Vortex

Vortex

Vortex
Yönetmen & Senaryo: Gaspar Noé | Oyuncular: Françoise Lebrun, Dario Argento, Alex Lutz | 135 dakika | Fransa, Belçika, Monako | Drama

Sinemanın büyümeyen deli çocuğu adı altında, mizojiniden homofobiye her türlü affedilmez günahı işleyen Gaspar Noé, Fransa gibi dünyadaki politik iklimi hiç umursamayan bir ülkede doğduğu için çok şanslı. Türkiye’de hâlâ kalem tutmasına izin verilen eski kafalı yazarların da pek rahat edeceği, Avrupa’nın yüz karası olarak sayılabilecek bir coğrafyada inşa ettiği filmografisi, yeni bir viraja girdi son birkaç yıldır. Altmışlarına hızla yaklaşırken kimyasal maddelerle ilk kez tanışmış bir genç gibi filmler yazmaktan vazgeçmemiş olmasına rağmen, daha oturaklı bir sinema üretiyor artık. Ancak kariyerinin büyük bir kısmını işgal eden filmleri görmezden gelmemize yetecek mevkiye henüz ulaşabilmiş değil. Yine de Vortex, Yeni Fransız Aşırılığı’ndan birkaç belirgin özellik taşımasına karşın Noé nihayet (ve bu durumda iyi ki) yaş almış dedirtecek bir yerden sesleniyor izleyicisine. Prömiyerini Cannes’da yapmasına karşın garip bir şekilde ana yarışmaya alınmamış yapım, yaşlılık ve demansın acımasız kollarına kendilerini bırakmış bir çifti anlatmakta. Herkesin kendi yaşam çizgisinde ilerlediğini ve aynı alanı paylaşıyor olsak da farklı rotalar izlediğimizi anlatmak üzere ikiye böldüğü ekranıyla sevginin her şeye hükmeden yegâne duygu olduğunu hatırlatmaya gayret ediyor bu defa. Pandemi sırasında ölümün kıyısından döndüğü için hayatımızda tasarlayamadığımız, üzerinde etkimizin bulunmadığı tek kavramla da hesaplaşıyor aslında. Hem de yanına efsanevi Fransız oyuncu Françoise Lebrun ve usta sinemacı Dario Argento’yu alarak.

Bir hikâye anlatıcısının, hele ki belli bir yaşı geçtikten sonra, dilini ve filmlerinin dokusunu değiştirmesi pek rastladığımız bir durum değil. Fakat edindiği deneyimlerle dert edindiği meselelerin ölçeği büyüyebiliyor. Gaspar Noé özelinde manzara biraz daha ilginç tabii. Filmlerindeki karakterlerin her daim nihai sona açılan kapıya bir adım kadar yakın olmalarına alışığız. Yalnız Vortex’te ölümle ilgili muhabbetinin yol haritasını değiştirmiş. Hep deneyimlerinden, geçmişindeki sayfalardan anlatılar inşa etmişken şimdi gelecekle belli belirsiz ilgileniyor Noé. Karamsarlığının temelinde yarınlarına tutunacak bir neden bulamasa da yeteri kadar yarın yaşayıp yaşamadığını da sorgulayan bir tavırla kamera arkasında sanki. Bunu biçimsel tercihleriyle destekleyerek, deri değiştirmekten imtina eden sinemasını da soluklandırıyor adeta. Vortex, ne yaşadığımız ya da kim olduğumuzla ilgilenmeyen bir hastalığın pençesindeki iki ana karakterinin tekil deneyiminde bir anlam aramaya koyuluyor. Devasa bir evrende, dört duvarı olan bir evi paylaşacak kadar birbirimize yakın olsak bile, aynı paydada farklı gerçekleri deneyimliyor oluşumuzun büyüsüyle pişiyor. Hayat adı verilen girdapta her şeyin hiçbir şey olduğunu kavrayan sezon filmlerine de ekleme yapıyor aslında baktığı yerden.

Kendi küçük dünyamda ürettiklerine koyacak bir yer bulmakta güçlük çektiğim bir yönetmenin filmiyle bu denli bağ kurabilmek inanın beni de hazırlıksız yakaladı. Ama uzun bir aradan sonra üzerine düşünmemiz için bu asırlardır tekrarlanan döngüye bildiğimiz ama yenilikçi bir yerden yaklaşıyor olması bana kalırsa değerli. Üstelik cevap ararken bunu yalnızca sevginin karşılığı bulunmayan bir değer olduğunu vurgulamakla yetiniyor. Duygusal açlığıyla hırçınlaşan, zaman mefhumuyla kavgası bir türlü bitmeyen karakterlerin kuklacısı Gaspar Noé, ilk kez empati kurmamıza izin veriyor sanki. Gidiş yollarını tıkadığı yegâne yer final ise bloğu. Vortex, meselesini çözümledikten sonra anekdotlarla biraz sarkma yapıyor çünkü. Bunu ekranın ikiye bölünmesi durumuna uygun bir kapanış yapma arzusuyla açıklamak mümkün olsa da o ana kadar anlatım tercihini bir trük olarak kullanmamasıyla ters düşerek, yapıyı bozduğu da aşikar.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

3 Yorum

  1. Fatih ALBAYRAK

    Umur Bey, bir konu hakkında bilgi almak istiyorum. Vortex, Hit the Road, Innocents gibi filmleri Oscar 2023’te mi göreceğiz? Yoksa bu filmler Oscar 2022 trenini kaçırdılar mı? Çünkü bu filmler 2021 yapımı, bu noktada çok karışıklık var. Vortex geçen hafta vizyona girdi Türkiye’de. Cannes ile Oscar arasındaki durumu anlayamadım. Mesela Parasite filmi 2019’da Cannes’da ödül alıyor, 2020’de Oscar kazanıyor.

    Yanıt
    1. Umur

      Merhabalar. Amerika’da vizyona girdiği tarih dikkate alınıyor. 2022 filmleri mesela 2023’te dağıtılacak törende değerlendirmeye alınacak. Prömiyerlerinden ziyade geniş gösterim tarihleri mühim.

      Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.