Takip et

Eleştiri

The Lego Movie 2: The Second Part

tarihinde yayınlandı.

Yönetmen: Mike Mitchell | Seslendirenler: Chris Pratt, Elizabeth Banks, Will Arnett, Tiffany Haddish, Stephanie Beatriz, Charlie Day, Alison Brie, Nick Offerman, Jadon Sand, Brooklynn Prince, Maya Rudolph, Will Ferrell, Richard Ayoade, Channing Tatum, Jonah Hill, Cobie Smulders, Jason Momoa, Margot Rubin, Ike Barinholtz, Ralph Fiennes, Will Forte, Bruce Willis, Ben Schwartz, Jimmy O . Yang, Noel Fielding, Jorma Taccone | Senaryo: Phil Lord, Christopher Miller, Matthew Fogel | 107 dakika | Animasyon, Aksiyon, Macera

Fazla şekerli ürün yemiş bir çocuğun nefes almadan saatlerce çığlık atmasına pek benzettiğim The Lego Movie’ye devam filmi gelmiş. Araya Ninjago ve Batman ile farklı maceralar sığdıran franchise, “Everything Is Awesome”dan “Catchy Song”a geçiş sürecinde LEGO’nun kendi bünyesinde yaptığı ticari ortaklıklara da itaat eden, çığlığın şiddetini bir nebze de olsun azaltıp salt eğlenmeye kafayı takan, fikri bol ve renkli bir çorba çıkarmış bu sefer. 2014 tarihli sağır edici gürültüye kulaklarını tıkamayı tercih etmiş bir izleyici olarak, bu umursamaz tavırlı ikinci parçayı çok daha sürükleyici buldum açıkçası. Phil Lord ve Christopher Miller’a ait fikir fabrikasının son ürününde daha evvel rahatsızlık duyduğum kendini ciddiye alan tavır yok neyse ki. Animasyona yepyeni bir soluk getirdik, şimdi tekniği askıya alıp işimize bakalım demişler gibi. Öyle ki direkt bu piyasanın milyon dolarlık bütçelerle nefes alıp vermesine öncü olmuş Pixar’ın izinden gidip kalplere hitap etmeyi asıl amaç olarak bellemişler. Hatırlarsanız bir önceki Lego filminde, Will Ferrell’ın da dahil olduğu live action bir kapanış yapmıştık. Şimdi evin büyük oğlunun oyuncaklarını alıp, küçük kızkardeşinin setleriyle birleştiriyor. Hiçbir anlam ifade etmeyen şekillere sahip tonla canlı, Mad Max: Fury Road ile The Stepford Wives referansları, boy boy Wonder Woman ve canımız ciğerimiz Ruth Bader Ginsburg’lu şamatada alıştığımız “kahraman” fikriyle de alayını geçen, hatta bir noktada açıkça günü kurtararının hep kadınlar olduğuna ima eden bir mesaj da mevcut. Yalnız politik değerlerini bir kenara bırakalım, çaktırmadan bir miras yaratmaya çalışan, Jump Street’inden Spider-Man’ine ezber ettiğimiz evrenlere taze bakış açıları getiren Lord ile Miller’ın hayal dünyasını kısa bir süre içerisinde tekrar ziyaret edebildiğimiz için bile değerli The Lego Movie 2. Her gün evrilen komedi anlayışımızın tüm fazlalıklarından arınmış bir versiyonunu bize asla sunabileceklerini sanmıyorum. Çünkü mübalağadan, kurgulamamaktan, fikir üstünde fikir parçalamaktan beslenen bir kaosa tutkunlar belli ki. Ancak şunu söyleyebiliyorum; işlemeyen taraflarına rağmen, gişede de aradığını bulamamış bu devam filmi Lord ile Miller beyefendiler için neden heyecanlanıldığını kavramama epey yardımcı oldu. Hiperaktifliklerinin bir doz da olsun azaldığını görünce, eğlence kültürüne ve en önemlisi sinemaya duydukları hayranlığı daha net görebilmiş gibi hissediyorum. The Second Part’a gelen itirazları da anlayabiliyorum. İlk parçada yer alan devrim niteliğindeki neşeli aşırılıkların şekil değiştirmesine ihtiyaç duymuş belli ki izleyici. O yüzden The Lego Movie 2, anlamsızlıklar denizinde henüz boğulmayan kesimin filmi oluyor. Öyle ki simli kusmuk diye anmayı tercih ettiğim orijinal filme geri dönüp göz atma fikrini bile soktu aklıma, gerisini siz düşünün. Son olarak, Türkiye’de animasyonların altyazılı vizyona girmemesine haklı isyanımızı hatırlatmak istiyorum. Seslendirme piyasasındaki düşen fiyatlarla kalite arasındaki doğru orantı seyirciyi de vuruyor, anlayın artık şunu!

Devamını oku
Yorum Yapın

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin