True Blood – 7. Sezon

True Blood – 7. Sezon

Anna Paquin ve Joe Manganiello
Anna Paquin ve Joe Manganiello

Bir zamanlar sayısız hayranı olan dizileri son birkaç yıldır teker teker son yolculuklarına uğurluyoruz. Desperate Housewives ve How I Met Your Mother ilk güne nazaran daha az bir izleyici kitlesiyle final yapan dizilerin ilk ikisiydi. Şimdi de sıra True Blood’a geldi. Geçtiğimiz Pazar gecesi yedinci ve son sezonuna noktayı koyan yapım, geri dönmemek üzere HBO ekranlarına veda etti. Bundan böyle doğaüstü varlıklara olan ihtiyacımızı başka dizilerle gidermeye çalışacak ve Bon Temps’ın birbirinden orijinal, kimi zaman karikatürize sayılabilecek kadar uçta olan karakterlerini başka yerlerde arayacağız. Şimdi gelelim 2008 yılında yayın hayatı başlayan True Blood’ın oldukça kötü geçen ve özellikle son bölümünde iyice dibe vuran yedinci sezonuna…

Altıncı sezon ile ilk yıllarına geri dönüş yapan ve arka arkaya birden fazla başarılı hikaye sıralayan True Blood, bu yıl akla gelebilecek en klişe yolları tercih ederek uzun yıllardır devam eden macerasını bitirdi. Sookie Stackhouse (Anna Paquin) gibi dünya üzerinde kimsenin sevmediği bir ana karaktere sahip olmasına rağmen bir kez olsun şikayet etmemiş, diziyle olan bağımızı koparmamıştık. Ama bu yıl kucaktan kucağa gezen Sookie’nin dışında da sayısız problemi vardı True Blood’ın. Önce işe sevilen karakterlerini oldukça mantıksız bir şekilde hunharca öldürerek başladı. Ardından da heyecan yaratan yeni tehlikeleri bir anda tüketerek hiç aklınıza gelmeyecek yerlerde konuyu değiştirmeye çalıştı. Başından beri tahammül edemediğim bir başka karakter olan Bill Compton’ın (Stephen Moyer) beni sevindirebilecek sonuna bile doğru düzgün reaksiyon veremedim.

Jim Parrack, Ryan Kwanten ve Ashley Hinshaw
Jim Parrack, Ryan Kwanten ve Ashley Hinshaw

Uzun zamandır Eric (Alexander Skarsgard) ve Pam (Kristin Bauer van Straten) ikilisinin etinden sütünden yararlanmayan yazarlar sonunda özellikle Pam’i eski günlerine geri döndürerek bir kahkaha makinasına dönüştürmeyi akıl etmiş neyse ki. Bu yıl Pam ve tabii ki de Lafayette (Nelsan Ellis) sayesinde biraz olsun çekilebilir bir hale geldi True Blood. Eğer bu ikili de hikayeye dahil olmasaydı sanıyorum tüm yılı Sookie’nin can sıkıcı buhranlarında geçirmek zorunda kalacaktık. Unutmadan Jason Stackhouse’un da (Ryan Kwanten) ilk kez ayaklarının yere bastığını eklemek gerek. Yatağında bir kadını 24 saatten fazla tutmayan Jason sonunda durulmayı başardı ve işe yarar bir adama dönüştü.

Şikayetçi olduğum bir başka mevzu da Hoyt’un (Jim Parrack) diziye dahil ediliş şekli. Bugüne kadar True Blood’a dahil olan ya da geri dönen tüm karakterler için görkemli hikayeler yazılır, buna göre etrafındaki karaktlerin kaderleri de değiştirilirdi. Fakat Hoyt ve Jessica (Deborah Ann Woll) için nedense buna gerek görülmemiş. Aynısı Sarah Newlin (Anna Camp) için de geçerli. Sanıyorum True Blood’ın sadece 10 bölüm süren son sezonunun bu kadar uzun hissettirmesinin başlıca sebebi de bu baştan savma olaylar ve diyaloglardı. Pam – Eric ikilisine yazılan final, Bill’in Ali Rıza Tekin’i andıran gururu, Sookie’nin “Ama ben Alcide’e aşık değilim.” tripleri adeta üçüncü sınıf bir CW dizisini andırıyordu.

Kristin Bauer van Straten
Kristin Bauer van Straten

Her şeye rağmen True Blood’ı yedi yıl (daha doğrusu ilk altı yıl) soluksuz bir şekilde izledik. Belki devam etseydi de bu kadar şikayet etmeyecektik. Fakat diziye çok hakim olmayan biri bile ilk sezonlardan bir bölümle bu sezondan bir bölümü izleyip karşılaştırdığında hangisinin zayıf olduğunu çok kolay bir şekilde söyleyebilir. Bir iki iyi fikir haricinde Bon Temps’a yaptığımız vedaya üzülmek için pek bir sebep bulamadım açıkçası. Tabii gönül isterdi ki Ginger’ın (Tara Buck) kendine ait yeni bir dizisi olsun ve sonsuza kadar izleyelim. Ama bu kadar vampir, kurtadam ve peri hepimize yetti. Daha evvel Six Feet Under ve Cybill gibi iki harika diziye imza atan Alan Ball’un sıradaki projesini merakla bekleme zamanı şimdi. Bakalım Oscar ödüllü ünlü senarist televizyonda şimdi hangi yöne doğru yola çıkacak.

En İyi Bölüm: Karma (Bölüm 6)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Kristin Bauer van Straten (Pam Swynford De Beaufort)
Sezon Notu: B-

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

0 Yorum

  1. Metin

    Vallaha nihayet bitti dedim. Bir de şu saçma sapan Vampire Diaries bitse (gerçi belki bitmiştir, izlemeye tahammül edemediğimden iki sene önce kaçmıştım o diziden). Supernatural da kötü sezonlara imza atıyor ama daha iyi yazılmış diyalogları var, oyuncular daha başarılı olunca Supernatural’ı zevkle izlemeye devam edebiliyorsun; bir de her şeyiyle çok iyi olan Penny Dreadful var ki bu iki dizi yanında True Blood çok sönük kalıyor. Jessica ve Pam’i özleyeceğim ama o kadar…

    Yanıt

Bir Cevap Yazın