Glee – 3. Sezon

Glee – 3. Sezon

Lea Michele

(Okuduğunuz yazı diziyle ilgili SPOILER içermektedir!!!!)

Oldukça ilginç tepkiler alarak hem en sevilen, hem de en nefret edilen dizilerden biri olma şerefiyle bitirdi Glee üçüncü sezonunu. Önce anlam veremediğim “hater”lardan bahsetmek istiyorum. Ben o delice Glee izleyip, her dakika dizideki müzikleri dinleyen gleeklerden biri değilim. Yalnız diziye şans tanımadan ve Glee‘nin basit ama eğlenceli olan matematiğini kavramayıp, dünyanın belki de en kolay kendinizi kaptırabileceğiniz dizilerinden birine sabah akşam hakaret eden insanları anlamıyorum. Glee‘yi müzikal kategorisine sokanlar için ise pek diyecek bir şey yok. Talihsiz bir yorum bu çünkü. Glee‘nin müzikal olmakla uzaktan yakından alakası yok. Koro yarışması için hazırlanan liseli çocuklar müzikalse tabi başka. O zaman ben bugüne kadar müzikalin ne olduğunu hep yanlış algılamışım. Hani tiyatroda da bir müzikal, bir de müzikli oyun vardır ya. İşte Glee de tam olarak bir müzikli dizi.

Glee ekranlardaki en iyi dizi değil, bir kere öncelikle bunu söyleyelim. Ama farklı bir iş. Ryan Murphy‘nin renkli dünyasından çıkmış ender neşeli projelerden. Karşımızdaki adamın Nip/Tuck ve American Horror Story‘nin yaratıcılarından olduğunu unutmayalım. Glee de ilk sezonuyla inanılmaz bir sükse yaptı. Emmy’de abartılı derecede adaylıklar aldı. Hala Matthew Morrison ve Lea Michele‘e veren adaylıkları anlamlandırabilmiş değilim. İkinci sezonda ise bir anda düşüşe geçti. Aslında düşüş demeyelim, Glee olduğu gibi devam etmeyi tercih etti. Tabi birinci sezondan sonra 20 bölüm daha aynı tempoyu izlemek bizleri pek açmadı. Üçüncü sezonun ise geçen seneye göre daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Karakterlerin hepsi rayına oturdu. Liseden veda vakti geldi ve daha ayakları yere basan hikayeler izleme şansı yakaladık.

Harry Shum Jr., Kevin McHale, Chris Colfer ve Mark Salling

Bir Glee izleyicisi olarak diziyi izlemeyenlere ya da yeni izleyecek olanlara Glee‘den tam anlamıyla bir mantık beklememelerini rica ediyorum. Çünkü zaten Glee‘yi farklı kılan şey bu. Abartılı üslubu, deli dolu karakterleri… Ama eleştirilecek şeyler var mı? Tabi. İsterseniz hemen başlayalım. İlk olarak Finn (Cory Monteith) ve Rachel’a (Lea Michele) değinmek lazım. Mesela üç sezondur ben bu ikilinin sinir bozucu ilişkisini izlemekten fena halde sıkıldım. Hele tüm bu evlilik hikayeleri. Eğer mezun oldukları için diziden ayrılacaklarsa, özellikle Monteith‘in gidişine üzülmeyeceğimi belirtmek isterim. Yine mantık dışı şeyler başına gelen, buna rağmen sezonun en dramatik sahnelerinde hep başrolde yer alan Quinn Fabray (Dianna Agron) esas kızımızla oğlanımıza göre daha makuldü.

Teker teker değinmek isterim tabi Glee karakterlerine ama sayıları oldukça fazla. Sadece kısa kısa yorumlar getirmek istiyorum birkaçına. Puck’ın (Mark Salling) okuldan mezun olamama durumu ve Beiste (Dot Jones) ile bir nevi kader ortağı haline gelişi çok güzel bir detaydı. Yine ağlatmadan bırakmadılar. Sue Sylvester’ın (Jane Lynch) bu kadar kısa bir sürede düzelmesini beklemiyordum ben mesela. Ama bu iyi hallerini hamileliğine bağlıyorum. Eminim gelecek sezon Roz Washington (NeNe Leakes) ile eski haline dönecektir. Sezon finalini izlemiş olanlar az çok Sue ve Roz cephesinin dördüncü sezonda nelere gebe olduğunu tahmin ediyordur.

Amber Riley

Ricky Martin, Gloria Estefan, Whoopi Goldberg, Idina Menzel, Matt Bomer, Jeff Goldblum gibi ünlü oyuncuları da konuk olarak izlediğimiz üçüncü sezon genel olarak güzeldi aslına bakarsanız. Özellikle sezon finaline doğru dizi drama dozunu arttırıp gözyaşlarını sel etti. Duygusuz olmayan herhangi bir insanın (ya da sadece 4 sene önce liseden mezun olmuş birinin de denilebilir) kendi kaptıracağı sahnelerle doluydu son bölümler. Sezon finali için ise pek kuvvetli olduğu iddiasında bulunamam. Ama ulusal yarışmayı bizim çocuklara kazandırtan Glee yazarlarının, ters köşe yapıp Rachel’ı New York’a Finn ile Kurt’ü (Chris Colfer) olduğu yerde saymaya bırakması hoş bir detay oldu.

Şimdi seneye demirbaşlardan sadece Brittany (Heather Morris), Artie (Kevin McHale) ve Tina’yı (Jenna Ushkowitz) göreceğiz hala lisede okuyan. Mezun olan karakterlere ne yapacakları hakkında en ufak bir fikrim yok. Blaine (Darren Criss), Sam (Chord Overstreet), Rory (Damian McGinty), Sugar (Vamessa Lengies) ve Joe da (Samuel Larsen) dördüncü sezonda bize eşlik edecek öğrenciler arasında. Diyecek pek bir şey yok. Umuyorum yine eğlenceli ve gözyaşlarıyla dolu bir sezon geçiririz. Çünkü Glee‘den tek beklentim bu. Tabi daha önce söz verdikleri gibi Anne Hathaway ile Javier Bardem‘i konuk oyuncular arasına dahil ederlerse de hiç fena olmaz. Hep beraber bekleyip görelim.

En İyi Bölüm: Nationals (Bölüm 21)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Heather Morris (Brittany Pierce)
Sezon Notu: B+

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.