FOMO Köşesi

FOMO Köşesi

Kendimi bir sinema yazarı değil de blogger ya da dijital içerik üreticisi olarak tanımlamak konusundaki ısrarım, saadet zincirlerinden türemiş paçavra kalemleri ve alternatifsizlikten bir köşeyi tutup yıllardır bırakmamışları daha iyi tanıdıkça sekteye uğrasa da, yolumdan dönmüş değilim henüz. On yılı aşkındır süren maceramda her şeyi sizlerin şahitliğinde yaşamaya, hatalarımdan ders almaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bu yolda çıkan ufak tefek arızalara, hevesimi kırmaya niyet etmiş çıkar sahibi bitiklere rağmen de heyecanım hâlâ tükenmedi. O yüzden belki tamamen yeni değil, ama Oscar Boy başlığı altında yeni sayılabilecek başlıklar üretmekten vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim de.

FOMO Köşesi adındaki taze bölümüm, haftalık bir bülten olarak tüketilmeye pek müsait. Bundan böyle her pazartesi bir film, bir dizi, bir kitap, bir de albüm öneriyor olacağım sizlere. Çoğunuz beni Twitter’dan takip ettiği için, muhtemelen orada övdüğüm başlıklara da rastlayacaksınız burada; fakat günlük görevi görsün ve bir şekilde bu öneriler kayıt altında kalsın motivasyonuyla çıkıyorum bu sefer yola. Letterboxd, Spotify, trakt ve Goodreads’i teker teker gezip FOMO Köşesi’ne taşıdıklarımı tüketiyor musunuz diye kontrol etmeyeceğim, merak etmeyin. Ama arada sırada “Şunu beğendim, şunu beğenmedim.” diye bilgilendirirseniz, ben de biraz daha şekillendiririm köşemi.

Hadi o zaman maceramızın ilk ayağıyla başlayalım. Maila düşmeyen, dönüp dönüp tekrar bakabilme fırsatınızın elinde bulunduğu FOMO Köşesi için hazırsanız canım hanımlar, cicim enbyler ve birtakım beyler, başlıyoruz!


🎞 

PLAYGROUND
Laura Wandel, 2021

Yeni başladığı okulda ağabeyinin gördüğü zorbalık karşısında ne yapacağını bilemeyen 7 yaşındaki bir kız çocuğunu konu alıyor Playground. Yetişkinlerin durumdan haberdar olmasıyla birlikte de olayların rengi değişiyor. İlk kez canımızın yakıldığı okul bahçelerinin aslında dışarıdaki evrenle, zalimlikte kafa kafaya geldiğini hatırlatıyor.

Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünden FIPRESCI Ödülü’yle ayrıldı. • Oscar’ın En İyi Uluslararası Film dalına Belçika’yı temsilen gönderildi ve ilk 15’e kaldı. • Belçika Film Eleştirmenleri Birliği’nin verdiği André Cavens Ödülü’nün bu seneki sahibi oldu.

📺

STATION ELEVEN
Patrick Somerville, 2021

Koronadan bin beter bir grip salgınının ardından dünya nüfusunun %99’u mevta oluyor ve “geride kalanlar” için yeni bir sayfa açılıyor. Hayatta kalmak ve bu içgüdünün sebebini irdelemeye dair bir dizi Station Eleven. Yeni bir hayat ve daha önemlisi de bir dünya inşa edilirken herkesin kendiyle yüzleşmeye bolca vakti oluyor.

Emily St. John Mandel’in 2014 tarihli, aynı adlı romanından uyarlandı. • Mackenzie Davis ve Caitlin FitzGerald, Always Shine’dan (2016) sonra ilk kez bir araya geliyor. • 10 bölümlük mini diziyi, Türkiye’de beIN Connect üzerinden izleyebilmek mümkün.

📚

AKHİLLEUS’UN ŞARKISI
Madeline Miller, 2011

Açılışı son birkaç yıldır okuduğum en iyi romanlardan biriyle yapmasaydım olmazdı. Sırf bir efsane olabilmek için korkmadan ölüme yürüyen Akhilleus ve can yoldaşı, sırdaşı, sevdiceği, ilk göz ağrısı Patroklos’un büyük aşkını konu alıyor. Truva Savaşı’nın orta yerinde kuir bir sevda, herstory’mizin en şanlı sayfası.

2012’de Birleşik Krallık’ta önemli edebiyat onurlarından Orange Roman Ödülü’nü aldı. • Yazarın “Ben Kirke” adında yine mitolojiden beslenen bir romanı daha mevcut. • Peaky Blinders’ın arkasındaki yapım şirketi Carny Mandabach Productions, romanı mini dizi yapmak üzere Miller’la çalışmakta.

🎶

NOW OR WHENEVER
Spector, 2021

Albümün ikinci şarkısında Brit indie rock grubu Spector’ın solisti Fred Macpherson şöyle diyor: Nobody can miss you if you’re never gone. Tam olarak buradayım… 


BONUS
Her hafta takıntı hâline getirdiğim bir videoyu, kanalı, podcasti, ne bileyim işte internetten “bir şeyi” de taşıyacağım bültenin sonuna. İlk konuğum da Aaron Tveit. Steven Spielberg’ün uyarlamasıyla birlikte köpeği olduğum West Side Story soundtrackinde boğulurken karşıma çıktı. Kopamıyorum bu şahane performanstan. Sen neymişsin be Gossip Girl’de Serena’nın başına çoraplar ören, Nate’in uyuz kuzeni…

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

1 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.