Takip et

Dizi Eleştirisi

Hacks (5. Sezon) | Deborah Vance ile Son Perde

tarihinde yayınlandı.

Hacks

Hacks (5. Sezon) | Yaratıcı: Lucia Aniello, Paul W. Downs, Jen Statsky | Oyuncular: Jean Smart, Hannah Einbinder, Paul W. Downs, Megan Stalter, Rose Abdoo, Mark Indelicato, Robby Hoffman, Carl Clemons-Hopkins, Kaitlin Olson, Christopher McDonald, Angela E. Gibbs, Jane Adams, Luenell, Tony Goldwyn, J. Smith-Cameron, Laurie Metcalf, Caitlin Reilly, Alanna Ubach, Ann Dowd, Christopher Birney, Cherry Jones, Leslie Bibb, Alex Moffat | 26~47′ | HBO (ABD), TOD (Türkiye)

HacksPandemi sırasında başlayan bütün dizilere son beş-altı yıl boyunca biraz mucize muamelesi yaptım. Sanki bir yaz dizisiymiş ve her an hayatımızdan çekip alınabilirmiş gibi, her birine nadide bir çiçek hassasiyetiyle yaklaştım. Artık hatıralarımıza gömmek istediğim o sisli yılların son kalesi Hacks de geçtiğimiz hafta ekranlara veda etti. Joan Rivers’ı anımsatan, kurmacanın en güçlü komedyenlerinden Deborah Vance ve iniş çıkışlarla örülü ilişkilerinde nihayet bir denge yakalayan yazarı Ava’yla helalleşip bu defteri kapattık. The Other Two kadar öngörülü olmasa da Hacks, sektörün nabzını daha geniş genellemeler üzerinden tutmayı başardı en başından beri. Komedi sahnesinde kadınlara layık görülen yerden güldürme sanatının son on yılda geçirdiği dönüşüme kadar pek çok konuda söz söyleyen dizi, beş sezon boyunca seyircisine de küçük dersler verdi. Geriye dönüp baktığınızda yalnızca Deborah’yı zamana uydurmadığını, Ava’yı da çoktan aşılmış duvarlarla yüzleştirerek büyüttüğünü görmek mümkün. Final sezonunun perdesi ise Deborah’nın tamamen yasal nedenlerle sahneye çıkamadığı bir noktada açılıyor. En büyük krizleri bile kendi lehine çevirmeyi bilen savaşçı ruhuyla Deborah, Ava, menajerlik ekibi, asistanı ve eski dostlarıyla birlikte bu engelin de etrafından dolaşmanın yolunu buluyor. Sezonun büyük bölümüne yayılan bu koşturmacanın merkezinde ise unutulmaz bir geri dönüş performansına giden hazırlık süreci yer alıyor.

İkilinin menajeri Jimmy’yi canlandıran ve aynı zamanda dizinin yaratıcılarından biri olan Paul W. Downs, Lucia Aniello ve aklınıza gelebilecek tüm hit komedi dizilerinin senaryo odalarında dirsek çürütmüş Jen Statsky, yarattıkları ekran devinin final sezonuna yakışır şekilde her bölümde çıtayı biraz daha yukarı taşıdılar. Öyle sağlam bir ritim yakaladılar ki, şov dünyasının tanıdık simalarına yapılan göndermelerin ve birbirinden eğlenceli konuk oyuncuların bolluğuna rağmen hikâyenin omurgası hiçbir zaman sekteye uğramadı. Üstelik yaratıcı üretimin bugüne kadar karşısına çıkmış en büyük tehditlerin başında gelen yapay zekâ meselesine de net ve tavizsiz bir tavır aldılar. Bu yüzden Hacks hiçbir zaman yalnızca iyi yazılmış bir komedi olmadı. Televizyonculuğa ve genel anlamda hikâye anlatıcılığına dair fikir üreten, kahkahalarının arasına billur gibi mesajlar yerleştirebilen bir iş olarak beşinci sezonunda zirvesine ulaştı.

Bunun bir örneğini bu yıl The Comeback‘de de gördük. Artık düşmanın patronlar, televizyon yöneticileri ve medyayı tektipleştiren kurumsal yapılar olduğunun son derece farkında Hacks. Bu yüzden Deborah ile Ava’nın aynı dili konuşabildiği ilişkilerinde büyük çatışmalar yaratmaya çalışmaması da hiç sırıtmıyor. Asıl mücadele artık birbirleriyle değil, karşılarında duran sistemle. Dizinin dördüncü sezonda kullandığı bazı hikâye dinamiklerinin, bugün David Letterman’ın mirasını sürdüren Stephen Colbert’in programının iptal edilmesi etrafında yaşanan tartışmaları anımsatması da ayrıca dikkat çekici. Final bölümlerinde bu düzenle herkes adına hesaplaşmaya girişmesi, Hacks’in yıllardır sürdürdüğü medya eleştirisinin doğal bir uzantısı elbette. Yine de dizi, Jimmy ve Kayla’nın yükselişi üzerinden küçük bir gerçeklik payı bırakmayı ihmal etmiyor. Bu düzenin içinde yükselmek isteyenlerin zaman zaman onunla uzlaşmak zorunda kalacağını kabul ediyor. Hoşuma gitmesinden çok doğru bulduğum bir tercih bu. Ne yazık ki sermayenin gerçek sahiplerinin önümüze sürdüğü kraldan çok kralcı kuklalarla idare etmek, yalnızca şov dünyasına değil hayatın kendisine dair de bir taviz.

Hacks’in yıllar içinde özellikle sosyal medyada gördüğü büyük sevgi ve sahiplenme, bu kez yaratıcıların anlatısına da daha fazla sızmış tabii. Bu yüzden platformunu politik ve toplumsal meseleler için kullanmaktan çekinmeyen Hannah Einbinder’ın kamuoyundaki personasının izlerini Ava’da daha belirgin görmek mümkün. Aynı şekilde, Deborah ile Ava arasındaki ilişkinin yıllardır seyircinin üzerine çeşitli kuir okumalar yaptığı dinamiğini de bu sezon komedi adına biraz daha kurcalamaktan çekinmiyor dizi. Burada Leslie Bibb ve Cherry Jones’a ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. Senaristler, Deborah’nın Joan Rivers mirasına uygun şekilde, Ellen DeGeneres ve Portia de Rossi’yi anımsatan ama ruhu biraz daha Rosie O’Donnell sertliğine yakın bir çift yaratmışlar. EGOT şakasıyla açılan sezonun, Bob Mackie’nin Carol Burnett için tasarladığı efsanevi tulum üzerinden yine popüler kültürün belleğine yaslanması da çok yakışmış. Ancak tüm bunlar içinde asıl vurucu darbeyi final bölümüne saklıyor Hacks.

Çok sevdiğimiz dizilerin iyi final yapamamasına alıştığımız için, çoğu zaman son bölümlerin başına temkinli oturuyoruz. Hevesimizin kursağımızda kalma ihtimali hep bir kuytuda kafamızı kurcalıyor. Ama Hacks finali bu beklentiyi tersine çevirmeyi başardı. Koca bir çınarın, yenilmesi güç bir hastalığın pençesine hapsedilmesi ve sahneden nasıl ineceğini kendi seçmesi, diziyi bambaşka bir yere taşıyor. Gerçi geçen sezonda Deborah’nın Ava’nın değerini anladığı o kürkle okyanusa dalmalı buluşma, bu ilişkinin dilini çoktan kurmuştu. O noktada duayen – yeni yetme, anne – evlat/kardeş, eski – yeni dengelerinin tek bir potada eridiği, katmanlı ve kompleks bir bağa şahitlik ettiğimizi anlamıştık. Ama finalin asıl etkisi, Judy Garland ve Barbra Streisand’in “Get Happy / Happy Days Are Here Again” düetini kullanarak perdeleri kapatmasında gizli. Bu seçim, yine müthiş bir pop kültür referansıyla sadece bir final değil, duygusal bir zirve inşa ediyor. Her şeye ve herkese rağmen bitmeyen o başarma arzusu, en iyisini yapabilecek potansiyeli kendinde bulup oraya ulaşma mücadelesi, bende kişisel bir yere de dokundu. Joan Rivers bir, Kathy Griffin ikinci idolümdü. Artık yıldızlarımın yanında bir de Deborah Vance var.


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin