The Good Fight (4. Sezon)

The Good Fight (4. Sezon)

Yaratıcılar: Robert & Michelle King | Oyuncular: Christine Baranski, Cush Jumbo, Audra McDonald, Delroy Lindon, Sarah Steele, Nyambi Nyambi, Michael Boatman, Zach Grenier, John Larroquette, Hugh Dancy | 60 dakika | CBS All Access

Broadcast networklerinin çöküşe geçip, özellikle 45 dakika ve üzerindeki drama üretiminde sahneyi kablolu kanallarla streaming servislerine bırakışında meşaleyi gururla taşıyan tek bir yapım vardı o dönem: The Good Wife. Yılda 22 bölüm yayınlanan, bunu da CBS gibi gelenekçi yayın ahlakına sahip bir kanalda yapıyor oluşuna rağmen beşinci sezonda her şeyi yıkıp yeniden inşa etmeye kalkan bu TV efsanesinin yaratıcıları Robert ve Michelle King idi. Planlanan 7 yıl doldu, köprünün altından zombili diziler aktı geçti ve Kingler, The Good Fight ile bu sefer CBS’in streaming ayağına geri dönüş yaptı. Esas diziden tanıdığımız Diane Flockhart, Lucca Quinn gibi karakterlerin yanı sıra yargıcı, savcısı, rakip avukatı derken bir takım transferlere de ev sahipliği yapan bu neredeyse devam projesi garip bir şekilde henüz pişiyor. Nihayet dünyaya gözlerini açışının üzerinden yeteri kadar zaman geçti ve ırk, cinsiyet (bunlara bağlı olarak fırsat eşitliği) üzerinden yaptığı siyaset rayına oturdu. Biraz kör kör parmağım gözüne öğretilerle yeni dünya düzenine alışmaya çalışan The Good Fight, başından beri hiç ihtiyaç duymadığı Maia Rindell ve ailesine dair dramaları kenara fırlattığından mı bilinmez Diane’in beyin sarsıntısı yaşaması sonucu ışınlandığı alternatif evrenle bile hem kısa hem öz dördüncü sezonunda kendini buldu. Kingler her daim gündemde olan meseleleri eğip bükerek yozlaşayazmış Chicago’nun güneş ışığını çok görmeyen sokaklarına taşımayı biliyordu gerçi. Ama meselenin Jeffrey Epstein’e de bağlandığı dördüncü sezonda yan hikâyelerde bile o kadar ekonomik çalışmışlar ki Lucca tarafından aralanan zenginlik kapıları, Liz’in ufak macerası ve yeni ortağın sessiz sedasız kurduğu acımasız düzen her kıvrımıyla saat gibi işliyor. Tabii biz bu adını koyamadığımız kurgusal dünyanın zamanla açılmasına alışığız. Beşin beşi, onu, on beşi her The Good Wife hayranının basitçe kavrayabileceği referanslar. The Good Fight da aynı biçimde anılmaya pek yakın bölümlere doğru yelkenini açmış tam sürat ilerliyor. Pembe dizi olmanın sınırından reel histerileriyle, kitapçığını satır satır takip eden “hukuk” dizisi olmaktan da bastığı kahkahalarla kurtuluyor. Hem absürt, hem de bir o kadar gerçek. Çünkü yeni dünya tam olarak bu artık. Şakasını yaptığımız, yapacağımız şeylerin ete kemiğe büründüğü garip zamanlardan geçiyoruz. Ve işi adalete değen ucundan tutan bir dizi olarak da The Good Fight dünyayı tiye almayı bıraktığının altını çizerek yapıyor bütün manevralarını. Ustaca ve epey de aptalca. Leziz!
MVP: Christine Baranski (Diane Lockhart)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.