The End of the Tour

The End of the Tour

end-of-the-tour
Yönetmen: James Ponsoldt | Oyuncular: Jason Segel, Jesse Eisenberg, Ron Livingston, Anna Chlumsky, Joan Cusack, Mickey Summer, Mamie Gummer, Becky Ann Baker | Senaryo: Donald Margulies (uyarlama) ve David Lipsky (biyografi) | 106 dakika | Drama

end_of_the_tourArtık televizyon ve sinema arasındaki sınırların yok olmaya yüz tuttuğu, iki tarafta da kariyer yapan oyuncuların birbirlerinin alanlarını ihlal edebildiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu önyargıyı ilk olarak HBO’da gösterilen Angels in America kırmıştı. Ama ardından Al Pacino’dan Kate Winslet’e, Billy Bob Thornton’dan Ellen Burstyn’e kadar pek çok film yıldızı mini diziler ve televizyon filmleri için anlaşmalar yaparak ezberleri bozdu. Bağımsız sinemanın giderek gelişmesi de TV’de bir şekilde ünlenen yıldızlara yeni kapılar açtı. Ne yazık ki Chris Pratt gibi fiziksel özelliklere sahip değilseniz The O.C. ve Parks and Recreation gibi tutmuş projelerde yer alsanız da Hollywood’daki büyük roller için kapıları açılmıyor. Neyse ki Amerikan bağımsız sinemasında tıkırında giden işler Ann Dowd, J.K. Simmons ve Will Forte’nin kalibresinde, her hafta evimizin salonlarına konuk olan yüzlerin de ünlenmesine epey yardımcı olmakta. İşte bu yeni başarı hikayelerinden biri de Jason Segel’a ait. Ufak çaplı bir fenomene dönüşen How I Met Your Mother, her ne kadar son üç sezonunda sarkıp kalitesini kaybetse de televizyonun altın çağına adını kazıyan dizilerden biri oldu. Neil Patrick Harris’in Broadway’deki şanı her yere taştı. Ama ondan sonra dizinin getirdiği şöhretten en çok nasiplenen isim Jason Segel oldu. Muppets franchise’ında kaptığı başrol bile pek çok şeyi açıklamaya yetiyor bana kalırsa. A24 Films’in onu En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday edebilmek için uğraştığı The End of the Tour ise, Segel hakkındaki fikirlerinizi epey değiştireceğe benziyor.

Jason Segel
Jason Segel

Her yıl kısmetimize düşen kasvetli biyograflerden nasibimizi aldığımız için ben The End of the Tour’un gösterimine büyük bir önyargıyla gittim ve bu sene tutunduğum bu beklentisiz tavrın bir kez daha ekmeğini yemiş gibi hissediyorum. Rolling Stone muhabiri David Lipsky’nin bizzat yazdığı David Foster Wallace biyografisinden uyarlanmış film. 96 yılında “Infinite Jest” adında bir kitap çıkarıp dönemin en çok konuşulan yazarlarından birine dönüşen Wallace, hala modern edebiyatın önemli isimlerinden biri olarak görülüyor. Ömrü boyunca Thomas Pynchon gibi bir başka dehayla mukayese edilen, 2008 yılında da intihar ederek canına kıyan bir adam bu. The End of the Tour ise Wallace ile filmin uyarlandığı kitabı kaleme almış David Lipsky’nin 96 yılında beş günlüğüne bir araya gelerek yaptıkları röpörtajı konu alıyor. Yeni çıkan kitabını tanıtmak için yollara düşen yazara, Lipsky’nin eşlik ettiğini ve bu küçük okuma turunun ikilinin arasında yarattığı garip bağı izliyoruz.

Jason Segel ve Jesse Eisenberg
Jason Segel ve Jesse Eisenberg

Smashed ve The Spectacular Now’dan sonra bir kez daha sıradan sayılabilecek bir hikayeden olağanüstü çıkarımlar yapabilmeyi başaran yönetmen James Ponsoldt kısa bir süre içerisinde benim gerçekten hoşlandığım yönetmenlerden birine dönüştü. Önümüzdeki sene de bir başka kıymetli yazar, Dave Eggers’ın The Circle’ını uyarlayacak. Bu filminde ise Ponsoldt sanki bir yönetmen olarak değil, bir seyirci gibi düşünerek önümüzdeki biyografik hikayeyi çekici bir hale getirmeyi başarmış. Filmin merkezine aldığı adamın hayatını tamamen anlatmak yerine, Rolling Stones muhabiriyle yaptığı röpörtaj üzerinden detayları çaktırmadan vererek tanımlıyor karakterini Ponsoldt. Her ne kadar gözlerinizin önünde yakın tarihten çok değerli bir edebiyatçı olsa da Wallace’ın mütevazı kişiliği filmin bütününe işliyor ve ortaya seyri keyifli, sıcacık bir film çıkıyor. The End of the Tour portresini çizerken monotonlaşmak yerine her dakikasında komedi içeriği sayesinde de dinamik olabilmeyi başarıyor.

Filmin başarılı olduğu noktalardan bir diğeri de salonu David Foster Wallace’ı daha çok tanımak isteyerek terk etmenizi sağlaması. Kitaplarını okumak, bu adamın kafasının içerisinde neler döndüğünü bilmek için çaba sarf ediyorsunuz. Ben sinema salonundan çıktığım gibi soluğu ufak bir kitabevinde aldım mesela. Burada da bahsi sıkça geçen Infinite Jest‘in başına oturdum bile. Bir diğer önemli detay da filmin varoluş sebebiniz ne olursa olsun, başarılı ya da başarısız bir adam olun, her şeyin bir noktada koca bir boşluktan ibaret olduğunun altını çizmesi. Ana karakter de bu anlayışı benimsediğinden dolayı bu kadar tasasız belki de. Lipsky ile Wallace arasındaki sohbetlerden de öyle ince seçimler yapılmış ki, bir an olsun boşuna sarf edilmiş bir cümleyle karşı karşıya kaldığınızı düşünmüyorsunuz. Biraz abartıp filmi Seinfeld’le karşılaştıracak kadar ileri gideceğim sanırım. Çünkü The End of the Tour’da da her şey hayatın tam içinden olmasına rağmen bir yandan da hiçbir şey anlatmıyormuş gibi bir izlenim yaratıyor.

Jesse Eisenberg ve Jason Segel
Jesse Eisenberg ve Jason Segel

İki başrol oyuncusunu alkışa tutmamak inanın epey zor. Jesse Eisenberg’ün benzer karakterlere can verdiğine şahit olmuştuk zaten. Yine geleneksel olmayan, dünyaya daha farklı perspektifden bakan, dolu dolu bir adamı canlandırıyor. Ama filmin asıl yıldızı Jason Segel. Çünkü sahneyi her terk ettiği anda geri gelmesi için adeta yalvarıyorsunuz. Film bittiğinde David Foster Wallace’ı bu kadar ilgi çekici kılan şeyin sadece yaşadığı hayat değil, aynı zamanda da Segel’ın başarılı işçiliği olduğunu anlıyorsunuz. Erkek oyuncu performansları açısından zayıf geçen 2015’in güzel bir armağanı oldu bu oyunculuk. Bağımsız sinemanın vazgeçilmezleri haline dönüşen Joan Cusack, Mamie Gummer ve Anna Chlumsky ise ufak sürprizler gibi arada beliriyorlar. Fakat The End of the Tour’un en büyük sıkıntıları hepsi de. Çünkü film iki ana karakterine o kadar ağırlık veriyor ki, onlar haricinde kadraja girmeyi başaran her karakter kötü çizilmiş bir karikatür hissi veriyor.

Bu yılın gizli hazinelerinden biri olarak değerlendirilebilir bana kalırsa The End of the Tour. Eğer ki Jason Segel, sene sonunda Oscar’a aday olmayı başarırsa muhtemelen en çok sevinç çığlığı atan ben olacağım. James Ponsoldt’un The Circle ile yapacaklarını da merakla bekliyorum. Umarım kariyerinin diğer parçaları kadar başarılı bir film olur.


The End of the Tour İnceleyen tarih .
4.25

Benim notum

85%
85% A-
Jason Segel ve Jesse Eisenberg harika bir ikili oluşturmuşlar. Son dönemde izlediğim en iyi biyografilerden biri ayrıca. Daha fazla seyirciye ulaşması için reklam yapmaya hazırım.

Kullanıcı Notu:

%
(0 oylar)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.