94. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part I

94. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part I

Sitenin adı Oscar Boy olunca herkes yılın en sevdiğim gününün törenin gerçekleştiği Oscar Pazarı olduğunu sanıyor, ama değil. Benim için heyecanın başlayıp bittiği yer adayların açıklandığı gün. Yani bu seneki takvime göre salıya denk düşen 8 Şubat 2022. 94. Akademi Ödülleri’nin adaylarını TSİ 16.18’de Akademi’nin resmî sayfası ve sosyal medya hesaplarından, Tracee Ellis Ross ile Leslie Jordan’ın sunumuyla öğreniyor olacağız. Pek garip geçen sezon nihayet en büyük özetine kavuşmak üzere yani. Favorinin günden güne konumunu kaybettiği, hâlâ En İyi Film ödülünün sahibi olacak yapımın aradan sıyrılmadığı, kadın oyuncu kategorisinde inanılmaz bir kargaşanın yaşandığı bu garip sene için son Oscar aday tahminlerimi yapmaya geldi sıra. Bugün işitsel kategorilerin yanına uluslararası film, animasyon, belgesel ve kısaları ekleyip açılışı gerçekleştiriyorum. Üç parça hâlinde yazacağım son tahminlerim için haftasonunda da bloga uğramayı unutmayın!

ÖZGÜN MÜZİK

1 DUNE

Bu sene özgün müzik dalındaki yarışın Dune ve The Power of the Dog arasında olduğunu hepimiz biliyoruz. Hans Zimmer, The Lion King’ten sonra ikinci Oscar’ına sanıyorum ki nihayet Villeneuve’ün uyarlaması sayesinde ulaşacak. Bu ikilinin ardından müzik branşının çok sevdiği iki besteci dikkat çekiyor finalistlerden. Biri The French Dispatch ile Alexandre Desplat. Sevmelere doyamadığımız müzisyen hatırlarsanız Oscar lanetini de bir Wes Anderson filmiyle kırmıştı. Diğeri ise Don’t Look Up’la Nicholas Britell. Succession sayesinde kaşesi artan Britell, Barry Jenkins filmleri sayesinde Akademi’ye de tanıtmıştı kendini zaten. Beşinci ve son sıra için ise en uygun aday Almodóvar’ın yol arkadaşlarından Alberto Iglesias (Parallel Mothers) gibi gözüküyor. Elinin zayıf olduğunu iddia etmek mümkün. Fakat müzikalleri buraya kolay kolay taşımayan Akademi’nin sırf Latin bir kadın ilk kez aday olacak diye Encanto’ya ya da BAFTA’nın adını ortaya attığı Being the Ricardos’a yer verme ihtimaline pek güvenmiyorum.

Zorla güzellik de, sürpriz de olmaz: Encanto, Being the Ricardos


ÖZGÜN ŞARKI

NO TIME TO DIE
“No Time to Die”

ENCANTO
“Dos Orugutias”

3 RESPECT
“Here I Am (Singing My Way Home)”

4 DON’T LOOK UP
“Just Look Up”

5 KING RICHARD
“Be Alive”

Billie Eilish mutlak favori. Adele’in bir anda James Bond şarkılarının akıbetini değiştirip, kim 007 için bir şey bestelese Oscar’la buluşmasını sağlayan gelenek hep devam edecek besbelli. Encanto ise apayrı ve enteresan bir şey yaşıyor şu an. Disney, filmden “Dos Oruguitas”ı gönderdi Akademi’nin huzuruna fakat başvurularına dahil etmedikleri “We Need to Talk About Bruno”, rekor üstüne rekor kırmakta. Frozen’dan “Let It Go”nun başarılarını bile katlamış durumda hatta. Dolayısıyla Lin-Manuel Miranda’ya da cepte bir aday olarak bakabiliriz. Jennifer Hudson’ın şarkısı epey güçlü ve hatta iyi. Kampanya da yapıyor, malum… Mesele, Amerikan pop müziğinin iki kraliçesinde bitiyor. Bence ya Beyoncé ya da Ariana Grande dışarıda kalacak. Hatta Netflix’in Grande için yaptığı kampanyayı düşünür, Beyoncé’nin sezonda hiç görünmemesini hesaba katarsanız o ismin rahatça Queen Bee olacağını söylemek de mümkün. Fakat ben kendimi riske atmıyor, branş üyelerinin canından çok sevdiği ama bir türlü ödül vermediği Diane Warren’ı kimsenin umursamadığı bir şarkıyla tahminlerime almak istemiyorum. Hele ki yarışta bu kadar kalburüstü parçalar varken…

Umuyorum yaşanmaz: Somehow You Do (Four Good Days)
Acabalar: Beyond the Shore (CODA), Down to Joy (Belfast), So May We Start (Annette), Guns Go Bang (The Harder They Fall)


SES

1 DUNE

Akademi, Cinema Audio Society (CAS) ile 2000 yılından beri beşte beş uyum göstermediği için, onların adaylarından birini dışarıda bırakarak bir tahmin listesi çıkardım bu yıl. Dune ve No Time to Die, belli ki bu ödülü almak üzere kıyasıya mücadele edecek. Spider-Man: No Way Home’un arkasında da ses branşının sevdiği bir ekip var. West Side Story, düşündüğümüz kadar başarılı bir sezon geçirmiyor biliyorum. Fakat o da bu dalın çalgılı çengili bir adet yapım profiline cuk oturmakta. Dışarıda kalacağını pek düşünmüyorum. Son koltuk için MPSE’den üç adaylık çıkaran The Matrix Resurrections ya da En İyi Film iddiası sebebiyle The Power of the Dog önerilebilir mi? Elbette. Fakat ben BAFTA’daki adaylığı ve yine MPSE desteğini de düşünerek A Quiet Place Part II’dan yana kullanacağım hakkımı. Yanılması bedava…

Yakın alternatif: The Power of the Dog, The Matrix Resurrections
Uzak alternatif: Last Night in Soho, Belfast


ULUSLARARASI FİLM

1 DRIVE MY CAR
Japonya

2 FLEE
Danimarka

3 THE HAND OF GOD
İtalya

4 A HERO
İran

5 LUNANA
Butan

Her yıl kuralları değişen, her yıl kendini yenileyen, her yıl da tartışmalı kararlara ev sahipliği yapan bir kategori bu. Favorilerin değli aday edilmek, kısa listeye bile kalamadığına o kadar çok tanıdıklık ettik ki geçmişte, neredeyse bütün tahmincilerin yaptığı beşli pek inandırıcı gelmiyor o yüzden. Drive My Car, eleştirmenlerden aldığı desteği çok iyi yönetip açık ara bir favoriye dönüştü, orası kesin. Flee, zaten inanılmaz bir kampanya yürütüyor ve aday olması gereken hiçbir yeri atlamadı. Kadın memelerini takıntı hâline getirmiş erkekler kulübünün en büyük temsilcisi Paolo Sorrentino, The Hand of God paçavrasıyla da görünüşe bakılırsa radarda. BAFTA’nın kısa listelerinden birkaçına sızmış olması, endüstrinin filmi izlediği ve desteklediğini kanıtlar nitelikte. Asghar Farhadi de A Hero’yla bu seneki finalistler arasında Akademi’nin tanıdığı yönetmenlerden biri olmasının ekmeğini yiyecek belli ki. Peki beşinci koltuk kimin? The Worst Person in the World’e koşmak mümkün elbette. Fakat yaş ortalaması epey yüksek bir kurumdan, milenyallerin ciğerini çözmüş bir filmle bağ kurmasını beklememiz bana biraz ütopik geliyor açıkçası. Dolayısıyla kalplerini geleneksel yollardan çalması mümkün Lunana ya da can yakan Playground’un oturmasını bekliyorum son sıraya, bu senenin Better Days’i, The Man Who Sold His Skin’i ya da The Insult’ı olarak.

Her an her şey olabilir: Playground, The Worst Person in the World
Bir tık daha uzak ihtimaller: Prayers for the Stolen, Compartment No. 6, I’m Your Man, Great Freedom


ANİMASYON

Luca

LUCA

5 FLEE

Çok ama çok net bir beşlimiz var burada. Bir kere ödülü alacağı kesin olan Encanto, Pixar’ın bu seneki numarası Luca, eleştirmen favorisi The Mitchells vs the Machines ve Disney’in Encanto kampanyasının altında birazcık ezilmiş gibi duran Raya and the Last Dragon tam anlamıyla Akademi’nin ağzına layık yapımlar zaten. Flee’ye gelirsek… Animasyon tekniği zayıf olduğundan tahminlerime ilave etmeyi pek planlamıyordum. Çünkü bu branş bu konudaki faşistliğiyle meşhur birazdan. Hikâyeden daha çok önem veriyorlar teknik yetilere. Ancak Flee’nin yerini alabilecek tek alternatif Sing 2 gibi duruyor şu an ve açıkçası Akademi’nin birincilik oyları sisteminde herhangi bir üyenin gidip Sing 2 adındaki kakafoniyi ilk sırasına koyacağından şüphe duyuyorum.

Olur ya: Sing 2
Olmaz ya: Belle


BELGESEL

1 FLEE

SUMMER OF SOUL

THE RESCUE

4 PROCESSION

5 ATTICA

Bana soracak olursanız tahmin etmesi güç kategorilerden biri belgesel. Eski yıllarda eleştirmen ve seyirci favorisi pek çok yapımı da dışladılar. Fakat geçen sene Time’ı ilk beşe alarak bir şeylerin değiştiğinin de sinyallerini verdiler sanki. Bu sebepten, normal şartlar altında pek Akademilik saymayacağımız Summer of Soul’un, yarışın favorisi Flee’ye eşlik edeceğini düşünüyorum. Hatta son virajda ödülü alma ihtimalini bile konuşacağımıza inanıyorum. The Rescue da 15 belgesel içerisinden en duygusalı. Onun da bir şekilde, iyi geçirdiği sezona da nokta koyarcasına bu iki yapıma katılacağı kesin gibi. Sonrası ise dev bir muamma. Finalistler arasındaki Julia ve President zaten tamamen sürpriz. Billie Eilish ya da The Velvet Underground belgesellerinin aday edileceğine inanacak kadar delirmedim. Kovid hakkındaki yapımların birbirinin önünü tıkayacağını düşündüğümden, The First Wave ile In the Same Breath’i de dışarıda bırakıyorum. Faya Dayi ve Ascension deseniz, Akademi’nin bugüne kadar aday ettiği belgesellerin standartlarından pek farklı üslup olarak. Dolayısıyla yine iletişim kurması kolay aday adaylarına yöneleceğim ben izninizle. Biri Netflix’te olmasının avantajını kullanacak Procession, diğeri de mahkumların köleleştirilmesine karşı çıkan Attica İsyanı’nın belgeseli.

Belki: Ascension, In the Same Breath
Hiç sanmıyorum ama: Writing with Fire, The First Wave


KISALAR

Kısalarda finalist sayısı 30’dan 45’e çıktı ama bu beni yıldırdı mı? Asla. Ulaşabildiğim kadarını izledim ve 39’u gördüm. Kısa filmlerden dört, kısa belgesellerden iki eksikle bu sefer inanıyorum becerebileceğim bu işi. Gerçi geçen seneki skorum da hiç fena değildi. Yine festivallerden ne ödüllerle dönmüşler, büyük tahminciler ne diyor diye bakarak çıkardım bakalım bir liste. Umuyorum tepe takla olmam.

KISA FİLM
1. The Long Goodbye
2. Ala Kachuu – Take and Run
3. Under the Heavens
4. Tala’vision
5. The Criminals
Alternatifler: Censor of Dreams, Frimas ya da When the Sun Sets

KISA ANİMASYON
1. Us Again
2. Robin Robin
3. Navozande, the Musician
4. Step Into the River
5. Mum is Pouring Rain
Alternatifler: The Windshield Wiper, BoxBallet ya da Affairs of the Art

KISA ANİMASYON
1. Camp Confidential: America’s Secret Nazis
2. Lead Me Home
3. The Queen of Basketball
4. Audible
5. Lynching Postcards
Alternatifler: Sophie and the Baron, Three Songs for Benazir ya da When We Were Bullies

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.