94. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part III

94. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part III

94. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri yazı serisinin sonuncusuna geldik bugün. Film, yönetmen, oyunculuk ve senaryo kategorilerini kapatıp bir daha üzerinde oynama yapmamak üzere bitireceğim artık tahminlerimi. Hem çok eminim, hem de bir o kadar gerginim. Geçen yıl “Nihayet duygularımı karıştırmadan Oscar tahmini yapmayı öğrendim.” dedirten başarımı tekrar etmek, ama diğer taraftan da şok üstüne şok yaşamak ve sürprizli bir aday listesiyle karşılaşmak istiyorum. Her halükarda Salı günü TSİ 16.18’de açıklanacak adaylarla ilgili heyecanım hat safhada. Batsak da çıksak da koca bir yılı kapatmış olmanın keyfini süreceğiz kesinlikle. Yazılarımın önceki parçalarını okumayanları birinci ve ikinci ayağa yönlendirelim, kalan sağlarla da kolları sıvayalım bakalım…

FİLM

BELFAST

5 DUNE

CODA

Çok net bir sekizli var elimizde. The Power of the Dog, Belfast, Licorice Pizza, West Side Story, Dune, Don’t Look Up, CODA ve King Richard zaten sezonu inanılmaz güçlü geçirdi. Bazı yerlerde beklemedikleri dışlanmalar yaşasalar, kimileri düşündüğümüz kadar kucaklanmasa da bu sekiz yapımın aday olacağından adımız kadar eminiz hepimiz. Mesele kalan diğer koltuklarda. Bir süredir 5 ile 10 arasında değişen miktarda En İyi Film adayı kuralını kullanan Akademi, bu yıl itibarıyla 2009 ve 2010’da uyguladığı, kesin olarak 10 aday barındıran sistemine geri döndü. Bu da ne demek? District 9, A Serious Man, The Blind Side, Winter’s Bone gibi birincilik oylarında sıkıntı yaşayabilecek türde yapımlar, konsensus tercihleri olması hâlinde kendilerine ilk 10’da yer bulabilecekler. Bu süre zarfında PGA ile hiçbir zaman 10’da 10 gitmemiş, hatta eksik rakamlı yıllarında da tam uyum göstermemiş Akademi’nin oradaki olağan şüpheliler Tick, Tick, Boom ve Being the Ricardos’u aynı şekilde aday edeceğini düşünmüyorum açıkçası. Being the Ricardos’un ABD sınırları dışına çıktığında sorun yaşayan, Lucille Ball sebepli yerelliği bence bir engel teşkil edecek. Aynısını Broadway çevrelerinde iyi tanınan Jonathan Larson’ı anlatmaktaki biyografi için de söylemek mümkün pekâlâ. Fakat burada Netflix faktörünü ve Andrew Garfield ile Lin-Manuel Miranda’nın okyanusu aşan şanını şöhretini unutmamak gerek. Dolayısıyla The Ballad of Buster Scruggs’a bile sürpriz adaylıklar vererek hepimizi şaşırtan, Coenler’e her daim kollarını kocaman açmış AMPAS’ın Being the Ricardos yerine The Tragedy of Macbeth’i ilk 10’a alacağı iddiasında bulundum. Drive My Car (biraz zorlama bir tahmin biliyorum ama) ve The Lost Daughter’ın da (inanmazsınız, inanılmaz destekçileri mevcut) sürpriz ihtimalleri göz ardı edilmesin.

Alternatifler: Being the Ricardos, Drive My Car, The Lost Daughter


YÖNETMEN

JANE CAMPION
The Power of the Dog

2 DENIS VILLENEUVE
Dune

3 PAUL THOMAS ANDERSON
Licorice Pizza

STEVEN SPIELBERG
West Side Story

RYUSUKE HAMAGUCHI
Drive My Car

Jane Campion yılın kazananı olmaya hazırlanıyor. Denis Villeneuve, büyük bütçeli film kontenjanını dolduruyor. Paul Thomas Anderson ise son dakikada atak yapıp Campion’ın elinden Oscar’ı kapmak için pusuda bekliyor. Şimdi… Steven Spielberg, West Side Story üzerinden garip bir direnişle karşılaştı. Sektörde bu yeniden çevrimi gereksiz bulanlar mevcut. En son BAFTA’da En İyi Film adaylığı alamamasına kadar uzanan, ACE ve ASC adaylıklarını ıskaladığı uzun bir yolculuk. Fakat dev yapımlar çektiğinde her daim bu beşliye girmeyi başarmış, AMPAS içerisinde hayranı bol Şipil Bey’in dışarıda kalacağını hiç zannetmiyorum. DGA adayları arasında yer alan Kenneth Branagh, daha evvel Peter Farrelly’nin, Bradley Cooper’ın, Aaron Sorkin’in geçtiği yollarda sürünmeye daha uygun bir aday kesinlikle. Belfast’ı izleyen, aklı başındaki herhangi bir branş üyesinin oy vereceğine kati surette inanmıyorum zaten. Kaldı ki Akademi’nin en snob, en seçici, en entelektüel branşının yönetmenler olduğu da unutulmamalı. Tam olarak bu sebepten de Pawel Pawlikowski, Bong Joon-ho ve Thomas Vinterberg adaylıklarıyla oluşan “yabancı” geleneğini Ryusuke Hamaguchi’nin devam ettireceğini düşünmekteyim. Aklımdan geçen bir alternatif de Joel Coen. Ancak Macbeth endüstri tarafından düşündüğüm kadar sarılıp sarmalanmadığı için bu tahmini yapmaktan çekiniyorum.

Beşi zorlar: Kenneth Branagh (Belfast), Joel Coen (The Tragedy of Macbeth), Maggie Gyllenhaal (The Lost Daughter)


ERKEK OYUNCU

BENEDICT CUMBERBATCH
The Power of the Dog

WILL SMITH
King Richard

ANDREW GARFIELD
tick, tick… BOOM!

4 DENZEL WASHINGTON
The Tragedy of Macbeth

5 LEONARDO DICAPRIO
Don’t Look Up

Yine çok net bir dörtlüyle yapıyoruz açılışı. Benedict Cumberbatch ve Will Smith zaten bu senenin Oscarlanma aday adayları. Andrew Garfield, BAFTA’ya aday edilemeyince hayalleri suya düşse de kesinlikle en büyük alternatif. Denzel Washington da Roman J. Israel Esq denilen rezaletle bile aday edilmişken bununla kaçırırsa kan çıkar. Mesele son koltuğumuzda. Birincilik oyları sisteminin en çok önem teşkil ettiği kategoriler oyunculuk dalları bana kalırsa. Ciddi anlamda tutku oyu alamayacak performansları görmediğimizi, aday edilmek için çabalamayanın yüzüne pek bakılmadığını gayet iyi biliyoruz. Bu sebeple Peter Dinklage ile Javier Bardem’in sıkıntı yaşayabileceğine inanıyorum. Cyrano yeteri kadar izletilmedi. Filmin kalesi olacağını düşündüğümüz BAFTA’dan bile destek görmedi. Bardem ise… Aslında son dakikaya kadar inanıyordum adaylığına. Fakat Leonardo DiCaprio’nun BAFTA’dan Top 2 oyu alan isimlerden biri olduğunu fark etmem uykumdan uyandırdı beni sanıyorum. Leo’nun sektör tarafından ne kadar saygı duyulan bir aktör olduğunu unuttuğumu idrak ettim ve son dakikada geri aldım kendisini tahminlerime.

İşkillendiklerim: Javier Bardem (Being the Ricardos), Peter Dinklage (Cyrano)


KADIN OYUNCU

1 NICOLE KIDMAN
Being the Ricardos

2 OLIVIA COLMAN
The Lost Daughter

LADY GAGA
House of Gucci

4 ALANA HAIM
Licorice Pizza

5 PENÉLOPE CRUZ
Parallel Mothers

Geldik bütün Oscar bloggerlarına kafayı yedirten o dala… Geçtiğimiz yıl kazananı tahmin etmekte zorlanıyorduk. Bu yıl ise adayları bir araya getirirken saçımızı başımızı yoluyoruz. Önce Kristen Stewart meselesinden başlayalım dilerseniz. Sezon başında mutlak favori olduğuna inandığımız aktris, SAG’e aday edilmedi, Altın Küre’de ödülü Nicole Kidman’a kaybetti, bu yetmedi Spencer hem meslek birlikleri hem de BAFTA tarafından tamamen görmezden gelindi. Film, korona virüs taşıyormuş gibi kimsenin dokunmak istemediği toksik bir şeye dönüştü herkes için. Ben de artık sırf tahminciler tarafından yaratılmış balonu patlatıp kendisini tahminlerin dışında bırakmak gerektiğini düşünenlerdenim. Onun yerine ikinci Oscar’ına koşması muhtemel Nicole Kidman, film endüstrisinin yeni aşkı Olivia Colman ve ne acıdır ki hem filmdeki hem de sezondaki Razzielik performansıyla hepimizi yoran Lady Gaga’yı yerleştirdim zirvenin etrafında. Dördüncü sıramda Alana Haim var. Çünkü Licorice Pizza’nın fark edilmeyen bir gücü olduğunu düşünüyorum izlediğim günden bu yana. Bence Phantom Thread’le yaşananınkine benzer, hatta daha da büyük bir yüksek performansa şahitlik edeceğiz adayların açıklandığı gün. BAFTA’da Gaga’yla birlikte Top 2 oy çokluğunu topladığı da aşikar. Son sıraya Kristen Stewart koyarak başladığınız yere geri dönebilir, Jessica Chastain’in her yere aday olmayı başarmış Hallmark performansına koşabilir, SAG’den kopya çekip Jennifer Hudson diyebilirsiniz. Ancak ben bilhassa oylama döneminde hiç boş durmayan Penélope Cruz’un, Antonio Banderas misali her yeri ıskalayıp buraya aday edilme ihtimalini bir hayli gerçekçi buluyorum.

Yapbozun diğer parçaları: Kristen Stewart (Spencer), Jessica Chastain (The Eyes of Tammy Faye), Jennifer Hudson (Respect)


YARDIMCI ERKEK OYUNCU

1 KODI SMIT-MCPHEE
The Power of the Dog

2 TROY KOTSUR
CODA

3 BRADLEY COOPER
Licorice Pizza

CIARÁN HINDS
Belfast

JESSE PLEMONS
The Power of the Dog

Kodi Smit-McPhee ödülü alacak. Troy Kotsur son ana kadar ödülü elinden kapmak için uğraşacak. Sonrası hüzün, sonrası hazan… Üç koltuk için altı ayrı oyuncu savaş verecek. Licorice Pizza sevdalılarının elinin gideceği ve Nightmare Alley sebebiyle de akıllarda olacak Bradley Cooper ilk isim. Belfast kepazeliğiyle her yerde ağırlanan Ciarán Hinds, kampanyasız da olsa buraya giriş yapma niyetinde. Jesse Plemons, daha evvel Jacki Weaver, Woody Harrelson ve Lakeith Stanfield örneklerinde rastladığımız gibi hareket hâlindeki trenlerinden faydalanmaya çalışacak. Mike Faist, yepyeni bir yüz olmasına rağmen rol arkadaşı Ariana DeBose kadar kampanya yapmamasının bedelini ödeyecek mi, bunu öğrenmeye hazırlanıyor. Jared Leto tam anlamıyla insanlık suçu işliyor. Gaga’yı bile bir derece anladığım ama Leto etrafında dönen sohbeti zekâma hakaret olarak aldığımı da not düşeyim yeri gelmişken… Ne diyorduk? Hah bir de Belfast ekibinden her yere koşan, sezonun en görünür yüzlerinden Jamie Dornan var. Pokemonlarınızı seçin ve çıkın bakalım er meydanına.

Olsunlar, olmasınlar: Mike Faist (West Side Story), Jared Leto (House of Gucci), Jamie Dornan (Belfast)


YARDIMCI KADIN OYUNCU

ARIANA DEBOSE
West Side Story

KIRSTEN DUNST
The Power of the Dog

CAITRIONA BALFE
Belfast

4 AUNJANUE ELLIS
King Richard

RUTH NEGGA
Passing

Bu kategorinin adayları da çok hızlı netleşti. Ariana DeBose’nin ödülü alma yarışında ona Kirsten Dunst, Caitriona Balfe, Aunjanue Ellis ve Ruth Negga eşlik edecek. İlle de bir alternatif arayanlara isim bulmak mümkün. Jessie Buckley ve Judi Dench, filmlerinin ne kadar sevildiğine bağlı olarak bir atak yaparsa yaparlar. Cate Blanchett de iyi bir yıl geçirmiş olmasının hatırına tırmalayacaktır ilk beşin kapılarını. Ama soru şu ki, kimi dışarıda bırakacağız böyle bir durumda? Belki Balfe’ın yerini Dench’in aldığı bir gerçeklikten bahsetmek mümkün olabilir. Fakat endüstri bunun işaretçisi olacak tek bir hamle yapmadı. Avustralya Akademisi’nin aday listesine güvenen varsa da artık….

Sanmıyorum ama: Jessie Buckley (The Lost Daughter), Judi Dench (Belfast), Cate Blanchett (Nightmare Alley)


ÖZGÜN SENARYO

Özgün senaryo dalı, bu yıl uyarlamalara göre kısmen daha zayıf bir yarışa ev sahipliği yapmakta. Paul Thomas Anderson’ın ilk Oscar’ıyla buluşma yolunda bir takım formalitelere tanıklık edeceğimiz kategori, Don’t Look Up, Belfast, King Richard ve Being the Ricardos’tan oluşan inanılmaz steril bir grubu ağırlamaya hazırlanıyor. Gönül Belfast’ı atmak istese de filmin Altın Küre’de senaryo ödülünü kucaklaması her şeyi bozdu. Aaron Sorkin görünce altını ıslatan endüstrinin Being the Ricardos’un olduğu değil, olmak istediği hâline destek vereceğini de biliyoruz. Gönül bir Mike Mills sürprizi görmek ister. Fakat C’mon C’mon, 20th Century Women’ın yarısı kadar bile ilgi görmedi. Belki Joaquin Phoenix’in sırası Joker’le savılmış olmasaydı bambaşka şeyler konuşabilirdik.

Orada bir senaryo var uzakta: C’mon C’mon, The French Dispatch


UYARLAMA SENARYO

CODA

DUNE

Jane Campion, yönetmen dalında bir hüsranla karşılaşsa bile burada galip gelecek onu hepimiz biliyoruz. Maggie Gyllenhaal agresif kampanyasıyla ekmeğine yağ sürmeye hazırlanıyor. CODA da benzer bir süreçten geçti. Sian Heder, orijinal filmi izlemeden adapte ettiği senaryosuyla o kadar övünmekte ki neredeyse bir Lifetime filmi izlediğimizi unutacağız. Drive My Car, senaristlerin her daim karışıma attığı cool aday olmaya hazırlanıyor. Dune da tamamen West Side Story’nin bir müzikal olmasından yararlanarak araya girecek besbelli. Akademi’nin müzikallere olan mesafesi, hele ki uyarlamaysalar, pek meşhur. Yine de Passing, Joel Coen sevdaları yüzünden The Tragedy of Macbeth ve En İyi Film ile En İyi Erkek Oyuncu adaylığının yanına bir şeyler eklemesi gerekmiş gibi duran Tick Tick, Boom’dan gözümüzü ayırmıyoruz. Son koltuk zaten Dune için de sallantıda. Belki BAFTA listesinde görmesek tahminlerime almazdım.

Acaba: West Side Story, Passing, The Tragedy of Macbeth, Tick Tick Boom

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.