriden görme, annesinin de tıpkı Kevin gibi istemediği bir birliktelikte hapis olduğunu fark etme fırsatı yakaladı. Bu ifşanın kendi ilişkisini de yepyeni bir perspektife koyması açısından Patrick için uzun (hatta kısa) vadede yıkıcı etkileri olacağını tahmin edebiliyordum da Patty’nin ne kadar ilişkilendirilebilir bir gerçekle yüz yüze olduğunu hemen fark ettiğini tamamen unutmuşum. Yüzündeki ifadeleri yakından izlemek, gerçekten birinin hayatını röntgenliyormuşuz hazzını yaşattı bana.

Hayvanat bahçesinde geçirdikleri garip gün içerisinde birer ikişer ahlak kitaplarının sayfalarından ezber edilmiş kodlar yüksek sesle dile getirilirken acaba bir kardeşim olsaydı ve benzer bir yerden hayata, evliliğe, “kutsal” değerlerine tutunsaydı ben ne yapardım diye sorgulamalara giriştim. Şiddeti seçer miydim? Seni allah kahretmesin diyerek saçından mı sürüklerdim? Yoksa dağınık mı bırakırdım? Bir taraftan Patrick’in yaşadığı şeyin zayıf taraflarını görebilmek adına kız kardeşinin sabır sınayan tavrıyla yüz yüze gelmesini de mühim buluyorum aslında. Huzursuzluk, hadsizlik, şuursuzluk hep aşılması gereken meseleler ancak buz gibi su etkisi yaratması da yadsınamaz. Ha ama kız kardeşine gerek kalmadan Patrick’in gözü başka şeylerle açıldı, asıl onu konuşmamız gerekiyor.

Şimdi, burada göz açılması kavramını kullanıyor olsam da Kevin’ın ilişkilere yaklaşma biçimine bugünkü Umur olarak çok daha yakınım. Yalnız uzun dönemli erkek arkadaşından ayrılma biçimi göz önüne alındığında ve tabii ortada güvenle inşa edilmiş sözlü bir anlaşma da yokken araya Grindr profillerinin, Kevin’ın çeşitli varsayımlar yaparak Patrick’in hayatında köklü değişiklikler yapmasına yol açmasını da pek mantıklı bulmuyorum. Bu tür konuşmaların, sonucu ne olursa olsun, yeriyle zamanıyla ve nereden inşa edilerek açılacağıyla ilgili bir kanun bulunmasa da insanız, beynimiz var, düşünmeliyiz, değil mi Kevincığım? Yani Patrick’in reaksiyonunu abartılı, tek eşliliğe inancını kendime uzak bulsam da onu anlayabiliyorum.

İkinci sezon finalinde cereyan eden olayların bütününün ne kadar gerçek geldiğini, bu tür tartışmaların özgürlüğünü erkenden eline almış ve yüzünü hakikate dönmüş bireyler ile kısa süreli yüksek güven hâlini dönüştürülebilir bir ilişkiye tercih edenler arasında sürekli yaşandığını söylememe gerek yoktur sanıyorum. Satır arasında düşününce ben bile yargılıyorum farkında olmadan. Ama birbirimize şunu hatırlatmamızda fayda var; konu ikili ilişkiler, birliktelikler olduğunda herkesin doğrusu kendine. Kimin nasıl hissetmesi gerektiği ya da hissedeceğine dair bir baskı oluşturmanın anlamı yok. Çünkü artık bu belli ahlakçı kodları yıkarken yeni standartlar yaratıp yeniden muhafazakar bir kültür inşa etmeye doğru ilerler oldu.

Kevin ile Patrick’in yıkıcı, yarını dünden belli bitişlerinde tekrardan devreye Richie ve sihirli makası girdiği için Patty’e kızgın mıyım? Elbette. Ama anlıyorum işte, anlıyorum. Kalp kırıklığı hepimize tahmin dahi edemeyeceğimiz şeyler yaptırıyor. Bir, bir buçuk sene önceki ben ile şimdiki ben aynı mı mesela? Asla. Bu süreçte kendimle ilgili neyi sevmediğimi, bir beraberlikte neleri istemediğimi görmeme imkan sağlayacak deneyimlerle yeni bir ben oldum. Patrick’in de önünde tanıdık olmadığı heveslerle yürüyeceği yollar var artık. Kevinsız, Richiesiz, tek başına, yere ayağına sağlam basa basa… Tünelin ucundayız Patty, bekliyoruz!

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.