Utama

Utama

Yönetmen & Senaryo: Alejandro Loayza Grisi | Oyuncular: José Calcina, Santos Choque, Luisa Quispe | 87 dakika | Bolivya, Uruguay, Fransa | Drama

41. İstanbul Film Festivali koşturmacasına geçtiğimiz hafta başlayan gösterimlerle bir ucundan ben de dahil oldum ama o yoğunluk içerisinde iki lafın belini kırmaya, klavyemin başına oturmaya zaman bulamadım ne yazık ki. Geç olsun güç olmasınların anavatanı Oscar Boy’da bugün itibarıyla seyir defterime çiziktirdiğim yapımları birer ikişer konuşmaya başlıyorum. Açılışı yapmak için de kendime Bolivya’nın uluslararası film kategorisindeki aday adayı olması kuvvetle muhtemel Utama, İngilizce adıyla Our House’u seçtim. Sundance’te yaptığı prömiyerinin ardından dünya sineması dramatik seçkisinde Büyük Jüri Ödülü’yle buluşmuş bir ilk film olma özelliğini taşıyor Utama. Daha evvel türlü kısada görüntü yönetmeni olarak çalışmış, filmografisine belgesel de sığdırmış Alejandro Loayza Grisi, Güney Amerika dağlarında, küçük bir köye yakın mesafede izole sayılabilecek hayatlar süren yaşlı bir çiftin günlük uğraşlarını kameraya alıyor. Adı konmamış hastalığının ölümü çağırdığını bilen Virginio ve derin sessizliğe hep hoş bir seda bırakan Sisa, büyüklerinden görmediği bir bölüm sonu canavarıyla, “zaman” kavramıyla mücadele ediyorlar esasen. Çünkü artık burada tek bir yaşam döngüsüne sığmış olmasına inanmak istemediğimiz, ecelden de öte bir değişimin tesiri mevcut. Onları ziyarete gelen torunları Clever’la birlikte de dünyayla nasıl başa çıkmaları gerektiğine dair yeni bir perspektif edinme şansına erişiyorlar denebilir. Tabii bu yolu seçiyorlar mı? Orası filmi izleyenin bileceği kısım olsun…

Eskinin yerini yeninin aldığı asırlık döngüyü yeniden yorumlayan Utama, artık doğayla insan arasındaki ilişkide iklim krizi faktörünün oynadığı rolün farkında. Film alışılagelmiş, patriyarkaya hizmet eden ataerkil bayrak teslimini hem kuraklığın esir aldığı toprakların hayvancılık ve tarımla uğraşan kırsal kesim üzerindeki etkisiyle, hem de babadan oğula sistemin jenerasyon atlayan ve kuralı güce karşı değil de gücün dağılımıyla bozan bir anlatı kuruyor. Bunu da hiç eskimeyecek bir aşk, bir bağlılık yeminiyle süslemiş üstelik. Utama’nın merkezindeki çiftin birbirlerine duyduğu saygı ve sevgi yer yer bencilleşse de, bugüne ait olmadığını bilmemize rağmen tanıdık bir hissiyat uyandırıyor. Neyse ki burada erkeği kollayan öğretiler biraz olsun kırılmış. Ona gösterilen dünyaya göre bir hayat sürmüş, bolluğu görmese de değirmeni dönmeye hep devam etmiş Virginio, tekil bir aile babasını da temsil etmiyor burada üstelik. Alınması gereken önlemlere karşı sessiz kalmış, yarın değil de hep bugünler için tırmalamış, inadı sırf saltanatını kaybetme kaygısından sebep bütün patriyarkal otoritelerin sureti aynı zamanda.

Alejandro Loayza Grisi, fotoğrafçılık geçmişinden miras yetilerini kullanarak eşsiz manzaralarla seyircisini el üstünde ağırlıyor. Pastoral mersiyesinin barındırdığı keder pek dile getirilmeden, unutulmayacak kareler eşliğinde hatırlatılıyor hatta. Bolivya topraklarını mesken edinse de küresel ve bütün coğrafyaları ilgilendiren dev çaresizliğimizi mikro bir pencereden açıyor. Çok tekdüze, bilindik yollar seçmiş hikâyesini dallandırıp budaklandırırken. Ancak ses tasarımının da gücünü fazlasıyla kullanarak düşük ritime esir düşürdüğü dünyasının bu şekilde iyi işlediğini söyleyebilirim. Su kaynaklarının tükendiğini defalarca hatırlatmak, ataerkinin bozumunu yine geleneksel “aile”yle gerçekleştirmeye çalışmak gibi aksaklıkları mevcut tabii. Ama Utama dahilinde tüm bu kulağa hoş gelmeyen tercihler sırıtmadığı için çok yüklenmenin anlamı olduğunu sanmıyorum. Neticede tasası, tüm felaketlerin en büyüğü kapımızdayken artık ölü taklidi yapmanın anlamı yok diye haykırmak ve bunu da layığıyla yerine getiriyor.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.