The Honourable Woman

The Honourable Woman

Maggie Gyllenhaal
Maggie Gyllenhaal

Uzunca bir süre 2013/14 televizyon sezonu üzerine sohbet ettikten sonra yaz dizilerinin yavaş yavaş finallerini yaptığı o aralığa geldik. Yani bu önümüzdeki 2-3 haftalık süreç içerisinde pek çok Sezon Günlükleri yazısı göreceğinize emin olabilirsiniz. Orange Is the New Black’in ikinci sezonundan bu yana 2014/15 sezonuyla ilgili pek bir şey karalayamamıştım. Bugün geri dönüşü The Honourable Woman ile yapacağız. Tek sezonluk bir mini dizi olan The Honourable Woman, İngiltere’de BBC Two, ABD’de ise SundanceTV’de gösteriliyor. Hatta Amerikalı izleyici rötarlı start sebebiyle henüz beşinci bölümü bile izleyebilmiş değil. Lakin bizler İngiltere ile eş zamanlı olarak izleme fırsatı bulabildiğimizden ne yazık ki oldukça başarılı olan bu olağanüstü dizinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Yani Sezon Günlükleri’ne kusursuz, fakat buruk bir dönüş yapıyorum.

The Honourable Woman, dediğim gibi bir mini dizi. 8 bölümlük macerasını sona erdiren yapım ne yazık ki ikinci sezon için asla geri dönmeyecek. Hatta bu başarının üzerine senartist Hugo Blick’e konuyla ilgili sualler yöneltilmiş ve o da kesin bir dille ikinci sezonun olmayacağını söylemiş. Peki The Honourable Woman ne anlatıyor? İsrail ile Filistin arasındaki ilişkilerde sahip oldukları şirket ile aktif rol oynayan iki kardeşin öyküsünü izliyoruz. Nessa (Maggie Gyllenhaal) ve Ephra (Andrew Buchan) babalarından kalan mirası doğru bir şekilde kullanarak, sıkıntılı dönemler geçiren topraklara çeşitli atılımlar yaparak halkın gelişimine katkıda bulunan iki kardeş. Yalnız şöyle ufak bir ayrıntı var ki, Ephra günümüzden tam sekiz yıl evvel işleri kızkardeşine devredip geri planda kalmayı tercih etmiş. İşte tam da bu ayrıntıdan beslenerek büyük bir sırrı neredeyse son bölümüne kadar saklayıp merak uyandırıyor The Honourable Woman.

Lubna Azabal
Lubna Azabal

İki kardeşin hayatında bir şekilde yer alan ya da yer alacak pek çok karakter var dizide. Mesela Atika (Lubna Azabal), ikisiyle de farklı bağlara sahip. Aynı zamanda Nessa kadar da ketum, gizemli bir kadın. Ephra’nın eşi Rachel (Katharine Parkinson) etrafında ne olup bittiğinden habersiz olmasına rağmen, huzursuzluklarının hesabını sorabilen bir başka karakter. Hugh (Stephen Rea) işi sebebiyle düştüğü girdapların içerisinde iki kadının (Janet McTeer ve Lindsay Duncan) esiri olmuş bir adam. Monica Chatwin (Eve Best) görünmez şeytan, Shlomo (Igal Naor) bir iyilik meleği, Nathaniel (Tobias Menzies) ise talihsiz bir nefer. Herkesin Stein ailesinin tarifi mümkünsüz hayatlarında öyle farklı yerleri var ki, bir bütün olarak görmeden bu kadar çok karakterin bir arada kusursuz bir şekilde işleyebileceğine inanmıyorsunuz. Ama tabii Gyllenhaal’un önderliğinde ilerleyen ekibin, çoğu zaman başarılı aktrisin gölgesi altığında kaldığını da eklemem gerek.

The Honourable Woman, ne yazık ki konusu hakkında kolay açıklamalar yapabildiğiniz bir dizi değil. Çünkü başlayan her cümlenin sonunda bir sır yaratıyor. Ki bence ilk bölümünde seyircisinin tek bir sorusuna dahi cevap vermeyen Hugo Blick’in senaryosu başarısını da buradan yakalıyor. Mesela uzunca bir süre Atika ile Nessa arasındaki ilişkinin ayrıntılarını gizlemesine rağmen merağımızın hiddetini azaltmadı. En önemlisi dikkatimizi dağıtmak için ucuz yollara başvurmadı ve odaklandığı noktaya ilerlerken asla yönünü kaybetmedi. Neredeyse bir saat uzunluğundaki her bölümünde amaca hizmet etmeyen tek bir sahne, fazlalık yoktu. Bir de oyuncularının dört dörtlük performansı hepsinin üzerine eklenince ortaya 2014 yazının en iyi dizilerinden biri çıktı. Sanıyorum önümüzdeki yıl gerçekleşecek Emmy Ödülleri’nde mini dizi kategorilerini işgal etmek için şimdilik en büyük adayımız The Honourable Woman dersem, yanlış olmaz.

Stephen Rea
Stephen Rea

Tüm bunlara ek olarak Hugo Blick’in nüanslı yönetimini ve Martin Phipps’in tüm öyküye yakışan müziklerine de dikkat çekmek istiyorum. Gyllenhaal’un kusursuz İngiliz aksanı da cabası. Açıkçası Amerikalı oyuncuların aksanlar için büyük mücadele verip sonrasında hüsrana uğratmasına çok alışmıştım. Lakin Gyllenhaal, dizi boyunca tutunduğu sakin tavırla üzerine çok çalıştığı belli olan aksanını birleştirip ortaya tadından yenmez bir karakter çıkarmış. Muhtemelen Nessa Stein, son yıllarda televizyonda gördüğümüz en naif ve en güçlük kadın karakterlerden. Neyse ki beyazperdede kadınlara verilen rollerin niteliği giderek azalmasına rağmen, Gyllenhaal her aktrisin oynamak isteyeceği bir rolde televizyonun cinsiyet ayrımı yapmadığını ve her oyuncuya uygun, zengin rollerin var olduğınu kanıtlıyor. Ben size izlemenizi tavsiye etmekten başka bir şey yapamayacağım. Ama ısrarcı olduğumu, The Honourable Woman’ın değme Amerikan dizilerine taş çıkardığını eklemem şart!

En İyi Bölüm: The Paring Knife (Bölüm 8)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Maggie Gyllenhaal (Nessa Stein)
Sezon Notu: A

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın