Eleştiri
The Bride! | Frankenstein’ın Faciası

The Bride! (Gelin!) | Yönetmen: Maggie Gyllenhaal | Oyuncular: Jessie Buckley, Christian Bale, Peter Sarsgaard, Annette Bening, Jake Gyllenhaal, Penélope Cruz, John Magaro, Matthew Maher, Zlatko Burić, Jeannie Berlin, Julianne Hough, Louis Cancelmi | Senaryo: Maggie Gyllenhaal (uyarlama), Mary Shelley (roman) | Fransa, ABD | 126′ | Drama, Romantik, Korku
Oscar sezonu kapanmadan girizgâh yaptığım 2026 filmleri için artık yeni bir sayfa açmanın zamanı geldi. Ne var ki bu sayfayı övgüyle dolduracak bir filme ulaşmak şimdilik pek mümkün görünmüyor. Mary Shelley’nin uyarlamaya doyulamayan Frankenstein ya da Modern Prometheus romanının Maggie Gyllenhaal imzalı yorumu da bu hayal kırıklıkları silsilesinin son halkası. Emerald Fennell’ın Wuthering Heights katliamıyla arka arkaya vizyona girmesi de filmin yarattığı tahribatı daha da görünür kılıyor. Hikâyenin “gelin”ine hak ettiği alanı açma iddiasındaki The Bride!, The Rocky Horror Picture Show ile aynı evrenden fırlamış hissi veren, fazlasıyla kafası karışık bir anlatı. Mary Shelley’nin hayaletinin (!) bir mafya babasına başkaldıran Ida’nın bedenine musallat olmasıyla başlayan bu tuhaf yapı, Ida’nın merdivenlerden yuvarlanarak öldürülmesi ve Frankenstein’ın canavarının onu mezardan çıkarıp yeniden hayata döndürmesiyle iyice absürtleşiyor. Bir yanda Christian Bale’ın canlandırdığı canavar, diğer yanda Jessie Buckley’nin neredeyse çiğneye çiğneye var ettiği gelin… Joker: Folie à Deux’dan Bonnie and Clyde’a uzanan referanslarının en zayıf parçalarını bir araya getirip niteliksiz bir maceraya savruluyor film sonrasında. İncelikten uzak mevcudiyetlerinin gördüğü zorbalık karşısında şiddetle yanıt verince de karikatürlerden fırlamış gibi duran aynasızlar peşlerine düşüyor.
Röportajlarında feminist ajandaya katılma arzusunu fazlasıyla vurgulayan Gyllenhaal’un takkesinin düştüğü bir proje olmuş The Bride!. Yetkin bir anlatıcı olma konusunda kat etmesi gereken çok yol olduğunu hissettiren kargaşası direkt onun tarafından yazılıp yönetilmesine karşın çok sesli bir kimliksizlikten muzdarip ne yazık ki. Tabii ki de kariyeri boyunca daha kötü bir film izlemediğini söyleyen eleştirmenlerin abarttığı kadar değil. Ne de olsa ünlem işaretini başlığına iliştiren bir yapımın dikkat çekmek adına her yolu denemesi de şaşırtıcı değil. 19. yüzyıldan 1930’lara sıçrayan, Mary Shelley’yi doğrudan hikâyeye dahil eden bu yapı, kimseyi memnun etme derdi taşımadığını açıkça ortaya koyuyor. Ama tabii ne pahasına?
Storyboardlarına teker teker çalışıldığı ve haddinden fazla uzatıldığı belli olan sahneleri bir bir sıralarken Frankenstein’ın Gelini’ni klişe adaptasyonlarından koparıp çok da orijinal olmayan bir düzeneğe yerleştirmesi aslında en büyük sorunu The Bride!‘ın. Jessie Buckley’nin performansı ise aldığı Oscar’ı sorgulamamıza sebep olacak ölçüde dengesiz. Filmde bir noktada duyduğumuz “Me too!” çığlığı, anlatının ne kadar yüzeyde kaldığını özetlemek için yeterli bana kalırsa. Gyllenhaal bütçeyi efektif kullanıyor, görsel olarak cazip bir dünya kuruyor, ona şüphe yok. Ancak söyledikleri, çiğ mesajların ve yenilenmeye muhtaç bir bakış açısının ötesine geçemiyor. Dengeli bir anlatı kurmak yerine, dedektif karakterin cinsiyetine yapılan vurgular gibi didaktik tercihlerle yetiniyor. Mesnetli öfkesini bütün bir filme dönüştürmekte zorlandığı çok açık.
The Bride!’ı bir feminist manifesto olarak değil, Gyllenhaal’un oyuncu kimliğini geride bırakıp yönetmenliğe yöneldiği sürecin dağınık bir potpurisi olarak okumak daha doğru. Görsel referansları yeterince ağırlık kazanamasa da, arkasında sinemaya tutkuyla bağlı birinin olduğu hissediliyor. Ne var ki bu niyet, jenerasyonunun en şişirilmiş aktörlerinden Christian Bale’ın fazlasıyla abartılı performansıyla birleşince ortaya yorucu, yer yer itici bir deneyim çıkmış. Aktivizmin kapsayıcılıktan uzaklaştığı bir günce gibi. Yine de kötü niyetli olmadığını belirtmek gerek. Keşke Hildur Guðnadóttir’le çalışarak Joker evreninden çıkmış bir film hissiyatı da yaratmasaymış. Belki o zaman bu post-travmatik etki biraz hafifler, The Bride! yılın en kötüsü olma yarışında Wuthering Heights’la başa baş gitmek zorunda kalmazdı.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















