Oscar Boy’dan 2012’nin En İyi 50 Filmi: #40 – 31

Oscar Boy’dan 2012’nin En İyi 50 Filmi: #40 – 31

Daha evvel Twitter’da da yazmıştım. Yapım tarihleri birbirinden farklı işlerin bir arada olduğu listeleri pek sevmiyorum. Dolasıyıyla da kendi yıllık listelerimi o yıl içerisinde izlediğim filmlerle sınırlı tutmuyor, o yıl yapılmış filmlerle oluşturuyorum. Oscar Maratonu, Kamera Arkası derken aslında pek çok film izleyip, 2012’yi epey verimli geçirmiş olsak da sadece 130 tane 2012 yapımı filmi değerlendirme içerisine aldım bu yıl. Gelen ve gelecek sorulara cevap vermişimdir diye umut ediyorum. Kaldığımız yerden devam edelim şimdi isterseniz. Bugün 40 numaradan geri sayıyoruz. Buyursunlar:

the_deep_blue_sea_10

#40: THE DEEP BLUE SEA

Yönetmen: Terence Davies

Neden izlemeliydiniz?
* Rachel Weisz’ın muhteşem performansı için. The Constant Gardener sonrası bir türlü doğru düzgün bir işte izleyememiştik Weisz’ı. Geçtiğimiz yıl gelen The Whistleblower bile tatmin etmeye yetmedi. The Deep Blue Sea özlediğimiz Weisz’a kavuşmamızı sağladı.
* Yılın en melankolik filmine bakıyorsunuz şu an. Daha bitmeden insanda bileklerini kesme hissi yaratan ağır depresif havası unutulacak gibi değil.
* Çok ağır bir film olduğuna şüphe yok ama karakterlerinin duygularını bu kadar güzel ifade edebildiği bir başka film izlemedik diye düşünüyorum bu yıl. Hala Hester’a çare olmak, Freddie’yi anlayışla karşılayabilmek için çaba sarf ediyorsak, denenmeye değer bence.

Hello-I-Must-Be-Going

#39: HELLO I MUST BE GOING

Yönetmen: Todd Louisio

Neden izlemeliydiniz?
* Melanie Lynskey’nin bağımsız sinemanın en iyi aktrislerinden biri olduğunu hatırlamak için. Samimi performanslara karşı zaafım olduğunu zaten biliyorsunuz da Lynskey’nin samimiyetten de öte, sanki bir senaryoya bağlı olmadan, kendi hayatını yaşıyormuşçasına oynaması takdir edilmeyecek gibi değil.
* Girls’e hayran olduğunuzu ve Christopher Abbott’ı da az çok sevdiğinizi varsayıyorum. Dolayısıyla tanıdık bir simayı izlemek üzere Hello I Must Be Going’in başına oturmak mantıklı olabilir. Gerçi Abbott, Girls’de yaptığından farklı bir şey yapmıyor burada ama denemeye değer.
* Lynskey’yi “2012’nin En İyi 20 Kadın Oyuncusu” listesinde sıralarken de söylemiştim, Hello I Must Be Going belki hepimiz evlenip boşanmamış olsak da ilişkiler üzerine güzel tespitleri olan bir film. Bu gerçekçiliği de keyif veriyor.

_DSC2825.NEF

#38: RUBY SPARKS

Yönetmen: Jonathan Dayton ve Valerie Faris

Neden izlemeliydiniz?
* Sırf konusu için izlenmeye değer bana kalırsa. Bir yazarın kendi hayal ürünü olan kız gerçek oluyor, düşünsenize. Rüya gibi! Acaba ben de daktilo alıp Jennifer Lawrence’la evlendiğimizi mi yazsam? Bakarsınız gerçek olur.
* Zoe Kazan’ın Lena Dunham’dan daha iyi bir yazar olduğunu görmek için. Biliyorum şu an Dunham tüm genç aktris/senarist kalabalığından bir adım önde, ama filmin berbat finali haricinde kim Kazan’ın, Dunham’dan daha keyifli bir kalemi olmadığını söyleyebilir ki?
* Annette Bening ve Antonio Banderas çifti… Sadece izleyin. Ben açıklama yapmayacağım.

chronicle09

#37: CHRONICLE

Yönetmen: Josh Trank

Neden izlemeliydiniz?
* Deneysel bir şey izlemek isteyenler için ideal bir seçenek. Gerçi bu sene elimizde Holy Motors, Tabu gibi işler olduğundan Chronicle’a sıra gelmiyor. Ama daha Amerikan bir şeyler isteyenlerin hoşuna gidecektir diye düşünüyorum.
* Çok bildiğimiz bir konuyu, son yıllarda fazlasıyla izlediğimiz süper kahramanlık hikayesine bambaşka bir yerden bakıyor ve kontrolsüz gücün sonuçlarını sorguluyor. Ki Chronicle’ı sevmemin sebebi de bu zaten. Sıradan değil. İzlemek için bir sebep daha!
* Önümüzdeki yılın Oscarlar’ında boy göstermesi beklenen Fruitvale’ın yıldızı Michael B. Jordan oynuyor Chronicle’da. Friday Night Lights ya da Parenthood izlemediğiniz için kendisiyle tanışmadıysanız iyi bir bahane olabilir.

Prometheus

#36: PROMETHEUS

Yönetmen: Ridley Scott

Neden izlemeliydiniz?
* İyi ya da kötü, Alien serisine hepimiz bir şekilde bağımlıyız. Serinin berbat filmlerini bile sabredip sonuna kadar izledik. O zaman neden Prometheus’a da bir şans vermeyelim? Alien’ın öncesini anlattığını artık bütün dünya bildiğinden bu kısma bir açıklama getirmeyeceğim. Lakin seriye aşina olmayanlar da gönül rahatlığıyla izleyebilir bana kalırsa.
* Yılın en vahşi sahnesi için. Noomi Rapace’in teknolojinin yardımıyla içindeki “yaratığı” çıkardığı sahne… Düşündükçe tüylerim ürperiyor. Burada da Ridley Scott’ın varlığını hissediyorsunuz işte. Gerilimin dozunu ayarlamakta üzerine yok.
* Prometheus oyunculukların çok ön plana çıktığı bir iş olmayabilir; ama kadroda çok önemli isimler mevcut. Rapace’den geçtim Michael Fassbender ve Charlize Theron için izlenmesi lazım. Fassbender’ın böyle bir rolde bile mükemmel olması insana kafayı yedirtmiyor değil tabii.

your-sister-s-sister06

#35: YOUR SISTER’S SISTER

Yönetmen: Lynn Shelton

Neden izlemeliydiniz?
* Rosemarie DeWitt. Çünkü kendisine aşığız. Çünkü ne yapsa izleriz. Çünkü o en iyi aktrislerden biri. Çünkü o bir tanrıça!
* Bu yıl izlediğiniz 458465 tane Mark Duplass filminden sonra bir tanesine daha ihtiyacınız vardır diye düşünüyorum. Hakikaten, bu adam hangi ara bu kadar ünlü oldu. Neye baksam o çıkıyor karşıma. Beyazperdede  Your Sister’s Sister, Safety Not Guranteed, Darling Companion, Zero Dark Thirty… Severek izlediğim dizi The Mindy Project’e de dahil oldu. Yetmiyor mu?
* DeWitt’in adını ayrıca saydım zaten de, mütevazı kadrosu inanılmaz samimi bir ortam oluşturmuş Your Sister’s Sister’da. Blunt ile DeWitt’in yatak sohbetleri görülmeye değer. Gerçekten kardeş olduklarına inanma ihtimaliniz bile var.

Daniel Craig

#34: SKYFALL

Yönetmen: Sam Mendes

Neden izlemeliydiniz?
* Malum James Bond’un 50. yılı olduğu için Oscar gecesinde bile Shirley Bassey’nin “GOOOOOLDFINGEEEER”ıyla çınladı kulaklarımız. Siz hala bu kutlamaya katılmadıysanız Skyfall’a derhal ulaşmanız şart.
* Bayanlar size sesleniyorum, Daniel Craig! Yaşayan en seksi adamlardan biri olarak kabul edilen Craig, yine dar kesim takım elbiseleri ve bir anda eni 10 cm birden küçülen ağzıyla yine arz-ı endam ediyor. Yalnız avuç içi kadar mayosuyla denizden çıktığı bir sahnesi yok, üzgünüm.
* Aranızda Londra’ya benim gibi aşık olan, anıları tazelemek isteyenler illa ki vardır. Ben Roger Deakins’in muhteşem görüntüleri eşliğinde yeniden Londra turu atmak için izlemiş gibi hissediyorum Skyfall’u. Şu an düşüncesi bile uçak bileti bakmak için geçerli bir sebep.

IMG_6616.tiff_n

#33: WAR WITCH

Yönetmen: Kim Nguyen

Neden izlemeliydiniz?
* Yabancı film dalının meşhur galibi Amour sizi tatmin etmediği için bir alternatife ihtiyacınız olabilir. Buyrun size War Witch. Türkiye’deki eleştirmenler epey nefret etti filmden. Neden olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok. Gerçi ben de No ve A Royal Affair’ı daha çok beğendim; ama War Witch’i de kenara atacak değilim.
* Rachel Mwanza’nın olağanüstü performansı kesinlikle izlenmeyi hak ediyor. Böyle genç oyuncuların tek bir filmle parlayıp ardından yok olmasına da inanılmaz kızıyorum. Neden bu bencillik? Yeteneğini saklamanın ne anlamı var? Umarım Mwanza da kendi köşesine çekilmez.
* Kim Nguyen fanları, burada mısınız?

2010_detachment_004

#32: DETACHMENT

Yönetmen: Tony Kaye

Neden izlemeliydiniz?
* Listelerimi hazırlarken tarihi sıkıntı yaratan bir yapımdı Detachment ama festivaller haricinde her yerde 2012 yılında gösterime girdiği için dahil ettim. Bu da size bir sebep olsun işte. Gözünüzden kaçtığına eminim nasıl olsa. Ya da eski diye izlemediğinize. Haydi buyrun, izleyin.
* Adrien Brody, The Pianist’den beri hiç iyi olmamıştı. Bakın “hiç bu kadar” demiyorum, sadece “hiç” diyorum. Brody’nin Oscar aldığı film haricinde de var olabileceğinin ilk kanıtı. Bir şey değil, yeteneğinden şüphe etmeye başlamıştık.
* Eğitim sistemiyle ilgili büyük sıkıntıları çığırmaktan hoşlanan pek insan yok maalesef. Detachment da sırf bu sebeple izlenmeyi hak ediyor aslında. Tüm büyük toplumsal kaosların arkasında eğitim eksikliği varken neden bu konuyla ilgili daha az şey yapılıyor, anlayabilmiş değilim.

bernie-image05

#31: BERNIE

Yönetmen: Richard Linklater

Neden izlemeliydiniz?
* Jack Black’in olağanüstü performansı kaçırılacak gibi değil. Tenacious D’nin deli adamı bugüne kadar hep komedi ağırlıklı rollerde yer almıştı. The Holiday haricinde de muziplikten bu kadar uzak başka bir filmini hatırlamıyorum zaten. Özellikle Jack Black sevenlerin izlemesi şart.
* Oyunculardan devam edip, Shirley MacLaine diyeceğim. Efsanevi aktris döneminin en sevdiğim yüzlerinden biri. Çok da iyi bir oyuncu olduğunu düşünmüşümdür he zaman. Ama son yıllarda hep içi boş işlerde yer aldı. Bernie, ne kadar mükemmel olduğunu hatırlamamız için güzel bir seçenek olmuş.
* Tam olarak bir “mockumentary” olmasa da bu tarza yakın bir film Bernie. Ve “mockumentary”nin de artık kendine ait bir izleyicisi olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bir başka fan grubuna daha sesleniyorum yani. Gençler, yumulun!

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.