2022’nin En İyi 50 Dizisi

2022’nin En İyi 50 Dizisi

Bir Oscar Boy geleneğini daha yerine getirme zamanı… Sinema yılını Şubat ayında kapattığım için oradan kalan boşluğu televizyonla kapatıyordum birkaç yıldır. Ama şunu fark ettim, zaten televizyon başlı başına öyle bir medyuma dönüşmüş ki bir şeylerin yerini doldurmaktan ötede bir yere konumlanmış, kendi tahtını yapmış artık. 2021’de The Beatles: Get Back, 2020’de How to with John Wilson’ı zirveye aldığım listeler sosyal medyada “50 dizi de yuh artık!” gibi tepkilere maruz kalsa da 200’ün üzerinde televizyon projesi tükettiğim bir senede yine onlara kulak vermeden işime baktım ben. Toplamda 1089 saat televizyon izlediğim (Trakt’tan gelen yıl sonu özeti öyle diyor) 2022’nin komedisi, draması, mini dizisi, belgeseli, reality showu diyerek her parçasını dikkate aldığım 50 maddelik bir özeti var huzurlarınızda. Tamamı ya da büyük bir çoğunluğu 2022’de oynamış yapımları değerlendirmeye aldığımı da ekleyeyim. Minik yorumlar, bu dizileri izleyebileceğiniz platformlar ve benzeşleri de sizi beklemekte. Hadi başlayalım!


Reboot
🇺🇸 Hulu ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Episodes

Modern Family’nin yaratıcıları, doksanlardan hayali bir sitcom’u diriltiyor. Kadro da iyi komedi dizilerinde rüştünü ispatlamış, adlarını ezberlememe inadını sürdürdüğümüz isimlerle dolu.


The Afterparty
🇺🇸 Apple TV+ ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ The Flight Attendant

Her bölümünde farklı bir şüpheliyi ele alan, kim yaptı konseptinin mizahı bol hâli The Afterparty. Yeni jenerasyonun komedi alanında yetenekli bütün yüzlerini de bir araya getiriyor üstelik.


The Patient
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 10 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ In Treatment

The Patient diye yazılıyor, Steve Carell ve Domhnall Gleeson’dan oyunculuk dersi diye okunuyor. Ücretsiz yüz gerdirme seansı arayanlara tek sezonda katille burun buruna yüksek tansiyon…


High School
🇺🇸 Freevee ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ We Are Lady Parts

Tegan and Sara’nın müziğini dinlemiyor, dinliyorsanız bile hikâyelerinin nasıl başladığını merak etmiyor olabilirsiniz. Ama High School bütün bunların ötesinde queer bir büyüme öyküsü zaten.



Single Drunk Female
🇺🇸 Freeform ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 10 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Mom

Bağımlılık üzerine anlatılan hikâyelerin karanlığına mensup, ama hayatın anlamsızlığını da unutmayan bir komedi. Daha çok izlenmiyor olmasını Freeform’da yayınlanmasına bağlıyorum.


Everything I Know About Love
🇬🇧 BBC ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 7 Bölüm x 45 Dakika (1 Sezon)
≈ Sex and the City

Sex and the City’nin ne kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu yirmi sene sonrasında tekrardan hatırlıyoruz. Geleneksele karşı gelen bir arkadaşlık ve büyüme hikâyesi daha. Hem de BBC’den…


The Sex Lives of College Girls
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 20 Bölüm x 30 Dakika (2 Sezon)
≈ The Mindy Project

Nancy Meyers’ın beyazlığını kıran Mindy Kaling Sinematik Evreni’nde işler yine yolunda gidiyor. Başroldeki Pauline Chalamet’nin Timothée’mizin kardeşi olduğunu öğrendiğim günden beri hele…


I Love That for You
🇺🇸 Showtime ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ The Other Two

Saturday Night Live’dan ayrıldığı günden beri yas tuttuğum Vanessa Bayer’a, üst dönemi Molly Shannon’a ve yetenek abidesi Jenifer Lawrence’ı buluşturan, TV dünyasının maskesini düşüren bir komedi.



Peacemaker
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 45 Dakika (1 Sezon)
≈ Legion

Süper kahraman hikâyelerinin yapısını bozmaya gayret eden işlerden bir diğeri Peacemaker. Ama şaşırtıcı olan DC’den çıkmış olması. Alışmışız her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırmalarına tabii.


The Gilded Age
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 9 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Downton Abbey

Christine Baranski ebediyete kadar Carrie Coon’a laf sokabilir ve biz de varoluşu camp bu iki kadını lubunya popolarımızla sonsuza kadar izleyebiliriz diye düşünüyorum.


The Rings of Power
🇺🇸🇹🇷 Prime Video
⏱️ 8 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ His Dark Materials

Televizyon tarihinin en pahalı projesi hak ettiğimiz kadar kusursuz değil belki ama kurduğu “yeni” dünyayla bir merak duygusu uyandırmadı değil. İkinci sezonunu iple çektiklerimizden…


Solar Opposites
🇺🇸 Hulu ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 29 Bölüm x 30 Dakika (3 Sezon)
≈ Rick & Morty

Rick & Morty’nin sözde ihtişamlı yolculuklarından yorulan, sitcom animasyonlara dibi düşenlere ilaç etkisi göstermeye devam ediyor Solar Opposites. “Duvarın içindekiler” de başkaldırdı artık…



House of the Dragon
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 10 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ The Crown

Game of Thrones’la karşılaştırdığımız için biraz haksızlık ediyoruz belki ama herhangi bir karakteri bağlayamadı ve dolayısıyla da henüz içimizde büyümedi House of the Dragon. Potansiyel var mı? Var.


Ramy
🇺🇸 Hulu ⋅ 🇹🇷 BluTV
⏱️ 30 Bölüm x 30 Dakika (3 Sezon)
≈ Master of None

Yılın şekil değiştirenleri arasında yer alıyor Ramy’nin üçüncü sezonu. Meselesi tazelenmiş demeyelim de yeni ufuklara odaklanmış bu defa. Yine ezber bozan bir stil ve protest bir ruhla tabii…


Julia
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Self Made

Kim derdi ki Julia Child’ın ünlenmesi hakkındaki bir dizi bu kadar ilgi çekici olsun, her karakteriyle seyirci bağ kursun… Meryl Streep’i unutturan Sarah Lancashire da cabası. Alırız bir dal Emmy.


Hacks
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 18 Bölüm x 30 Dakika (2 Sezon)
≈ Shrill

Pandemide yara saran Hacks’in ikinci sezonu biraz kendi kuyruğunu kovalamış olsa da Jean Smart ve Hannah Einbinder’ın tatsız dinamiğinden kopmak zor olacak galiba. Finali de ezdi geçti…



Bad Sisters
🇺🇸 Apple TV+ ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 10 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Desperate Housewives

Eniştesini sevmeyenler bu dizide buluşuyor. Orijinal Flaman dizisini Britleştiren Bad Sisters, belki yılın en yenilikçi değil ama en sürükleyici işi olabilir. Sharon Horgan yine sihrini konuşturmuş. Âşığıyız!


Am I Being Unreasonable?
🇬🇧 BBC ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 6 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Fleabag

Daisy May Cooper’la Selin Hızlı’nın başrollerinde yer aldığı bu komedi, gerçeğin yıkıcılığından beslenen Britanya komedilerinin en yenisi. Altı bölümü bir nefeste tüketmeme ihtimaliniz neredeyse yok.


The Legend of Vox Machina
🇺🇸🇹🇷 Prime Video
⏱️ 12 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Masters of the Universe

2022’yi açarken bize eşlik eden The Legend of Vox Machina, evreni kurtarmak için çeşitli görevleri üstlenen bir grup dışlanmış kahramanı konu almakta. Bana Fox Kids/Jetix nostaljisi yaşatmakta bir hayli.


Tokyo Vice
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ True Detective

Michael Mann’ın yapımcılığını üstlendiği ve ilk bölümünü yönettiği Tokyo Vice, mutlaka tüketilmesi gereken düşük profilli bir polisiye. Ah bir de keşke Ansel Elgort yerine başkası başrolde olsaydı…



Welcome to Wrexham
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 18 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Ted Lasso ve The Last Dance

Acun Ilıcalı’ya özenip (!) Galli futbol takımı Wrexham’ı satın alan Rob McElhenney ve Ryan Reynolds’la ilgili uzun mu uzun bir belgesel Welcome to Wrexham. Bilhassa taraftarlarının kişisel öykülerine girdiğinde pek yapay. Ama tamamen ticari bir girişimin kocaman bir kasaba ekonomisinde yarattığı değişim, kaynakların eşitlikten uzak dağıtımıyla ilgili müthiş düşüncelere itiyor insanı. Biraz nefret, biraz haset, biraz da merakla izledim.


The Staircase
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Unbelievable ve The Undoing

Colin Firth’ün Toni Collette’e rim yaptığı sahneyle bile unutulmazlar arasına girmeyi başardı The Staircase. Herkesin kusursuz oynadığı yapım, aynı isimli Netflix belgeseliyle aynı şahsı anlatmakta. Hatta bir noktada hikâye o belgeseli yapan isimlerle de kesişiyor. Ancak pandemiden yeni sıyrıldığımız ve “Kim yaptı?” sorusuna net bir cevap aramadığı için Mare of Easttown, The Undoing, Big Little Lies benzeri depremler yaratamadı.



And Just Like That…
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 10 Bölüm x 45 Dakika (1 Sezon)
≈ Girls ve Friends

Dev bir Sex and the City aşığı olarak hiç utanmadan söylüyorum: Ben And Just Like That’i çok sevdim! New York’ta yaşayan beyaz, ayrıcalıklı, ellili yaşlarındaki kadınların mevcut politik iklimden etkilenmeyeceğini düşünenler için yıkıcı bir deneyim olduğunu biliyorum ama ben tam da aradığımı buldum. Dünyayla ilişiğini asla kesmeyeceğini bildiğimiz, algıları açık çekirdek ekibin bugünü bundan daha farklı bir şey olamazdı zaten.


The Rehearsal
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 6 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ How to with John Wilson ve Nathan for You

Seyircisine iyi davranmayı sevmeyen Nathan Fielder için büyük, biz izleyicileri için ise zorlu bir adım oldu The Rehearsal. Sezonu açtığı yeri daha çok seviyor olsam da şunu kabul etmek gerek, The Rehearsal yılın televizyon olaylarından biri. Sevmekten sevmemekten bağımsız, başka kim bu tür bir sosyal deney (ya da adı her neyse) için böylesine bir zahmete girişir ve var oluşundan nefret etmeyi göze alırdı bilemiyorum.



Abbott Elementary
🇺🇸 ABC ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 23 Bölüm x 30 Dakika (2 Sezon)
≈ Parks and Recreation ve A.P. Bio

Hâlihazırda devam eden ikinci sezonu biraz gazını kaçırıyor olsa da Abbott Elementary, öldü sandığımız network komedilerinin örümcek ağı bağlamış mezarını temizledi. ABD eğitim sistemiyle ilgili de söyleyecek sözü olmasının yanı sıra, siyah bir sese ve kasta yer veriyor olması pek kıymetli. Quinta Brunson her şeyden evvel bir senarist olarak kaşesini yükseltmeye devam ederken biz de Janelle James’e gülmeye devam edelim.


Documentary Now!
🇺🇸 IFC ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 27 Bölüm x 30 Dakika (4 Sezon)
≈ Portlandia ve Key and Peele

Dahi bir ekipten çıkan komedi harikası Documentary Now, tabii ki yeni sezonuyla da hayal kırıklığına uğratmadı. Sinemaya sevdalanmış, özellikle de belgesellere gönül vermiş olanları can evinden vuran yapım bu yıl bir kez daha Cate Blanchett’i ve haricinde Alexander Skarsgård, Jonathan Pryce, Nicholas Braun, Harriet Walter, Tom Jones gibi isimleri ağırladı. Hâlâ izlemeyen sinefiller biraz ayıp ediyor olabilirler.



The English
🇺🇸🇹🇷 Prime Video
⏱️ 6 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Godless ve Justified

The Honourable Woman’ın son yıllarda yapılmış en iyi dizilerden biri olduğunu düşündüğüm için Hugo Blick’in yeni projesi The English’i beğenmeme de asla şaşırmadım. Emily Blunt’ın kariyer performansını ortaya koyduğu yapım, işgalcileriyle yüzleşenlere hak ettiği değeri gösteren klasik bir western. Ama görsel ve işitsel olarak o kadar keyif verici ki, bir sinema filmi etkisi yaratıyor her bölümüyle. Keşif gibi keşif!


Station Eleven
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 10 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ The Leftovers ve The Walking Dead

Tam da pandemi sırasında gelen, The Leftovers’ın kanattığı yerlerden yaralarımızı deşen Station Eleven’ı 2021 listeme alamamıştım diziye henüz başlamadığım için. Sadece birkaç bölümü 2022’de gösterildi diye hilemi yapıp düzelttim ama hatamı. Tasarım harikası, kıyamet ertesinde neler olurdu sorusuna pek konuşulmamış yerlerinden değinen bir yapım. Romanı okuyanlar biraz ihanet diyor da, bizde geçti sınıfı, kusura bakmasınlar.



The Boys
🇺🇸🇹🇷 Prime Video
⏱️ 24 Bölüm x 60 Dakika (3 Sezon)
≈ Invincible ve Watchmen

The Boys’a tereddütlü yaklaşımım bu yıl da devam ediyor. Tüketim çağıyla ve Amerika’nın olmaktan vazgeçmediği her şeyle ilgili kapsamlı bir metin mi sunuyor, yoksa başka bir para tuzağında “mış gibi” mi yapıyor, üçüncü sezon ertesinde bile çözebilmiş değilim. Ancak şu bir gerçek ki, Homelander tüm zamanların en şerefsiz kötülerinden biri olarak yükselişine devam etmekte. Bu herifçioğlu ölmeden bize uyku yok!


This Is Going to Hurt
🇬🇧 BBC ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 7 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Call the Midwife ve The Knick

Ben Whishaw’un çağımızın en iyi oyuncularından biri olduğunu hatırlatan, hekimliğin bütün çirkin taraflarını gözler önüne seren, depresyona dair boğaz düğümleyen bir temsil barındıran, muhtemelen de 2022’nin en hafife alınmış dizisi. Finale doğru gözyaşlarımızdan oluşan selle ekranı pek görememiş olsam da fişek gibi bir senaryosu olduğundan ve çok çok iyi oynandığından adım gibi eminim.



Somebody Somewhere
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 7 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Schitt’s Creek ve After Life

Pamuklara sarıp sarmalamak istediğim komedyenlerden Bridget Everett’ın, kızkardeşinin ölümüyle yüzleşmek yerine huzuru Amerikan bağımsız filmlerinden hallice kasabasının garipliklerinde arayan bir kadını canlandırdığı Somebody Somewhere de hoş bir sürpriz oldu. Rol arkadaşı Jeff Hiller’la ikisini daha çok projede görmemizi sağlayabilir umarım dizi. Kasabadan ayrılmayıp, müzikle dinlensek de olur gerçi.


Pantheon
🇺🇸 AMC+ ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 8 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Undone ve Devs

Bilincin dijital ortamda var olabilmesiyle alakalı bütün metinlerin üzerine koyan ve bir taraftan da dramatik hikâyesini başıboş bırakmayan Pantheon, animasyon formunda bir devrim. Live action olmayışının bütün avantajlarını kullanan, büyük bütçelere ihtiyaç duymamanın özgürlüğünü sonuna kadar yaşayan yapımı yakın tarihte son yılların en iyileri listelerinde de görürüz bence. Fenomene evrilmeden başlayın hemen!



Derry Girls
🇬🇧 Channel 4 ⋅ 🇹🇷 Netflix
⏱️ 19 Bölüm x 30 Dakika (3 Sezon)
≈ Miranda ve Bad Education

Doksanlı yıllarda, Kuzey İrlanda’nın nabzını tutarken birbirinden komik ve yetenekli oyuncularıyla güldürmekten de yılmayan Derry Girls’ün ekrana vedası kusursuza yakın bir etki bıraktı üzerimizde. Spice Girls’ün de anıldığı final sezonunda güldüğümüz kadar gözyaşı dökmeyi, Chelsea Clinton’ın evine kadar uzanan kapanışta şaşkınlıkla ekrana bakmayı da ihmal etmedik. Dilerim bütün oyuncu ekibi büyük yıldızlara dönüşür.


Atlanta
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 41 Bölüm x 30 Dakika (4 Sezon)
≈ Insecure ve I May Destroy You

Öfkesini bambaşka perdelerden çalan, yapbozu andıran anlatıcılığında hiç alışılmışa yüz vermeyen, seyircisini hazırlıksız yakalamaktan usanmayan Atlanta da şanına yaraşır bir sezonla kondurdu veda busesini hayranlarına. Community’den beri büyük bir hayranlıkla takip ettiğimiz Donald Glover’ın bundan sonra yapacağı her şey için yine en ön sıradan biletimizi almaya hazırız. Sen anlat, biz dinler, kültürlenir, duacın oluruz Troy’umuz.



Better Things
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 52 Bölüm x 30 Dakika (5 Sezon)
≈ The Big C ve Casual

Pamela Adlon’u her yıl ekranımda görmeye o kadar alışmıştım ki Better Things’in bittiğine inanmamakta ısrar ediyorum. Kadın olmanın bütün kompleks yanlarına kafa yoran müthiş bir televizyon klasiğine dönüşmüştü bence son sezonlarıyla. Öğrenmeye aç, kalemiyle caka satmayan komedi dehalarına zaten hayranım. Ama Adlon kadar alçak gönüllü ve yeteneklisine bir daha denk gelir miyiz, emin olamıyorum.


Black Bird
🇺🇸 Apple TV+ ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 6 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Mindhunter ve Prison Break

Taron Egerton’la Paul Walter Hauser’ın klasik muhbir/hapisane draması Black Bird kağıt üzerinde çok sıradan duruyor, orası kesin. Ancak iki başrolü de performanslarıyla yapılacak her türlü tanıma meydan okuyor sanki. Düelloya giriştikleri sahnelerde yükselen, iki başrolüne aç bir seyirci kitlesi yaratan yapımın sözü uzatmayışına da ayrıca hayranım. Apple TV’nin bu işi çözdüğünü kabul etmemiz gerekiyor sanırım ufaktan…



The Righteous Gemstones
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 18 Bölüm x 30 Dakika (2 Sezon)
≈ The Real O’Neals ve Succession

Succession’ı alın, tamamen komediye bulayın, direksiyonu da Danny McBride’a verin, bütün parasını televizyon yoluyla misyonerlikten kazanmış, din tüccarı televangelist bir aileye odaklanın ve hop elinizde The Righteous Gemstones kalsın. 2022’de en çok güldüğüm dizilerden biri. Kadrosundaki herkes gerek komedi zamanlamalarıyla gerek absürtlükten kaçmayan performanslarıyla büyülüyor. Ah keşke daha çok izleyeni olsa…


Ziwe
🇺🇸 Showtime ⋅ 🇹🇷 Youtube
⏱️ 18 Bölüm x 30 Dakika (2 Sezon)
≈ 2 Dope Queens ve Between Two Ferns

Hakikatli bir deli olduğuna her bölümle daha da inandığım Ziwe, Z jenerasyonuna atanmış bir mizah yapıyor esasında. Ama bunu geri kalanları yabancılaştıran bir yer değil de, en güçlüye, en paralıya, en sahteye saldırarak yaptığından ortak noktada buluşturan bir serserilikle çekiyor yörüngesine. Drew Barrymore’dan Emily Ratajkowski’ye, Julia Fox’tan Chet Hanks’e bu insanlar Ziwe’ye nasıl evet diyor, asıl onu merak ediyorum.



The Marvelous Mrs. Maisel
🇺🇸🇹🇷 Prime Video
⏱️ 34 Bölüm x 60 Dakika (4 Sezon)
≈ Gilmore Girls ve Crazy Ex-Girlfriend

Tek bir sahne yahu, tek bir sahne! The Marvelous Mrs. Maisel’ın dördüncü sezonunu taşyapıt mertebesine taşıyan tek bir sahne. Luke Kirby’nin sahnede Midge’i karşısına alıp konuştuğu, hislerini saklayamadığı ama ateşe çok yaklaşıp yanmaktan ve yakmaktan da korktuğu o sahne. Boğazda bir düğüm mü desem, Palladinolar yine çoluğu çocuğu eğitiyor mu… Bilemedim. Saygıyla eğiliyorum önlerinde. Ve atlatamıyorum!


The Bear
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Kitchen Confidential ve Industry

Safdieler’in insanlığa bahşettiği kaos sevdasını karşılayacak bir yerden besleniyor The Bear. Minicik bir mutfak, yasını ocakta kaynatan bir şef ve Chicago’nun en kalenderi dertlendiren atmosferi. Toksik çalışma ortamlarına da alışkın herkesin izler bulabileceği bir dizi. Toksik, zorlu çalışma koşulları altında birbirinden yetenekli bir ekibin sabrını ve psikolojisini teste sokuyor. Değer mi gerçekten. Soruyorum: Değer mi?



As We See It
🇺🇸🇹🇷 Prime Video
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Parenthood ve Everything’s Gonna Be Okay

Parenthood ve Friday Night Lights’ta dramanın dozunu ne kadar artırabileceğini gösteren Jason Katims, yeni dizisinde otizm spektrumunda yer alan karakterleriyle bir kez daha zirve denemesine girişiyor. Derdi de çok açık ve net: Kim olduğuna dair sorularına henüz cevap bulamadığı için ergenliğini yaşayamanların, yirmilerini bu rötar yemiş büyüme sancılarına ayırmak zorunda kalmasını “çok farklı” bir şeymiş gibi göstermeden, bütün evrenselliğiyle masaya koymak. Bir iş sahibi olmak, belli motivasyonlar için kendinden feragat etmek, sözünü sakınmak gibi hepimizin içselleştirdiği pek çok gündelik hayatta kalma eylemleri bu gençler için dev bir tümsek teşkil ettiğini de unutmadan kalplere dokunuyor.



Breeders
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 30 Bölüm x 30 Dakika (3 Sezon)
≈ Trying ve Catastrophe

Herkes tarafından izlenmemesini hayretle karşıladığım Breeders, basit bir “Gerçekten ebeveyn olmalı mıydık?” sorusunu öyle bir yere taşıdı ki artık yıllanmış ilişkilerin yıprattığı duygulardan, giderek büyük bir batağa dönüşen dünyada hayatta kalma içgüdülerimizin gereksizliğine kadar her şeye değinip “komedi” vasfını askıya almaya başladı. Daha çok ilgi isteyen birinin kardeşi olmanın getirdiği o tekillik, başka kollarda şefkat arama arzusuna dair de gerçek kadar incitici şeyler dile getirdiler bu sezonda. Disney’de de oynadığı için artık, izlememenizin bahanesini nedir anlamıyorum. Hiç olmadı Martin Freeman ve Daisy Haggard’ın kariyer performanslarına şahitlik etmek için başına oturmanız şart.



What We Do in the Shadows
🇺🇸 FX ⋅ 🇹🇷 Disney+
⏱️ 40 Bölüm x 30 Dakika (4 Sezon)
≈ Wellington Paranormal ve Our Flag Means Death

Komedilerin ve bilhassa mockumentary türündeki işlerin malzemesini erkenden tüketmesine çok alıştık olduğumuz için What We Do in the Shadows’un dördüncü sezonuyla başını arşa değdirmesi hepimizi hazırlıksız yakalamıştır diye düşünüyorum. Toplu oyuncu performansı söz konusu olduğunda televizyondaki bütün işleri sollayan FX yapımı, Jemaine Clement ve Taika Waititi alamet-i farikaları arasından iyice sıyrılır oldu artık. Vampirler, avcıları, iblisi, şeytanı derken bir noktada Sofia Coppola, Jim Jarmusch ve Thomas Mars’ı bile gördük bu parodi taşyaptında. Daha da durmaya niyetleri yok belli ki. Televizyon tarihinin en başarılı yolculuklarından birini sergilemeye niyetli gibiler.



The Good Fight
🇺🇸 Paramount+ ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 60 Bölüm x 60 Dakika (6 Sezon)
≈ BrainDead ve Suits

The Good Wife ertesi liberal ikiyüzlülüğünü hatırlatmak üzere kolları sıvayan Kingler, Trump’ın seçilmesiyle birlikte çok da uzak olmayan bir gelecekteki politik çıkmaza merak saldı The Good Fight’ta. Final sezonunun her yerinde beyaz öncülüğünü savunan ekstremist cumhuriyetçilerin varlığını hissettiren King çifti, yutkunması güç, hakikate pek yakın gerçeklik tasviriyle de üzerimizden geçti. Başladığı yerden buraya Diane Lockhart haricinde tanıdık bir yüz kalmadı belki ama altı sene daha devam ettikleri evreni çok iyi kullandıklarını, o sihri asla kaybetmediklerini düşünüyorum ben hâlâ. Umut için bile mücadele etmemizin gerektiği çağdaş düzene dair daha hırpalayıcı dizi kolay kolay gelmez bir daha.



Heartstopper
🇺🇸🇹🇷 Netflix
⏱️ 8 Bölüm x 30 Dakika (1 Sezon)
≈ Love, Victor ve Young Royals

LGBTİ+ örgütlerinde ve sivil toplum kuruluşlarında heteroseksüel ebeveynlere “Çocuğunuz size açıldığında nasıl tepki vermelisiniz?” diye ders niyetine izletilmesi gereken Heartstopper, Türkiye’de “muzır neşriyat” damgası yediği için Netflix Türkiye tarafından tanıtılmıyor olsa da izleyicisini buldu neyse ki. Temsiliyet namına bugüne kadar yapılmış en doğru iş olmasının yanı sıra öğretici de hissettirmeyen, tatlılığıyla gönülleri fetheden bir dizi. LGBTİ+ çocuklar vardır diye diye bas bağırırken bahsettiklerimizin de bir yansıması aynı zamanda. Hayır diyelim ki “yokuz”, o zaman niye görüyoruz bu zorbalığı sorusu akıllarda ama neyse bunu başka gün konuşuruz. Siz Heartstopper’ı izleyin, güzelleşin.



Severance
🇺🇸 Apple TV+ ⋅ 🇹🇷 –
⏱️ 9 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Lost ve Black Mirror

Teknolojiyle kapitalizmin el ele tutuşup geldiği yerle ilgili harika bir okuma yapılabilir Severance üzerinden. Beyaz yakalığın tat kaçıran el kitabı bile denilebilir hatta. Ancak bunun da ötesinde, giderek hakkında daha çok şey izlediğimiz hafıza ve beden ilişkisine dair müthiş bir gözlemi var Severance’ın. Ben Stiller’ı devler katına adım adım taşıyan rejisi, tek bir kusur barındırmayan kadrosu, set tasarımı, jeneriği, müthiş müzikleri derken bir yerlerde şunu soruyor dizi: Hatıralarımızı zihnimizden alıp çıkardığımızda varlığımız ne denli bir değişime uğruyor? Travma bedenin mi, aklın mı bir parçası? Lost’un Dharma istasyonlarını andıran bir düzenekte kafa patlatmaya razıysanız adresiniz belli.



Andor
🇺🇸🇹🇷 Disney+
⏱️ 12 Bölüm x 60 Dakika (1 Sezon)
≈ Battlestar Galactica ve Misfits

Star Wars evreninden çıkmış en iyi proje dediğim için sadık hayranları tarafından ipe götürülecek olsam da üçüncü dünya ülkelerinden birinde yaşayıp Andor’un direnişçilerine özenmemek imkânsız, ne yapayım? Vietnam Savaşı’nı yıldızlara taşıyan George Lucas’tan sonra, ilk filmin ve Rogue One’ın beş yıl öncesini konu alan bu yapım çağdaş politik iklimle yakından ilişkili bir meseye değiniyor. Giderek yükselen sağın karşısına halkın direncini yerleştirip tanıdık gelecek bir ayaklanmanın ilk adımlarını anlatıyor. Disney’den siyaset yapan bir dizi çıkmasına mı şaşırayım, Andor’un benim en iyiler listemde zirveye kadar yaklaşmasına mı… Ben sorumun cevabını alana kadar siz yetişin bakalım.



The White Lotus
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 14 Bölüm x 60 Dakika (2 Sezon)
≈ Enlightened ve Big Little Lies

İlk sezonunda paranın gücüne, kültür yağmacılığına, sömürgeciliğin bugünki yansımalarına, kaynakların adil olmayan dağılımına değinen Mike White daha ne anlatabilir diyorduk ki Sicilya’ya uçup ikili ilişkilere, heteronormatif ilişkilerin toksikliğine, seksin karmaşık doğasına, içi boşalmış sadakat kavramına değinip yeni bir sayfa açtı White Lotus tesislerinde. Jennifer Coolidge ve Aubrey Plaza’ya bir kez daha âşık olmamızı sağlamasının yanı sıra müthiş yetenekli isimlerle de tanıştırdı bizi. Gözüm Meghann Fahy’nin kariyerinde olacak bilhassa. Beraber dizi izleme deneyimimizin son kalesinin üçüncü sezonu için de meraktayız. Bu sefer Asya’ya gidecekmişiz., üstat Mike White öyle demiş.



Better Call Saul
🇺🇸 AMC ⋅ 🇹🇷 Netflix
⏱️ 63 Bölüm x 60 Dakika (6 Sezon)
≈ The Wire ve Sons of Anarchy

Breaking Bad’ten daha iyi bir dizi olduğuna can-ı gönülden inandığım Better Call Saul, dillere destan bir finalle ekranlara veda etti. Kim Wexler’ı dünyaya bahşettiği için bile sonsuza kadar müteşekkir olacağım Vince Gilligan’la mesai arkadaşları üç, hatta bazen dört farklı zaman dliminde yürüttükleri hikâyeyi en çarpıcı ve dizinin genel ruhuna en yakışan yerde kapattı diye düşünüyorum. Her daim senaryo dersi olarak yaklaştığımız, iyi yönetilen bölümleriyle kusursuz metinlerini daha da cilalayan yapım her daim televizyon klasikleri arasında anılmaya devam edecek. Breaking Bad’i izleyip, Better Call Saul’dan uzak duranlara da diyecek tek bir şeyim var: Eksik kalın. Vallahi siz, eksik kalın!



Barry
🇺🇸 HBO ⋅ 🇹🇷 beIN Connect
⏱️ 24 Bölüm x 30 Dakika (3 Sezon)
≈ Breaking Bad ve Fargo

How to with John Wilson ve The Beatles: Get Back sonrası zirvemde hangi dizi yer alacak sorusunu sordum ama doğru cevabı bir türlü alamadım sosyal medyada. Her hafta yarım saatlik yeni bir sinema filmi hediye eden, sinemaya duyduğu aşkı yer aldığı her projede hissettiren, SNL mezunu Bill Hader’ın magnum opus’u bana kalırsa Barry’nin üçüncü sezonu. Anthony Carrigan, Sarah Goldberg ve Henry Winkler’ın da zirveye taşıdığı yapım değme gerilimlere taş çıkartan, gülmekten öldüren komedileri unutturan ikonik bir yıl geçirdi. Bir kusur bulamıyor, tek bir yerini dahi işaret edemiyorum açıkçası. Televizyonun altın çağı diye bir şey varsa işte tam olarak bu Barry.


Önceki yıllar: 2021’in En İyi Dizisi | 2020’nin En İyi Dizisi

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın