94. Akademi Ödülleri / Oscar 2022 Tahminleri

94. Akademi Ödülleri / Oscar 2022 Tahminleri

Pandemi yılının bana bu kadar yarayacağını bilseydim, inanın hiç ağlamazdım. Türlü yayınlar, podcastler, takipleşmeler, teklifler derken pek güzel kapattığım seneyi tahminlerimin şükelalığıyla da taçlandırınca yeni seneye daha da keyifle açıyorum yelkenleri. Ufak bir rötar yaptım ne yazık ki yakalandığım saçma sapan bir hastalık yüzünden. Ancak bütün sene boyunca dönüp dönüp uğradığınızı bildiğimden bu sayfaya içim rahat. Geç olsun güç olmasıncılığın kalesinde yine bu tahminleri bir yıl önceden yaptığımı hatırlatmak istiyorum. Hatta yazı başlığı tahmin olsa da siz önümüzdeki sezon hangi filmleri konuşacağız gibi bir yerden okursanız yazıyı hepimizin yararına olur. Çaylarımız, kahvelerimiz, atıştırmalıklarımız hazırlandıysa hadi 94. Akademi Ödülleri / Oscar 2022 Tahminleri yazısına, ileri!

A’DAN Z’YE EN İDDİALILAR

Önümüzdeki senenin Oscar yarışında en çok adaylığı alabilecek, En İyi Film kategorisinde de yarışı önde götürme ihtimali bulunan filmlerden bir derleme. 

CANTERBURY GLASS (20th Century)
Yönetmen & Senaryo: David O. Russell
Oyuncular: Christian Bale, Margot Robbie, John David Washington, Rami Malek, Zoe Saldana, Robert De Niro, Mike Myers, Timothy Olyphant, Michael Shannon, Chris Rock, Anya Taylor-Joy, Andrea Riseborough, Matthias Schoenaerts, Alessandro Nivola, Leland Orser

The Fighter – Silver Linings Playbook – American Hustle üçlüsünün elde ettiği başarıdan sonra derin bir sessizliğe bürünen ve kimselerin sevemediği Joy haricinde kamera arkasına geçmeyen David O. Russell altı yılın ardından Jennifer Lawrence ile çalışmadığı ilk filmiyle tekrardan Oscar yarışına girmeyi deneyecek. Bir doktor ile bir avukatın kurduğu enteresan ortaklık gibisinden inanılmaz üstü kapalı bir özetle tanıtılan yapım, DOR klasiği olduğu üzere inanılmaz bir kadroyla şansını denemeye hazırlanıyor. Üstelik bu sefer kamera arkasında çalıştığı ekibi de epeyce değiştirmiş Russell.

Inarritu’nin biriciği Emmanuel Lubezki (görüntü yönetimi), Joker ile Oscar alan Hildur Guðnadóttir (besteci) ve 2 Oscar ödüllü duayen Albert Wolsky (kostüm tasarımcısı) baştan aşağı altın heykelcik kokan yapımda çalışan isimlerden sadece birkaçı. Şimdi gözler tabii ki de Margot Robbie’nin üzerinde. Bir süredir Hollywood’tan onay kağıdını almak için bekleyen genç aktrisin hayalleri, çalıştığı oyunculara ödül kazandırmaktaki başarısıyla ünlü yönetmen sayesinde gerçeğe dönüşebilir. Christian Bale’ın da er ya da geç ikinci heykelciğine koşacağını bildiğimizden rolün detaylarını öğrenmek için fazlasıyla meraktayız. Bu arada kulislerde Michael Shannon’la ilgili harika yorumlar dolanıyor. Belki bir sürpriz de oradan gelir.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Christian Bale), kadın oyuncu (Margot Robbie), yardımcı erkek oyuncu (John David Washington ya da Michael Shannon), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı

DON’T LOOK UP (Netflix)
Yönetmen & Senaryo: Adam McKay
Oyuncular: Jennifer Lawrence, Leonardo DiCaprio, Cate Blanchett, Rob Morgan, Meryl Streep, Jonah Hill, Timothée Chalamet, Ariana Grande, Himesh Patel, Scott Mescudi, Matthew Perry, Tomer Sisley, Tyler Perry, Melanie Lynskey, Ron Perlman, Chris Evans, Gina Gershon, Mark Rylance, Michael Chiklis

Yüksek faizli Mortgage krizinden Dick Cheney’nin biyografisine geçiş yapan Hollywood’un yeni altın çocuğu Adam McKay, bu sefer özgün bir senaryoyla sahalarda. Dünyaya çarpmak üzere olan bir göktaşı hakkında insanlığı uyarmaya çalışan iki gökbilimciyi Leonardo DiCaprio ile Jennifer Lawrence’ın canlandırdığı yeni filmi Netflix’in bu seneki ödül sezonu iddialısı olacak gibi gözüküyor. Meryl Streep’ten Ariana Grande’ye çok enteresan bir kadroyla çalışan yönetmenin, David O. Russell misali kariyerinin büyük zaferine er ya da geç ulaşacağının bilinciyle biz de yılın en çok konuşulacak yapımlarından birini beklemeye koyulduk.

DiCaprio’nun az biraz komedi içeren senaryolarda parladığını bildiğimiz için tabii ki de kariyerine yeni bir adaylık ekleyecek olmasının heyecanı var üzerimizde. Ama asıl sınav Jennifer Lawrence’ın olacak. DOR köşesine çekildiğinden beri Oscar radarına giremeyen, rol tercihlerini de daha çok cebini doldurmak üzerine kuran JLaw için sahalara dönüş olarak yorumlanabilir çünkü bu proje. Bu arada ton olarak The Big Short’a daha yakın bir iş olduğu söyleniyor ve henüz rolünün büyüklüğü hakkında net bir bilgi olmasa da yönetmenin Mark Rylance’ın performansını fazlasıyla övdüğü iddia edilmekte. Hadi bakalım sayın McKay, yap büyünü Hollywood’a!

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Leonardo DiCaprio), kadın oyuncu (Jennifer Lawrence), yardımcı erkek oyuncu (Mark Rylance), yardımcı kadın oyuncu (Cate Blanchett ya da Meryl Streep), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, görsel efekt

DUNE (Warner Bros.)
Yönetmen: Denis Villeneuve | Senaryo: Eric Roth, Jon Spaihts, Denis Villeneuve (uyarlama), Frank Herbert (roman)
Oyuncular: Timothée Chalamet, Rebecca Ferguson, Oscar Isaac, Josh Brolin, Stellan Skarsgård, Dave Bautista, Stephen McKinley Henderson, Zendaya, David Dastmalchian, Chang Chen, Sharon Duncan-Brewster, Charlotte Rampling, Jason Momoa, Javier Bardem

Pandemi sebebiyle ertelenenler listesinin başını daha önce sinemada da televizyonda da çeşitli uyarlamalarını izlediğimiz Dune çekiyor biliyorsunuz ki. Arrival ve ardından Blade Runner 2049 ile Oscar başarıları elde eden Denis Villeneuve, Call Me by Your Name’den bu yana dişe dokunur bir işte izleyemediğimiz Timothée Chalamet ile kendi versiyonunu konuşturacak. “Varlıklı bir ailenin oğlu olan Paul Atreides’in çöl gezegenindeki en değerli kaynağı korumak için verdiği mücadele üzerinden görsel ve işitsel ziyafeti bol bir bilimkurgu izleyeceğiz.” diye gazı vermişim geçtiğimiz yılın yazısında. Hadi bakalım, Villeneuve Bey umarım bu sefer kalbimi(zi) çalar.

Materyalin çok büyük bir hayranı olmadığımdan benim beklentilerimin seviyesi belli esasında. Daha çok Warner Bros’un aynı anda hem dijitalde, hem de salonlarda gösterime sokma metodunun nasıl işleyeceğini merak ediyorum ben açıkçası. Zaten kamera arkasında Greig Fraser (görüntü yönetmeni), Joe Walker (editör), Hans Zimmer (besteci), Jacqueline West (kostüm tasarımcısı) gibi buram buram Oscar adaylığı kokan bir ekiple çalışmış, teknik dallardan yana yüzünün güleceğine şüphe yok. Büyük bütçeli, belli bir kalibrenin üzerinde bilimkurgu/aksiyon açlığımıza iyi geleceğini tahmin ederek önüme bakıyorum.

İhtimaller: Film, yönetmen, uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt

THE FRENCH DISPATCH (Searchlight)
Yönetmen & Senaryo: Wes Anderson
Oyuncular: Benicio Del Toro, Adrien Brody, Tilda Swinton, Léa Seydoux, Frances McDormand, Timothée Chalamet, Lyna Khoudri, Jeffrey Wright, Mathieu Amalric, Steve Park, Bill Murray, Owen Wilson, Liev Schreiber, Elisabeth Moss, Edward Norton, Willem Dafoe, Lois Smith, Saoirse Ronan, Christoph Waltz, Cécile de France, Guillaume Gallienne, Jason Schwartzman, Tony Revolori, Rupert Friend, Henry Winkler, Bob Balaban, Anjelica Huston

En beyaz hayallerimizin yaratıcısı Wes Anderson, The Grand Budapest Hotel’den sonraki ilk kanlı canlı filmiyle sinemalara geri dönüyor. Cannes’da gösterilecekken kovid sebebiyle ertelenen yapımda, Anderson yine birbirinden ünlü isimlerle çalışmış. Filme adını veren bir dergide çalışan gazetecileri hayali bir Avrupa şehrinde izleyecekmişiz. Alıştığımız yol arkadaşları da kamera arkasında vintage bisikletlerin bağımlısı Anderson’a eşlik ediyor bu arada: Adam Stockhausen (prodüksiyon tasarımcısı), Andrew Weisblum (editör), Robert D. Yeoman (görüntü yönetmeni), Milena Canonero (kostüm tasarımcısı) ve Alexandre Desplat (besteci).

Açıkçası bir noktada Wes Anderson’ın Oscar ile buluşacağına inancım tam. The Grand Budapest Hotel o aday edilme barajını aşmak adına iyi bir fırsat oldu. Yalnız sadece şahane görünmekten, tatlı öyküler anlatmaktan, simetriden, muazzam renk skalalarından öteye geçmesini istiyor sanki endüstri. Zamanı yakalamaya, yakaladığında da Isle of Dogs’ta olduğu kadar üstünü kapatmadan mesaj vermeye ihtiyacı var. Gazeteciliğe aşk mektubu olarak tanıtılan yeni projesinin belki senaryo dalında nihayet Anderson’ı altın heykelcikle buluşturduğunu görürüz de En İyi Film ödülü… Bilemedim.

İhtimaller: Film, yönetmen, özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı

HOUSE OF GUCCI (United Artists)
Yönetmen: Ridley Scott | Senaryo: Roberto Bentivegna (uyarlama), Sara Gay Forden (kitap)
Oyuncular: Lady Gaga, Adam Driver, Jared Leto, Al Pacino, Jeremy Irons, Jack Huston, Reeve Carney, Camille Cottin, Madalina Diana Ghenea, Mehdi Nebbou, Miloud Mourad Benamara, Salma Hayek

Babasından miras kalan ünlü moda evinin başındaki Maurizio Gucci’nin eşi Patrizia tarafından 1998 yılında kiralık katil tutularak öldürülmesini konu alacak Ridley Scott’ın 2021’de gösterime sokmayı planladığı iki filminden biri. Moda dünyasının bügüne kadar şahit olduğu en büyük skandallardan biri olduğu için bilhassa Vogue ve türevlerinin, Lady Gaga’nın da varlığıyla Oscar yarışına dahil etmek üzere sürekli filmi gündemde tutacağı garanti diyebiliyoruz. Yalnız senaryoyu okuyanlar da epey ümitli ihtimallerden. The Hunting Ground ile aşındırdığı Oscar yollarında A Star Is Born ile yeni bir sayfa açan Gaga, belli ki o kadın oyuncu altın heykelciğine aç.

Sevmelere doyamadığımız yetenekli aktör Adam Driver’ı da başrolünde izleyeceğimiz yapımla alakalı olarak tabii ki de heyecanımız büyük. Ancak Ridley Scott ismi biraz temkinli davranmamıza yol açıyor. Gerçi hem The Martian, hem de All the Money in the World ile hatırı sayılır miktarda ödül sezonu başarıları elde etmedi değil. Bu yapım da kendisine uğur getirmese bile bence oyuncularına yarayabilir. Bu arada MGM’in yeni ödüllü yapım çatısı United Artists desteğiyle piyasaya çıkacağını, uluslararası pazarda ise Universal damgası olacağını da eklemeyi unutmayayım.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Adam Driver), kadın oyuncu (Lady Gaga), yardımcı erkek oyuncu (Al Pacino ya da Jared Leto), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı

IN THE HEIGHTS (Warner Bros.)
Yönetmen: Jon M. Chu | Senaryo: Quiara Alegría Hudes (uyarlama & müzikal), Lin-Manuel Miranda (müzikal)
Oyuncular: Anthony Ramos, Corey Hawkins, Leslie Grace, Melissa Barrera, Olga Merediz, Daphne Rubin-Vega, Gregory Diaz, Jimmy Smits, Stephanie Beatriz, Dascha Polanco, Lin-Manuel Miranda, Marc Anthony, Noah Catala

Harvey Weinstein cehennemin dibini boylamadan evvel, Miranda’nın Hamilton’dan önce sahneye koyduğu ve epey de başarılı olmuş müzikal In the Heights beyazperdeye uyarlanacaktı Weinstein Company çatısı altında. Tabii yaşananlar sonrası proje el değiştirdi ve 2020’de gösterime girmesi beklenen yapım kovid patlayınca 2021’e kaldı. İlk gösterimler de gerçekleşmiş. Gelen yorumlar inanılmaz pozitif. Herkesin muhtemelen izlediği ya da varlığından haberinin olduğu Rent’in hip-hop versiyonu olarak lanse edilen yapımın, Hamilton’da yıldızı parlayan Anthony Ramos’a beyazperdede yepyeni kapılar açması olası.

Şöyle ki, “Oscarlar çok beyaz”dan sonra epey mesafe kat ettik ve fırsat eşitliğinin yalnızca tek bir zümre altında konuşulmaması gerektiğinin bilincine vardı artık endüstri. Üstelik Latinler hem Amerika’nın hem de sektörün çok önemli bir parçasını oluşturuyor. Hazır West Side Story de gündeme gelecekken, In the Heights’ın bu rüzgârı iyi kullanabileceğini ve müzikaller konusunda aç kalan kulaklarımıza cila çekeceğini düşünüyorum. Tabii ki de yaz gösterimi olması, filmin konusunun hafif bulunma ihtimali ve Akademi’nin yeni üyeler alırken giderek Avrupalı bir profile kayması büyük handikap; fakat In the Heights yarıştaki “Amerikan” olarak parıl parıl parlayabilir.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Anthony Ramos), uyarlama senaryo, kurgu, prodüksiyon tasarımı, özgün şarkı, ses

NIGHTMARE ALLEY (Searchlight)
Yönetmen: Guillermo del Toro | Senaryo: Guillermo del Toro, Kim Morgan (uyarlama), William Lindsay Gresham (roman)
Oyuncular: Bradley Cooper, Cate Blanchett, Willem Dafoe, Toni Collette, Richard Jenkins, Ron Perlman, Rooney Mara, David Strathairn, Holt McCallany, Jim Beaver, Mark Povinelli, Mary Steenburgen, Tim Blake Nelson

Son Oscar çıkarması En İyi Film dahil 4 ödülle sonuçlanan Guillermo Del Toro, 1947’de Edmund Goulding tarafından beyazperdeye uyarlanmış romanın yeni bir versiyonuyla buluşturacak bizleri. Zihin okuma numarasıyla pek çok insanı kandıran bir dolandırıcının hızlı düşüşünü konu alan orijinal materyale yeni bir yorum getireceği söyleniyor Del Toro’nun. Zaten doğaüstü varlıklara duyduğu hayranlığı bir şekilde bu öyküye de monte etmesini bekliyorduk hepimiz sanırım. Önceleri DiCaprio’nun oynayacağı söylenen rolde Bradley Cooper’ı izlerken, Cate Blanchett’ten Rooney Mara’ya, Toni Collette’ten Willem Dafoe’ya inanılmaz zengin bir kadroya doyacağız.

Searchlight’ın oyunu oynamaya epey erken başladığını not düşerek gireyim söze. Öyle ki Nomadland’in endüstri için yapılan sayılı seyircili gösterimlerinde Del Toro’nun yeni filminden de belirli sahneler oynatılıp tanıtımlar yapılmış. Belli ki stüdyo, Akademi üyelerini hazır yakalamışken bu filmi de şimdiden akıllarına sokmayı hedefliyor. Ve söylenene bakılırsa o tanıtımlar Blanchett ile Cooper’a odaklanmaktaymış. Ben acilen önceki uyarlamasını izleyip konu hakkında fikir sahibi olmaya bakacağım. Yönetmenden beklentim sıfır; ama tanrıça Blanchett için canımız feda diyerek alanlardayız!

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Bradley Cooper), kadın oyuncu (Cate Blanchett), yardımcı kadın oyuncu (Toni Collette), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı

THE POWER OF THE DOG (Netflix)
Yönetmen: Jane Campion | Senaryo: Jane Campion (uyarlama), Thomas Savage (roman)
Oyuncular: Benedict Cumberbatch, Kirsten Dunst, Jesse Plemons, Thomasin McKenzie, Kodi Smit-McPhee, Frances Conroy, Keith Carradine, Peter Carroll, Adam Beach

The King’s Speech’ten bu yana dönem dramalarıyla şansını denemeye devam eden yapım şirketi See-Saw, bu sefer de Cannes’da yarışma dışı gösterilmesi beklenen yeni Jane Campion filmini getiriyor huzurlarımıza. Montana vadisindeki en büyük çiftliği işleten iki kardeşten biri genç bir dulla evlenince ağabey Phil (Cumberbatch), kardeşi (Plemons) ve yeni eşine (Dunst) dünyayı dar ediyormuş. Açıkçası romanda Phil denilen şahsiyetin homofobik biri olmasının altı özellikle çizildiği için hikâyenin nereden, nasıl besleneceği hakkında merakım büyük. Üstelik Campion’ı Bright Star’dan bu yana beyazperdede çalışırken de hiç izlemedik. Ben biraz şüpheli yaklaşıp, yanılınca da havalara uçacağım izninizle.

Benedict Cumberbatch uzunca bir süredir Oscar ve türevi ödüllere aday olacağını düşündüğü roller kabul etmekte. The Power of the Dog da eser miktarda Oscar kokmuyor değil; ancak burada daha yüksek profilli bir yönetmenle çalışıyor olması ve tabii uyduruk bir biyografi izlemeyecek olmamızın yarattığı heyecan var. Jesse Plemons da büyük patlamasını bekleyip duruyor yıllardır. Eşi Kirsten Dunst ile bir kez daha kamera karşısına birlikte geçişlerinin bu sefer ekmeğini yer mi hep beraber göreceğiz. Endüstrinin Campion’ı çok özlediğine şüphem olmadığı için Netflix’in esas oyuncusu olabilir diyorum The Power of the Dog’a, hadi bakalım.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Benedict Cumberbatch), yardımcı erkek oyuncu (Jesse Pemons), yardımcı kadın oyuncu (Kirsten Dunst), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik

SOGGY BOTTOM (United Artists)
Yönetmen & Senaryo: Paul Thomas Anderson
Oyuncular: Cooper Hoffman, Bradley Cooper, Benny Safdie, Alana Haim, Joseph Cross, Skyler Gisondo

1996 tarihli Hard Eight ve 2002’den Punch-Drunk Love haricinde çektiği altı filmle de Oscar adaylığı çıkaran Paul Thomas Anderson, MGM’in bir Oscar platformu olarak kullanmaya hazırlandığı yan şirketi United Artist çatısı altında yeni filmini çıkarmaya hazırlanıyor. Kadim dostu Philip Seymour Hoffman’ın oğlunun başrolünde yer aldığı yapım yetmişli yıllarda Hollywood yönetmeni ile arkadaş olup oyunculuğa adım atan bir lise öğrencisini konu almakta. Soggy Bottom da prodüksiyon aşamasında verilmiş bir isim sadece, her an değişmesi ve yeni adının açıklanması ihtimali mevcut.

Dediğim gibi, PTA her daim Oscar’dan yana yüzü gülmüş bir yönetmen. Inherent Vice gibi genel izleyicinin pek yüz vermediği bir filmi bile 2 Oscar adaylığı çıkardı. Dolayısıyla Soggy Bottom bize en kötü teknik dallarda refakat eder, özgün senaryo dalının boşluğuna göre de varlık gösterir diye düşünüyorum. Bu arada Hoffman’ın oğlu haricinde Haim isimli müzik grubundan Alana ve Safdie Kardeşler’den Benny’i de barındırması sebebiyle yılın en enteresan kastı olma özelliğini elinde bulunduruyor. Kadroda oyununa tek hakim olduğumuz ise kariyerinin son yıllarını bir Oscar adaylığından diğerine koşarak geçiren Bradley Cooper.

İhtimaller: Film, yönetmen, yardımcı erkek oyuncu (Bradley Cooper), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı

THE TRAGEDY OF MACBETH (A24)
Yönetmen: Joel Coen | Senaryo: Joel Coen (uyarlama), William Shakespeare (oyun)
Oyuncular: Denzel Washington, Frances McDormand, Brendan Gleeson, Corey Hawkins, Moses Ingram, Harry Melling, Ralph Ineson, Brian Thompson, Sean Patrick Thomas, Lucas Barker, Kathryn Hunter, Alex Hassell, Stephen Root

Sanıyorum hepimizin ortak olarak heyecanlandığı nadir filmlerden biri bu. Joel Coen, Shakespeare’ın ölümsüz eseri Macbeth’i Denzel Washington ve Frances McDormand’la siyah beyaz formatta, sound stagelerde çekti ve ödül sezonuna hazırlıyor. A24 etiketi de olacağı için Letterboxd jenerasyonunun görsellerinden mikro Tumblr hesapları yaratacağı yapımla ilgili dedikodular da şahane. Tabii ki de iki usta oyuncusunun da harikalar yarattığı söyleniyor. Doğru bir anlatı oluşursa Denzel Washington seneler sonra nihayet üçüncü Oscar’ını alıp seçkin kulübe dahil olabilir. Malumunuz, rol arkadaşı McDormand bu yıl rekortmenler arasına adını yazdırmışken, Denzel’in de onu takip etmesi kulağa hoş geliyor.

Akademi için biraz fazla mı “arthouse” desek de projedeki isimlerin varlığı ve Coen’in Macbeth’i ele alış biçimi oldukça ilgi uyandırıcı. Bu çifti altmışlarında, ölüme orijinal karakterlere göre daha yakın bir yerde konumlandırarak hikâyenin akışını ve algılanış biçimini epey değiştirdiğini söylüyormuş Coen. Kardeşi olmadan çektiği de ilk film ayrıca. Yalnız Ma Rainey’s Black Bottom örneğinde de olduğu gibi fazla tiyatroya ait, ham bulunma ihtimali de unutulmasın. Nihayetinde bu yorumlar hem En İyi Film adaylığına, hem de Chadwick Boseman ile Viola Davis’in olası zaferlerine engel teşkil etmişti.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Denzel Washington), kadın oyuncu (Frances McDormand), yardımcı erkek oyuncu (Brendan Gleeson), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik

OLASI ADAY ADAYLARI

Sırada yükselişe geçme ihtimali barındıran ya da istediği kadar adaylık alamasa da kilit dalların birkaçına sızabilecek filmler var.

BEING THE RICARDOS (Amazon)
Yönetmen & Senaryo: Aaron Sorkin
Oyuncular: Nicole Kidman, Javier Bardem, J.K. Simmons, Nina Arianda, Tony Hale, Alia Shawkat, Jake Lacy, Clark Gregg, Nelson Franklin, John Rubinstein, Linda Lavin, Robert Pine, Christopher Denham

The Trial of the Chicago 7 ile tadına doyulmaz bir Oscar hüsranı yaşayan Aaron Sorkin, 2021’e bir Lucille Ball biyografisi için hazırlanıyor Amazon desteğiyle. Nicole Kidman’ın prostetik makyajın altına gömüldüğü, I Love Lucy serisinde Ball’a yol arkadaşlığı yapmış eski eşi Desi Arnaz’ı da Javier Bardem’in canlandırdığı proje o eski tip Oscar filmlerini bir hayli andırıyor. Dolayısıyla temkinli yaklaşmakta fayda var. Üstelik Sorkin bu sefer yüksek profilli bir stüdyo ile de anlaşmış değil. Yalnız yine de Steve Jobs ve Mark Zuckerberg örneklerinde olduğu gibi hikâyeye kendi kalemiyle illa ki bir alengir monte eder ve en azından izlemesi keyifli bir iş çıkarır diye ümit ediyorum. Patlamaya en müsait aday adaylarından biri olduğu unutulmasın.

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Javier Bardem), kadın oyuncu (Nicole Kidman), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı

BELFAST (Focus)
Yönetmen & Senaryo: Kenneth Branagh
Oyuncular: Judi Dench, Caitriona Balfe, Jamie Dornan, Ciarán Hinds, Jude Hill

Her yıl Oscar tahmincilerinin kulaktan kulağa ismini yaydığı, kağıt üzerinde çok da Oscarlık durmayan ama illa ki haklı çıktıkları bir film oluyor. Bu sefer de benzer bir durum Belfast için yaşanmakta. Kenneth Branagh’ın yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmlerin akıbeti belli olsa da bu sefer sanıyorum biraz kişisel bir hikâye içermesi ve Focus gibi bir stüdyonun filmi Kasım vizyonuna yerleştirmesi herkesin beklentilerini yükseltmiş. Genç bir oğlan ve işçi sınıfına mensup ailesinin altmışların İrlanda’sında var olma mücadelesini anlatan bir yapım izleyecekmişiz. Ama bizi fazlaca gözyaşı, trajedi ve tatlı tebessümlerin beklediği iddia ediliyor. Akademi içerisindeki Britler’in ve tabii BAFTA’nın favorisi olabilir pekâlâ.

İhtimaller: Film, yönetmen, yardımcı erkek oyuncu (Jude Hill), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı

BLONDE (Netflix)
Yönetmen: Andrew Dominik | Senaryo: Andrew Dominik (uyarlama), Joyce Carol Oates (roman)
Oyuncular: Ana de Armas, Lily Fisher, Adrien Brody, Bobby Cannavale, Julianne Nicholson, Caspar Phillipson, Toby Huss, Sara Paxton, David Washofsky, Evan Williams, Xavier Samuel, Garret Dillahunt

Marilyn Monroe’nun hayatı hakkında kurgudan da nasibini almış yarı bir biyografi yazan Joyce Carol Oates zamanında kitabıyla Pulitzer finalistleri arasına da kalmış ve hemen beyazperde uyarlanması için hakları satın alınmıştı romanın. Andrew Dominik’in Naomi Watts’tan Jessica Chastain’e son on yıldır sürekli el değiştiren projesi de nihayet Ana de Armas’lı bir versiyonla Netflix bünyesinde seyirci karşısına çıkacak. Oscar yarışını domine etmek için fırsat kollayan streaming platformunun bilhassa Armas’a yönelik ciddi bir kampanya yüreteceğine şüphe yok. Ancak film de iyi çıkar mı, The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford’tan beri hayal kırıklığı haricinde bir şey armağan etmeyen Dominik yeniden yükselişe geçebilir mi meraktayız.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Ana de Armas), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı

C’MON C’MON (A24)
Yönetmen & Senaryo: Mike Mills
Oyuncular: Joaquin Phoenix, Gaby Hoffmann, Woody Norman, Jaboukie Young-White

Beginners ile Christopher Plummer’a Oscar kazandıran Mike Mills, 20th Century Women’ın devamı niteliğini taşıyan C’mon C’mon isimli yeni filminde Joaquin Phoenix ile bir araya geliyor. Pandemi rötarı yiyen yapımlardan C’mon C’mon için şimdiden güz festivalleri yolculuğu tahmin etmek pek güç değil. Görüntü yönetmeni olarak Robbie Ryan’la çalışan filmi de siyah-beyaz çekmiş ayrıca. Ben yarışın beklenmeyen sürprizlerinden biri olarak adının kenara not edilmesi gerektiğine can-ı gönülden inanıyorum. Üstelik Oscar zaferi ertesi gelen adaylık kontenjanından Phoenix’i de erkek oyuncu beşlisinin yakınlarında bir yerinde görürsek hiç şaşırmayacağım. Onu izlemeye alışkın olduğumuz rollere bir hayli benziyor zaten buradaki oğluyla uzun bir yolculuğa çıkan “baba”. Müzikleri de The National ekibinden Dessner kardeşlerin yaptığı not düşülsün.

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Joaquin Phoenix), yardımcı kadın oyuncu (Gaby Hoffmann), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik

THE CARD COUNTER (Focus)
Yönetmen & Senaryo: Paul Schrader
Oyuncular: Oscar Isaac, Tye Sheridan, Tiffany Haddish, Willem Dafoe

Sıra dışı Facebook postlarıyla ünlü Paul Schrader, anlı şanlı kariyerinin ilk Oscar adaylığını First Reformed ile almasının ardından eski bir askerin ortak düşmanları sebebiyle genç bir adamla intikam ortaklığına giriştiği The Card Counter’ı çekti kovidin patladığı sıralarda. Post prodüksiyon sürecine Scorsese’nin katkıda bulunmasıyla da gündeme gelen yapım artık altın heykelciklere boğulsun istediğimiz Oscar Isaac’i barındırıyor başrolünde. Ethan Hawke hatırlarsanız First Reformed’la eleştirmen birliklerini silip süpürmüş ama Akademi Ödülleri’ni ıskalamıştı. Benzer bir durum Isaac için de tekrarlanır mı, Akademi yine görmezden mi gelir gibi sorular kafamızı kurcalarken Focus Features filmi sezona hazırlıyor. Hazırız aşk ile dolup taşmaya…

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Oscar Isaac), yardımcı erkek oyuncu (Willem Dafoe), özgün senaryo, kurgu

CODA (Apple)
Yönetmen: Sian Heder | Senaryo: Sian Heder (uyarlama), Victoria Bedos, Thomas Bidegain, Stanislas Carré de Malberg, Éric Lartigau (orijinal senaryo)
Oyuncular: Emilia Jones, Eugenio Derbez, Troy Kotsur, Ferdia Walsh-Peelo, Daniel Durant, Marlee Matlin, Amy Forsyth, Kevin Chapman

Sundance tarihinin en büyük anlaşması olarak rekor bir rakamla (25 milyon dolar) tarihe geçen Coda’dan Apple’ın beklentisi ne bilmiyorum. Ellerinde Seyirci Ödülü ve jüriden kasta gelmiş bir mansiyon var. Tamamen ticari bir başarı motivasyonu da olabilir bu anlaşmasının arkasında. Ancak uyarlandığı 2014 tarihli La Famille Bélier, seyirci canlısı bir yapım olduğundan Oscar duvarlarını aşındırabilirmiş hissiyatı vermekte. İşitme engelli bir ailenin kızı olarak büyüyen Ruby, 17 yaşında okulun koro kulübüne katılıyor ve hem aşkı, hem de geleceğe dair umutlanabildiği bir tutkusunu buluyor Coda’da. Başrol Emilia Jones hakkında övgüden başka tek bir satıra rastlamak mümkün değil. Belli ki umut vaat eden oyuncu ödüllerini birer ikişer toplayacak. Apple da kendisi için mücadele ederse belki bir mucize gerçekleşir.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Emilia Jones), yardımcı kadın oyuncu (Marlee Matlin), uyarlama senaryo, kurgu

DON’T WORRY DARLING (Warner Bros.)
Yönetmen: Olivia Wilde | Senaryo: Katie Silberman, Carey & Shane Van Dyke
Oyuncular: Florence Pugh, Harry Styles, Chris Pine, Olivia Wilde, Gemma Chan, KiKi Layne, Sydney Chandler, Nick Kroll, Douglas Smith, Kate Berland, Asif Ali, Timothy Simons, Ari’el Stachel, Dita Von Teese

Booksmart ile kamera arkasında neler yapabildiğini ispat eden Olivia Wilde, çok gecikmeden yeni bir film için yönetmenlik koltuğuna oturdu. 1950’li yıllarda huzurlu bir hayat süren bir ev kadınının yaşadığı kasabadaki rahatsız edici olayların gün yüzüne çıkmasıyla her şeyin tepetaklak oluşunu konu alan bu dönem dramasında Florence Pugh ikinci adaylığına koşmaya çalışacak ama gözümüz esas olarak Harry Styles’ın üzerinde tabii. Queer-baiting konusunda çığır açan genç şarkıcı, Dunkirk’ten sonra bir kez daha pop star kimliğini askıya alarak aktörlüğüyle ciddiye alınmaya gayret edecek. Aronofsky’nin kadim dostu görüntü yönetmeni Matthew Libatique, Baumbach’ın yol arkadaşı editör Jennifer Lame ve 3 kere Oscar adayı olmuş kostüm tasarımcısı Arianne Phillips’in ekipte yer aldığını, dolayısıyla teknik adaylıkların yolda olduğunun da haberini vereyim.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Florence Pugh), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı

THE EYES OF TAMMY FAYE (Searchlight)
Yönetmen: Michael Showalter | Senaryo: Abe Sylvia (uyarlama), Fenton Bailey, Randy Barbato (belgesel)
Oyuncular: Jessica Chastain, Andrew Garfield, Cherry Jones, Vincent D’Onofrio, Frederic Lehne, Mark Wystrach, Sam Jaeger, Gabriel Olds, Jay Huguley

Aynı adlı, 2000 tarihli, RuPaul tarafından anlatıcılığı üstlenmiş belgeselin film uyarlaması The Eyes of Tammy Faye bir anda 2021’e sepetlenen yapımlardan bir diğeri. Nomadland ile henüz Oscar zaferi elde etmiş Searchlight’ın kanatları altında Jessica Chastain’i uzun bir aradan sonra Oscar dilenirken izleyeceğiz. Drag Race izleyicisinin yakından tanıdığı muhafazakâr şarkıcı, sunucu, yazar Tammy Faye’in ne kadar ilginç bir hikâyesi olduğuna şüphe yok. Makyaj altına gömülmeye hazırlanan Chastain de her şeyden çok istediği Oscar için eminim mücadele edecektir, ki performansını izleyenler hep güzel şeyler fısıldıyor. Andrew Garfield’a da yer aldığı müzikalle birlikte adını gündemde tutabilmek adına iyi bir seçenek olacak.

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Andrew Garfield), kadın oyuncu (Jessica Chastain), uyarlama senaryo, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı

A HERO (Amazon)
Yönetmen & Senaryo: Asghar Farhadi
Oyuncular: Amir Jadidi, Mohsen Tanabandeh, Sarina Farhadi, Fereshteh Sadr Orafaie

İran sinemasının medar-ı iftiharı Asghar Farhadi, Amazon iş birliğinde yeni filmini görücüye çıkarmaya hazırlanıyor. Daha evvel A Separation’da birlikte çalıştığı kızı Sarina’ya da rol veren Farhadi’nin filmiyle ilgili detaylar sır gibi saklanmakta. Yalnız erkenden gelen bu Amazon anlaşması bizi umutlandırmaya yetti. Thomas Vinterberg ve Pawel Pawlikowski gibi isimleri En İyi Yönetmen kategorisinde ağırlayan branş üyeleri, bu sefer de kollarını iki defa uluslararası film ödülünü kucaklamış Farhadi için açabilirmiş gibi hissediyorum. About Elly, A Separation ve The Salesman sonrası yeni taşyapıtını beklediğim yönetmenin benim için bütün bu seçkideki en merak ettiğim filme sahip olduğunu da tekrardan gündeme getirmeme gerek yoktur sanırım. Gelsin ve doyalım kaleminin ustalığına, hadi artık!

İhtimaller: Film, yönetmen, özgün senaryo, kurgu, uluslararası film

THE HUMANS (A24)
Yönetmen & Senaryo: Stephen Karam
Oyuncular: Jayne Houdyshell, Richard Jenkins, Beanie Feldstein, Amy Schumer, Steven Yeun, June Squibb

Scott Rudin hakkında ortaya çıkan gerçeklerin ardından projeden ilişiği kesilse de 2016’da Tonyler’de En İyi Oyun ödülünü alan ve Pulitzer’de de finalistler arasına kalan Stephen Karam metni iyi uyarlanmamış tiyatro metinlerine yüz çeviren Akademi’nin bu seneki The Father’ı olabilir pekâlâ. Şükran Günü’nde bir araya gelen bir aile, arka fonda da savaşa henüz girmemiş bir Amerika, orta sınıfın mücadelesi… Beni tek işkillendiren A24’un bu filmi seçkisine almış olması. Yani karşımızda kelli felli Oscar draması mı var, yoksa daha kendi hâlinde bir bağımsız mı emin olamıyorum. Projedeki isimlerin çok prestijli olmaması da kafa karıştırmakta. Bu arada orijinal oyun Houdyshell (orada da oynamış) ve Jenkins’in rollerine adaylık getirmiş, ama yardımcı dallarda.

İhtimaller: Film, yardımcı erkek oyuncu (Richard Jenkins ya da Steven Yeun), yardımcı kadın oyuncu (Jayne Houdyshell), uyarlama senaryo, kurgu, özgün müzik

A JOURNAL FOR JORDAN (Sony)
Yönetmen: Denzel Washington | Senaryo: Virgil Williams (uyarlama), Dana Canedy (anı)
Oyuncular: Michael B. Jordan, Chanté Adams, Robert Wisdom, Johnny M. Wu, Jalon Christian, Tamara Tunie

Fences ile En İyi Yönetmen adaylığınının kıyısından dönen Denzel Washington, Macbeth uyarlaması haricinde bir de Sony destekli A Journal for Jordan ile karşımızda olacak. Irak’taki savaşta astsubay olarak görev yapmış Charles Monroe King’in sağ dönemeyeceğine kanaat ettikten sonra oğluna yazdığı mektuplardan oluşturulmuş anı kitabının oldukça duygusal bir uyarlamasını izleyeceğiz gibi gözüküyor. Washington’ın daha önce yönettiği işlerden farklı olmasının yanı sıra, başrolünde de yetenekli yıldız Michael B. Jordan yer almakta. Siyah anlatılar açısından çok da güçlü bir yıl geçirmeyeceğimiz için bu boşluğu doldurabilecekmiş gibi duran yapımın Sony’nin tek Oscar oyuncağı olacağını da hatırlatayım.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Michael B. Jordan), uyarlama senaryo, kurgu, ses

THE LAST DUEL (20th Century)
Yönetmen: Ridley Scott | Senaryo: Matt Damon, Ben Affleck, Nicole Holofcener (uyarlama), Eric Jager (kitap)
Oyuncular: Matt Damon, Adam Driver, Jodie Comer, Ben Affleck, Harriet Walter, Nathaniel Parker, Sam Hazeldine, Michael McElhatton

Ridley Scott’ın Rashomon’u olarak pazarlanan The Last Duel, hem senarist ekibi hem de oyuncu kadrosuyla göz boyayan bir Orta Çağ filmi özünde. 14. yüzyıl Normandiya’sında iki yakın arkadaştan biri savaştan döndükten sonra diğerinin karısını tecavüz etmekten yargılandığını öğreniyor ve ülkenin aristokratları da bu dava süresinde ikiye bölünüyor. Gerçeklere dayalı bir kitaptan uyarlandığı için merak uyandırıcı aslında fakat hem tarihi, hem bu Rashomon benzetmeleri, senaryonun sürekli el değiştirmesi, Ridley Scott’ın elinde Gucci filmi olması derken benim kafam fena hâlde karıştı. Sanıyorum teknik anlamda takdir etmekle yetineceğiz hep birlikte. Umuyorum ağır tempoda yakacağı filminin süresi de sabrımızı zorlamaz.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Matt Damon ya da Adam Driver), yardımcı kadın oyuncu (Jodie Comer), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses

THE LOST DAUGHTER (Henüz dağıtımcısı yok.)
Yönetmen: Maggie Gyllenhaal | Senaryo: Maggie Gyllenhaal (uyarlama), Elena Ferrante (roman)
Oyuncular: Olivia Colman, Dakota Johnson, Jessie Buckley, Peter Sarsgaard, Paul Mescal, Oliver Jackson-Cohen, Ed Harris, Dogmina Dominczyk, Jack Farthing, Alba Rohrwacher

Greta Gerwig, Emerald Fennell, Regina King derken oyunculuktan yönetmenliğe geçiş yapan aktrislerin de nihayet sıkıcı kariyerler inşa etmiş Ben Affleck ya da George Clooney gibi isimlerin haksızca oturduğu koltukları kaptını görebildik. Neyse ki ortada birbirinden şahane yapımlar var da, böyle sırf boş bir yıldız abartma ritüelinin parçası olduğu için göklere çıkarılmıyor filmleri. Sıra ise Maggie Gyllenhaal’da bu yıl. Yapım süreci hepimizi heyecanlandıran The Lost Daughter, My Brilliant Friend ile hayatlarımıza giren Elena Ferrante’nin bir romanından uyarlama. Başrolü de ikinci Oscar’ını er geç alacağından emin olduğumuz Olivia Colman’a emanet. Yaz tatilinde tanıştığı bir kadın ve kızının travmalarında kendini bulup geçmişiyle yüzleşen bir üniversite profesörünün öyküsünü izlemeye hazırsak ben gaza basıyorum. Tek handikapı, hâlâ bir dağıtımcısı olmaması.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Olivia Colman), yardımcı kadın oyuncu (Jessie Buckley ya da Dakota Johnson), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi

THE MATRIX 4 (Warner Bros.)
Yönetmen: Lana Wachowski | Senaryo: Lana Wachowski, David Mitchell, Aleksandr Hemon
Oyuncular: Keanu Reeves, Carrie-Ann Moss, Jada Pinkett Smith, Lambert Wilson, Daniel Bernhardt, Priyanka Chopra, Yahya Abdul-Mateen II, Neil Patrick Harris, Jessica Henwick, Jonathan Groff, Toby Onwumere, Max Riemelt

Yani hiç kimse kusura bakmasın da şu filmin inanılmaz bir felaket olacağı garanti edilse dahi Oscar yazıma alırdım. Sinemaya sevdalandığım bir döneme denk gelmiş The Matrix’in peşinden sürüklediği sayısız hayranından biri olarak tabii ki de bu devam filmini merakla bekliyorum. Henüz konuya dair net bir açıklama, resmileşmiş bir isim de yok. Ancak Warner Bros, HBO ile yaptığı anlaşma dahilinde 22 Aralık’ta tüm dünyada gösterime sokmayı planlıyor düşündükçe içimizin içimize sığmadığı bu devam filmini. Tabii ki de hayaller Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü misali 11’de 11’lik bir rekor, ama yumurtamız sürprizli ve içinden ne çıkacağına dair en ufak bir fikrimiz yok. Hiç enseyi karartmadan bekleyelim derim ben!

İhtimaller: Film, yönetmen, uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt

NEXT GOAL WINS (Searchlight)
Yönetmen: Taika Waititi | Senaryo: Iain Morris, Taika Waititi (uyarlama), Mike Brett, Steve Jamison (belgesel)
Oyuncular: Michael Fassbender, Elisabeth Moss, Frankie Adams, Kaimana, Oscar Knightley, David Fane, Beulah Koale, Armie Hammer, Lehi Falepapalangi, Semi Filipo, Uli Latukefu, Rachel House, Rhys Darby, Angus Sampson

Taika Waititi, Jojo Rabbit ile ilk Oscar barajını aştığı için bundan sonra ne yapsa radara gireceğinin herkes farkında. Ancak pandemi sebebiyle çekimlerine ara verilmek zorunda kalınan ve Armie Hammer içermesi sebebiyle de kurgu masasında ikinci kez el değmesi gereken Next Goal Wins ile ilgili olarak stüdyo çok sessiz davranıyor. Halbuki Amerikan Samoası ulusal futbol takımına beklenmedik başarılar elde ettiren Hollandalı/Amerikan teknik direktörün hayatını anlatmaktaki aynı adlı belgeselden uyarlanan yapımla ilgili dedikodular da oldukça iyi. Öyle ki Michael Fassbender’ın komedideki yeteneklerinin uzunca bir süre konuşulacağı söyleniyor. Kampanya yapmayı sevmeyen aktörlerden olduğu için o dev rol gelene kadar Oscar yalan tabii ama ben ufak bir adaylık kokusu alıyorum açıkçası buradan.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Michael Fassbender), yardımcı kadın oyuncu (Elisabeth Moss), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, makyaj & saç tasarımı

PASSING (Netflix)
Yönetmen: Rebecca Hall | Senaryo: Rebecca Hall (uyarlama), Nella Larsen (roman)
Oyuncular: Tessa Thompson, Ruth Negga, André Holland, Alexander Skarsgard, Bill Camp, Ashley Ware Jenkins, Antoinette Crowe-Legacy, Gbenga Akinnagbe

Rebecca Hall ilk yönetmenlik denemesi Passing’i Sundance’te görücüye çıkardıktan sonra Netflix’le 15 milyon dolarlık çok büyük bir anlaşma imzaladı ve filmin gösterim haklarını dünyanın bir numaralı streaming platformu satın almış oldu. Beyaz gibi davranarak yaşayan açık tenli siyah bir kadın ile siyah bir komünitenin içerisinde var olmayı seçen yakın arkadaşı üzerinden sınıfa, ırka ve temel insan haklarına dair tartışmalar açan çok değerli bir film olduğunu söylüyor izleyenler. Forest Whitaker’ın  yapımcıları arasında yer aldığı Passing’de iki başrol oyuncusu da döktürüyormuş. Negga’ya ikinci, Thompson’a da ilk adaylık gelebilir yani. Hem Emerald Fennell’dan sonra bir başarı hikâyesini de Rebecca Hall ile tatsak fena mı olur?

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Tessa Thompson), yardımcı kadın oyuncu (Ruth Negga), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi

RED, WHITE AND WATER (A24)
Yönetmen: Lila Neugebauer | Senaryo: Lila Neugebauer, Ottessa Moshfegh, Elizabeth Sanders
Oyuncular: Jennifer Lawrence, Brian Tyree Henry, Samira Wiley, Linda Emond, Stephen McKinley Henderson, Russell Harvard, Jayne Houdyshell

Jennifer Lawrence nihayet yüzlerce kilometre uzaktan berbat olduğunu anlayabildiğimiz gişe filmlerini bırakıp kadın bir yönetmenle (yee-haw!) tekrardan Oscar kovalamaya geliyor. Aynı zamanda yapımcılığa da soyunan JLaw için de kariyerinde yeni bir sayfa denilebilir aslında. Çünkü Lila Neugebauer’ın da ilk filmi bu. Afganistan’da yediği darbeden sonra beyin travması yaşayan, fakat ülkesine döndükten sonra da huzuru bulamayan bir askeri konu alıyormuş Red, White and Wear. Mevcutta bir filmi daha olduğu için hangi performansıyla öne çıkacağını bilemesek de The Burning Plain – Winter’s Bone misali daha bağımsız kanattan bir şeyler çıkarmış olması umutlandırmıyor değil. Hadi artık JLaw, hatırlat o Oscar adaylıklarını nasıl aldığını!

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Jennifer Lawrence), yardımcı erkek oyuncu (Brian Tyree Henry), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, makyaj & saç tasarımı, ses

RESPECT (United Artists)
Yönetmen: Liesl Tommy | Senaryo: Tracey Scott Wilson
Oyuncular: Jennifer Hudson, Forest Whitaker, Marlon Wayans, Audra McDonald, Marc Maron, Tituss Burgess, Saycon Sengbloh, Hailey Kilgore, Tate Donovan, Mary J. Blige, Heather Headley, Lodric D. Collins

Hatırlarsanız geçtiğimiz yılın başlarında yarışın Viola Davis, Andra Day ve Jennifer Hudson arasında geçme ihtimalini konuşuyorduk; ama hem Nomadland rüzgârı hem de pandemi her şeyi değiştirdi. Aretha Franklin biyografisi Respect’in 2021 yazına ertelenmesiyle birlikte esasında bir oh çektik de denebilir. Dreamgirls’ten bu yana sinema alanında pek varlık göstermeyen Hudson bu rolüyle dikkate alınmak istediğini zaten gittiği her yerde belirtiyor ve o yüzden bir şekilde yarışa sadece düşük profilli ödüllerde de olsa dahil olacağına eminim. Yalnız iki buçuk saatlik süresi ve izleyenlerin kötü yorumları sebebiyle aşırı umutlu olmadığımızın altını çizeyim. Kadın oyuncu ve birkaç teknik dal haricinde pek umuda kapılmayın sayın “Gowns, beautiful gowns…” hayranları.

İhtimaller: Film, kadın oyuncu (Jennifer Hudson), özgün senaryo, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı, ses

SPENCER (Neon)
Yönetmen: Pablo Larraín | Senaryo: Steven Knight
Oyuncular: Kristen Stewart, Jack Farthing, Timothy Spall, Sally Hawkins, Sean Harris, Olga Hellsing, Thomas Douglas, Amy Manson, Richard Sammel, Ryan Wichert, John Keogh

En sevdiğim yönetmenlerden biri olan Pablo Larraín’in Jackie Kennedy biyografisine pek bayılmamış olsam da materyale ve Jackie’ye yaklaşım biçimi en azından alışılmışın dışında diyerek filmi bir nebze kucaklamayı başarmıştım. Bu sefer yönünü halkın bir diğer prensesi Diana’ya çevirmiş ve Steven Knight imzalı bir senaryo ile Diana’nın Charles’la evliliğini sonlandırmaya karar verdiği 1991 Noel’ini taşıyor perdeye. Ancak bu ikonik rolü ne yapsa olmayan Kristen Stewart teslim aldığından beri o kadar canım sıkkın ki… Şimdi gerçekten Oscar’a aday edilme ihtimaline mi üzüleyim, yoksa Larraín’in başka bir aktrisle harikalar yaratacakken KStew’la vaktini harcamasına mı?

İhtimaller: Film, kadın oyuncu (Kristen Stewart), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı

THREE THOUSAND YEARS OF LONGING (United Artists)
Yönetmen & Senaryo: George Miller
Oyuncular: Idris Elba, Tilda Swinton

Pandemi sebebiyle İstanbul ve Londra’da çekilecek iken setini Avustralya’ya taşımak zorunda kalan George Miller, uzunca bir süredir planları arasında yer alan Three Thousand Years of Longing isimli projesini nihayet tamamladı. Özünde klasik bir cin ve üç dilek hakkı hikâyesi olarak özetlenen yapımın başrollerinde Idris Elba ve Tilda Swinton gibi sevmeye doyamadığımız iki oyuncu yer almakta. Ancak Mad Max: Fury Road haricinde inişi çıkışı bol bir kariyeri olduğu için Miller’ın, ben temkinli yanaşma taraftarıyım. Üstelik House of Gucci ve Soggy Bottom’ın varlığı üç bin yıllık hasretten daha büyük öncelikler olacakmış gibi duruyor United Artists için. Bu yolu İstanbul’dan geçecek öyküyle alakalı heyecanımıza engel mi peki? Asla!

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Idris Elba), kadın oyuncu (Tilda Swinton), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt

TICK, TICK… BOOM! (Netflix)
Yönetmen: Lin-Manuel Miranda | Senaryo: Steven Levenson (uyarlama), Jonathan Larson (müzikal)
Oyuncular: Andrew Garfield, Vanessa Hudgens, Alexandra Shipp, Robin de Jesús, Joshua Henry, Judith Light, Bradley Whitford, Noah Robbins, Joanna P. Adler

Rent’in yaratıcısı Jonathan Larson’ın yarı otobiyografik müzikali Lin-Manuel Miranda’nın ellerinde Netflix imzalı bir filme dönüşmüş. Doğrusu bu kadar umutlanarak ne kadar doğru yapıyoruz emin değilim. Nitekim The Prom felaketinden sonra Netflix’in bir müzikalin altından kalkabileceğine dair şüphelerim var. Ancak otuzuna yaklaşırken erkenden orta yaş krizi geçiren bir müzisyenin konu edildiği sahne prodüksiyonu, off-Broadway maceralarında hep övgülere boğulmuş. Ortada Andrew Garfield’ın Angels in America performansı da olduğu için tiyatro, sinema, Netflix, Garfield, Miranda derken bütün güçler birleşir ve su yolunu bulur diye umutlanıyorum. Hacksaw Ridge’le aldığı anlamsız adaylığı unutturma zamanı gelmedi mi?

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Andrew Garfield), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi

WEST SIDE STORY (20th Century)
Yönetmen: Steven Spielberg | Senaryo: Tony Kushner (uyarlama), Leonard Bernstein, Arthur Laurents, Stephen Sondheim (müzikal), William Shakespeare (oyun)
Oyuncular: Ansel Elgort, Rachel Zegler, Ariana DeBose, David Alvarez, Mike Faist, Josh Andrés Rivera, Ana Isabelle, Corey Stoll, Brian d’Arcy James, Rita Moreno, Curtiss Cook

Pandemi sağolsun 2021’e ertelenenlerden, Steven Spielberg’ün 1961 tarihli orijinal versiyondan uyarladığı yeni West Side Story konusunda da yabancı basın kadar abartılı hareket etmemek gerekiyormuş gibi geliyor bana. Bu kadar büyük bir klasiğin yeniden çevriminin omuzlarda taşındığında henüz şahit olmadık çünkü. Üstelik ortada Ansel Elgort gibi problematik bir başrol oyuncumuz da var. Gerçi basın, seyirciyle yeni tanışacak oyuncuları için Elgort’un skandallarının etkisini azaltmak üzere eminim ki çaba gösterecektir. Tek enteresan durum, esas yapımla Oscar almış Rita Moreno’nun benzer bir zaferi tekrar edip edemeyeceği. Noel’e yakın gösterime girecek olmasının hatırına ve teknik dallarda pörtleme ihtimalini de göz önüne alarak adını buralarda tutalım bakalım.

İhtimaller: Film, yönetmen, yardımcı kadın oyuncu (Ariana DeBose ya da Rita Moreno), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, ses

KISA KISA UZAK İHTİMALLER

“Olur mu? Olur.”larla dolu listeye geçiyoruz. Tek tük adaylık alabilecek, sezonu irili ufaklı ödüller ve adaylıklarla tamamlayabilecek yapımlardan bir aranjman.

Annette

ANNETTE (Yön: Leos Carax | Oyn: Adam Driver, Marion Cotillard): Provokatif bir stand-up komedyeni ve dünyaca ünlü bir soprano olan eşinin görkemli hayatında çocuk sahibi olduklarında yepyeni bir sayfa açılıyor. Evet, Leos Carax’ın merakla beklediğimiz müzikal türündeki yeni filminin konusu tam olarak bu. İçerisinden çıkacak delilik bir Oscar oyuncusuna dönüşebilir mi emin değilim. Biz ilk fragmana bir hayli yükseldik; ama bekleyip görmek en iyisi.

BLUE BAYOU (Yön: Justin Chon | Oyn: Justin Chon, Alicia Vikander): Youtube çıkışlı Justin Chon’un kendi yönetip, yazıp, bir de üstüne oynadığı Blue Bayou’ya şimdiden Minari muamelesi yapılmakta. Güz festivallerine uğraması dahilinde ufaktan korkmaya izin veriyorum da şimdilik Eylül vizyon tarihiyle pek de umut vaat ediyormuş gibi gelmedi bana. Yalnız Focus’un dağıtım haklarını satın alması dikkat çekici.

BRUISED (Yön: Halle Berry | Oyn. Halle Berry, Shamier Anderson): Kings’te oynadığından beri affedemediğim Halle Berry, ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturuyor, hem de Netflix çatısı altında. Klasik bir gözden düşmüş sporcu ve problemli aile ilişkileri öyküsü. Eli yüzü düzgün bir şeyse sezon içerisinde varlık gösterir de bana Netflix’in tüketince unutulan filmlerinden birini andırdı. Maksimum sezonun en başlarında Golden Satellite adaylığı falan alırmış hissiyatı vermekte.

CRY MACHO (Yön: Clint Eastwood | Oyn: Clint Eastwood, Eduardo Minett): Oyunculuğu bıraktığını açıklamasının ardından 10 filmde daha oynayan Clint Eastwood yine beyaz kurtarıcı hikâyelerinden birini anlatmaya geliyor. Eski patronunun oğlunu alkolik annesinin elinden kurtarmaya çalışan bir at terbiyecisi/eski rodeocu olarak izleyecekmişiz. Yani daha konuyu okurken olası seksist ve beyaz öncülükçü detaylar başımı ağrıtmaya yetti. İzleyince bakalım ne kadar fenalık geçireceğiz.

DEAR EVAN HANSEN (Yön: Stephen Chbosky | Oyn: Ben Platt, Kaitlyn Dever): Broadway’de büyük başarılara imza atan oyunun film uyarlamasında 27 yaşındaki Ben Platt’ın orijinalinde olduğu gibi liseli bir öğrenciyi canlandırması çıkan fragmandan sonra sosyal medyanın alay konusu oldu. Ancak müzikalin fanatikleri tarafından bir şekilde adının gündemde tutulmasından korkmuyor değilim. Gerçi ergenliğin sanrıları Akademi üyelerini ne kadar ilgilendirir şaibeli.

The Green Knight

THE DUKE (Yön: Roger Michell | Oyn: Jim Broadbent, Helen Mirren): Prömiyerini geçtiğimiz yıl Venedik’te yapan ancak pandemi sebebiyle geniş gösterime çıkamayan The Duke, 1961 yılında gerçekleşen bir sanat hırsızlığını konu alıyor. Yaşlılara daha çok yatırım yapılmasını arzu eden Kempton Bunton isminde bir adamcağızın baş kahramanı olduğu olaydaki başrollerin ikisi için de döktürüyor denmekte. Doğru bir dağıtımcının eline geçerse her şey olabilir!

THE ELECTRICAL LIFE OF LOUIS WAIN (Yön: Will Sharpe | Oyn: Benedict Cumberbatch, Claire Foy): Mevcuttaki bütün uyduruk biyografilerde başrolü kapmaya ant içmiş Benedict Cumberbatch, yine patlamasını beklediğim ancak sırf Amazon’un elinde diye temkinli davrandığım bir projeyle geliyor. Bu sefer de meşhur ressam ve grafiker Louis Wain’e can verecekmiş. Yani olmuyor işte Benedictciğim de sezonun boşluklarını dikkate alıp adını bir kenara iliştirelim bakalım.

EVERYBODY’S TALKING ABOUT JAMIE (Yön: Jonathan Butterell | Oyn: Max Harwood, Sarah Lancashire, Richard E. Grant): Müzikallerin senesi olacağını tasdik ettiğimiz 2021’e Everybody’s Talking About Jamie’nin beyazperde uyarlaması da ertelenmişti. Richard E. Grant aday olur mu heyecanım hâlâ var. Ama Amazon filmi nasıl pazarlayacak biraz karışık. Eylül ayında Birleşik Krallık’ta görücüye çıktıktan sonra biraz daha anlayacağız olabilecekleri sanki.

THE FORGIVEN (Yön: John Michael McDonagh | Oyn: Ralph Fiennes, Jessica Chastain): Martin McDonagh’ın Ada’nın dışında ünü pek yayılmamış ağabeyi John Michael McDonagh bu sene talihini değiştirebilir; çünkü kariyerinde ilk kez bir filmini Focus gibi bir yapımcı daha seyirci karşısına çıkmadan satın alıp uluslararası dağıtımını da Universal’a paslamış. Lawrence Osborne’un aynı adlı romanından uyarlanan yapım Babel’in Blanchett/Pitt’li kısmını da hatırlattı bana biraz; fakat burada psikolojik gerilim türünde bir materyal olduğunun altını çizmekte fayda var.

THE GREEN KNIGHT (Yön: David Lowery | Oyn: Dev Patel, Alicia Vikander, Joel Edgerton): David Lowery er ya da geç Oscar adaylıklarıyla tanışacak bir yönetmen olsa da Orta Çağ fantezisi The Green Knight, sanki esas ödül sezonuna değil de daha çok eleştirmenlere ait bir filmmiş gibi duruyor uzaktan. A24’un pandemi sebebiyle 2021’e ötelediği yapım yaz aylarında görücüye çıkıp seyirci karşısındaki sınavını verecek.

Last Night in Soho

THE GUILTY (Yön: Antoine Fuqua | Oyn: Jake Gyllenhaal): 2018 yılında Akademi’nin yabancı film dalındaki kısa listesine kalan Danimarka yapımı The Guilty, Jake Gyllenhaal’un yapım şirketi tarafından Netflix bünyesinde uyarlandı. İhtiyacımız var mıydı? Hayır. Materyal etli mi? Evet. Daha evvel Locke, All Is Lost ve Buried’ın geçtiği yollardan Jake G aynı hevesle yürüse bile kâr eder mi? Belirsiz. Çok konuşulacağını tahmin edebiliyorum ama. Malum, Netflix…

THE HARDER THEY FALL (Yön: Jeymes Samuel | Oyn: Jonathan Majors, Idris Elba, Zazie Beetz): Idris Elba’yı western’de izleyeceğiz diye uzunca bir süredir heyecanlandığımız The Harder They Fall, yapımcıları arasında Jay-Z’yi de barındırdığı için 2021 Netflix seçkisinde en merak ettiklerimizden aslında. Fakat senaryoyu kaleme alan Boaz Yakin’in filmografisi hiç mi hiç umut vaat etmiyor. Temkinli yaklaşalım, bir yerlerimiz morarmasın.

KING RICHARD (Yön: Reinaldo Marcus Green | Oyn: Will Smith, Aunjanue Ellis, Jon Bernthal): Tenis tarihinin gördüğü en başarılı sporculardan Serena Williams’ın babasının anlatıldığı bir film geliyor. Açıkçası ben epey ofansif ve saçma buldum bu fikri. Neden Serena ile Venus’un başarı hikâyesi değil de babalarını izliyoruz gibi sorularım var. Ama Will Smith almış başrolü, o yüzden çok da sorgulamıyorum. Kariyerinin bütün olayı ödül kokan rollere saldırmak üzerine kurulu zaten. Hayatta başarılar diliyoruz.

LAST NIGHT IN SOHO (Yön: Edgar Wright | Oyn: Thomasin McKenzie, Anya Taylor-Joy, Matt Smith): Edgar Wright’ın yeni deliliği pek de Oscar sularında yüzüyor gibi gözükmese de Baby Driver’ın gördüğü ilgiyi ve Knives Out gibi yapımlara gelen tekil senaryo adaylıklarını unutmamak gerek. Last Night in Soho da tam olarak bu boşluğu dolduracak filmlerden biri olabilir. Altmışların Londra’sına gidip gelmek gibi şahane bir süper gücü olan ana karakteriyle her türlü maceraya hazırız!

Memoria

THE MANY SAINTS OF NEWARK (Yön: Alan Taylor | Oyn: Alessandro Nivola, Leslie Odom Jr., Jon Bernthal): The Sopranos’un öncesini anlatacak The Many Saints of Newark’la ilgili beklentiler elbette dizinin hayranları sağolsun epey yüksek. Ancak böyle bir projenin geçmişte tuttuğuna pek rastlamadık. Kaldı ki Warner Bros’un yeni taktiği sebebiyle HBO Max’ta gösterilecek olması tamamen televizyona ait bir şeymiş gibi hissettirebilir. Eylül vizyonu da pek Oscar kokuyor denemez.

MASS (Yön: Fran Kranz | Oyn: Jason Isaacs, Martha Plimpton, Ann Dowd): Sundance’te prömiyerini yapıp eleştirmenlerden hiç de fena olmayan tepkiler alan Mass, zayıf bir yıl geçiren festivalden ödül sezonuna uzanabilecek sayılı yapımlar arasında yer almakta. Oğullarının hayatını elinden alan katilin ailesiyle yıllar sonra iletişime geçen bir anne babanın hikâyesi olduğu için zamanlı bulunarak kucaklanması mümkün. Üstelik oyunculuklar da şahane deniyor.

MEMORIA (Yön: Apichatpong Weerasethakul | Oyn: Tilda Swinton, Jeanne Balibar): Bir Weerasethakul filminin Oscar radarında ne işi var diyor olabilirsiniz de artık bu sınırları yavaştan kaybetmeye başladık. İlk kez İngilizce bir film çeken Tayland asıllı yönetmen, Tilda Swinton’a Michael Clayton sonrası ilk Oscar adaylığını kazandırabilir pekâlâ. Neon’un kanatları altında Kolombiya’ya tatile gelmiş İskoç bir kadının duyduğu gaipten seslerin peşinden gidecekmişiz. Buyrun gerim gerim gerilmeye…

MOTHERING SUNDAY (Yön: Eva Husson | Oyn: Odessa Young, Josh O’Connor, Olivia Colman, Colin Firth): Lady Macbeth ile başladığı senaristlik kariyerinde heyecan veren kalemlerden biri olarak adını kenara not ettiğimiz Alice Birch, bu sefer de Graham Swift’in bir romanını uyarlamış. Lionsgate eski gücüne sahip olmadığı için umutlanmamaya gayret ediyorum. Fakat Birinci Dünya Savaşı İngilteresi’nde başka biriyle evleneceğini bildiği sevdiceğine kavuşmak için mücadele eden bir kadının gözlerimizi yaşlandıracak hikâyesini bu kadroyla izleyecek olma fikri ilgimi cezbetti.

The Starling

OPERATION MINCEMEAT (Yön: John Madden | Oyn: Colin Firth, Kelly Macdonald, Matthew Macfadyen): Shakespeare in Love’dan bu yana ne yapsa yaranamayan John Madden, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler’i kandırmak için görev yapmış iki İngiliz istihbarat ajanının hikâyesini konu edinecekmiş. Sıfır beklenti listemin en üst sırasında olduğunu belirtmeme gerek yoktur herhâlde. Fakat Madden’ın kamera arkasında nispeten deneyimli bir ekiple çalışması ve Netflix desteği dikkat çekiyor.

THE STARLING (Yön: Theodore Melfi | Oyn: Melissa McCarthy, Chris O’Dowd, Kevin Kline): St. Vincent ve Hidden Figures’ın sezon içerisinde aldığı adaylıklar Melfi’nin yeni filmi için de umutlandırıyor açıkçası beni. Malum, pandemi patlayınca garip bir şekilde 2021’e ötelendi, pek de ödül ihtimali olmaz derken. Çocuklarını kaybetmiş ve bu acıyla başa çıkmaya çalışan bir çiftin trajikomik hikâyesini izleyecekmişiz. Melissa McCarthy de döktürüyormuş dedikodulara bakılırsa. E gelsin bakalım bir Netflix filmi daha!

THE SURVIVOR / HARRY HAFT (Yön: Barry Levinson | Oyn: Ben Foster, Billy Magnussen, Danny DeVito): Seksenlerde Bugsy ve Rain Man ile üst üste Oscar başarıları elde eden Barry Levinson artık kimsenin umursamadığı yönetmenlerden biri oldu. Fakat Auschwitz’ten sağ çıkmayı başarmış ünlü boksör Harry Haft’in hayatını anlatan yapım iyi çıkar, bir de üstüne Ben Foster her zamanki gibi oyunculuğunu konuşturursa doğru bir dağıtımcı ile kariyerinin ilk Oscar adaylığı gelebilir başrolüne.

SWAN SONG (Yön: Benjamin Cleary | Oyn: Mahershala Ali, Naomie Harris, Awkwafina): Apple’ın kitaplığından, Mahershala Ali performansıyla öne çıkması beklenen bir bilimkurgu-drama geliyor. Öleceğini öğrenen bir kanser hastası yerini klonuyla değiştirebileceğini öğrendikten sonra tartışmalı bir karar alma sürecinin ortasında buluyormuş kendini. Yönetmeni de kısa film dalında Stutterer isimli bir yapımla yakın tarihte Oscar almış Benjamin Cleary.

Triangle of Sadness

THE TENDER BAR (Yön: George Clooney | Oyn: Ben Affleck, Tye Sheridan, Lily Rabe): George Clooney ne yapıyor ediyor, kimsenin umursamadığı filmler çekmeye devam ediyor. Bu sefer de daha evvel Theodore Melfi’nin çekmesi planan J.R. Moehringer (Pulitzer ödüllü yazar) biyografisi için kiralık yönetmen olarak kamera arkasına geçmiş. Başrollerden biri de kadim dostu Ben Affleck’e emanet. Ben artık bu ekibin modasının geçtiğini düşünerek uzak duruyorum, yanılırsam yüzüme vurursunuz.

TETRIS (Yön: Jon S. Baird | Oyn: Taron Egerton, Nikita Efremov): Canımız Taron, Rami Malek bir sene önce Oscar aldığı için ertesinde Elton John ile aday dahi edilmediğinden şansını başka başka biyografilerde aramaya devam ediyor. Bu sefer de tetrisin yaratıcısı Henk Rogers’ı canlandırmış. Apple bünyesinde gösterime girecek olması haricinde pek bir avantaj yok gibi. Filth ve Stan & Ollie’nin yönetmeni belki Taroncığımıza bir BAFTA adaylığı daha emanet edebilir tabii.

TRIANGLE OF SADNESS (Yön: Ruben Östlund | Oyn: Harris Dickinson, Charlbi Dean, Woody Harrelson): İsveç’in “dahi” çocuğu Ruben Östlund, ana akıma daha yakın sayılabilecek bir filmle şansını deniyor bu yıl. Bu sefer de hedefinde moda dünyası, zenginler ve doğal olarak “sınıf kini” mevcut. Yalnız henüz bir Amerika ya da uluslararası dağıtımcısı olmadığını belirteyim. Yolu büyük festivallerden birinden geçtikten sonra tekrar konuşalım.

UNFORGIVEN (Yön: Nora Fingscheidt | Oyn: Sandra Bullock, Viola Davis): Henüz adı kesinleşmemiş olsa da prodüksiyon sırasında Unforgiven’ı kullanan Nora Fingscheidt, System Crasher’dan sonra Hollywood’a transfer oluyor bu yapımla. 2009 tarihli İngiliz yapımı mini diziden uyarlanan proje zamanında seyirciden iyi tepkiler almış, BAFTA’dan da adaylık koparmıştı. Bakalım kültürel fenomene dönüşen Bird Box ertesi yeni Bullock-Netflix ortaklığı nasıl sonuçlanacak…


Benedetta

OSCAR’IN YABANCILARI

Ödül sezonu serüvenine Cannes ya da Venedik’te başlaması beklenen uluslararası yapımları sıralıyoruz şimdi de.

Artık bu kısma özel olarak ilgi göstermemiz gerekiyor sanırım; çünkü Another Round, Cold War, Parasite derken işin rengi epey değişti Oscar cephesinde. Paul Verhoeven’ın Cannes yollarını gözleyen ve festivalden muhtemel Altın Palmiye ya da kadın oyuncu ödülüyle dönecek 17. yüzyılı mesken etmiş yeni filmi Benedetta için fazlasıyla heyecanlıyız. Fransa’nın Portrait of a Lady on Fire’ı göndermemesi sebebiyle hak ettiği Oscar adaylığını alamamış biriciğimiz Céline Sciamma da Berlin’den övgülerle dönen Petite maman ile tüm sezon eşlik edecek bizlere. Şimdiden baş tacı etmeye hazırız! Çekimleri hâlâ devam eden Park Chan-wook filmi Decision to Leave‘le alakalı olarak da epey umutlu film entelijansı. Ölümünü araştırdığı adamın eşiyle, olayın gerçekleştiği dağlarda karşılaşan bir dedektif olacakmış hikâyenin merkezinde. Bakalım içinden ne çıkacak… Paolo Sorrentino ise konusunu ısrarla sakladığı, epey kişisel olduğunu söylediği ve Toni Servillo ile bir kez daha çalıştığı yeni projesi The Hand of God‘ı er ya da geç seyirci karşısına çıkarır bu yılın prestijli festivallerinden birinde. Venedik’ten Toronto’ya transfer olursa şaşırmayacağım. Penélope Cruz ile Antonio Banderas’ı buluşturan Official Competition ve Mélanie Laurent’ın hakkında harika dedikodular duyduğum The Mad Woman’s Ball (Le bal des folles) isimli yeni filmine de dikkat!


No Time to Die

TEKNİK HARİKALAR

Görsel efekt, ses, makyaj & saç tasarımı gibi kategorilerin olası yarışçıları.

Joe Wright’ın patlayacağı her hâlinden belli müzikali Cyrano, Natalie Portman’ın eşi Benjamin Millepied tarafından yönetilen klasik operanın beyazperde uyarlaması Carmen, sırf hayranları susturmak için baştan savma yapılmış gibi duran Black Widow, Game of Thrones’un öne çıkan yönetmenlerinden Miguel Sapochnik’i Tom Hanks ile buluşturan Finch ve Hugh Jackman’ın yazın gösterime girecek romantik bilimkurgusu Reminiscence çok kötü filmlersiniz ama teknik olarak sizi takdir edebiliriz kontenjanına cuk oturan işlermiş gibi duruyor. Yalnız Chloé Zhao’nun el attığı Eternals, yeni James Bond çıkartması No Time to Die (Billie Eilish adaylığı ceptedir umarım.), Marvel’ın fırsat eşitliği adına attığı en büyük adımlardan Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings, eski Örümcek Adamları’da içine alıp Spider-Verse hissiyatı yaratacak Spider-Man: No Way Home için fazlasıyla heyecanlıyız. Benim hiç umursamadıklarımdan seriyi yeniden doğurmaya çalışacak The Suicide Squad, pandemi rötarı yiyen Matt Damon filmi Stillwater, Tom Cruise’in asırlardır reklamını yaptığı Top Gun: Maverick ve ilkiyle ses adaylığı çıkaran A Quiet Place‘in devam filminin üzerinden de gözlerinizi ayırmayın derim. Yüzde yüz kostüm adaylığı alacak Cruella‘yı da lütfen atlamayalım. Ben bu yazıyı yazarken henüz seyirci karşısına çıkmamıştı. Fakat görünüşe bakılırsa beklenildiğinden daha iyiymiş, izleyen basın mensupları öyle iddia ediyor.


Luca

ANİMASYONLAR

En İyi Animasyon kategorisinin umut vaat edenleri.

Bu yıl animasyon başlığı altında özel bir parantez açmamız gerekiyor; çünkü çok çok iddialı işler var elimizde. Bir kere kafadan Raya and the Last Dragon ve The Mitchells vs. the Machines aldığı harika tepkilerle radara girdiler bile. Sundance’i kusursuz eleştirilerle tamamlayan Flee henüz gördmediğimiz yapımlar arasında en öne çıkanı. Belgesel kategorisinde de yarışabileceği için çifte adaylık çıkarabilirmiş gibi duruyor. Pixar’ın Call Me by Your Name benzeşi Luca ve Lin-Manuel Miranda’nın kaleme aldığı Disney çıkışlı Encanto da büyük stüdyoların yanıtı olarak yarıştaki yerlerini alacak. İtalyan Rivierası’ndaki ilk aşk sancılarından, ailesinde sihir yapma gücü olmayan tek minik Kolombiyalı kızın öyküsüne uzanmaya hazırız! Waltz with Bashir ile tanıyıp bağrımıza bastığımız Ari Folman da yine tarihin sayfalarında gezintiye çıkıp bu sefer Where is Anne Frank ile bugünden geçmişe bir köprü kuracakmış. Ve tabii Richard Linklater’ın yıllar sonra animasyonlara dönüşünü de unutmayalım. 1969 yılındaki meşhur Apollo 11 uçuşunu konu alacak Apollo 10½, sadece televizyona özel bir iş olarak kalabilirmiş gibi duruyor bu arada, aman dikkat! Bitti mi? Bitmez! Sony’nin yine Lin-Manuel Miranda’lı projesi Vivo, Jordan Peele ve Keegan Michael-Key ikilisinin ellerinden çıkma Wendell and Wild, Guillermo del Toro’nun Netflix’te izleyicisiyle buluşacak uyarlaması Pinocchio ve çocukluğumuzun biricik hatırasının LeBron James’li devam filmi Space Jam: A New Legacy de yolda!


Killers of the Flower Moon

TARİH SIKINTISI YAŞAYANLAR

2021’de gösterime gireceği kesinleşmemiş, ama sezon ortasında bir anda vizyon tarihi öne çekilebilecek yapımlarla devam edelim…

Steven Spielberg’ün kendi çocukluğunu perdeye taşıyacağı, bünyesinde Michelle Williams, Seth Rogen ve Paul Dano’yu barındıran The Fabelmans, bu yaz çekilecekmiş. Daha evvel de aynı sezona iki film sığdırdığına sıklıkla şahit olduğumuz ve hızlı çalıştığını bildiğimiz için bir sürpriz yaşanabilir, yıl sonuna yetişebilirmiş gibi duruyor. Bir süredir sessizliğini koruyan Alejandro Gonzalez Inarritu da Mart ayında yeni filmi Limbo için Mexico City’de çekimlere başlamış. Uncut Gems ve Se7en’ın görüntü yönetmeni Darius Khondji ile çalışan Meksikalı yönetmen başrolü de Zama’da tanıştığımız Daniel Giménez Cacho’ya emanet etmiş. Meksika’nın bugününe dair bir fabl diye özetlenmekte konusu. Canımız Martin Scorsese de biriciği Leo ile tekrar bir araya geldi ve nihayet yılan hikâyesine dönen Killers of the Flower Moon‘u çekmeye başladı. Silence ve The Irishman-vari, uzunca bir süredir Martyciğimizin rafında bekleyen bir proje olduğundan heyecanımız büyük. Senaryosunda Eric Roth’un imzasını taşıyan yapımdan ilk görseller de erkenden düştüğü için 2021 vizyonu çok da hayal değilmiş gibi geliyor. Bu arada My Policeman‘i de unutmayalım. İngiltere’deki tiyatro topluluğunun önemli bir parçası olan Michael Grandage filminin setinden bol bol Harry Styles ve Emma Corrin’li fotoğrafla beslendiğimiz için bu momentumu koruyup Noel tatiline yetiştirebilirlermiş hissiyatı aldım ben. Ve son olarak ayrılmaz ikili Pedro Almodóvar ile Penélope Cruz’un sıradaki ortaklığı Parallel Mothers‘ı da anayım. Aynı gün doğum yapan iki anneyi anlatacak Almodóvar yine melodram sularında yüzmekteymiş. Çekimler şu ara devam etmekte. Yetişirse bir Venedik tarihi görürüz umarım.


Buradaki bütün filmlerin yer aldığı bir Letterboxd listesi de yaptım bu yıl: 94. Akademi Ödülleri’ne hazırlık

Güncellenmiş tahmin sayfaları için önden buyrun:

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.