Bu Hafta Sonu Ne İzlesek?
Bu Hafta Sonu Ne İzlesek? | 25-26 Nisan 2026
Sorumluluklarıma yenilerini eklemeye inatla devam ederken, mesai saatimin giderek artmasından şikâyet ediyordum ama “Bu Hafta Sonu Ne İzlesek?” öyle bir tıklandı ki hepsini bir anda unuttum. Öncelikle Instagram’la yetinmeyip buraya da teşrif eden herkese teşekkürlerimi sunayım. Her daim motivasyonumsunuz! O zaman, siteye abone olup Cumartesi sabahları mail kutunuzda buluşmaya ya da eski usul Oscar Boy sayfalarında görüşmeye devam. Hadi geçelim, 23 Nisan’ı bağlayıp izin yapanlara ilaç gibi gelecek hafta sonu seyir listesine…

Half Man
Oksijen’in pek şahane eki O2 sayfalarında ballandıra ballandıra övdüğüm Half Man nihayet başladı. HBO Max’te 6 hafta sürecek mini dizi, Baby Reindeer ile yeryüzündeki tüm ödülleri silip süpüren Richard Gadd’in imzasını taşıyor. Billy Elliot’dan beri radarımızda olan Jamie Bell ile birlikte birbirinden çok farklı iki üvey kardeşi canlandırıyorlar. 30 küsur yıla yayılan bu tanışıklığın dönüm noktalarına odaklanan yapımın esas meselesi ise erkeklik kavramının doğurduğu şiddet, duygusal yıkım ve tüm bunların acımasız doğası. Ne yapın edin, erkenden başlayın. Emmy yarışında sıklıkla anacağız.

Running Point
Bu hafta esas şamata Netflix’te. Sırayla gidelim… Daha yeni bir Oscar adaylığı kapan Kate Hudson’ın dizisi Running Point ikinci sezonuyla geri döndü. Mindy Kaling ve Ike Barinholtz üretimi yapım, ailesinin sahibi olduğu profesyonel basketbol takımının başına geçen bir kadını ve birbirinden garip erkek kardeşlerini anlatıyor. Bu sezon karakterin nihayet biraz derinlik kazanmasını umuyorum.
Daha dişe gelen bir şey arayanlara ise Zach Galifianakis imzalı This Is a Gardening Show‘u önerebilirim. Between Two Ferns’teki absürt mizahını başka bir forma taşıyan Galifianakis, 15 dakikalık bölümlerde önce çocuklarla sohbet ediyor, ardından işin uzmanına kulak veriyor ve son dokunuşu kendisi yapıyor. Kısa, tuhaf ve yer yer beklenmedik şekilde öğretici.

Apex
Netflix’in bu hafta sonu her eve uğrama potansiyeli olan filmi ise Apex. İzlanda’dan Hollywood’a geçiş yaptığından beri aksiyona takmış durumda olan Baltasar Kormákur’un yönettiği film, Charlize Theron ve Taron Egerton’ı buluşturuyor. Dağcılık geçmişinde yaşadığı travmanın ardından Avustralya’daki bir tabiat parkına giden bir kadının, avcıya av olduğu bir hayatta kalma hikâyesi.
Bir de Unchosen var. Netflix’in her yıl en az bir kez yokladığı “dini tarikat” janrının (!) yeni örneği. Baskı altındaki bir kadının özgürleşme hikâyesini anlatıyor ama açıkçası pek de başarılı sayılmaz. Onun yerine platforma yeni eklenen, En İyi Film Oscar’lı The Sting’i açmak çok daha iyi bir fikir olabilir. Robert Redford ve Paul Newman’a yeniden âşık olma garantili.

Nikki Glaser: Good Girl
Tüm bunların dışında Disney+’ta Nikki Glaser’ın yeni stand-up gösterisi Good Girl yayında. Son iki yıldır Altın Küre sunuculuğu ve roast geceleriyle iyice görünür olan Glaser, mizahının alıştırdığı temaları bir kez daha masaya yatırıyor. Prime Video’da ise Aubrey Plaza imzalı bir animasyon dizi var: Kevin. Sahipleri ayrıldıktan sonra hayvan kurtarma merkezine düşen bir kedinin etrafında dönüyor öykü.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















