Rötarlı Üçlü: Finest Hours, Star Trek, Hokusai

Rötarlı Üçlü: Finest Hours, Star Trek, Hokusai

Tembelin Günlüğü’nün film yorumlarına dönüştüğü, ama tek paragraftan sıkılınca üçlemelere sulandığım, alaycı taze aşk meyvemle kapı kapı dolaştığım garip bir ruh halindeyim. Maksat izledim babında bir çentik atmak, internetteki düşünce bulutuna kendi mide asidimi bırakmak. Komedi üçlüsü diye bir başlık çiziktirmiştim geçen ay. Bunun adı da rötarlı üçlü olsun. İkisi vizyonu terk edeli asır olmuş filmler, biri de sinema dili bir asır önceden kalmış uyduruk bir animasyon. Kolları sıvıyoruz, sıcak jelimizi dirseklerimize kadar sürüp işe giriyoruz. Haydi rastgele!

Yönetmen:
THE FINEST HOURS | Yönetmen: Craig Gillespie | Oyuncular: Chris Pine, Casey Affleck, Holliday Grainger, Ben Foster, Eric Bana, Graham McTavish, Kyle Gallner, Michael Raymond-James, John Magaro, Abraham Benrubi, Keiynan Lonsdale, John Ortiz, Beau Knapp, Josh Stewart, Rachel Brosnahan, Matthew Maher, Benjamin Koldyke | Senaryo: Scott Silver, Paul Tamasy, Eric Johnson (uyarlama), Michael J. Tougias, Casey Sherman (kitap) | 117 dakika | Aksiyon, Drama, Tarih

Sen koskoca Chris Pine, otur bir Sondheim müzikalinde Meryl Streep’den bile rol çal, sonra git Oscar’da Glory performansına yazıyla bir (1) adet gözyaşı döküp interneti yık, fiziksel avantajlarını kenara atıp iki sene üst üste muazzam performanslar ver (bkz. Z for Zachariah, Hell or High Water) ve basamakları tırmanırken yok ben Pokemon olmak istiyorum diyerek uzun alışveriş merkezi yürüyen merdiveninden gri döşemeye çakıl. The Finest Hours, yeni izlediğim Hacksaw Ridge ile aynı sularda yüzüyor. Filmdeki geminin bir yarısı yok diye senaryoyu da aklının yarısını bir yerlere bırakan biri kaleme almış. Fosforlu Hollywood faciası, basmakalıp zevklere dünyevi bir cevap adeta. Ben içinden hakikate yakın bir replik seçemedim. Bağrına basan olursa beri gelsin, en stresli anda uzaklara bakıp sevgilisini düşünen Ediz Hun naifliğindeki Chris Pine’ın düştüğü halleri bana bir izah etsin. Tabanların kaba etine değdiğini hissede hissede kaçmalık film yapmak istemişler. E olmuş! [F]

Left to right: Chris Pine plays Kirk, Sofia Boutella plays Jaylah and Anton Yelchin plays Chekov in Star Trek Beyond from Paramount Pictures, Skydance, Bad Robot, Sneaky Shark and Perfect Storm Entertainment
STAR TREK BEYOND | Yönetmen: Justin Lin | Oyuncular: Chris Pine, Zachary Quinto, Karl Urban, Simon Pegg, Zoe Saldana, John Cho, Anton Yelchin, Sofia Boutella, Idris Elba, Joe Taslim, Lydia Wilson, Deep Roy, Shohreh Agdashloo, Melissa Roxburgh, Danny Pudi | Senaryo: Simon Pegg, Doug Jung (uyarlama), Gene Roddenberry (dizi) | 122 dakika | Aksiyon, Macera, Bilimkurgu

Yine bir Chris Pine filmi mi gördüm yoksa? Halbuki 2014’te başlamıştım onu yeni Channing Tatum’um gibi kucaklamaya. Neyse. Star Trek serisi her yeni ayağıyla franchise sinemasını ne kadar geriye götürebiliriz denemeleri yapıyor. Öyle bir nostaljisi var ki, zamanında Spock’ın kulaklarını fetiş objesine çeviren nesil bile elden ayaktan kesildi. Benedict Cumberbatch’le pedalın üzerine briket koyup (bence) duvara tosladılar ama hiç ders alınmamış gibi duruyor. Star Trek Beyond isimli üçüncü ayakta ciddi bir karizmatik kötü adam eksikliği var. Bu kadar çok para harcanan yapımlarda en azından bana fâni dertlerim unutturulsun, Superman gelsin betonarme parçalasın istiyorum. Ama o da yok. Anton Yelchin’e kötü oyunculuğuyla anasonlı bardak kaldırılabilir tabii. Ya da Simon Pegg’e bakılıp ah bir Shaun of the Dead daha çekse diye iç geçirilebilir. Kalanı yine aynı tezekin laciverti. [C-]

Yönetmen:
MISS HOKUSAI | Yönetmen: Keiichi Hara | Senaryo: Miho Maruo (uyarlama), Hinako Sugiura (çizgi roman) | 93 dakika | Animasyon, Biyografi, Drama

Live action olsa ayrı, animasyon hali apayrı bir dert Miss Hokusai’nin. Bugün kendin için ne yaptın sorusuna bu filmi izlediğiniz gün ara verin. İki modern şarkıyı kimonolu animenin üzerine hunharca monte ettin diye ah cici yönetmen, sen kendini bir şey mi sandın? Son 15 senelik Japon animasyon tarihinin özetini çıkaran senaryosu da cabası. Amerikan stüdyo sisteminden türemiş animasyonlara mırın kırın edecek yerlerim ağrıyor. Miss Hokusai anavatanına dön, burada börtü böcek ve ucuz sembolizmden başka bir şey yok diye bağırıyor ne de olsa. Sahi yola bir Studio Ghibli olmak için baş koyan Production I.G. ne zaman gerçek yeteneklerini pazara çıkaracak? Böylesi kapalı kapılar ardında çok büyük oyunlar dönüyormuş gibi hissettiriyor da, ondan sordum.  [C-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın