2013’ün En İyi 50 Filmi: #21 – 30

2013’ün En İyi 50 Filmi: #21 – 30

2013’ün bana göre en iyi 50 filmini sıralamaya bugün de devam ediyoruz. Readers’ Choice oylaması tam gaz devam ederken artık 20’li sıralarda hangi yapımların yer aldığına bakma zamanı geldi. 2013’le alakalı diğer listelerin linklerini yazının en sonunda bulabilirsiniz.

#30: UPSTREAM COLOR

Yönetmen: Shane Carruth

Neden izlemeliydiniz?

  • Yeni nesil Terrence Malick ile tanışmak için. Shane Carruth’un tarzını Malick’e benzeten bir tek ben değilim. Bu arada Malick’den farklı olarak Carruth’un sadece spiritüelliğe sığınmadığını ve iyi senaryolar yazdığını da ekleyeyim.
  • Muhteşem kurgusu için. Belki yılın en iyi filmi değil; fakat yılın teknik anlamda en başarılı işlerinden. Özellikle kurgusu ve bir de müzikleri hayran bırakıyor.
  • Sight & Sound’ın listesindeki yapımları tamamlamak için. Sanıyorum Gravity, Blue Is the Warmest Color, Frances Ha ve The Great Beauty’yi izlemeyen kalmadı. O yüzden listedeki alternatif yapımları da (The Selfish Giant, Stranger by the Lake, A Touch of Sin) tüketmek şart.

#29: THE CRASH REEL

Yönetmen: Lucy Walker

Neden izlemeliydiniz?

  • İyi bir belgesel olabilmenin gereken tüm koşullarını görebilmek için. Eminim verdiği mesaj çok daha büyük olduğundan dolayı The Act of Killing’i ayakta alkışlayacak bir kesim vardır; ama Lucy Walker’ın The Crash Reel’i film yapma çerçevesi içerisinde kusursuzluğa oynuyor.
  • Koca kışı karsız geçirdiğimiz için. Yani tabii saçma bir sebep; ama ben ağlamaktan geriye kalan vakitlerde snowboardçuların bir parçasına dönüşmüş karlara bakındım sürekli.
  • Hayatın ne kadar değerli olduğunu görebilmek için. Pearce ailesinin acısı büyük ihtimalle içinize işleyecek ve hıçkırarak ağlamak isteyeceksiniz. Hele ki Down sendromlu oğullarının masada yaptığı konuşma sırasında ben kendimi kaybettim.

#28: THE BEST OFFER (La migliore offerta)

Yönetmen: Giuseppe Tornatore

Neden izlemeliydiniz?

  • İtalyan sinemasının hala Avrupa sınırlarındaki en iyi endüstrilerden biri olduğunu görebilmek için. Tornatore çivi gibi filmler çekmeye tam gaz devam ediyor.
  • Muhteşem prodüksiyon tasarımı için. Sadece kadın portreleriyle dolu olan odayı bile görmeniz yeterli.
  • Geoffrey Rush’ın bir kez daha muhteşem bir performans çıkardığını görebilmek için. Senaryosu berbat olan filmlerde bile kusursuz olmayı nasıl başardığını merak ediyorum. İşin garibi “Yaşayan en iyi oyuncular” denildiğinde Rush’ın adının bir kez olsun sayılmaması.

#27: OMAR

Yönetmen: Hany Abu-Assad

Neden izlemeliydiniz?

  • Melodramda tek ustanın Asghar Farhadi olmadığını görmek için. Hany Abu-Assad’ın Omar’ı her türden seyirciye hitap edebilecek insani bir yana sahip. Romantizmi sarmazsa gerilimi, gerilimi sarmazsa ağır draması var. Biraz ondan, biraz şundan…
  • Adam Bakri isimli genç yetenekle tanışmak için. İlk uzun metrajlı projesiyle karşımıza çıkan Bakri, hiç şüphesiz yılın en iyi performanslarından birini sunuyor. Bir sonraki adımının ne olacağını merakla bekliyorum.
  • Filistin’deki mağduriyeti görebilmek için. Hangi politik görüşte olursanız olsun, içerisindeki Homeland sosuna rağmen Omar’ın büyük cümleleri var. Hem zaten Oscar’a da aday oldu. Gerçi İsrail’e alttan alttan giydirirken, Akademi ödül verir mi?

#26: THE BROKEN CIRCLE BREAKDOWN

Yönetmen: Felix Van Groeningen

Neden izlemeliydiniz?

  • Ağlamaya ihtiyaç duyduğunuz için. Hep söylüyorum “Beni ağlatan film, karnımı doyurandır.” diye. 2013 içerisinde de The Broken Circle Breakdown kadar beni yıpratmış başka bir film yok sanırım.
  • İki başrol oyuncusu da döktürdüğü için. Hem Johan Heldenbergh, hem de Veerle Baetens rollerine inanılmaz yakışmış. Filmin duygusal yönünün bu kadar kuvvetli olmasında iki oyuncunun performanslarının payı büyük.
  • The Great Beauty’nin elinden Oscar’ı almaya hazırlanan filmi merak ettiğiniz için. Belki de yanılıyorumdur; ama ben hala Sorrentino’nun Akademi tarafından takdir edileceği konusunda şüpheliyim. The Broken Circle Breakdown tam onlara göre bir film.

#25: PARADISE: LOVE (Paradies: Liebe)

Yönetmen: Ulrich Seidl

Neden izlemeliydiniz?

  • Fassbinder’ı yad etmek için. Dün Paradies: Hoffnung’u yazarken söylememiştim de, Ulrich Seidl’in Paradies üçlemesinde Fassbinder izlerini görmemek için kör olmak gerekiyor.
  • Margarete Tiesel için. Çok yalın, çok içten ve çok başarılı bir performans. Zaten senaryo olağanüstü; ama Tiesel’in varlığı olmasa filmle böylesine bir bağ kurabilir miydik emin değilim.
  • Kenya’daki insanlık hallerini görmek için. Sugar mama? Bugüne kadar hiç haberim yoktu bu turizm şenliğinden. Artık ilişkisi bitmiş kız arkadaşlarımı Kenya’ya yönlendiririm.

#24: KELEBEĞİN RÜYASI

Yönetmen: Yılmaz Erdoğan

Neden izlemeliydiniz?

  • Ülkemizde anaakım sinemada da güzel şeyler olabildiğini görmek için. Kimse kusura bakmasın, bu yıl izlediğim yerli filmlerden ne Jin, ne de Zerre beni bu kadar etkileyebildi. Kusursuz demiyorum; ama bence Türk sineması için güzel bir adım.
  • Kıvanç Tatlıtuğ’un kendini ne kadar geliştirebildiğini görebilmek için. Bülent Ersoy klipleri ve Gümüş isimli o kabus tren enkazından nerelere geldiğine hala inanamıyorum Tatlıtuğ’un. Acaba tarihte Tatlıtuğ kadar kendini geliştirebilmiş kaç oyuncu var.
  • Gökhan Tiryaki’nin görüntü yönetimi için. O olmasa Nuri Bilge, Nuri Bilge olmazmış gibi geliyor bana. Aynısı Kelebeğin Rüyası için de geçerli. Tiryaki olmasa oturup da Belçim Erdoğan’ın tarih kitaplarına geçecek berbat performansını konuşarak filmden bahsetmezdik herhalde.

#23: PHILOMENA

Yönetmen: Stephen Frears

Neden izlemeliydiniz?

  • Sürpriz En İyi Film adayını aradan çıkarmak için. Pişman olmayacağınızın garantisini verebilirim. Ajitasyona dönebilecek bir konu ancak bu kadar güzel ele alınabilirdi.
  • Judi Dench’in 80 yaşında bile formundan bir şey kaybetmediğini onaylamak için. Etkisi altına alamayacağı bir seyirci olduğundan şüpheliyim.
  • Harvey Weinstein’in bu seneki Oscar şansını görmek için. Büyük ihtimalle uyarlama senaryoda bir sürpriz yapmak haricinde önemli bir etkisi olmayacak. Ama en azından Harvey’nin yıllar sonra yarışta söz hakkını kaybettiğini görebildik.

#22: WHAT MAISIE KNEW

Yönetmen: Scott McGehee ve David Siegel

Neden izlemeliydiniz?

  • Yönetmenlerinin başarısı için. Tüm hikayeyi küçük bir kızın gözünden anlatıp, olayları sadece onun anlayabildiği kadarıyla seyirciye aktarmak kimin fikriydi bilmiyorum. Ama ben ayakta alkışlamak istiyorum.
  • Alexander Skarsgard ve Joanna Vanderham tarafından evlatlık edinilmek ya da onlarla bir şekilde komşu, arkadaş olabilmek isteyenlerin halini anlamak için. Yaşımız geçmese, Vanderham’a bir kokulu mektup yollayabilirdik.
  • Onata Aprile isimli küçük yetenek için. Çok büyük bir oyuncu olduğunu ya da olacağını düşünmüyorum Aprile’in. Fakat karakterine tepkileriyle güzel bir yorum katmış. Maisie’nin başından geçenler zaten ona acıyıp sevmemize sebep olurken, bir de Aprile’in üzerine kattıkları var.

#21: BORGMAN

Yönetmen: Alex van Warmerdam

Neden izlemeliydiniz?

  • Yılın son sürprizinin ne olduğunu merak ettiğiniz için. Tabii bu “Acilen bir Lanthimos filmi izlemek istiyorum!” diye çıldırmanıza da sebep olacak muhtemelen.
  • Cannes’ın bu seneki seçimlerini gözden geçirmenize sebep olacağı için. Hala hazmedemediğim zaferler var. Mesela Berenice Bejo yerine Hadewych Minis alsaydı ödülü, fena mı olurdu?
  • Büyük kitlelere hitap etmek için tuzaklara düşmeden de kaliteli film yapılabildiğini görebilmek için. Buyrun Alex Van Warmerdam, buyrun Borgman!

***

2013′ün En İyileri
En İyi 50 Film: #31-40#41-50
En İyi 20 Kadın Oyuncu Performansı | En İyi 20 Erkek Oyuncu Performansı

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

0 Yorum

  1. oguz kaygalak

    broken circle breakdown cidden güzel filmdi; fakat muhteşem güzelliği geçmesi çok büyük haksızlık olur. görme ihtimalimiz olan bir sürpriz de burda sürpriz olmasın:-)

    Yanıt

Bir Cevap Yazın