La La Land

La La Land

Yönetmen: Damien Chazelle | Oyuncular: Emma Stone, Ryan Gosling, John Legend, Rosemarie DeWitt, J.K. Simmons, Finn Wittrock, Tom Everett, Meagen Fay, Damon Gumpton, Jason Fuchs, Jessica Rothe, Sonoya Mizuno, Callie Hernandez, Josh Pence, Anna Chazelle | Senaryo: Damien Chazelle | 128 dakika | Müzikal, Komedi, Drama, Romantik

| B+ |


Sonunda esrar perdesi aralandı, Oscar’ın büyük favorisi La La Land’e kavuştuk. Whiplash ile sinemasından müziği asla eksik etmeyeceğinin sinyallerini veren Damien Chazelle, Los Angeles’a büyük hayallerle gelen jenerasyonu kullanarak pofidik bulutlardan hallice bir müzikal koymuş sahneye. Bir tarafta aktris olma hayalleriyle yanıp tutuşan Mia, diğer tarafta da jazz’ın ölümüne tanıklık etmek istemeyen Sebastian var. Bir başka güneşli güne daha uyanmak isteyen şehirde bu iki acemi sanatçı adayının yolları kesişince güzel jelatinlenmiş bir romansa yelken açacağımızı tahmin etmek çok güç değil. Chazelle, vakti zamanında Miles Teller’ın bateri sololarını da planlayan Justin Hurwitz’e teslim etmiş filmin dilsizi dillendiren şarkılarını. Kah City of Stars, kah Audition o pamuklara sarıp sarmalanmış aşkın en enflasyonlu anlarında melodisiyle bile iç gıdıklıyor, kalbe ılık bir rüzgar üflüyor. Sadece Stone’a değil Gosling’e de karakterlerinin bulunduğu konuma ve ruh haline uygun kostümler giydirilmesi, filmin şaha kalktığı final sekansındaki setler kadar hoş olmayan ilişki katarsisleri, Whiplash’i yanında Şekspiryen bırakan yalın diyalogları da var. Ama Hollywood’un altın çağından kalma klasik anlatıma yüz dönüşüyle Ginger Rogers’la Fred Astaire’i aratmayan Emma Stone ve Ryan Gosling ikilisi tüm noksanları kapatıyor. Ve belki de orta yerinde yorgun düşen La La Land’i epilogdaki ekrandan taşan varlıklarıyla ihya ediyorlar. Zaten “Ya böyle olsaydı?” fikri modern romantik komedilerin atanmış can simidi. İlişkideki kaynama noktasını fazla pişen etli payı yakıp yangın alarmını çalıştırarak haber vermesi affedilecek gibi değil yoksa. En dik yokuşları bile tatlı tatlı aşalım, jazz müziği pop ile kutlayalım, dudak ısıran Gosling ve fotoğrafçı mizanseninden kahkaha ekonomisi yapalım, müzikal numaralara valsi de tap dansını da yedirelim diye didinip duran Chazelle’in filmi pamuk şekeri andırıyor. Bakması güzel, tadı tatlı, ama ağızda çabuk eriyip ısındığında ele avuca yapışıp kalacak cinsten. Müziklerinin filmi olduğundan daha iyi gösterdiği gerçeğine sıkı sıkı sarılıp dağınık bırakmalı. Sonuçta bizi salondan mutlu mutlu gönderdi, öyle değil mi?

OSCAR KARNESİ

  • En İyi Film
  • oscarpngEn İyi Yönetmen
  • En İyi Erkek Oyuncu (Ryan Gosling)
  • oscarpngEn İyi Kadın Oyuncu (Emma Stone)
  • En İyi Özgün Senaryo
  • En İyi Kurgu
  • oscarpngEn İyi Görüntü Yönetimi
  • oscarpngEn İyi Prodüksiyon Tasarımı
  • En İyi Kostüm Tasarımı
  • oscarpngEn İyi Özgün Müzik
  • oscarpngEn İyi Özgün Şarkı (“City of Stars”)
  • En İyi Özgün Şarkı (“Audition (The Fools Who Dream)”)
  • En İyi Ses Kurgusu
  • En İyi Ses Miksajı

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

3 Yorum

  1. Ulaş

    İki sorum var size.

    Neden filme önce Temmuz tarihi verilmiş olabilir? Stüdyo başlarda adaylık seviyesinde kalırız, gişe yapalım mı demiştir yoksa her türlü alırız deyip mı gişe yapalım demiştir? Bir de şu an La La Land’in Best Picture/Director kombosu yapmasına ne kadar yüzde ihtimal verirsiniz?

    Yanıt
    1. Umur

      Filme Temmuz tarihi verilmesi hakikaten de yaz romantik komedilerindan hallice olmasıyla alakalı sanırım. Yalnız ortaya çıkan şeyin Akademi’deki “sektör hakkında, filmler hakkında, bizim hakkımızda!” zaafına oynadığını fark edince ileri atılmış olabilir. Yetişmeme durumu söz konusu değil çünkü. Zaten güz başında Toronto benim, Venedik senin gezmişti. Belki adaylık planı hiç yoktu diyorum kısacası.

      La La Land’in En İyi Film ödülünü alacağına dair tek bir şüphem yok. Muhtemelen teknik branşların desteğiyle Damien Chazelle’i de zirveye taşıyacaklar. Ama DGA, PGA, WGA gibi gruplarla birlikte meslek birliklerinden Moonlight’a nasıl bir destek geleceğini görmek şart. Eğer beklenmedik birkaç adaylık toplarsa Barry Jenkins için de bir case oluşturulabilir.

      Yanıt
  2. ayça

    La La Land’in En İyi Film ödülü alacağını bende düşünüyorum çok büyük bir olasılık var ama istiyormuyum kesinlikle hayır !
    İyi bir filmdi ama insanların neden bu kadar abarttığını anlayamıyorum ben birdaha izlemek istemem. Moonlight’ın En iyi Film ödülünü almasını diliyorum hak eden benim gözümde o

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.