Takip et

TV

Kanepeden Mart Günlüğü: Baharda Ekranlar

tarihinde yayınlandı.

Mart, televizyon takviminin genelde sezon ortası sürprizlerine sahne olan, platformların yeni hit arayışını hızlandırdığı bir dönem. Bu yıl da tablo değişmiyor. Büyük yıldızlı prestij işlerden potansiyel kült favorilere, geri dönen klasiklerden riskli tür denemelerine uzanan epey kalabalık bir liste var karşımızda. Kanepeden Mart Günlüğü’nde, ay boyunca konuşacağımız dizileri ağırlayıp hangilerini izleme listemize almamız gerektiğini sıralıyorum.

DTF St. Louis (HBO Max, 2 Mart)

En son Ultra City Smiths isimli deliliğine gönül verdiğim Steven Conrad, çıtayı bu kez DTF St. Louis ile yükseltiyor. Jason Bateman, David Harbour ve Linda Cardellini’nin tuhaf bir aşk üçgeninde buluştuğu dizi, Orta Batı fonunda orta yaş krizini, bağlılık yeminlerini ve evlilik kurumunu didikleyen, tonal açıdan çılgın bir komedi olduğu kadar bir cinayet hikâyesi de. Oksijen için birkaç bölümü önceden izleme şansım oldu. Bu sebeple gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Young Sherlock (Prime Video, 4 Mart)

Robert Downey Jr. ve Jude Law’lu Sherlock Holmes‘u gişede hatırı sayılır rakamlar elde eden, hatta rotasına Oscar’ı da ilave eden Guy Ritchie bu defa yapımcı koltuğunda! Young Sherlock, Sherlock mitinin köklerine dönüyor. Büyük ölçüde genç oyunculardan oluşan kadroya Colin Firth, Joseph Fiennes, Natascha McElhone ve Numan Acar eşlik ediyor. Prime Video’nun The Boys sonrası yeni bir hit aradığı dönemde ekranlara geleceği için heyecanlı değiliz desek yalan olur.

Vladimir (Netflix, 5 Mart)

Julia May Jonas’ın aynı adlı romanından bizzat uyarladığı, Sharon Horgan destekli Vladimir, yakışıklı yeni meslektaşına takıntı geliştiren bir İngiliz edebiyatı profesörünün evliliğini ve kariyerini kaosa sürükleyişini anlatıyor. Başrollerde Rachel Weisz ve Leo Woodall var. Z jenerasyonuna inat cinsel devrimini yeniden yaşayan görsel medyanın yeni bir zirvesi mi olacak, yoksa gece gündüz durmaksızın dalga mı geçeceğiz meraktayım.

Rooster (HBO Max, 9 Mart)

Shrinking, küllerinden doğan Ted Lasso ve yıllar sonra geri gelen Scrubs derken, sakarin dizilerin mimarına dönüşen Bill Lawrence, bu kez Rooster ile yüzüne hasret kaldığımız Steve Carell’i taşıyor ekranlara. Kocası tarafından aldatılmış kızının kampüsüne gelip, hem onun hayatını toparlamaya çalışan hem de kaçırdığı okul deneyiminin acısını çıkaran bir baba ve yazar olarak izliyoruz kendisini. Kadroda Carell haricinde Danielle Deadwyler, Phil Dunster, John C. McGinley gibi tanıdık yüzler ve yeni bir yüz olarak Charly Clive da var.

Scarpetta (Prime Video, 11 Mart)

Keith Urban’ın kösele suratını görmemek için yılın 11 ayını setlerde geçiren Nicole Kidman, boşansa da çalışmaya devam ediyor. Bu defa da Prime Video’da ekrana gelecek, Patricia Cornwell’in çok satan romanlarından uyarlanmış Scarpetta‘da adli tıp uzmanı olarak çıkacak karşımıza. Jamie Lee Curtis’in kardeşini, Bobby Cannavale’nin bir dedektifi, Simon Baker’ın FBI çalışanını, Ariana DeBose’un ise teknolojisi uzmanı yeğenini canlandırdığı yapımda Kidman’ın canlandırdığı Scarpetta’yı memleketine ve eski görevine dönüp bir cinayeti araştırırken izleyeceğiz.

Imperfect Women (Apple TV, 17 Mart)

Bir uyarlama da Apple’dan geliyor. Türkiye’ye girmeme ısrarıyla canımızı sıkan platformda, Kerry Washington, Elisabeth Moss ve Kate Mara’yı buluşturuyor Imperfect Women. Araminta Hall’un romanından uyarlanan yapım, giderek sayısı artan suç gerilimlerinin bir yenisi. Yine zengin bir kadının cinayeti ve ölümüyle ortaya çıkan karanlık sırlara odaklanan bir mini dizi var elimizde. Emmy’e yakın bir tarihte başlayacak olması, ödüllerden yana umutları olduğunu da gösteriyor. Dikkat kesilmemiz gerekebilir.

Invincible – 4. Sezon (Prime Video, 18 Mart)

Televizyondaki en iyi animasyon dizi Invincible da sekiz bölümlük dördüncü sezonuyla geri dönüyor. Conquest ile girdiği vahşi çatışmadan sonra Mark Grayson’ı psikolojisi dağılmış bir hâlde, öldürmeme kuralından vazgeçmiş halde izleyeceğiz. Yine baba travmaları gözle görülür bir yerlerde olacak ve bu sırada Dinosaurus isimli yeni bir düşman çıkacak karşısına. Steven Yeun, Sandra Oh ve J.K. Simmons’ı seslendirme kadrosuna bu sezon Lee Pace, Danai Gurira ve Matthew Rhys’in dahil olduğunu da ekleyeyim.

Jury Duty – 2. Sezon (Prime Video, 20 Mart)

Olağanüstü ilk sezonuyla Emmy’de En İyi Komedi Dizisi adaylığı alan Jury Duty, yine bir kişi hariç herkesin oyuncu olduğu bir kurgu düzeniyle dönüyor. Bu defa bir duruşmayı değil, sahte bir şirket gezisini izleyeceğiz. Daha evvel Amazon’un Freevee isimli platformunda yayınlanan, ama orası kapandığı için Prime Video’ya gelecek Jury Duty’nin yeni sezonunda James Marsden misali tanıdık bir yüz olup olmayacağına dair ise henüz bir açıklama yok.

Saturday Night Live UK (Sky One, 20 Mart)

ABD’de 51. sezonunu deviren Saturday Night Live, yarım asır sonra Birleşik Krallık çıkarmasını yapıyor. Tıpkı orijinali gibi Türkiye’de herhangi bir platforma uğramasını beklemesek de elbette takipte olacağız. Gündeme ve popüler kültüre dokunan skeçleriyle her daim zamanın ruhunu yakalayan programın okyanusun bu tarafında nasıl işleyeceğini de çok merak ediyorum. Britanya mizahı skeç komedisine pek uygun olmasa da BBC’nin geçmişte başarılı denemeleri olmuştu bu alanda.

The Comeback (HBO Max, 23 Mart)

Varlığımı borçlu olduğum kurmaca karakterlerden Valerie Cherish, The Comeback‘in üçüncü ve final sezonuyla ekranlarımıza geri dönüyor. İlk kez yayınlanmasının üzerinden 20 yıl geçen bu komedi harikasında Lisa Kudrow’ua Andrew Scott, Abbi Jacobson, Zane Phillips ve Trixie Mattel de ufak rollerde eşlik edecek. Kudrow’un ilk iki sezonda da ödülü Julia Louis-Dreyfus’a, hem de iki farklı dizisiyle kaptırdığı düşünülürse, bu sezondan Emmy açısından da umutluyum. Artık Valerie Cherish’i gerçek bir Emmy ile buluşturma zamanı!

Bait (Prime Video, 25 Mart)

İzlemek için ölüp bittiğim dizilerden bir diğeri de Riz Ahmed’den geliyor. Akademi ödüllü aktörün yazıp başrolünü üstlendiği Bait‘de, kariyeri durma noktasına gelmiş bir aktörün yeni James Bond olmak için göze aldığı her şey anlatılacak. Görenlerin bir kısmından The Studio benzetmeleri duyduğumuz için çok umutluyum. Bu arada dizinin devamı gelecek mi, yoksa mini dizi mi olacak henüz kesinleştirilmiş değil. Öyle ki Prime Video, bir aydan az bir zaman kalmasına rağmen henüz bir afiş bile paylaşmadı.

Detective Hole (Netflix, 25 Mart)

John Oliver’ın da programında andığı Detective Hole, Jo Nesbø’nun çok satan polisiye romanlarından uyarlama. Dahi dedektif Harry Hole’un katilleri yakalarken bir yandan da kendi sorunlarıyla baş ettiği hikayesi, klasik Nordik cinayet romanlarının tadını yaşatacak. Projede Oscar müdavimi yapımcılar var, bir de üstüne müziklerini de Nick Cave ile Warren Ellis yapmış. Yılın uluslararası dizi hiti olma potansiyeline sahip. Gözlerimizi ayırmayalım buradan.

Something Very Bad Is Going to Happen (Netflix, 26 Mart)

Stranger Things‘in yaratıcısı Duffer Kardeşler’in yapımcıları arasında yer aldığı Something Very Bad is Going to Happen, aranan korku dizisi olabilir mi? Netflix bünyesinde o iş biraz zor ama denemekten ne çıkar? Bir gelinle damadın talihsiz düğünlerinden önceki hafta yaşadıklarını anlatan diziyle ilgili ayrıntılar özellikle gizli tutuluyor. Kadronun başını da Camila Morrone (Daisy Jones & the Six) ve Adam DiMarco (The White Lotus) çekiyor. Beklemedeyiz!


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin