Gizemi çok da derinlere saklanmamış bir cinayet ve yasak olduğu için ağına düşülen aşkın etkisinde karanlık bir masal anlatıyor Beast. Michael Pearce beyefendinin ilk uzun metrajlı...
Bu sezon tembelliğime çare olan 4 Film 400 Kelime bölümüne yavaştan 2018’i toparlamaya çalıştığım şu günlerde tekrar başvurmam sürpriz değildir herhâlde. Hatta bu sefer eşeğimi sağlam...
Mary Poppins yazıma 1964 tarihli filmiyle de çok aramın olmadığını söyleyerek başlamak en doğrusu olacak galiba. Koşulsuz şartsız Julie Andrews hayranlığımda ne yazık ki şemsiyesiyle süzülen...
Varlığından daha önce haberdar olduğum yalanını söyleyemeyeceğim, ama tanıştıktan sonra kendimi sıklıkla kitaplarını araştırırken bulduğum Lee Israel yakın tarihin en enteresan yazarlarından biri. Kaleme aldığı biyografilerle...
Moonlight’ın Oscar tarihine geçen zaferinden sonra yeni filmi için epeyce yükseldiğimiz Barry Jenkins, madem bu formül tuttu ben bunun üzerine oynayayım dediği yeni projesi If Beale...
Joel Edgerton’ın bir önceki yönetmenlik macerası The Gift ile işlediği günahları bildiğimden Boy Erased’in çok daha büyük bir tren enkazı olmasını bekliyordum, ne yalan söyleyeyim. Ama...
Christian Bale’ın Altın Küre konuşmasında da belirttiği gibi, şeytandan ilham alarak canlandırdığı Dick Cheney, Amerikan yakın tarihinde Trump’a şükrettiren, Frank Underwood kokteylinde de kullanılmış bir politik...
Uzunca bir süredir film izlemediğimden aslında yazmam gerekenlerin sayısında bir artış olmadı; ama yine lokasyon değişimi ve ofis saatlerini içeren bahanelerim var. Neyse kafanızı ütülemeyeceğim. Siz...
İnternetin yeni erkek arkadaşı Timothée Chalamet, Call Me by Your Name sonrası ne yapacak derken duygu pornolarının Avrupalı ustası Felix Van Groeningen yönetimiyle, yaşanmış bir bağımlılık...
Animasyonda yeni bir sayfa açtığı, epey zayıf geçen 2018 yarışında vazgeçilmez favori olduğu ve bundan sonraki çizgi roman uyarlamalarına da her açıdan öncülük edeceği iddia edilen...
2007’de başlayan birlikteliklerini Ruby Sparks adındaki tadı damağımızda kalan bir proje ile taçlandırmış Paul Dano – Zoe Kazan çifti bu sefer de senaryosunu birlikte adapte ettikleri...
Dünya tarafından hâlâ çok ciddiye alınmıyor olsa da koltuğunun altına iki Oscar adaylığı sığdıran Jonah Hill, A24 destekli tutku projesi Mid90s’de ilk kez kamera arkasına geçiyor...
Aynı şeyleri tekrarlamayayım artık, ne dersiniz? Evet, izlediğim her film hakkında fikir beyan etmeyi seviyorum. Evet, blog benim için bir ajanda gibi. Evet, bazı filmleri uzun...
Televizyonda komedi altın çağını yaşasa da beyazperdede büyük bir duraklama dönemine giriş yaptık ne yazık ki. Takvim yılına bir adet kalbur üstü güldürü sığdırdığımızda şükrediyoruz artık....
I Am Love, Call Me by Your Name derken Luca Guadagnino’nun filmografisi başyapıttan başka bir titri layık bulmadığımız işlerle doldu. Yalnız itiraf etmeliyim, Dario Argento imzalı...
Drew Goddard tarafından yazılıp yönetilmiş Bad Times at the El Royale gizemli bir otelin motivasyonları birbirinden şenlikli sakinlerini konu alıyor. Nevada ile California eyaletlerinin tam sınırına...
Bird Box’ı izlememin ardından Anthony McCarten’dan sonra ana akım sinemanın başına gelmiş en kötü kalem olduğuna kanaat ettim artık Eric Heisserer’in. Yine bir bilimkurgu uyarlaması için...
Kuir sinema artık bir tür olmaktan çıksın, nasıl ki ortada heteroseksüel sinema diye bir şey yoksa sırf ana karakterinin cinsel yönelimi sıkıcı değil diye bu rengarenk...
Netflix’in film seçkisi Private Life, The Kindergarten Teacher ve (ben hayranlarından olmasam da) Roma ile iyice zenginleşti diyorduk ama her kuşun da etini yiyemiyoruz ne yazık...
The Great Wall isimli dev Hollywood rezaletinden sonra sessizliğe gömülen Zhang Yimou, sadece ana vatanına dönüş bileti almakla kalmamış aynı zamanda yaşanan hüsranın yarattığı hırstan olsa...