Keyfî Drag Race UK Tekrarı 1×03

Keyfî Drag Race UK Tekrarı 1×03

Öncelikle yeni Perşembe gecesi ritüelimiz herkese hayırlı uğurlu olsun. Wow Present Plus’a bile gerek kalmadan saniyesinde torrent bağlarına düşen RuPaul’s Drag Race UK, yıllar geçtikçe çocukluktan kalma uzak bir hatıraya dönüşecek haftalık televizyon izleme ritüelinin son neferlerinden biri olarak yayın hayatına devam ediyor. Netflix gibi bir platformla anlaşıp tüm sezonu tek hamlede yutacağımız günler gelene kadar da bu geleneği sonuna kadar yaşatmaya devam edeceğiz. Amerika versiyonuna sahicilik, drama ve “This is not RuPaul’s Best Friend Race.” alıntısına yaraşırlık bakımından tur bindiren Birleşik Krallık versiyonu, Snatch Game’den önceki son görevinde kızceğizlerin sıfırdan kostüm yarattığı, o korkunç, Project Runway’den bozma, alışılmışın dışındaki materyallerle dikiş nakışa kalkıştığı mücadelesini izledik.

Kostüm bazlı değerlendirmeleri açıkçası pek saçma buluyorum ben. Ama bir taraftan da Michelle Visage ve The Vivienne’in de dediği gibi eğer bu müsabakaya katılıyorsunuz, kafanızda ne yapacağınızı tasarlayıp çalışarak gelmekte fayda var. Dur ben ceketimi parçalarına ayırıp likrasız perdelerle kalıp çıkarayım ya da korseyle mini eteğin üzerine bulduğum en parıltılı şeyleri yapıştırayım demekle olmaz. Bu bölüm dahilinde en iyi olmasa da en doğru örnek Vivienne’den hareketle konuşalım… Dünyanın en tahmin edilebilir, en kolay silüetlerinden birini alıp, makyaj ve saçla tamamlayarak podyumdaki en cilalı look eyledi deneyimli drag queen. Daha basit parçalarla tasarlamış olsa, ne bileyim o video kasetlere ulaşamamış olsa pekâlâ elinde patlayabilecek bir konsept gibiydi ama spot ışıklarını her açıdan alıp cayır cayır yansıtan filmler pek şahane gözüküyordu.

Divina’nın yaklaşımı ise makyajıyla ve o gölgelik sarkıntıları kesilmek isteyen anlamsız şemsiyeyle biraz bozulsa da tasarım açısından herkesinkinden bir adım daha öndeydi. Eğer odada bir terzi varsa, Crystal’ın balonlu elbisesine değil Divina’ya bakmanız lazım. Bir de iki haftadır sızlanıyordum ben hâlâ alışamadım diye; ama neyse ki o yaşlı, bu işler benden geçmiş imajını askıya alabildi bu görevde. En büyük rakibeleri ve muhtemelen finaldeki yoldaşları ile ilgili yorumlarından tutun, nihayet doğru yerlere montelenmiş kahkahası, bir de bunun üzerine kırılgan tarafını daha üç boyutlu bir düzlemden gösterebilme şansıyla birlikte taca doğru yürüdüğünü hisseder gibi oldum. Eğer kazanılan görev sayılarında bir atağı olur ise yollar açık.

İfade edemediğim Blu Hydrangea hayranlığımdan ötürü Crystal yerine onu yüksek notlar arasında görmek istediğimi de söylemem gerek. Crystal’ın üstü başından ziyade makyajına ve peruğuna bayıldım ben açıkçası. Altı Instagram Queen 101 gibiydi. Blu’nun renk kullanımı konusundaki cesaretini ve tabii o tatlı görüntüsünün altına sakladığı shady popocuğunu pek seviyorum. Bana biraz Kim Chi’yi hatırlatıyor. Tabii ki ortaya bir şov koyma anlamında ondan kat kat üstün. Ancak kalanında pek örtüşüyor sanki karakterleri. Neyse üst katlarda durum bu, finalde görmek istediğim üçlü de Vivienne, Divina ve Blu zaten. Biz sıvayanlara gelelim…

Baga’nın insanın canı sıkacak kadar sıradan bir performans göstermesine rağmen jüri paneli tarafından çok sevilmesini anlayabilen var mı? Gerçi Mama Ru, Brit kültürüne bu kadar yabancı iken kadrodaki en gürültücü, en lapalı aksana sahip Baga’yı kayırmasına çok şaşırmamam lazım. Ancak Vinegar ve Cheryl’ı eleştiri yağmuruna tuttukları yerde Baga’nın da sınıfta kaldığını göremeyecek kadar kör olmalarını anlayamıyorum. Kimseler kusura bakmasın, Baga düşük notu hak ediyordu ve hatta Sum Ting yerine lip sync’e de çıkması gerekiyordu. Üstüyle alakasız peruğu ve g*tünden düşen mini eteğiyle podyumun en zayıflarından biri olmadığına beni kimse ikna edemez. Keşke Michelle ile Rucuğumun gözleri de açılsa, bir burnu sürtünse Baga’nın.

Vinegar ile ilgili söyleyebilecek pek bir şeyim yok. İlk hafta yaptığı bir iki espriye güldük, tarihin en kötü lip sync’inde ifşa üstüne ifşa yapıp sim sıçrattı diye güldük geçtik. Ancak altıncı sezondaki seyircinin cinsel organlarından daha kuru (Hi Laganja, hieee!) perukları ve bedenine asla oturmayan kılığıyla gidebilecek maksimum nokta burasıydı zaten. Keşke Gothy’nin azıcık kendine güveni olsaydı da ilk haftadan vedalaşsaydık diyorum. Ama neyse artık. Geç olsun güç olmasın ve olmuşla ölmüşe çare yok diyerek önümüze bakıyoruz. Sırada Snatch Game var ve lubuş bedenlerimiz dedikodulara göre Drag Race’in gelmiş geçmiş en iyi Snatch Game’i olacağı söylenen eğlenceye hazır! Come on season 1 of Drag Race UK, let’s get sickening!!!!!

Keyfî Drag Race Tekrarı: Untucked

  • Mini challenge’tan Midsommar tadı alan sadece ben olamam, değil mi?
  • Bir sonraki bölümün reklamında Ru’nun peruğunu gördüğünüz mü? Delta Work iyi ki kovulmuş. Yerine gelen kimse öttürüyor!
  • Raven bu hafta ekranlara döndü; ama bilmiyorsanız söyleyeyim, Fashion Photo Ruview’da da nihayet kavuştular Raja’yla.
  • Visage’ın yeri geldiğinde Ru’dan daha drag durduğunu da söylemiştim biliyorum da tekrarlamak istiyorum! Kadın ıskalamıyor, maşallah.
  • Haftaya kim gitsin? Crystal? Cheryl? Snatch Game’de başka biri batıramazmış gibi geliyor ama. Belki Sum Ting? Onda da ufak bir alıklık yok değil.
  • Çok merak ediyorum, RuPaul internetteki twinklerin ölüp bittiği birine “hodgepodge” deseydi ne olurdu? Vinegar’ı topluca uyduruk bulduğumuz için susuyoruz da…
  • Vinegar’ın lip sync’ine koca bir yikes!

Genel sıralamam
⭐⭐⭐⭐: The Vivienne, Scaredy Kat, Divina De Campo
⭐⭐⭐: Blu Hydrangea
⭐⭐: Sum Ting Wong, Baga Chipz, Cheryl Hole, Crystal
: Vinegar Strokes, Gothy Kendoll

Benim tablom, benim kararım:

Yarışmacı 1 2 3 4 5 6 7 8
Baga Chipz SAFE HIGH BTM2          
Blu Hydrangea SAFE SAFE HIGH          
Cheryl Hole SAFE BTM2 SAFE          
Crystal LOW LOW SAFE          
Divina De Campo HIGH SAFE  WIN          
Sum Ting Wong WIN BTM2 LOW          
Vinegar Strokes BTM2 SAFE BTM2          
The Vivienne SAFE WIN HIGH          
Scaredy Kat HIGH HIGH            
Gothy Kendoll BTM2              

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.