Tembelin Günlüğü: 2015’in artıkları

Tembelin Günlüğü: 2015’in artıkları

Herhalde 2015’i son bir Tembelin Günlüğü yazısı yazmadan sonlandıracağımı düşünmemiştiniz! Hem de oldukça kalabalık bir line-up var elimizde. Öyle ki artık film yorumu yazmaktan ve 2015’ten fena halde sıkıldığım için B verdiğim birkaç filmi bile sıkıştırdım. Hem sizlere de bir alıştırma olur. Çünkü önümüzdeki film yılında her filmi bir paragraf yazarak işimi kolaylaştırmak gibi bir arzum var. Eğer çok gaza geldiğim bir şey olursa uzun uzun çene yapıp kuralları bozarım ama merak etmeyin. Neyse efendim, bugünün şenlikli kadrosunda kimler var sayalım mı? Aylar önce sinemada izlediğim tren enkazı The Dressmaker, Pixar’ın Inside Out’un yanında fazlasıyla vasat duran yeni filmi The Goo Dinosaur, bir başka kötü animasyon Hotel Transylvania 2, Joel Edgerton’ın saç baş yolduran ilk yönetmenlik çalışması The Gift, Tom Hardy’nin kötü performansıyla Razzie hak ettiği Legend, Keanu Reeves’li gerilim filmi Knock Knock, aylardır izlemeyi ertelediğim Z for Zachariah, Nancy Meyers’ın pembe fabrikasından çıkan yeni filmi The Intern, gereksiz yere kötü eleştirilere boğulmuş Burnt, bağımsız kanadının güzel sürprizlerinden Appropriate Behavior ve son olarak kadrosu göz kamaştıran The Stanford Prison Experiment.

dressmaker
THE DRESSMAKER | Yönetmen: Jocelyn Moorhouse | Oyuncular: Kate Winslet, Judy Davis, Liam Hemsworth, Hugo Weaving, Sarah Snook, Sacha Horler, Caroline Goodall, James Mackay, Rebecca Gibney, Shane Bourne, Alison Whyte, Barry Otto, Julia Blake, Kerry Fox, Gyton Grantley, Genevieve Lemon, Darcey Wilson, Olivia Sprague, Alex de Vos, Olivia Sprague | Senaryo: Jocelyn Moorhouse, P. J. Hogan (uyarlama), Rosalie Ham (roman) | 118 dakika | Drama

Aylar evvel neden bilmem para verip sinemada izledim The Dressmaker’ı. Bu seçimi yapmamdaki en büyük sebep tabii ki de Kate Winslet idi. Uzunca bir aradan sonra Steve Jobs’la güzel bir geri dönüş yapan buradaki performansı Avustralya Akademisi tarafından ödüllendirilip alkışlandı. Hatta film Mad Max’den kalan her boşlukta zafere koştu. Fakat o kadar çok problemi var ki The Dressmaker’ın hangi birini görmezden geleceğinizi şaşırıyorsunuz. Birincisi, hikaye tam anlamıyla deli kızın bohçası. Türler arasında spagat açıp köprü oluşturma çalışıyor. Bir diğer majör sıkıntı Liam Hemsworth ve Winslet arasındaki uyumsuzluk. Evet bu yaş farkının tam tersi olsaydı muhtemelen kulaklarımızı kapatır, gıkımızı çıkarmazdık. Ama The Dressmaker sanki bir film değil de birilerinin fantezisiymiş gibi duruyor. Hele ki o final… Belki kasıtlı olarak adi/campy olma çabasındaki filmleri sevenler başarılı bulabilir; fakat ben gün geçtikçe daha çok nefret ettim The Dressmaker’dan. Gerçi Avustralya’nın yeni Toni Collette’i Sarah Snook ve efsanevi aktris Judy Davis var. Fakat bu enkazı toparlamayı onlar bile başaramamış. [C]

gooddinosaur
THE GOOD DINOSAUR | Yönetmen: Peter Sohn | Seslendirenler: Raymond Ochoa, Jack Bright, Sam Elliott, Anna Paquin, A.J. Buckley, Jeffrey Wright, Frances McDormand, Marcus Scribner, Maleah Padilla, Steve Zahn | Senaryo: Meg LeFauve | 93 dakika | Animasyon, Komedi, Macera

Inside Out gibi başyapıt niteliğinde bir filme imza attıklarından, 2015’e bir animasyon daha sığdırması heyecanlandırmıştı Pixar’ın. Fakat The Good Dinosaur kötü demeye dilim varmasa da, sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış böylesine dev bir stüdyo için hayal kırıklığı yaratacak türde. Eğer dinozorlar yok olmamış ve insanlarla yeryüzünü paylaşıyor olsaydı diye söze giren yapım, geçtiğimiz senelerde izlediğimiz The Croods’un bir parodisi gibi adeta. Ben Pixar filmlerinde ciğerimin parçalanmasına, hiç bilmediğim hislerin gün yüzüne çıkarılmasına alışık olduğumdan donuk bir ifadeyle tamamladım seyrimi. Bu yüzden Inside Out için milyon dolarlar harcayıp tanıtım yapmalarını, filmi Cannes’a kadar göndermelerine, ama sıra The Good Dinosaur’a geldiğinde stüdyonun sesinin kısılmasına pek şaşırmıyorum. Yine de Inside Out ve Anomalisa haricinde tüm animasyonlar zayıf olduğundan The Good Dinosaur bir şekilde ortalamanın üzerinde yer almasının getirisi olarak yıl sonu listelerinde yer buluyor.  [B-]

Y
HOTEL TRANSYLVANIA 2 Yönetmen: Genndy Tartakovsky | Seslendirenler: Adam Sandler, Andy Samberg, Selena Gomez, Asher Blinkoff, Kevin James, Steve Buscemi, David Spade, Keegan-Michael Key, Mel Brooks, Fran Drescher, Molly Shannon, Nick Offerman, Megan Mullally, Dana Carvey, Rob Riggle, Jon Lovitz | Senaryo: Robert Smigel ve Adam Sandler | 89 dakika | Animasyon, Komedi

Bir animasyon daha! Fakat The Good Dinosaur kadar şanslı değil. Adam Sandler’ın tüm arkadaşlarını bir araya toplayıp stüdyoya soktuğu Hotel Transylvania’nın ilki fena eleştiriler almamış, tarafımca da sevilmişti. Fakat bu ikinci film Hollywood’un neden tutan her fikre devam filmi çekme gereği hissettiğine dair sorularımızı gündeme getiriyor. Kötü bir Nickelodeon animasyonu gibi fikirlerinin hepsini aynı anda suratımıza fırlatan Hotel Translyvania 2, artık çağ atlamış bir sektörün içerisinde inatla küçük yaşta çocuklara hitap edip onları sinemaya getiren ebeveynlerine eziyet etmek istiyor adeta. Bir noktadan sonra dikkatim dağıldığı için ben oturup IMDb sayfasına girip incelemediğim yapımda hangi oyuncular seslendirme yapmaya çalışıyor diye tahmin ettim. Tabii ne yazık ki Adam Sandler’ın bolca tükürük dolu şaka içeren gürültülü çalışmasından kafam şişince erken pes ettim. Madem ikinci filme el attınız, keşke ilk filmde yarattığınız komik karakterleri doğru kullanabilmeyi becerseydiniz. [C-]

gift
THE GIFT | Yönetmen: Joel Edgerton | Oyuncular: Jason Bateman, Rebecca Hall, Joel Edgerton, Tim Griffin, Allison Tolman, Beau Knapp, P.J. Byrne, David Denman, Busy Philipps, Wendell Pierce, Katie Aselton | Senaryo: Joel Edgerton | 108 dakika | Gerilim, Gizem

Ömrünüz boyunca izlediğiniz en aptalca final hangisiydi sorusuna cevap arayanların acilen The Gift’le tanışması lazım. Günlük dilimizde de bir şekilde yer bulan stalker kelimesinin vücut bulduğu bir adamcağız, eski lise arkadaşıyla ansızın karşılaşıp hayatına salça olmaya başlıyor. Ardından gerilimli müzik eşliğinde evde abidik gubidik yemekler yapan vasıfsız bir eş, tabii ki de bu bol camlı ve güvenliksiz evi bekleyen bir köpek, yeni bir şehre taşınmakla her türlü klişe filmin senaryosuna enjekte ediliyor. Ve stalker gerilimi yavaştan yerini zorba ile kaybedenin hesaplaşmasına bırakıyor. Joel Edgerton’ın yönetmenlik koltuğundaki ilk deneyimi çok şahane sayılmasa da güzel bir başlangıç yapıp seyircisini şok etmek isterken çuvallayanlardan. Finale kadar bir şekilde sürüklenen hikaye öyle ucuz bir yere bağlanıyor ki, mizansenin hangi kısmına daha çok gülseniz karar veremiyorsunuz. Ama ne gariptir ki filmin harika bir fikir olarak pazarlamaya çalıştığı bağlanma noktasına aldırış etmemeyi bir şekilde başardım. Çünkü Jason Bateman’ın kariyerindeki en iyi performansı içermesiyle beraber Rebecca Hall da hiç sırıtmadan eşlik ediyor. [C+]

legend
LEGEND | Yönetmen: Brian Helgeland | Oyuncular: Tom Hardy, Emily Browning, Christopher Eccleston, David Thewlis, Taron Egerton, Chazz Palminteri, Paul Bettany, Colin Morgan, Tara Fitzgerald, Aneurin Barnard, Paul Anderson, Duffy | Senaryo: Brian Helgeland (uyarlama), Johnny Pearson (kitap) | 132 dakika | Drama, Biyografi, Suç

İstemeden komik olan filmleri gerçekten çok seviyor ve bir yandan da acıyorum aslında. Ödül sezonu başlamadan evvel acaba Tom Hardy’nin ilk Oscar adaylığına kavuşmasına yardımcı olur mu dediğimiz Legend da o filmlerden bir diğeri. Bir zamanlar Batı Londra sokaklarının en meşhur gangsterlerinden olan Kray ikizlerinin hayatı anlatılmakta. Klasik İngiliz mizahını hikayesine yediren yapım, Tom Hardy tarafından canlandırılan Krayler’in zıt gözükmesi için ufak tefek makyaj hilelerine ve abartılı oyunculuk tekniklerine başvuruyor. Ama hepsi öyle bir yama durmuş ki üzerlerinde ne iki karakterin birbirinden farklı olduğuna inanıyor, ne de Scorsese filmlerini taklit ederek geçirdiği dakikaları ciddiye alabiliyorsunuz. İşin kötüsü filmin arkasında L.A. Confidential ve Mystic River gibi iki şaheseri yazmış Brian Helgeland’ın olması. Gerçi Green Zone ve Robin Hood felaketlerinden sonra onun da miladının dolduğunu anlamalıydık. Legend düşüşe geçen kariyerinin belki de dip noktası. Bir de mümkünse özgün fikri olmayan filmlerin 120 dakikanın üzerine çıkması yasaklanabilir mi? [C]

knockknock
KNOCK KNOCK | Yönetmen: Eli Roth | Oyuncular: Keanu Reeves, Lorenza Izzo, Ana de Armas, Ignacia Allamand, Aaron Burns, Colleen Camp | Senaryo: Eli Roth, Guillermo Amoedo, Nicolás López | 99 dakika | Korku, Gerilim

Neden başına oturduğumu hala bilmediğim Knock Knock, The Matrix zamanı izlemeye doyamadığımız Keanu Reeves’in Nicolas Cage’inkini andıran kariyerindeki son halka. Korku/gerilim sinemasına kendi halinde katkıda bulunmaya çalışan Eli Roth’un yönetmenlik koltuğunda oturduğu yapımın aslında çok zekice bir senaryosu var. Herkesin gıpta edeceği bir hayat süren Evan’la tanışıp önce sahip olduğu huzuru görüyorsunuz. Ardından kapıyı iki güzel ve genç kadın çalıyor. Beş dakika evvelki mükemmel aile portresini kafasından silip, Evan’ı kışkırtmaya çalışan bu iki kadına olan hislerinize hakim olamadığınızda serüven başlıyor. Roth, sadece ana karakterine değil seyircisine de pedofil muamelesi yapıyor aslında. Fakat kötü oyuncu seçimleri ve ara ara kendini tekrar eden hikaye Knock Knock’ı iyi bir film olmaktan alıkoymuş. Sorunun Eli Roth’da olduğunu da iddia edemeyeceğim. Reeves’in yerel kanallardaki canlandırmaları hatırlatan küflü oyunculuğu hatırlatan üslubunu acilen düzeltmesi gerek. [C-]

zforzachariah
Z FOR ZACHARIAH | Yönetmen: Craig Zobel | Oyuncular: Margot Robbie, Chiwetel Ejiofor, Chris Pine | Senaryo: Nissar Modi (uyarlama), Robert C. O’Brien (roman) | 98 dakika | Drama

Çürük domates yağmuruna tutulan filmleri sevmek yeni adetim oldu. Z for Zachariah, bugüne kadar izlediğim en mütevazı distopyalardan biri. Dünya’da gerçekleşen bir felaket sonrası insan ırkının neredeyse tamamı yaşamını yitirmiş ve Ann isimli ana karakterimiz bir şekilde kendini tehlikelerden izole edip hayatta kalmayı başarmış. Bir gün karşısına çıkan John isimli bir adamı hayatına alıp bu yeni düzene alışmaya çalışan Ann, tam bir şeylere uyum sağlamışken bir başka erkek daha ansızın dünyalarına giriyor. Ardından da iki adam arasında gidip gelmelerini izleyip dünyanın neden bu hale düştüğünü unutuyoruz. Çok çok başarılı bir yorum biçimi olmasa da elindeki materyalden hazmı kolay bir film çıkarmış ortaya Craig Zobel. Compliance isimli bir önceki filmini de severek izlediğim yönetmenin oyuncu tercihleri de harika: Margot Robbie, Chiwetel Ejiofor ve Chris Pine. Belki alternatif bir evrende özellikle Robbie ve Pine’a yer ayırıp adaylık bile verebilirdim. Kariyerlerinin en iyi işi desem abartmış olmam sanırım. [B-]

burnt
BURNT | Yönetmen: John Wells | Oyuncular: Bradley Cooper, Sienna Miller, Omar Sy, Daniel Brühl, Matthew Rhys, Alicia Vikander, Uma Thurman, Emma Thompson, Lily James, Riccardo Scamarcio, Henry Goodman | Senaryo: Steven Knight (senaryo), Michael Kalesniko (hikaye) | 101 dakika | Drama, Komedi

Eleştirmenlerden sille yemiş bir başka film daha: Burnt! August: Osage County ile çoğu izleyici tarafından kara listeye alınan John Wells, bir kez daha Harvey Weinstein’in kanatlarının altına girip tamamı yıldız isimlerden oluşan bir kadroyla oldukça keyifli bir drama çekmiş. Daha evvel Kitchen Confidential ile mutfağa giriş yapmış Bradley Cooper’ın başını çektiği filmde Sienna Miller, Daniel Brühl, Alicia Vikander gibi sayısız tanıdık yüz var. Fransa’da katmerlenen kariyerini bir anda bırakıp, alkolden ve uyuşturucudan arınmış bir halde tekrar ortaya çıkarak başarılı bir mutfak ekibiyle üçüncü Michelin yıldızını almaya çalışan bir şefin öyküsü anlatılıyor. Arka planda oldukça şık bir Londra, filmin kıyısında köşesinde de Emma Thompson gibi tanıdık yüzler var. Söz konusu yemek ve bu tarz kalbur üstü yerlerin perde arkasındaki entrikalar olunca açıkçası ben kendimi kaptırıyorum. Burnt de daha ilk dakikasından beni hipnotize etmeyi başardı. Bu arada Omar Sy’a kilit sahnesi için bir ödül verebiliyor muyuz? [B-]

FILM STILL - THE INTERN - TIN-03251FDr Film Name: THE INTERN Copyright: © 2015 WARNER BROS. ENTERTAINMENT INC. AND RATPAC-DUNE ENTERTAINMENT LLC ALL RIGHTS RESERVED Photo Credit: Francois Duhamel Caption: (L-r) ROBERT DE NIRO as Ben Whittaker and ANNE HATHAWAY as Jules Ostin in Warner Bros. Pictures' comedy "THE INTERN," a Warner Bros. Pictures release.
THE INTERN | Yönetmen: Nancy Meyers | Oyuncular: Robert De Niro, Anne Hathaway, Rene Russo, Anders Holm, Andrew Rannells, Adam DeVine, Zack Pearlman, Jason Orley, Christina Scherer, JoJo Kushner, Nat Wolff, Linda Lavin, Celia Weston | Senaryo: Nancy Meyers | 121 dakika | Komedi

Something’s Gotta Give, The Holiday ve What Women Want gibi üç harika romantik komediye imza atmış olan Nancy Meyers, harika evlerde yaşayan iyi giyimli ve güzel/yakışıklı insanlar serisine bir yenisini eklemiş: The Intern. Fakat bu sefer aşk birinci sırada değil. Başarılı iş kadını Jules ile onun yanında yaşlılar için açılan bir staj programıyla işe giren Ben’in tatlı dostluğu anlatılmakta. Farklı yaş aralıklarında olmasına rağmen sadece bir işe yarama arzusuyla hayatlarını yaşayan iki karakterin hikayeleri pek çok noktada kesişiyor. Nancy Meyers da yer yer plastik kokusu burnunuza gelmesine rağmen bu şık görünümlü filmini de yerinde espriler ve detaylarla ayakta tutmayı başarıyor. Fakat ne zaman ki Jules’un kocası The Intern’ün akışını değiştirecek bir noktaya geliyor, işte o zaman seyirci filmle kurduğu bağı kaybediyor. Meyers’ın belki en kötüsü değil, hatta yer yer pasaklı It’s Complicated’dan daha iyi olduğu bile iddia edilebilir. Yalnız keşke ilk yarıda tutturulan formül bozulmasaymış. [C+]

appropriate
APPROPRIATE BEHAVIOR | Yönetmen: Desiree Akhavan | Oyuncular: Desiree Akhavan, Scott Adsit, Rebecca Henderson, Halley Feiffer, Anh Duong, Hooman Majd, Arian Moayed, Aimee Mullins | Senaryo: Desiree Akhavan | 86 dakika | Drama, Komedi, Romantik

Geçtiğimiz yıl Top 10’uma aldığım Obvious Child’a benzetilmesi sebebiyle başına oturduğum bir film Appropriate Behavior. Fakat bu benzetmeleri yerinde bulsam da aralarında birkaç gömlek fark var. İranlı Desiree Akhavan’ın kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı, yönettiği ve başrolünde yer aldığı yapım biseksüel bir kadının hem ilişkilerinde, hem de geldiği kültürün içerisinde bir birey olarak var olma çabasını anlatmakta. Tüm etiketlere ve önyargılara inat hayatını sürerken aslında kendini, kim olduğunu keşfetmeye çalışıyor. Akhavan’ın özellikle oyunculuk anlamında bu sene bana en çok keyif veren performanslardan birini ortaya koyduğunu söylemeliyim. Mizahi zamanlaması kusursuz. Fakat Appropriate Behavior’un senaryosu henüz ne istediğini kendi bilmediğinden, ana karakterinin arayışına ortak olmaya çalışmasını gülünç buldum. Her yarım saatte bir kısa film bitip yenisi başlıyor ve işin kötü tarafı, bu ufak parçaların arasında göze çarpan bir farklılık da yok. Benzer hikayeleri yeni perspektiflerden anlatma çabasının epey sarkmaya sebep olduğunu söylemeliyim. Tabii bir kısa film olmasa yılın en şahane işine dönüşebilirmiş, orası kesin. [B]

stanford
THE STANFORD PRISON EXPERIMENT | Yönetmen: Kyle Patrick Alvarez | Oyuncular: Billy Crudup, Michael Angarano, Ezra Miller, Tye Sheridan, Thomas Mann, Miles Heizer, Keir Gilchrist, Johnny Simmons, Moises Arias, Olivia Thirlby, Nelsan Ellis, James Wolk, Logan Miller, James Frecheville, Ki Hong Lee, Matt Bennett, Jack Kilmer, Nicholas Braun, Brett Davern, Jesse Carere | Senaryo: Tim Talbott | 122 dakika | Drama, Gerilim

Bu yıl Experimenter isimli bir başka filmde de görmüştük bu sosyal deneyleri. Gerçek olaylardan uyarlanan The Stanford Prison Experiment, para karşılığında tutuklu ve gardiyan rollerini üstlenerek kendilerini bir hapisaneye kapattıran gençlerle onların bu süreçteki tepkilerini takip eden psikiyatristleri anlatıyor. Kadro adeta son yılların en başarılı genç oyuncularının bir karması gibi. Ezra Miller, Tye Sheridan, Keir Gilchrist, Logan Miller, Johnny Simmons benim ilk aklıma gelenler. Sırf çoğunu televizyon dizilerinden tanıdığımız oyuncu kadrosunun neler yaptığını izlemek için bile değer. Filmin en büyük sıkıntısı vizyonsuz bir yönetmenin eline düşmüş olması. Bir noktadan sonra oyuncuların kendi kendilerini yönetmeye başladıklarını hissediyorsunuz. Bir de keşke yaşattıkları korkunç hissi özellikle camın diğer tarafında deneklerini izleyen adamları daha gerçek karakterlerle destekleselermiş. [B]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.