Altın Rapor
Altın Rapor: Sıradaki Durak New York (28 Eylül – 4 Ekim)
Festival gezimizde sıra New York’a geldi. Son bilinmezleri de aradan çıkarırken Digger iyice çakıldı, Obsession‘dan da beklenmeyen bir Altın Küre hamlesi geldi. Susuyor ve haftanın ödül sezonu gelişmelerinin yer aldığı yeni Altın Rapor sayısına dönüyorum. Buyursunlar…

New York Film Festivali başladı
Haftayı New York Film Festivali’nden haberlerle açıyoruz. Venedik, Toronto ve Telluride’ı gezen yapımlar burada da teker teker boy gösteriyor. Fatherland‘in daha çok görünürlük kazandığı, Club Kid‘in yine omuzlarda taşındığı bir hafta geçiriyoruz. Ama New York’a esas dikkat kesilmemizin sebebi, burada prömiyer yapmayı seçen üç film. Luca Guadagnino’nun Artificial‘ına gelecek reaksiyonlar için bu geceyi beklememiz gerekecek. Neyse ki diğer iki yapım seyirci karşısına çıktı. Bunlardan birincisi, Tony Gilroy imzalı Behemoth!‘un film müziği bestecilerine saygı duruşunda bulunan bir film olacağını biliyorduk. Başroldeki Pedro Pascal ve yardımcı oyunculardan Olivia Wilde hatırı sayılır miktarda övgüye mazhar olsa da New York seyircisi filme pek bayılmamış. Hatta Jay Kelly benzetmeleri bile yapılmış. Oscar tahminlerinden kazımanın tam vaktidir.
Diğeri ise A Statement. Spotlight‘ın yönetmeni Tom McCarthy yine çok büyük bir oyuncu kadrosunu bir araya getirmiş. İçlerinden John Turturro ve Amy Ryan’ın daha çok konuşulduğunu gördüm; önce onu not düşeyim. Film, çevre uzmanlarının 1980’de imzalanan ortak bir pakt için bir araya gelmesini anlatıyor. Bugünün iklim krizine kadar uzanan yolda yaşanmış bir hüsran daha A Statement‘ın meselesi. NYFF’de ortalamanın üzerinde tepkiler almayı da başarmış gibi görünüyor. Yalnız Sony Pictures Classics’in geniş gösterimi 2027’ye bırakabileceği söyleniyor. Zaten çok kurallarına göre oynayan bir yapım olduğu konuşulduğu için görmezden gelinmesi de mümkün.

Digger seyirciyi ikiye böldü
Daha önce ambargo altında izleyen eleştirmenlerin sosyal medya reaksiyonlarını paylaşmıştım ama hazır vizyona girmişken, ödül tahminlerimizde uzunca bir süre tuttuğumuz Digger‘ın notlarına bir bakalım: Şu an Metascore’u 45, CinemaScore’u C+, Rotten Tomatoes’da ise %51’de. Iñárritu’nun biricik dostları Cuarón ve Del Toro canla başla filmi savunmaya geçse de salonu kuvvetli ama negatif duygularla terk edenlerin sayısı bir hayli fazla. Üstelik tam da Paramount–Warner Bros. birleşmesi öncesinde, 180 milyon dolar civarındaki bütçesine karşın ilk hafta sonunda ancak 20 milyon doları görebildi. Hollywood’un filmi büyük bir başarısızlık olarak hatırlaması işten bile değil. Tom Cruise’u ve Riz Ahmed’i belki sezonda bir yerlerde görürüz. Yalnız Oscar’dan yana umudunuzu kesmenin tam vakti.

Obsession’dan komedi/müzikal başvurusu
Ödüllerden devam edelim… Benim de bu sene seçmeni olduğum Altın Küre’de Obsession‘ın hangi janrda başvuracağı uzun süredir tartışılıyordu. Focus’tan beklenen karar geldi: Yılın en çok izlenen korku filmi için komedi/müzikal kanadında başvuru yaptılar. Hazır yeri gelmişken paylaşayım; henüz Altın Küre’nin dijital platformuna uğramadı Obsession. Ama önümüzdeki hafta içerisinde bir takım röportajlar ve basın toplantılarıyla kampanyayı alevlendirecekler. En İyi Kadın Oyuncu (Drama) tarafında çok daha cılız bir yarış varken Inde Navarrette’yi Julianne Moore’un (The Debut) karşısına dikmelerini anlamlandıramadım ama. Belki onlar da benim gibi filmin yüz bulamayacağını düşünüyordur.
Noah Kahan ve Hilary Duff, özgün şarkı yarışında
Bu yıl En İyi Özgün Şarkı kategorisinde iki Diane Warren parçasına ilaveten Taylor Swift (Toy Story 5), Phoebe Bridgers (Primetime), SZA (Hoppers), Lady Gaga (The Devil Wears Prada 2) gibi yüksek profilli sanatçılar da şansını deneyecek. Geçtiğimiz hafta bu yıldızların arasına iki yeni isim daha katıldı. Ufukta Yılın Albümü kategorisinde Grammy adaylığı gözüken Noah Kahan, The Hunger Games: Sunrise on the Reaping için bir şarkı yapmış. “Draw You Out” adlı parça, çok çok iyi bir yıl geçiren Kahan’a Oscar adaylığı da getirebilir. Hilary Duff’ın The Cat in the Hat için seslendirdiği “CATastrophe” ise birkaç haftaya unutulur gibi geldi bana. Buyrun siz de dinleyip kararınızı verin.

Adana Altın Koza Film Festivali sona erdi
Yerli festivaller arasındaki dengelerin değişmesinin ardından Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, son birkaç yıldır ehemmiyet kazanarak yerli sinema yılının fragmanını veren uğrak bir noktaya dönüştü. Ancak gidenlerden duyduğumuz kadarıyla 33. kez düzenlenen festivalde yine çok güçlü bir seçki yokmuş. Zuhal Olcay başkanlığında; Ayça Çiftçi, Erdem Tepegöz, Gökyan Tiryaki, Nilgün Öneş, Salih Bademci ve Şebnem Bozoklu’dan oluşan ulusal uzun metraj jürisi büyük ödülü Ali Vatansever’in yönettiği Bir Arada Yalnız filmine verdi. Bir Arada Yalnız toplamda 5 ödül alırken Günyüzü 3, Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri ise şaşırtıcı bir şekilde 4 ödül aldı. SİYAD jürisinin seçtiği Ölü Köpekler Isırmaz‘ın ise başka hiçbir ödül alamamış olması dikkat çekici. Kazananların tamamı haber sayfasında.

Ödül Yolundaki Filmler
Ufak bir deli olduğum ve bu tip hizmetlerde bulunmayı çok sevdiğimden oturdum, ödül sezonu boyunca adını duyacağımız yapımların vizyon/dijital takvimini çıkardım. Netflix’e gelecekler, salonlardan sonra Disney+’a uğrayacaklar ve tabii 2027’nin ilk aylarına kalan iddialılarla dolu dolu bir takvim var elimizde. Ben sezon boyunca tarihlerde bir değişiklik olursa güncellemeye devam edeceğim. Siz yer işaretlerinize atın, ihtiyaç duyduğunuzda yararlanırsınız.

02’de bu hafta
Oksijen’de bu hafta Netflix ve TOD’dan geçti yolum. East of Eden‘ı izlediğimden beri etkisinden çıkamıyorum zaten. Gazeteye de ballandıra ballandıra yazdım. İkinci sezon onayını erkenden alan HBO ve Sky ortak projesi War‘u da TOD üyeleri için kaleme aldım.
O Podcast’te tam gaz
Türkiye’nin en çalışkan sinema podcastinde Everest’in tepesine çıkanlara bile dil uzattık bu hafta. San Sebastian’daki Mike Leigh zaferlerini, kategorisi netleşen oyuncuları ve La bola negra‘nın Seyirci Ödülü serisini de konuştuk ayrıca.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















