2014’ün En İyi 50 Filmi: #31 – 40

2014’ün En İyi 50 Filmi: #31 – 40

2014 yapımı filmlerle ilişiğimi kesmek için dün geçtiğimiz yılın en iyi 50 filmini sıralamaya başladım. Adım adım bir numaraya doğru ilerlerken amacım hem sonlanmak üzere olan bir ödül sezonuna daha veda busesi kondurmak, hem de izlemek için vakit yaratamadığınız filmleri sizlere bir kez daha hatırlatarak tekrardan ilginizi çekmek. Bugün uzun yolculuğumuzun ikinci aşamasındayız. Yine farklı kulvarlarda yer alan yönetmenler ve hikayeler bir araya geldi on yapımdan oluşan sıralamada. Buyrun başlayalım…

#40: THE WAY HE LOOKS

Yönetmen: Daniel Ribeiro

Neden izlemeliydiniz?

  • Bu yıl o kısa film listesinde yer almayı Hollanda, Polonya ve Estonya’dan daha fazla hak eden bir film görmek için. Zaten Mommy, Kış Uykusu ve Two Days One Night üçlüsüne sırası geldiğinde methiyeler dizeceğim; ama Brezilya’nın aday adayı da es geçilebilecek gibi değil.
  • Entellektüel beklentileri bir kenara bırakıp hikaye anlatımının gücünü bir kez daha hatırlamak için. The Way He Looks belki bir başyapıt değil. Lakin bu sene beyazperdede gördüğümüz en naif senaryolardan birine sahip. İzlemeden yılı sonlandırmak olmaz.
  • Daniel Ribeiro isimli yönetmenle tanışmak için. Henüz daha yolun çok başında. Tabii ilk filmi olmasına rağmen The Way He Looks’da başardıkları geleceğine umutla bakmamıza sebep oluyor.

#39: PREDESTINATION

Yönetmen: Michael & Peter Spierig

Neden izlemeliydiniz?

  • Sarah Snook’un aklınızı başınızdan alacak performansı için. Belki Avustralya Akademisi haricinde kimseler tarafından fark edilmemiş olabilir; ama Snook filmi sırtında taşıyor ve yer aldığı her sahnede parlayarak önümüzdeki yıllarda ondan gözümüzü ayırmamız gerektiğini haber veriyor.
  • Keskin kurgusu için. Hem hikayenin akışındaki kurgu, hem de filmin teknik kurgusu bana kalırsa muazzam. Film sürekli olarak dönen bir girdabın içerisinde yer alsa da asla seyircinin kafasını karıştırmıyor.
  • “Twist” gibi “twist” izlemek için. Spierig Kardeşler’in bizzat Robert A. Heinlein’ın hikayesinden uyarladığı Predestination, bir tek MTV Film Ödülleri tarafından takdir edilen “WTF Moment”ın hakkını veriyor.

#38: GONE GIRL

Yönetmen: David Fincher

Neden izlemeliydiniz?

  • Beyazperdenin gördüğü en muhteşem kadın karakterlerden biriyle tanışmak için. Amy Dunne… Başka da bir şey söylemeye gerek yok. İsmi tek başına yetiyor.
  • Rosamund Pike ile Neil Patrick Harris’in muhteşem sevişme sahnesi için. Böyle bir şeyi ancak David Fincher hakkıyla çekebilirdi. Filmin Fincher’a ait olduğunun yegane kanıtı. 15 saniyeyi aşmayan bir sekansta yönetmenlik (+ kurgu) dersi veriyor.
  • Trent Reznor ve Atticus Ross’ın dehası için. Kabul ediyorum, filmin dışında dinlediğimde bana da pek bir şey ifade etmeyen müzikler yapıyor bu ikili. Fakat Fincher’ın kariyerinin son yıllarında yaptığı her şeye adeta bir ruh, bir karakter kattılar.

#37: COHERENCE

Yönetmen: James Ward Byrkit

Neden izlemeliydiniz?

  • Her bilimkurgu filminin abartılı görsel efektlere ihtiyaç duymadığını öğrenmek için. Ayrıca en ala gerilimleri de cebinden çıkardığını ekleyeyim. Bu yıl beni koltuğuma gömen ender filmlerden.
  • Doğaçlamanın iyi bir örneğini görmek için. Bu yıl aynı başlık altında pek çok yapım gördüğümüz için neyin iyi neyin kötü olduğunu daha iyi ayırt edebiliyoruz ve Coherence kesinlikle “iyi” olarak kabul ettiğimiz doğaçlama grubunda.
  • James Ward Byrkit’in kariyerine daha en başından eşlik etmek için. Benzer bir hissi Mike Cahill imzalı Another Earth’ü izlerken de yaşamıştım. Byrkit’in de benzer başarılar elde edeceğinden şüphem yok.

#36: FOXCATCHER

Yönetmen: Bennett Miller

Neden izlemeliydiniz?

  • Çağımızın en iyi Amerikan yönetmenlerinden birinin elinden çıktığı için. Bennett Miller zaten Capote ve Moneyball ile yaptığı işe ne kadar hakim olduğunu kanıtlamıştı. Foxcatcher bu ikiliye göre daha zayıf bir iş olmasına rağmen Miller’ın vizyon sahibi olduğunu bir kez daha gösteriyor.
  • Channing Tatum’un büyüleyici performansı için. Açıkçası Steve Carell’in ağır makyaj altındaki (bana göre) berbat oyunculuğu pek ilgimi çekmedi. Ruffalo’nun da pek bir efor sarf ettiği söylenemez. Ama Tatum nefes kesiyor. Son yılların en etkileyici işçiliklerinden biri.
  • Her gerilim filminin tansiyonu yükseltmek adına iniş çıkışlara ihtiyaç duymadığını görmek için. Miller tamamen üç ana karakterinin psikolojilerine eğilerek, onların iç dünyasıyla ivmeyi yükseltiyor. Tek büyük olayı finale saklayarak, iki saat boyunca seyircisini hazmı zor bir gerilimin ortasında bırakıyor.

#35: BLIND

Yönetmen: Eskil Vogt

Neden izlemeliydiniz?

  • Avrupa’nın en iyi sinemacılarının Kuzey’den çıktığını görmek için. Eskil Vogt, zaten Oslo August 31st’de kaleminin gücünü göstermişti. Şimdi Blind’da bir de yönetmenlik kabiliyetlerine şahit olduk.
  • Yılın en iyi kurgulanmış filmlerinden biri olduğu için. Özellikle son çeyrekte filmi makaslayan Jens Christian Fodstad’ın emekleri daha da iyi anlaşılıyor.
  • Ellen Dorrit Petersen’ın adını ezberlemek için. Filmi izledikten sonra bu sene adını andığımız pek çok kadın oyuncudan daha iyi bir performans ortaya koyduğunu gördüm Petersen’ın. İsmini kolay kolay aklımdan atamayacağım.

#34: FRANK

Yönetmen: Leonard Abrahamson

Neden izlemeliydiniz?

  • Maggie Gyllenhaal için. Bugüne kadar Secretary, Crazy Heart ve Sherrybaby gibi filmlerde oldukça iyi performanslar verdi Gyllenhaal. Hatta bu yıl izlediğimiz mini dizisi The Honourable Woman’da da harikaydı. Ama bence bugüne kadarki en iyi oyunculuğunu Frank’de izledik.
  • Michael Fassbender’ın filmin finalindeki “I Love You All” performansı için. Tüm yeteneklerini (!) görme imkanına eriştiğimiz başarılı aktör bu filmde bol bol da şarkı söylüyor. Ama tabii hiçbiri “I Love You All” kadar akılda kalıcı değildi.
  • Lenny Abrahamson’ın bir sonraki filmini merakla beklemek için. İstanbul Film Festivali’nden What Richard Did ile Altın Lale almayı başaran Abrahamson, hayal kırıklığı yaratmadan yoluna devam ediyor. Sıradaki filmi Room için de gözlerimizi dört açtık, bekliyoruz.

#33: LOCKE

Yönetmen: Steven Knight

Neden izlemeliydiniz?

  • Steven Knight’ın kıvrak zekası için. Karşınızda Dirty Pretty Things ve Eastern Promises’ı yazmış bir adam var. Yönetmenlik koltuğuna oturduğu bu filmde de tek kabiliyetli yanının kalemi olmadığını göstermiş.
  • Tom Hardy’nin başarılı performansı için. Film tamamen onun karakterinden oluşmakta zaten. Eğer ki Hardy hedefi ıskalamış olsaydı şu an Locke’dan konuşmuyor olurduk. Ama o rolünün gereklerini fazlasıyla yerine getirerek harikalar yaratmış.
  • Olivia Colman’ı özlediğiniz için. Açıkçası ben bu şahane yeteneğe doyamıyorum. Şu aralar Broadchurch’ün ikinci sezonu oynamakta olduğu için biraz mutluyum; ama o uzun süreli yokluğunda Locke’daki sesi bile beni mutlu etmeye yetti.

#32: TRACKS

Yönetmen: John Curran

Neden izlemeliydiniz?

  • Mia Wasikowska henüz 20’li yaşlarında olan aktrisler arasında en sağlam kariyere sahip olduğu için. Böylesine iyi rol seçimleri yapan başka bir akranı yok. Üstelik her filminde istisnasız olarak kusursuzluğa oynuyor. Bu kadar mükemmel olma Wasikowska!
  • Girls’ün Adam Driver’ının dizi haricinde neler yaptığını görmek için. Şu ana kadar Girls’ün Adam’ına benzer karakterleri canlandırarak yoluna devam eden Driver kesesini ağırlaştırmayı başardı. Tracks’de biraz çizgisinin dışına çıkmış; ama henüz farklı bir hamlesini göremedik.
  • Kendini keşfetmeye yönelik yolculuk filmlerinin en iyilerinden biri olduğu için. Tabii ki de ben Wild’ı Tracks’e tercih ederim; fakat John Curran’ın filmini de görmezden gelecek değilim. Hazır aklıma gelmişken filmin görüntü yönetmeni Mandy Walker’ı da alkışlayabilirim?

#31: X-MEN: DAYS OF FUTURE PAST

Yönetmen: Bryan Singer

Neden izlemeliydiniz?

  • Bugüne kadar yapılmış istisnasız en iyi X-Men filmi olduğu için. Tartışmayacağım dahi. Böyle zekice yazılmış süper kahraman filmlerini bir tek Nolan yapabilir sanıyorduk, yanılmışız.
  • Quicksilver’lı unutulmaz sahnesi için. Henüz izlemediyseniz sırf şu sahnenin hatrına filmin başına oturmanız gerek. Hem X-Men serisinin, hem de 2014’ün unutulmaz anlarından biriydi. Quicksilver’a da ayrı bir film yapsalar fena mı olur?
  • Hugh Jackman’ın eşi her gün biraz daha Frankenstein’ın karısına benzerken adamın giderek gençleştiğini görmek için. Artık dur Jackman! Sinirlerimizi bozuyorsun.
2014 Yazıları
2014'ün En İyi 50 Filmi: #41-50
Oscar Boy Ödülleri: Adaylar | Kısa Listeler

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın