Sezon Sonu Günlükleri: Part III

Sezon Sonu Günlükleri: Part III

Devam ediyoruz Sezon Sonu Günlükleri çılgınlığına. Kısa bir hafta sonu molasından sonra tüketip de karalamadığım yapımları bir bir ağırlayarak 17 Haziran’da görme imkanı yakalayacağımız Emmy oy pusulaları öncesi gündemimizi meşgul etmeye devam edelim bakalım. Bugünün konuklarıyla huzurlarınızdayım…

THE FALCON AND THE WINTER SOLDIER (1. Sezon)

Wandavision’ı övmemizin birkaç gün ardından The Falcon and the Winter Soldier’a ağız burun yamultmak için karşınızdayım bugün. Dünyada son moda ne, politik iklim hangi yönde esinti yapıyor diye iyice araştırıldıktan sonra Chris Evans’ın kalkanını rafa kaldırmasını da fırsat bilerek yeni bir döneme girmiş stüdyo. Ama bunu bile televizyonda yaparak Black Panther haricinde fırsat eşitliğine el açmayacaklarının haberini veriyor sanki. Zorlama hikâyeler, diğer Marvel kahramanlarının çevrelerinden araklanmış bir takım ismini unuttuğumuz yan çarlar ile başlamayan, başlasa da akmayan bir eziyet resmen. Bunun benim Captain America özelindeki her şeyi fazlasıyla sıkıcı bulmamla bir alakası olabilir mi? Elbette. Ama sıkıntı şu ki ne Falcon, ne de Kış Bekçisi’nin (Askeri ya da her neyse) seyirciyi ekran karşısında tutabilecek miktarda öyküsü var. Canı oryantalist Orta Doğu manzarası çekenler ilk bölümü izlesin ama tabii..


MADE FOR LOVE (1. Sezon)

Bilimkurgu sosunda bekletilmiş ilişkilerin kadını olarak bir kariyer ilerleten Cristin Milioti, Palm Springs’in hemen ardından yeni bir “Ne çektin be çocuğum.” muhattabını canlandırıyor. Alissa Nutting’in aynı adlı romanından uyarlanan Made for Love, bir teknoloji devi ile tutsak muamelesi gösterdiği eşi arasındaki ilişkiyi konu almakta. Paçasını bu sosyopatın dünyasından kurtardığını zanneden esas kızımız baba ocağına dönüp nefes alacakken aslında kelepçelerinden tamamen kurtulamadığına vakıf oluyor ve sonrasında da iki dünya arasındaki gelgitlerin nabzını tutuyoruz. Kadın düşmanı bir kültürün yaratıcısı olmasından sebep zamane gelişimlerini çuvaldızlayan, pek zengin dev “dehaların” içselleştirdiği seksizmi ve elbette özel hayat ihlalinin nerelere gittiğine dair Black Mirror’ın babaane stilinden uzakta bir yerlerde tatlı bir seyri var Made for Love’ın. Biraz cesur cümleler kurmaktan çekindiği için baş tacı edemesem de öneririm!


CALLS

Devamının gelip gelmeyeceğinden emin olmadığım Calls, Apple’ın daha çok seyirciye ulaşma uğruna ihraç ettiği formatlardan birisi aslında. Fransa’da denenmiş formülle, sadece telefon konuşmalarını dinletip, bunları da ses dalgalarından yarattığı tatmin edici bir vizüalisyonu kullanarak ekrana taşıyan bir dizi. Her bölümünde farklı hikâyeler dinlesek de esasında hepsi zaman yolculuğunun mümkün olduğu alternatif bir gerçeklikte, mevcut realitenin bükülmesi dahilinde olabileceklerden devcileyin bir felaket senaryosunu inceleme alıyor. Nefes dahi almadan, büyük bir zevkle tükettim ilk sezonu ben açıkçası. Yeni topraklar keşfettiğini söylemek güç olsa da ses kayıtlarının arkasına saklanmış hâliyle öyle bir atmosfer yaratıyor ki kapılmamak imkansız. Enteresan seçimlerle karşılaştığımız renkli sesli kadrosu eşliğinde net bir finali olmayacağını bilmemize rağmen yüzde yüzümüzle bağlandığımız minik öykülerinin esiri oldum.


RESIDENT ALIEN (1. Sezon)

Pandemi yokluğu sırasında başına oturma gafletinde bulunduğum ve hatta ilk iki bölüm özelinde umut vaat ediyor diye reklamını yaptığım Resident Alien’ın yakıtı çabuk bitti. Colorado’da minik bir kasabaya düşen uzaylının kendini bu yepyeni medeniyet içerisinde konumlama, göze batmadan insanların arasına karışma mücadelesini konu alıyor Alan Tudyk’in başrolünde yer aldığı yapım. Adı uzaylı olsa da toplum tarafından dışlanmış herhangi bir kalabalığa dahil olduğu da düşünülerek okumasını yapmak mümkün tabii karakterin. Hele ki gerçek renklerini görebilenlerin bütün masumiyetleriyle sadece çocuklar olduğu da düşünülürse. Ancak esas malzemesi haricinde yeni bir fikir üretmemeye fazlasıyla bağlı dizi. Bütün yan karakterleri bu tür bir komedinin hak etmediği kadar karikatürize, ki buradaki baştan savma durum diyaloglara da yansımış. Bu sebeple devamını getirme konusunda çok da ısrarcı olmadığımı not düşmem gerek.


SOLAR OPPOSITES (2. Sezon)

Rick & Morty ekibi yarattıkları evren ile incellere kendilerini ifade etmek için yepyeni zeminler yaratırken boş kalan vakitlerinde de Hulu’ya Solar Opposites’i çıkarıyorlar. İkinci sezonuyla geçtiğimiz Mart ayında sırasını savan bu yapımı bahsini geçirdiğim animasyonu seven herkesin seveceğine şüphe yok. Başlamayanlar için ikinci bir uyarı yapmış olayım. Yalnız yeni sezonunda öyle bir cepten yemeye, Rick & Morty ile işgal edilmiş topraklara tekrar ayak basmaya öyle bir yelteniyorlar ki neredeyse her şeyi tanıdık buldum. Tüm bu ne görevi için geldik, niye buradayızlarını bütün sezona yaymayı başarsalar belki daha farklı bir manzara çıkabilirmiş. Haricinde, evin çocuklarının yarattığı mini medeniyeti de ellerindeki en büyük silahları iken yeteri kadar kullanmamalarına üzüldüğümü belirtmeliyim. Solar Opposites ailesi erkenden söyleyeceklerini bitirdiği için buradaki bütün bilimkurgu, aksiyon, kıyamet efsanelerine referanslı şamata daha ilgi çekici geliyor.

Yarın: Breeders, This Is Us, City on a Hill, Mom ve Invincible

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.